Siz, önünüze atılan Hollanda Peyniri ile oyalanırken…


 

Türkiye, kendi felâketine yol açacak gelişmelerle karşı karşıya!

1) Referandum bahanesi ileri sürülerek Türkiye Rakka Operasyonu’ndan dışlanıyor. 2) Suriye Kürtleri’nin Özerklik ilân ettikleri Menbiç, ABD’nin üssü yapılıyor. 3) Rus askeri güçleri PYD kokartları ile dolaşıyor, ABD askerleri örneğinde gösterilen Türk tepkisinin Rus olunca esamesi okunmuyor TSK’nın ise; ABD, Rusya ve Suriye askerleri ve YPG güçleri ile karşı karşıya bulunduğundan dolayı ilerlemesi durma noktasına gelmiş bulunuyor. 4) Türkiye’nin güdümündeki muhalifler Astana Toplantısı’na katılmayı boykot ettiklerinden, Ankara oyunbozanlık etmekle suçlanıyor. 5) ABD Kuveyt dahil bir çok ülke ve bölgede asker yığınağını artırıyor. 6) Irak’ın parçalanması sürecinde Erbil merkezli Kürt Devleti’nin ilânı, Suriye’nin Federal Devlet yapısına kavuşturulması çabaları hızlanmışken, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü derinden etkileyecek çeşitli gelişmelere Ankara suskun kalıyor. 7) Suriye Kürtleri’nin, tıpkı Irak Kürtleri gibi, federalizm üzerinden Şam’dan kademeli bir şekilde kopma sürecine girmesi ABD tarafından destekleniyor ve hedef kontrolü altında tutacağı bir bölge oluşturmak. Şam sessiz. 8) Türkiye kendi içinde federalizme sürükleniyor. 9) Suudi Arabistan-ABD ilişkilerinin olumlu yönde değişmeye başlaması, Türkiye’ye olumsuz olarak yansıyabilecek bir gelişme olarak görülüyor. Türkiye’nin desteklerden yoksun kalması mümkün. Sürekli ciddiyet ve güç kaybına sürüklenen Türkiye yükünü taşıyacak ülke sayısı azalıyor. 10) …Ve bütün bu gelişmeler Türkiye’yi kolayca hedef alınabilecek bir ülke konumuna sürüklüyor…

Referandum soslu Gouda peynir parçası ile oynamaya devam edin sizler…

***

Continue reading

ABD – Türkiye ilişkilerinde «ayıp» artık «yorgan altında» değil…


 

Aleni ve herkes seyrediyorken, AKP’li arkadaşlar görmezden geliyorlar!

Ankara’nın, kimseye kulak asmadan, 15 yıldır tek başına borusunu öttürdüğü hükümeti, Türkiye’nin ülke bütünlüğü açısından vahimden de öteye suçlar işliyor!

Sürekli gündem değişikliğine giderek, MHP desteğiyle, hamaseti, biatı ve benzer yöntemleri kullanarak toplumun gözünü boyuyor; Almanya’yı, Hollanda’yı, AB üyesi bile olmayan İsviçre’yi kullanıyor ve ne olup bittiğinin farkında olmayı bırakın, ülkesinin nerelere sürüklendiğini bile görebilmekten aciz bir avuç çıkarcı ve biatçının yanısıra, psikolojik etkileme silâhlarının mağduru eğitimsiz AKP seçmenini gözünün içine baka baka kandırıyor. Kandırmaktan da öteye, onların gelecek kuşaklarının istikbâlini karartıyor. Tıpkı Atatürk’lü yıllarda, ABD veya İngiltere mandası isteyenler gibi tuzağa düşürüyor! Bunları söyleyenler; ne RTE veya AKP karşıtlarıdır; – zira bu iktidarın demokrasinin gereği sizlerin oylarıyla sandıktan çıkmış olduğunu kabullenmişlerdir – ne de iktidarın fırsat buldukça suçladığı vatan hainleridir! Sadece ve sadece Osmanlı’yı çöküşe sürükleyenleri anımsatıp, örnek ve kıyaslamalarla – Abdulhamid İstibdat Saltanatı gibi [Bknz.]– aklı selim sahibi, hangi siyasi eğilimden, partiden, inaçtan ve mezhepten olurlarsa olsunlar tek vatan, tek bayrak altında yaşamak isteyen, huzur ve gerçek istikrar ile barış, kardeşlik, birlik ve beraberlik, gönenç arayışında olanlarınızı uyarmaktan öteye hiçbir kazançları da yoktur!

Ne diyorlar? Kendi düşen ağlamaz! Gerisi sizlere kalmıştır. Bizlerin güçleri sizlere el uzatıp, yerlerden kaldırmaya bile yetmeyecek ölçüde zayıflamıştır! Bilesininiz ve özellikle de sağduyu sahibi gerçek dindan, mütedeyyin, vatanını ve milletini seven AKP’li arkadaş!… Sonra ‘kimse bizleri uyarmadı’ deme! –

***

Continue reading

Türk – Rus ve Amerikan askeri buluşmaları ne anlama geliyor?


 

Kürt hareketinin bölgede güçlenmiş olması, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor. IŞİD tehdit değeri olarak geride kalıyor. Bu durumda, Türkiye’nin IŞİD ile mücadeleyi, güçlenmiş Kürt hareketine bağlı tehdidi kontrol edecek bir mecrada yürütmesini gerektiriyor.

Antalya’daki üçlü-ikili toplantıları ise, bir askeri/güvenlik toplantısından öteye, Türkiye’nin dış politikadaki durumu, Rusya-ABD ilişkileri ve bu iki büyük gücün mevcut angajmanları dikkate alınarak değerlendirmek ve mevcut güvensizliği gidermede bir diyalog buluşması olarak görmek ve, “kamu diplomasisi” boyutunu da unutmaksızın, Türk diplomasinin son dönemde içine düştüğü zafiyetin bir işaret olarak kabul etmek gerekiyor.

***

Continue reading

Giderek artan iç ve dış tehditler…


 

…ve Türkiye’nin acilen güncellenmesi gereken Ulusal Güvenlik Stratejisi…

kurtt

ABD’nin Orta Doğu’daki muhtemel “geri kazanım” hamlesi nin ağırlıklı bir şekilde proxy unsurlar üzerinden olması beklenmelidir. Bunlar da hiç kuşkusuz; bölge ülkeleri, IŞİD ve Kürt Hareketi olacak.
Türkiye’nin karşısında bugün, 1266 km uzunluğunda bir Kürt Koridoru ile burun buruna gelme olasılığı mevcut. İran ile mevcut 534 km’lik sınırı da eklenince bu mesafe 1800 km’yi buluyor. Buna Hatay ve İskenderun Körfezi de dahil. Kürt Hareketi’nin İran boyutunun da dikkate alınması gerekiyor çünkü bunun arkasında da yine ABD bulunuyor. Saddam’a karşı kullanılan Kürtlerin, bugün Türkiye’ye yöneltilmeyeceğinden hiç kimse emin olamaz.

Öte yandan, Moskova’nın Kürt hareketi ile olan ilişkileri de unutulmamalı. Rusya’nın Kürt hareketine ilişkin görüntüsü somut değişiklik işaretleri veriyor. Moskova’nın Kürt hareketi ile olan ilişkileri, ivme ve canlılık kazanmış bulunuyor.

Etnik ya da dinsel temelli ayrılıkçı hareketlerin dış devletlerce “ortak düşman”larının aleyhine kullanıldığına dair örneklerle doludur Tarih! Çünkü terörizm, kolay ve ucuz bir dış politika aracı dır. PKK’nın da bugüne kadar hem ABD hem de AB tarafından Türkiye’yi hedef alan “dış politikaların” bir aracı olarak kullanıldığı bir sır değil. Sözde YASAKLAMA kararlarına karşın…

Uluslararası ilişkilerinde Türkiye’nin gerçekten başı belâda. Ve bu belâ da, münhasıran Kürt hareketi ile ilgili olacak. Peki ne yapmak gerekiyor?

© photocredit

***

Continue reading

«Abbas» zorda değil, belâ dolu bataklıkta kurtarıcı bekliyor…


 

…ve kime el uzatacağının, kimden destek bulabileceğinin arayışında!

icki

Ancak; “çıkar” olgusunun uluslararası ilişkilerde belirleyici olduğu da unutulmaması gerekiyor. Fransızca’da donnant donnant; İngilizcede de give and take diye geçen ve de Türkçe’ye ne verirsen onu alırsın geçerli. Buna Türkiye açısından; güvensizliği de içeren Türkiye algısını da ekleyin ve sonra Ankara’nın Pazarlık Gücü konusunda tahminler yapın. Hiç merak etmeyin Türkiye’ye güven duyulmuyor olsa da, bu yalnızlık ve zayıflık ortamından azami istifade edebilecekler, ne verirsen onun karşılığını alırsın pazarlığı adı bile verilemeyecek uzlaşmada Ankara ile çalışmayı sürdüreceklerdir! Bu yüzden Referandum Erdoğan açısından hayatî önemde. Zira, iç ve dış politika arasındaki karşılıklı bağımlı ilişki inkâr edilemez ve eğer iç politika, daha çok dış politikaya bağımlı yapılır hâle gelmişse, Cumhurbaşkanı’nın Körfez Gezisi’nin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda akla gelen sorular şunlar: 2002 yılından bu yana Türkiye’yi yöneten siyasal iktidar Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde bir güven sorununa yol açmış ise; Nisan ayındaki referandum, Türkiye’nin muhatabı olan aktörler tarafından bu iktidardan kurtulmak için bir fırsat olarak mı görülür, yoksa bu iktidara destek mi verilir? Destek verilirse, destek verenlerin bunda çıkarı ne olabilir ya da ne karşılığında destek verebilirler? Bileniniz var mı!

***

Continue reading

EU : Foreign Affairs Council Meeting – Brussels, 6 February 2017


Ukraine; Libya; Egypte; Peace Process…

eu_fac

***

Continue reading

Trump’ın «Yeni» ABD’si ile Muhafazakârların İran’ı arasında…


Türkiye!

Suudi Arabistan arka planda, Türkiye “cephede” bir Şii-Sünni çatışma tablosunu zihnizde oluşturabiliyor musunuz? Türkiye için çok ciddi olumsuz sonuçları olabilecek bir tablo. turkey Bölgedeki ABD destekli Kürt hareketi bugün Türkiye’nin ülke ulus bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit ediyor. Şii-Sünni temelli yeni bir çatışma, bu kez dinsel temelli yeni bir bölücü/parçalayıcı tehdidi ortaya çıkarmaz mı? Türkiye’nin böyle bir tehdidin altında kalkması hiç kolay değildir! Körfez Savaşı’nda “bir koyup üç alacağız” söylemi ile ikna edilen Türkiye’nin, “üçü” alamadığı gibi, verdiği “birden” de vazgeçmek zorunda kaldığını da hatırlayalım. Suriye krizinde ise, Türkiye, Batı tarafından ortada bırakılmıştır. Türkiye, İran ile komşudur; mezhep farklılığı olsa da aralarında ciddi ortak bağlar vardır. Ayrıca İran’ı karşısına almasının, mevcut iç ve dış koşullarda, Türkiye’yi eş zamanlı olarak birden fazla cephe ile uğraşmak durumunda bırakacağına hiç kuşku yok…

***

Continue reading

%d bloggers like this: