Türk Milleti’nin sürüklendiği süreç…


 

Amaçsız bir sürüye dönüşüm!

turkiye_cinari

Biz ince bel, elâ göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda…
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik

ANLAYAMADILAR…

***

Çınarı yıkmak için
baltayı köküne vururlar.
evi yıkmak için
sokarlar kundağı temele.
Kartal uçmaz olur
kanadı kırılınca.
düşünebilir miyiz
başımız vurulunca?
Onlar köküdür memleketin,
dallara yürüyen su
bu kökte saklıdır.
Onlar umudun temeli,
onlar kanadı hürriyetin,
halkın aklıdır.
Kaç kere kaç yerde baltalandı kök
yürümez oldu su
dallar kurudu.
Kırıldı kanat
öldürdüler aklı;
Ve sonra yolladılar insanları salhaneye.
Çünkü böyledir
asrımızın gerçeklerinden biri.

***

Yeter artık Yenicami tıraşı,
yeter!
Ayağa kalkın efendiler…

Nazım Hikmet

© photocredit

***

Continue reading

Dikensiz Gül Bahçesi Vadedenler Türkiye’si…


 

…ve Soyu Sopu Belirsiz İslamcı Kimlikli Ucubeler!

rte_beko

‘Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, adlı eserinde Joanne Greenberg, deliliği, tıbbî tanımıyla akıl hastalığını işler. İnsanın, neredeyse toplum düzenine geçtiği ilk günden başlayarak, kitlesel uzlaşımlara, kabullenilmiş değer yargıları ve davranış biçimlerine aykırı düşen bireylere yakıştırdığı konumun öyküsüdür bu… Makro boyuttaki bir insanlık durumunun mikro boyuta indirgenmiş bir örneğini serer gözler önüne… Ben’in parçalanmasına giden bir yabancılaşma, gerçeklerden kopma süreci, olmayan veya zamanla erozyona uğrayan kimlik kavramı, eski bohçaları karıştırıp, sürekli “bir yere ait olma” dürtüsü ile başka bir düzen kurma hâyâlleri, konunun kahramanını düşsel bir dünya oluşturmaya sevkeder. Oysa gerçek dünyanın koşulları çok farklıdır. Düşlediği dünya ile çatışma başlar. Ve tragedyaya dönüşme sürecine girer… Eser; «uyumlular» ile «uyumsuzlar»ın orantısız bir güç kapışmasıdır aynı zamanda… Peki Türkiye ile ne ilgisi var ki?!

 

***

Continue reading

Bir «Tutam Umut!»


 

hope

Onlar;
Bursa da havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir, sevgilim,
onlar vatana düşman…
Onlar ümidin (de) düşmanıdır sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı….
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:
– çürüyen diş, dökülen et -,
bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır bu güzelim memlekette hürriyet…
Nazım Hikmet.

 

***

Continue reading

«Koruyucu Örtü» altından topluma gösterilen sopa…


İstikrarı K O R U Y A L I M!

Sanal Âlem’e «kelepçe» vurdukları yetmiyormuş gibi şimdi de Referandum öncesi «beyinlere tuzak»lar kuruluyor. rte_el_presidente İstikrar, Mağduriyet, Engellendik, Demokratikleşme, Paralel, Yolsuzluk, Terör, Yandaş, İstismar, Yalan, Hırsızlık, Gemi, Namert, Yardım, Dönek, İşbirlikçi, Yandaş, Kayırma, İhale, Özgürlük, Adalet, Ulusalcı, Dinci, Laik, Demokrat… At ayağını yakalan «kapana!» Siyasal erkin, «tehlikeli tehdit ve gizemli felaket haberciliği» yaptığı bir ortamda… Üstelik, «Milli Piyango ikramiyesi» gibi insanlara tuzağa düşmemeleri için gösterilen yol, yordam, yöntem de gırla gidiyor; ’iktidarı alkışla, destekle kavramları aman ola ki evrensel tariflerine uygun kullanmaya kalkarsın, derhal son ver, senden iyi günümüzün demokratı, özgürlükçüsü, insan gibi insanını arasınlar da buluversinler!’ Bu tür «dek»lere düşenlerden misiniz yoksa?!

© photocredit

***

Continue reading

Erdemin Armağanı Onurdur…


…ve Milli Şeref, Milli Servetin en yüksek değeridir!
James Monroe

onur_meselesi

Bana sual sorma, cevap müşküldür, Her sırrı ben sana açamam hocam.
Hakkın hazinesi darı değildir, Cami avlusunda saçamam hocam.
Kayd-i âhiretle düşmem mihnete, Ben burda memurum şimdi hizmete, Hayvan otlatırken gidip cennete, Sana hülle donu biçemem hocam.
Miracı anlatma, eşek değilim, Bildiğin kadar da melek değilim, Günahkâr insanım, ördek değilim, Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.
Halka korku verme velvele salıp, Dünya ve âhiret bu köhne kalıp, Ben softa değilim cübbemi alıp, İmaret imaret göçemem hocam.
Ölümden ürker mi tez ölen kimse? Çoktan mazhar oldum ben hak nefese, Bu demi sürerken ecel gelirse, İşimi bırakıp kaçamam hocam. Şarabı men etme, o değil hüner, Aşıkım bâdesiz pek başım döner, Gönlümde muhabbet ateşi söner, Özrüm var, sade su içemem hocam. Nâr-ı cehennemi önüme serme, Günahımı döküp kaygular verme, Kitapta yerini bana gösterme, Ben pek o yazıyı seçemem hocam.
Feylesof Rıza’yım dinsiz anlama, Dini ben öğrettim kendi babama, Her ipte oynadım cambazım amma, Sırat köprüsünü geçemem hocam. Rıza Tevfik Bölükbaşı

***

Continue reading

Gazi Meclis’e düşen büyük sorumluluk…


Hukuk mu yoksa siyasetin üstünlüğü mü geçerli olacak «Yeni» Türkiye rejiminde!

Otoriter yönetimlerde; yargı ayak bağıdır. İktidar mutlak yetkilidir. Bugünün Türkiyesi’nde; hukuk yargı, adalet, yasalar artık insicamını kaybetmiş durumda. authoritarian_regime Kişilere ve konumlara göre yasalar yerleştiriliyor, farklı uygulamalar toplumdaki adalete olan güven duygusunu sarsıyor. Oysa hukuku belirleyen siyaset kurumudur. Yargısal denetim ve kuvvetler ayrılığı ilkesi bunu zorunlu kılar. Siyasetçiler ve iktidar bu ilke değiştirilmediği sürece uymak mecburiyetindedir. Ancak mevcut iktidar Yargısal denetime tahammül edemiyor. Siyasi iktidarın emrinde yandaş kayırmacılığına dayalı yargı anlayışı toplumsal yıkımdır. Adalet adına adaleti katleden yargı ise felaketlerin büyüğüdür. Yüce Meclis ve referandumda ise halk, bütün bunları dikkate alarak nihaî kararını vermek zorundadır.

***

Continue reading

Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır!


Ama…

life

Belli odaklar kaostan, ötekileştirmeden, ayrıştırmadan kinden nefretten öfkeden besleniyor. Kin, nefret, öfke fırtınası yaşanıyor, yaşatılıyor. Rezilliğin dibine vuranlar, ucube tipler, kifayetsiz muhterisler, karanlık merkezlerin güdümündekiler etkili ve yetkili oldular. Güvensizlik, ayrışma hızla artıyor. Birlik ve beraberlik söylemleri ciddiye bile alınmıyor. Bu rezillikten kimler sorumlu? Suç işleyenlere yaşa varol diyenlerin, hiç bir işlem yapmayanların suçu yok mu? Toplumu reyting canavarına kurban olarak belirleyip, sürekli zehir aşılayanlara ne demeli? Topluma ve insanlara gem vurulduğunda onlardan yenilikçi düşünmeleri beklenebilir mi?

***

Continue reading

%d bloggers like this: