Karartanlar…


Aydınlatanlar!

Subay, ‘Düşünme, eğitimini yap! ‘, maliyeci ; düşünme, vergini öde! ‘, din adamı; düşünme, inan! ‘ diyor. Oysa; dogmalar ve kurallar, insanın doğal yetilerinin akla uygun kullanılışının ya da kötüye kullanılmasının araçlarıdır ve olgunlaşmaları için sürekli bir ayakbağıdır – Immanuel Kant; sealighthouse Bir genci bozmanın en iyi yolu, ona aynı düşüneni farklı düşünenden daha çok saymayı öğretmektir. Yükselmek için yalnız kendi gücünü kullan, başkasının seni yükseltmesine fırsat verme – Friedrich Nietzsche; Mum olmak kolay değildir… Işık saçmak için önce yanmak gerek. Mürşidin nur suyu, ateşe damla damla düştükçe, ateşten cız, cız ses çıkar. Tüm ömrüm şu üç söz; Hamdım, piştim, yandım – Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî; Anladım ki; insanlar susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa, biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüst ve sustuğumuz kadar insandırlar – Şems-i Tebrizi;

***

Continue reading

Devlet ve Düzen…


devlet_duzen

Devlet şişedir, içine konulan sıvı düzendir!

Şişenin içine su, süt, şarap ve hatta idrar ya da zehir konulabilir. Ama şişe, şişedir! İçindeki sıvı ne şişenin şeklini, dayanıklığını değiştirebilir ne de kalitesini. Türkiye’de kötü olan, halkına zulmeden, ülkeyi sömürge gibi idare eden devlet değil, düzendir. Şu an iyilerle kötüler savaşı devam ediyor. Kaybeden olsak bile yine de sonuna kadar mücadeleye devam. Devleti yıkmak için değil. Çünkü temelleri sağlam atılmıştır. Üzerindeki yapı kimi vakit harabeye dönüştürülmüş olsa bile onarılması mümkün. Asıl olan bozuk düzeni yerle bir etmektir! Temel yapıyı işler hâle getirmek için…

***

Continue reading

Keyfi uygulamalara karşı vatandaşın güvencesi…


Kuvvetler ayrılığına dayalı hukuk devleti!

6

***

Continue reading

Toplumu «kan emici keneler»den temizlemek gerek!


Ama nasıl?

‘Siyasetçi, sandıkta halka hesap verir’ düşüncesi, sadece Türkiye gibi ülkelere özgü bir yaklaşımdır.kene ‘Toplumun eleştirme özgürlüğü yok ama yönetenlerin suç işleme özgürlüğü var’ diyen bir rejim diktatörlüktür. Gerçek bir demokratik rejimde değil milletvekili, cumhurbaşkanı dahi olsa yargılanır. Okuma ve düşünme kültürünün gelişmediği bir ülkede seçilmişler, bürokratlar, iş adamları zorlukla karşılaşmadan yargısal bağışıklığa, dokunulmazlığa sahip olur. Çünkü özgürlük ve insan hakları gibi demokrasi de;yozlaştırılmaya ve istismara açık, esnek bir kavramdır.

***

Continue reading

«Öteki»nin endişesi…


Gerçek hukuk kurallarının değil, gücün hukukunun hükmetmesi!

oteki

Kavramlar anlam taşır. Anlamı dışında algılanması ve uygulanması zihinleri bulandırır. Çatışmacı ortama yol açar. Bu kavramların başında insanoğlunun farklı din dil ırk renk cins ayrımcılığını ve genelde despotizmi ortadan kaldırmak için benimsediği anayasa, hukuk devleti, insan hakları, özgürlükler, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, ticaret serbestisi ve işleyeceği sistem olarak yeğlediği demokrasi gelir. Keyfî, yandaşı koruma ve kollama, muhalifi sindirme susturma, haktan mahrum etme anlayışı; adalet sistemini, yargı sistemini bunaltır, yargıya olan güveni sarsar. Oysa…

© photocredit

***

Continue reading

Ulusal Egemenlik Bayramı, ama…


Nasıl bir Türkiye ortamında?

İsmini değiştirmek, Türk Milleti’ni etnik kimliklere bölmek isteyenlerin hüküm sürdüğü bir ihanet sürecinde, ring_of_fireTürkiye Cumhuriyeti çocuklara kimlik kazandıran heyecan, coşku, özgüven veren Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor. Oysa Türkiye; kimliksizlerin eliyle, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu demokrasi anlayışından sinsice uzaklaştırılıyor. Çağdışı, etnik aidiyet temelli çoğulcu bir demokrasiye inanmayan Arapçı dinci zihniyet toplumun ortak dokusunu parçalamakta. Durum vahim, peki umutsuz mu?

***

Continue reading

Adaletin bittiği yerde ne olur?


Türkiye ise bir şey olmaz; «zorbalık» devreye girer, işler «tıkır mıkır» yürür!

mikrop1

Hukuk devletinde; kanun önünde herkes eşittir, Cumhurbaşkanı dahi olsa! Türkiye’de yıllardır adaletle oynanıyor. Adalet, adaletsizlikle eş anlama getirildi. Yargı düzenlemeleri sorunları çözmek yerine yeni sorunlar yaratıyor. Vatandaş adalet ararken, erk sahiplerinin dümen suyundan giden hukuk anlayışının ve uygulayıcılarının insafına sığınmak zorunda bırakılıyor. Anayasayı, yasaları ve yargıyı etkisiz hâle getirici her adım, TBMM kararları gereğince yasal sayılsa da, genel Hukuk ilke ve kuralları ile Anayasaya karşı hile oluşturuyor. İyi de çıkış yolu nedir sence?

***

Continue reading

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 1,265 other followers

%d bloggers like this: