Türkiye: «Bihaberler Ülkesi!»


 

eu_tr_trade

Gümrük Birliği’nin 20 yılını geride bıraktığımız bu dönemde, AB Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olmaya devam etmektedir. Anket katılımcılarının % 32,8’i AB’yi öncelikli ihracat pazarı olarak görüyor. % 26,3’ü AB ile ticaretlerinde engeller ile karşılaştıklarını belirtirlerken, % 43,4’ü ise herhangi bir engel ile karşılaşmadıklarını söylüyor. % 17,1’i AB pazarında karşılaşılan engeller yüzünde AB’ye ihracatta yapmadıklarını belirtiyor. % 86,8’i AB ile e-ticaret yapmamakta.

Karşılıklı uygulanan tarife dışı engeller, Türkiye ve AB arasındaki ticaretin, potansiyelinin altında kalmasına neden oluyor.

Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB ile ticaretlerinde en çok karşılaştıkları engeller, kişilerin serbest dolaşımı ve mesleki yeterliliklerinin tanınması alanında yoğunlaşırken, bunu pazara giriş engelleri takip ediyor.

Türkiye’nin AB pazarına giriş engellerinin önemli bir kısmını kota uygulamaları ile yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerine yönelik yerleşik olma zorunlulukları ve/veya vatandaşlık şartı oluşturuyor.

AB pazarına girişte Türk tırlarına yönelik uygulanan kotalar Türk lojistik sektörünü olumsuz yönde etkiliyor.

Türk şirketlerin AB üye ülkelerindeki farklı vergi uygulamalarına ilişkin bilginin yanı sıra hizmet ticareti ile ilgili AB düzeyinde gerçekleşen mevzuat ve/veya uygulama değişikliklerine ilişkin bilgiye erişimde zorluklar öne çıkıyor.

Rekabetin önündeki engellerin başında ise; yabancılara yönelik ayrımcı uygulama içeren teşvik sistemi, vergi düzenlemeleri ve kamu ihale sisteminin yanı sıra yine yabancılara yönelik ayrımcı uygulamalar içeren çevre ve güvenlik standartları geliyor.

Ankete katılanların % 65,8’i Gümrük Birliği’nin hizmet sektörüne genişletilmesini desteklediklerini belirtiyor.

Bu anket sonuçları doğrultusunda, Türk iş dünyasının Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci hakkında yeterince bilgiye ulaşamadığı anlaşılıyor. Katılımcıların % 56’sı yeterli bilgiye erişemediklerini, %16,4’ü ise bu konuda yeterli bilgi sahibi olduklarını düşününüyor. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinden azami şekilde faydalanabilmek için Türk iş dünyasının kendi şirketlerinin veya bulunduğu sektörün nasıl etkilenebileceğine dair tüm olası senaryoları değerlendirmesi büyük avantaj sağlayacağına inanılıyor. AB’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı STA’lara Türkiye’nin, dâhil olmasına yönelik hükümlerin kabul edilmesi ve Türkiye’nin TTIP sürecinin dışında kalmamasının önemine de vurgu yapılıyor.

 

***

Continue reading

«Darbe» yemeyenin bırakılmayacağı bir Türkiye…


…Özlemi ile «tutuşanlar!»

aldatmak

Polisler mi kontrol edecek? Koruyucu Uluslararası Anlaşmalar’a karşı bir yola mı girilecek? Haklara saygı gösterilmesi, desteklenmesi daha doğru değil mi? Yoksa, tekel olan şirketlere destek mi çıkılacak? Sen kalk, hastalıksız ve verimi yüksek olanları yasakla; hastalık yayan, zararlı ve olumsuz özellikler taşıyanları sahiplen. Getirilecek yasak ve kısıtlamalar giderek Türkiye’ye hâkim olan yabancı ve onların yanında aynı çıkarları savunan yerlilerin yanında olacak. Bu bir zulümdür. Üstelik, utanmaksızın toplumun gözünün içine baka baka kandırmakla meşguller! Hem de STK «yöneticileri»ni kullanarak…

***

Continue reading

Gıdada Egemenlik…


Kayıtsız ve Şartsız Köylü ve Tüketicinin Olmalı!

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Köylüler bütün dünyada kapitalist sistemin ağır baskısı ve sömürüsü altında. Gelişen süpermarketlerin lehine çiftçilerin pazar yerlerinde satış yapmalarına bile kısıtlamalar getiriliyor.gida_egemenligi Diğer taraftan; dünyayı soğutacak, iklim değişikliğini önleyecek, uyum sağlanmasında etkili, çiftçi ve tüketici refahını sağlayacak gıda egemenliği ve agroekoloji büyük önem taşıyor. Agroekoloji olmadan gıda egemenliğinin, gıda egemenliği de olmadan agroekolojinin gerçekleşmesi mümkün değil. Türkiye’deki ziraat fakültelerinde bile doğru dürüst incelenmeyen agroekolojiyi egemenlerin çalma ve kendi politikaları doğrultusunda evcilleştirtirerek tepeden inme bir kavram yerleştirmeye çalıştıkları biliniyor. Peki ne yapması gerekiyor halkın, köylünün ve çiftçinin? İşte benim de katıldığım bir kongrede bütün bunlar konuşuldu, tartışıldı, geleceğe yönelik fikir ve düşünceler üzerinde duruldu.

***

Continue reading

The rights to freedom of peaceful assembly and of association in the workplace


Global pressures on workers’ rights : The situation for civil society remains ‘precarious !
[English-Français-Español-Pусский-中国-العربية]

rights

***

Continue reading

EU: Tripartite Social Summit.


Wake up call to defend the collective interests of Europe to avoid ending up in misery and poverty

family

© photocredit European Union

***

Continue reading

EU: TRIPARTITE SOCIAL SUMMIT, 19 OCTOBER IN BRUSSELS


Addressing Europe’s common challenges: generating growth, creating jobs and ensuring fairness

social_summit

***

Continue reading

‘1 Eylül Dünya Barış Günü’ Mesajları – 2016


peace_day

Dinleyin ağalar dinleyin beyler, Toplum barış ister fert barış ister. Nasır tutar gönül, kinden nefretten, Hüzün barış ister dert barış ister. Dinsin anaların akan göz yaşı, Yok olsun şu ölüm-kalım savaşı, Başlasın bu çağda dostluk yarışı. Yabana atılır doğru sözümüz, Çok değer yitirdi inan özümüz, Açmış kucağını her bir düzümüz. Doğsun yeni ufuklar, Gülsün yüzümüze serin şafaklar, Paslansın, çürüsün toplar tüfekler. Dünya barış ister yurt barış ister.
Sadık Turan

***

Continue reading

%d bloggers like this: