«Ateş Hattı»ndaki Türkiye…


 

«Tasfiye Süreci»nde Hızla İlerlerken!

Türkiye’de, toplumun da âlet edilmesiyle dış merkezli sinsi oyun hız kazandı. Siyasi tartışmalar içindeki ülke idarecileri, içeride ve dışarıda bocalarken, sürekli olarak değişim dönüşüm yapmayı da ihmâl etmiyorlar.

Sanki, birilerinin çok acelesi varmış hissi yaratan bir tablo var önümüzde.
Sanki, Türkiye’yi istedikleri kıvama getirmek için, dışarıdan içeriye doğru aralıksız bir inisiyatif yönlendirmesi yapılıyor.
Sanki, Türk ekonomisinin köşe başlarını tutanlar, basının da kullanılmasıyla Türkiye’yi el birliğiyle sonu felaketle bitecek maceraya sürüklerken, artık aceleciliklerini de saklamıyorlar.

Hedef; Türkiye Cumhuriyeti’ni tasfiye etmektir! Bu bağlamda, Anadolu coğrafyasına yönelik yeni projeler üretiliyor, plânlar yapılıyor, yapılırken de; “değişim, dönüşüm, demokratikleşme, özgürleşme, askeri vesayetten kurtulma, güç odaklarını etkisizleştirme” kavramları ile toplum uyutuluyor, itiraz edenler baskı vasıtaları ile sindiriliyorlar.

Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü tehlike altında. Türk Devleti her gün biraz daha gerileyerek çözülüyor.

Farkında mısınız

***

Continue reading

Medeni ve Dürüst Osmanlı’dan Geriye Ne Kaldı ki …


 

«Derin» ama «Değerli» Yalnızlık!

Rivayet odur ki; Osmanlı yıllarında italyan bir tacir İstanbul’a gelir. Beyoğlu’na doğru giderken, Tophane iskelesinde içinde paraları bulunan kemeri çözülür ve paraları etrafa saçılır. Yetmemiş gibi bir de bir kısmı denize yuvarlanır.

Etraftan görenler hemen adamın yardımına koşup, yerdeki paraları teker teker toplarlar ve tüccara teslim ederler. Adam şaşkın mı şaşkın, telâşla kemerini yeniden doldururken, teker teker sayar ve toplayanlardan bazılarının çalabildiğini düşünerek kaygıya düşer.

Oysa o sırada çevredekilerin bazıları Tophanenin sularına atlamışlar ve denize dökülen paraları da karaya çıkarmakla meşguller. Endişesi kaybolmaya başlayan tüccar parasının neredeyse tamamına yakınının toplanıp kendisine teslim edildiğini görünce, kaygı duyduğundan dolayı utanç duyması bir yana, nasıl teşekkür edeceğini dahi bilemeksizin yanındaki tercümanı aracılığıyla paralarını toplayanlara hitap etmeye başlar:

Beni tanımıyorsunuz. Hatam sonucu para kemerim çözüldü ve iş yapmak için getirdiğim paralarım etrafa saçıldı. Büyük bir iyilik ettiniz, canınızı bile hiçe sayıp soğuk sulara atladınız büyük bir zahmete katlandınız. Bu iyiliklerinizi karşılıksız bırakamam. Sizlere olan borcumu ödemem şart, der ve kemerine elini atıp dağıtmak için para çıkarmaya başlar.

Ancak, kendisine iyilikte bulunanlar derhal itiraz ederler. İçlerinden biri; lafı bile olmaz, bizlere hiçbir borcunuz yoktur. Biz sadece ve sadece insanlık görevimizi yaptık. Sevinmeniz, paralarınıza kavuşmanız bizim için yeterlidir, der.

Adam kulaklarına inanamaz.
Nasıl olur, bunca iyilik bizim oralarda olsa karşılıksız kesinlikle yapılmazdı, diye karşılık verir.

Çevredekilerden biri; orası orası, burası burası der ve ekler:

 

İnsanlık yardımlaşmayı, zorda olanın yardımına koşmayı gerektirir. Arkadaşımın dediği gibi görevimizi yaptık sadece.

 

Tüccar bin kere teşekkür ederek tercümanı ile beraber şaşkın mı şaşkın oteline döner.
Paralarını yeniden sayar, bir kaç kuruş hariç hepsi tamamdır. Oturur düşünür;
Halkın en fakir tabakasındaki bu incelik, yardımseverlik derecesi sadece Türklere mahsus olmalıydı.

Peki ya şimdi?

 

 

Elbette arada sırada basından okuruz, yerde bulduğu parayı sahibine veren, vermek için araştıran ve kendisine verilmek istenen ödülü kabul etmeyen istisnalar çıkar.

Ama, ahlâk bakımından günümüzdeki Türk siyaseti ve medeni hayatı bütün cihana örnek olabilmekte midir?

 

Yanıtı içeride…

***

Continue reading

Siyaset Toplumun Aynasıdır…


 

Hukuk, Adalet ve Yargı da Siyasetin!

Toplum sevgi ile kaynaşır, adaIetIe yaşar, dürüst çaIışmakIa ayakta kaIır.
Farabi

Medeni bir toplum olmanın gerçek göstergesi, ikna etmenin zor kullanmaya galip gelmiş olmasıdır.
Mark Skousen

Toplumun düşüncesi jilet gibidir… Güçsüz ondan korkar, bilgisiz onunla elini keser, akıllı ise kullanmasını bilir.
John Milton

Bir toplumun içinde; geçmişin kalıntıları, geleceğin filizleri ve güncelin egemenliği birlikte yaşar.
Henry Fielding

 

Hiç kimse, herkes tamamıyla özgür olmadan özgür olamaz, tamamıyla ahlaklı olmadan ahlaklı olamaz. Hiç kimse, herkes tamamıyla mutlu olmadan mutlu olamaz.
Herbert Spencer

Toplumun genelinin neler döndüğünden haberi yoktur, hatta haberi olmadığından dahi haberi yoktur.
Noam Chomsky

 

Bir toplumda öz-yönetim için gerekli vasıflar doğuştan gelmez. Bunlar alışkanlıkların ve uzun süreli eğitimlerin sonucudur ve bu sebepten zaman ve muhtemelen çokça zahmet gerektirir.
Thomas Jefferson

Toplum, asıl yeteneklilerden çok, sözde yeteneklileri ödüllendirir.
La Rochefaucauld

 

Toplumsal veremin adı sefalettir. İnsan yıldırım çarpınca öldüğü gibi, için için kemirilip mahvolunca da ölür.
Victor Hugo

Toplumsal kriz dönemlerinde bir köşeye çekilip oturanlar, cehennemin en alt tabakasını hak etmişlerdir.
Dante

Toplumda para üzerine zenginlerden daha fazla kafa yoran birileri varsa, bunlar yoksullardır. Yoksullar başka hiçbir şey hakkında düşünemezler. Yoksul olmanın sefil tarafı budur.
Oscar Wilde

Toplumsal hayatta, en yararlı erdem; hoşgörüdür.
Monmarson

 

Ahlaki değerleri ve inançları olmayan bir toplum olamaz.
Robert Montgomery

 

Toplum ahlaklı olursa kanunları uygulamak daha kolay olur.
Moliere

 

Toplum kaprislidir ve iyinin olduğu kadar, sıklıkla kötünün de karşılığını verir. Ancak sessiz kalana asla bir şey vermez.
Julia Quinn

 

Her topluluğun bir lağım tarafı vardır, orada çirkin şeyler toplanır; fakat toplulukların asil, temiz tarafları da vardır, öyle olmazsa topluluk yaşayamaz.
Mahatma Gandhi

 

Toplumun dönüşmesi bireylerin dönüşmesi anlamına gelmiyorsa aldatmacadan başka bir şey değildir.
Julia Kristeva

 

Toplumsal istikrar olmadan uygarlık olmaz. Bireysel istikrar olmadan da toplumsal istikrar olmaz.
Aldous Huxley

***

Continue reading

Burası Türkiye, Yok Öyle…


 

Olmadı mı, Beğenmedin mi, Sil Baştan, Yeniden!

Temel neden; modern cumhuriyet rejiminin işleyişini, devlet kurumlarının yapısını değiştirmekle ilgili. Yık gitsin çağdaş değerleri. Yerine mi? Getir hemen din görüntülü, çıkar odaklı siyaset ve yaşam anlayışını, tersyüz et gitsin…

Oysa; hukuk devletinde Evrensel Hukuk Kuralları olmazsa olmazdır. Anayasa ve yasalara aykırı fiiller ve suç işleyenler yagılanır, cezalandırılır. Türkiye’de var mı böyle bir durum?

Yasama ve yürütme erkleri yanında yargı erki de görevini eksiksiz yapıyor mu? Yoksa amaca, niyete göre değişen ve genelde hukuk dışı işlemler mi mevcut?

Dürüst ve kurallı bir rekabet ortamı mevcut mu? Yoksa, yetki ve güce sahip olanlar ve piyonları, muhalifi veya rakibin kuvvetli ve zayıf yönlerini tespit ederek etkisiz hale getirme peşinde mi koşuyorlar?

Peki ama bu kişiler neden bu kadar ürküyor, korkuyor, endişe duyuyor. Bir şeyi olmayan kişi endişe duyar mı?