Trump’ın «Yeni» ABD’si ile Muhafazakârların İran’ı arasında…


Türkiye!

Suudi Arabistan arka planda, Türkiye “cephede” bir Şii-Sünni çatışma tablosunu zihnizde oluşturabiliyor musunuz? Türkiye için çok ciddi olumsuz sonuçları olabilecek bir tablo. turkey Bölgedeki ABD destekli Kürt hareketi bugün Türkiye’nin ülke ulus bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor. Şii-Sünni temelli yeni bir çatışma, bu kez dinsel temelli yeni bir bölücü/parçalayıcı tehdidi ortaya çıkarmaz mı? Türkiye’nin böyle bir tehdidin altında kalkması hiç kolay değildir! Körfez Savaşı’nda “bir koyup üç alacağız” söylemi ile ikna edilen Türkiye’nin, “üçü” alamadığı gibi, verdiği “birden” de vazgeçmek zorunda kaldığını da hatırlayalım. Suriye krizinde ise, Türkiye, Batı tarafından ortada bırakılmıştır. Türkiye, İran ile komşudur; mezhep farklılığı olsa da aralarında ciddi ortak bağlar vardır. Ayrıca İran’ı karşısına almasının, mevcut iç ve dış koşullarda, Türkiye’yi eş zamanlı olarak birden fazla cephe ile uğraşmak durumunda bırakacağına hiç kuşku yok…

***

Continue reading

Astana ve Türkiye: Men dakka dukka…


Erdoğan’ın «İP»i bu kez Esad’ın elinde! …

23 Ocak 2017 tarihinde gerçekleşeceği ifade edilen Suriye krizi ile ilgili toplantı, hâlihazırda, toplantının yapılıp yapılmayacağı da dâhil, ipbazı belirsizlikleri içermekte olsa da, Astana toplantısı, Suriye politikasındaki değişimin çok somut bir işareti niteliğinde… Batının yalnız bırakması sonucu Rusya’ya yanaşan Türkiye, bugün kendisini çok boyutlu «endişeler»le dolu ortamdan kurtarma çabası veriyor. Dün dündür, bugün bugün kaidesi ise devreye girmiyor! Numan Kurtulmuş’tan gelen “tek başına gücümüz yetmedi” açıklaması da, bir itiraf ve teyit niteliğinde… Gelinen noktada sorular: Suriye krizine ilişkin bazı gerçeklerin daha net olarak görülmesine Ankara açısından hizmet ediyor mu? Suriye konusunda yapılan onca hatadan sonra, yoğurdu üfleyerek yiyecek, günü yaşamak yerine görünür geleceği dikkate alan bir yaklaşım sergileyebilecek mi? Şu an için bir tahinde bulunmak son derece güç!

© photocredit

***

Continue reading

2017’e saatler kala…


Dünya Siyaseti açısından öngörüler ve soru işâretleri..!

 

google

Putin’in Türkiye ile ilgili olarak söyledikleri, Moskova-Ankara ilişkilerinin geleceği konusunda bir işaret niteliğinde. . Moskova Ankara’ya yaklaşırken, Türk devlet yapılanmasına sızmış yıkıcı güçler Rusya için sorun olmayacak mı yoksa Rusya bunu Türkiye’ye daha çok nüfuz etmek için bir fırsat olarak mı telaki edecek? Acaba Putin’in sözünü ettiği “sızma”; Rusya’nın Türkiye’den “alacaklar”ını tahsil edebilmesinin ya da Türkiye ile ilgili beklentilerini karşılayabilmesinin önünde ciddi ve güçlü bir engel olarak da alınabilir mi? Rusya’nın bu güçlükleri yönetip yönlendirmesi mümkün olabilecek midir? Yılların içinden süzülüp gelmiş tarihsel-toplumsal algılar bir yana, kimin terörist ya da terör örgütü olduğu konusu ile, İran konusu, Moskova-Ankara ilişkilerinde şimdiden belli olan güçlüklerden bazıları gibi gözükmektedir. Moskova, Ankara’nın Esad konusundaki yaklaşımının değişmiş olmasını geleceğe yönelik olumlu bir işaret olarak görebilir ama, bu işaretin hem sağlam/güvenilir bir işaret olup olmadığının tartışmaya açık olduğu, hem de konjonktürden ileri geldiği de unutulmamalıdır. Gelişmelere bakılınca; 2017’nin ilgili konular açısından her alanda sürprizlere açık bir yıl olabileceği izlenimi yaratıyor!

© photocredit

 

***

Continue reading

2017 Global Forecast


What are the main risks in the Middle East?

 

css2

Turkey’s in-tervention in northern Syria has complicated U.S. and partnered security efforts, as U.S. and Turkish objectives clash with regard to the role and reach of Syrian Kurdish forces. Additionally, Arab-Kurd ten-sions present a specter of a civil war to come. Washington could also reduce support to lo¬cal Syrian rebels in order to deescalate ten¬sions with Russia, Assad, and Turkey. Help Iraq find some solution to the post-ISIS tensions and divisions between its Sunnis and Shi’ite and Arabs and Kurds. These ef¬forts cannot be separated from the threat to Iraq posed by an unstable Syria, and the con¬flicting pressures on Iraq from Iran, Turkey, and outside Arab states. Some form of feder¬alism may be needed, Restructure its relations with a post-coup “Erdogan” Turkey whose relations with the United States and Europe have become steadily more authoritarian, and that is in¬tervening actively in Syria and Iraq. Turkey presents a steadily growing prospect of become a repressive and divisive regime that could lock itself into excessive security measures and pro¬long conflict with its own Kurds while seeking to intervene to deal with Kurds and Turkoman minorities in Syria and Iraq. Turkey will at best be a difficult strategic partner, and is a major “wild card” the Trump administration will have to deal with.

 

***

Continue reading

GELEN GİDENİ ARATACAK MI?


BELİRSİZLİKLERLE DOLU

BİR BAŞKANLIK DÖNEMİ!

 

ABD, uluslararası politikada bir “iniş” süreci yaşasa da; hâlihazırda küresel ölçekte en büyük güç olduğu gerçeği değişmiyor. Aksine, 20 Ocak 2017’deki “Başkan” değişimini önemli kılıyor. trump_turkey Acaba Donald Trump’ın seçim kampanyasında kamuoyuna yansıyan açıklamalarından hareketle, ABD’nin bu yeni dönemdeki duruşuna, bölgesel ve küresel politikalara ilişkin ne gibi çıkarsamalarda bulunulabilir? Çünkü; NATO’, Avrupalı müttefikler, Trans-Pasifik Ortaklığı , Çin, Japonya, İran ve Orta Doğu konularında tehdit niteliğindeki ifadeleri dikkat çekiciydi. Türkiye’ye gelince; Trump’ın İslam karşıtı söylemleri, Türkiye’nin IŞİD bağlantısı konusundaki iddialar, Türkiye için ciddiyet taşıyor. Kürtler ve İran ile ilgili hususlar da, Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Ankara’nın, Irak ve Suriye politikalarının geleceği, Türk-Amerikan ilişkilerinin Trump döneminde göstereceği seyre ve bununla eş zamanlı olarak Ankara-Moskova yakınlaşmasıyla da ilintilidir. Acaba Trump Dönemi «Tarihin Sonu»nun başlangıcı mı olacak?

***

Continue reading

DEAŞ, AKP & TURKEY…


Besle kargayı oysun gözünü mü; elini ver arkanı da kaptır mı?!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk
deash

Deaş’ın Türkiye’deki militanlarına AKP mensuplarını öldürme çağrısı yapıyor. daha önce Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) tarafından üstlenilen, 04 Kasım 2016 tarihinde Diyarbakır-Bağlar’daki bombalı saldırının kendileri tarafından gerçekleştirildiğini savunuyor ve bir kez daha üstleniyor. Fethullah Gülen’i ise tağut ve kâfir ilan ettiği gibi onlara da savaş ilân ediyor. “göstermelik” ve propoganda amaçlı değil ise, IŞİD’ın AKP’yi hedef almasının arkasında üç hususun yer almış olabileceği değerlendirililyor! Peki nedir bu unsurlar?

***

Continue reading

ABD’nin «Yeni Ötekileri…»


…ve Güney Kore’nin pozisyonu!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Haydut Devlet; Kuzey Kore. Çevreleme Politikası’nın hedefi ise Dişli Rakip Çin. ABD’nin Asya’nın bu bölgesindeki müttefikleri, Çin ile ciddi sorunlar yaşayan ülkeler. Bu tablo, tıpkı Afganistan gibi, Kuzey Kore’ye askeri müdahalede bulunulma ihtimalinin hiç de zayıf olmadığına işaret eden bir duruma işâret ediyor. asia ABD’nin Güney Kore’de ve Japonya’da sahip olduğu askeri üsler ve bu üslerde bulundurduğu ciddi askeri varlık nedeniyle, Kuzey Kore’ye askeri müdahale için ABD’nin ilave askeri yığınaklanmaya gerek yok. Ancak; Asya’nın doğusunda kuzeyden güneye doğru inen bir çizgi üzerinde yer alan, birden fazla ciddi krize dolaylı olarak angaje olmuş durumda. Washington’un hem bölgedeki askeri yapılanmasını güçlendirmeye, hem bunu yaparken uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmemeye, hem de yaptıklarının ve yapacaklarının maliyetini aşağıya çekmeye ihtiyacı var. ABD’nin bu tabloya bakarak, Güney Kore’de konuşlandıracağı hava savunma (THAAD) sistemi, hedefe yaklaşan kısa ve orta menzilli balistik füzeleri vurmak için tasarlanmış; konvansiyonel ve nükleer savaş başlığı taşıyan balistik füzeler ile ilgili riskleri en aza indiren bir sistem. Konu, dolaylı bile olsa, Orta Doğu’yu çok yakından ilgilendiren bir mahiyet de arz ediyor…

***

Continue reading

%d bloggers like this: