Vatandaş Türkçe Konuş!


Ama yabancılaşmadan, başka diller öğrenmeyi de ihmâl etme!

Dil, insanlığın kendisidir ve zihin hayatımız onunla vardır – Ahmet Hamdi Tanpınar: Kendi dilini bilmeyen, başka dil öğrenemez – Bernard Shaw; dil Her insanın terbiye ve tahsilinde, kazanması icap eden bir meziyet ana dilini dosdoğru öğrenmek ve söylemektir – Charles Eliot; Düşünce dilden, dil düşünceden doğar – Eflatun; Dil, bir ulusun aynasıdır, bu aynaya baktığımız zaman, orada kendimizin en gerçek yankısını buluruz – Friedrich Schiller; Dili gereksiz yabancı sözcüklerden uzaklaştırıp temiz tutmak; tıpkı vücudunu, vicdanını, evini, köyünü ve şehrini temiz tutmak gibi ahlâki bir ödevdir – Gerhard Kessler; Bir ulusun gerçek yurdu onun dilidir. Ulusal dil yok olunca, ulusal duygu da çok geçmeden kaybedilebilir – Wilhelm Humboldt; Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır – Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır – Mustafa Kemal Atatürk;

***

Continue reading

Yeni Öğretim Yılı…


Toplumun zihin dünyasının mimarları: Öğretmenler ve memur zihniyetli akademisyenler!

Eğitim ve öğretimde temel amaç; Akılcı aydınlanmacı bilimsel fikir ve düşünceleri özümsemiş, İnsan haklarına ve hukuka saygılı, Cumhuriyetin ve demokrasinin değerlerine içtenlikle bağlı, egitim_sistemi Milli ve kültürel değerlerle evrensel ahlaki değerleri kişiliğinin bir parçası haline getirmiş, Ülkesine ve milletine hizmet aşkıyla dolu, Bilimsel, fiziksel ve ruhsal anlamda donanmış gençler yetiştirmektir. Karanlık çağdışı dogmaların, küresel akımların pasif takipçileri olarak değil, yüksek ideallere sahip, yenilikçiliğin peşinde koşan, sadece tüketen değil, araştıran, üreten ve yeni buluşlar geliştiren gençler… Peki Türkiye genelinde böyle bir tablo görüyor muyuz? İstisnaların kaideyi bozmadığını anımsatarak…

***

Continue reading

İslâm’ın her «kutsal»ı gerçekten kutsal mıdır?!


«Kutsallar» en fazla kimlerin çıkarınadır?!

İnsanoğlu; tarihin her devrinde her toplumda; akılla açıklayamadığı varlığını, yaratıcıyı ve yaratılanları düşünmüştür. kutsal İnandığına verdiği anlam ise sürekli değişkenlik göstermiştir. Ve halen de bütün dinler ve din dışı anlayışlar farklı olgular üzerinden yürümektedir. Mevcut «kutsallar», Arap kültür ve inancının bir yansımasıdır. Kabe’yi tavaf etmedi, hacca gitmedi. Peki ama neden? İslam dünyası bugün; her imamın, her tarikatın, her cemaatin, her liderin kendine göre inancı yeniden şekillendirdiği dinler arenasıdır. Her İslamcı sapkın kendine göre İslam’ı yorumladı. Her yorum farklı yaşama anlayışını oluşturdu. İslam toplumlarında bilim sanat teknoloji unutulmuş, ilkel, yüzyıllar öncesinin hurafeleriyle yaşayan düşünen tartışan birbirini boğazlayan insanlar; kan, vahşet, hırsızlık, tecavüz, sapıklık içinde yaşamaktadırlar. Peki sorumlular kimler?

© photocredit

***

Continue reading

Emir Kulu «Bağımsız» Yargı!


Saraylarda, Köşklerde, Holdinglerde şekillendirilen «Adalet» Kavramı!

Adalet önce devletten gelir – Aristo; Bir devletin yıkılışıyla birlikte yasaları da çoğalır – Tacitus; Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun – Freud; yargi
Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir – Eflatun; Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir – Pascal; Haksızlık yapıp tüm insanlarla birlikte olmaktansa, adaletli davranıp tek başına kalmak daha iyidir – Gandhi; Birtek kişiye yapılan bir haksızlık, bütün topluma yapılan bir tehdittir – Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur – Montesquieu; İnsancıl olmadıkça adil olamazsın – Vauvenargues; Hukukun buyrukları şunlardır: Dürüst yaşamak, başkasına zarara uğratmamak, herkesin hakkını vermek – Hukuk ilmi mukaddes birşeydir. Kıymetini para ile ölçmek onu çok aşağılatmak olur – Ulpianus; Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar – Falih Rıfkı Atay; Mal cimride, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa düzen bozuktur – Hz.Ebubekir; Suçu toplum hazırlar, suçlu işler – Buckle; Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, ne de iktidara tabiyiz. Hiçbir hiyerarşik üst te tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur – Molierac;

***

Continue reading

Gaflet, dalalet ve hıyanet içinde olanların Türkiye’sinde…


30 Ağustos’lar ağlamaya devam ediyorlar!

ata

Atatürk’ü, İslamı, milliyetçiliği yıllardır sömüren ve suistimal eden siyasi cambazlar hâlâ iplerin üzerinde entrikalar çevirmeye yüzleri kızarmadan devam ediyorlar; Dört koldan milletin aklını bulandırmak amacıyla, akbabalar tünedikleri yerlerden köpeksiz köyde çomaksız oynuyorlar; Memlekette toprak satma, liman satma, maden satma, hayati kurumları satma, hazineyi soyma ve sülalece zengin olma furyası dört nala gidiyor; Ağla ‘30 Ağustos’ hakkındır! Eh böyle bir kara tabloda, sen ağlamayacaksın da, millet denilen unsurun zibidilerinin ağlamasını bekleyecek değilsin ya! [29 Ağustos 2012 tarihli makalenin tamamı!]

© photocredit

***

Continue reading

Zihinsel esaret çarkı…


…ve Çağdaş Kölelik Dişlileri!

İnsanlar yaşadıkları ortama göre farklı düşünce, anlayış ve beklenti ile hareket ederler. carkKendilerine biçtikleri veya başkalarınca belirlenen oyunu oynarlar. Bir tür maskeli balodur bu… Her insanın yaşamında üstlendiği bir rol vardır. Başrol, ikinci derecede oyuncu veya figüran… General, komutan, yaver, emireri gibi… Güç ve paraya ulaşmak için her yolu mübah kılan bu rollerle esir alınanlara , bir de bulaşıcı «mikrop» zerkedilir. Topluma yayarak ahlaki, insani değerleri çökertsinler diye… Bu «mikrop»un ismi yolsuzluktur! Mikrop bir kere bulaştıktan sonra toplum âdeta salgın hastalık üreten bataklığa dönüşür. Bireylerin yaşam tarzları altüst olur. Ruhsal ve sosyal hastalıklar kıvrandırır insanları… Peki bu kan emici «sivrisinekler»i yok etmenin, bataklığı kurutmanı yol ve yöntemi nedir?

***

Continue reading

Fareler ve insanlar…


…ve de insanımsı hayvanlar!

Küçük, kurnaz, kıvrık ve ürkek küçük canavar
Ne o öyle, minicik kalbin atıyor panik içinde
Kaçma hemen öyle, alma gardını köşende
Biliyorum aklından geçenleri, ama tüyme
fare
Önce dinle
Ayrıca peşinden koşmak, seni yakalamaya çalışmak
Gibi ne bir düşüncem var ne de isteğim
Gerçekten üzgünüm ama ne yazık ki
İnsan hükmettiği bir dünyanın adamıyım
O düzen ki ne toplumsal birlik bıraktı
Ne de yaşayabileceğin bir çevre
Sonuçta hep bu hastalıklı adam haklı
Beni de senin gibi ürkütmüyor mu sanıyorsun
Sorma bana hiç, ‘nasıl yaşıyorsun’
Doğuşundan fakir bu arkadaşın, biliyor musun
O da ölecek bir gün senin gibi, çalınca zili zamanın
Oysa sen kutsanmış olmalısın
Şu an karşımdasın
Görüş zaviyemin dışındasın
Hadi artık korkma,
Sen yoluna
Ben yoluma…
Robert Burns (gayri resmi çeviri/uyarlama)

***

Continue reading

%d bloggers like this: