«Öteki»nin endişesi…


Gerçek hukuk kurallarının değil, gücün hukukunun hükmetmesi!

oteki

Kavramlar anlam taşır. Anlamı dışında algılanması ve uygulanması zihinleri bulandırır. Çatışmacı ortama yol açar. Bu kavramların başında insanoğlunun farklı din dil ırk renk cins ayrımcılığını ve genelde despotizmi ortadan kaldırmak için benimsediği anayasa, hukuk devleti, insan hakları, özgürlükler, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, ticaret serbestisi ve işleyeceği sistem olarak yeğlediği demokrasi gelir. Keyfî, yandaşı koruma ve kollama, muhalifi sindirme susturma, haktan mahrum etme anlayışı; adalet sistemini, yargı sistemini bunaltır, yargıya olan güveni sarsar. Oysa…

© photocredit

***

Continue reading

Ulusal Egemenlik Bayramı, ama…


Nasıl bir Türkiye ortamında?

İsmini değiştirmek, Türk Milleti’ni etnik kimliklere bölmek isteyenlerin hüküm sürdüğü bir ihanet sürecinde, ring_of_fireTürkiye Cumhuriyeti çocuklara kimlik kazandıran heyecan, coşku, özgüven veren Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor. Oysa Türkiye; kimliksizlerin eliyle, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu demokrasi anlayışından sinsice uzaklaştırılıyor. Çağdışı, etnik aidiyet temelli çoğulcu bir demokrasiye inanmayan Arapçı dinci zihniyet toplumun ortak dokusunu parçalamakta. Durum vahim, peki umutsuz mu?

***

Continue reading

Adaletin bittiği yerde ne olur?


Türkiye ise bir şey olmaz; «zorbalık» devreye girer, işler «tıkır mıkır» yürür!

mikrop1

Hukuk devletinde; kanun önünde herkes eşittir, Cumhurbaşkanı dahi olsa! Türkiye’de yıllardır adaletle oynanıyor. Adalet, adaletsizlikle eş anlama getirildi. Yargı düzenlemeleri sorunları çözmek yerine yeni sorunlar yaratıyor. Vatandaş adalet ararken, erk sahiplerinin dümen suyundan giden hukuk anlayışının ve uygulayıcılarının insafına sığınmak zorunda bırakılıyor. Anayasayı, yasaları ve yargıyı etkisiz hâle getirici her adım, TBMM kararları gereğince yasal sayılsa da, genel Hukuk ilke ve kuralları ile Anayasaya karşı hile oluşturuyor. İyi de çıkış yolu nedir sence?

***

Continue reading

İnsanların sade yaşamını zehirleyenler…


Kadından nefret eden «Tanrılar»; «Kanserli» hücreler; «Uyuyan» hücreler; Robotlaştırılanlar; Yüksek teknolojik olanaklar!

Ve Tanrı kadını yarattı. Gençliğimizin ilâhelerinden BB’nin abideleşmeye başladığı ‘Et Dieu… créa la femme’ filmi, 50’li yılların sonunda cinsellik alanında bir devrim simgesi olmuştu. kadin1 Günümüzde ise, o günlerin masumiyetinin yerini kadını istismar aracı olarak kullanan Tanrılar, bambaşka devrimlerin peşinde koşuyorlar! Uzak Doğu üretimi birbirinden çekici kadınlar, pardon kadın robotlar da erkeklerin yataklarını süslemeye başladı bile. Yıl 1987… Fatma Girik ve Kemal Sunal daha o zaman, geleceği görmüşçesine, ‘Japon İşi’ filmini çevirmemişler mi! Peki ya «robotlaştırılanlar»a ne demeli! Ancak bu makalenin konusu cinsellikle yakından uzaktan ilişkili değil. İyi okumalar!

***

Continue reading

Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti…


Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti
Neyzen Tevfik

 Kâbe'den maksadın varmaktır yâra,  Kör gibi tapınma, kara duvara,  Hızır'ı ararsan kendinde ara,  Bulamadım gibi rezalet etme.   Muhabbet herkesin aklını çelmez,  Gönül viranesi kolay düzelmez.  Alemden çekinme bir zarar gelmez,  Sen kendi kendine hıyanet etme.   İyi bak kabına, olmasın delik,  Boşuna taşırsın,gider gündelik.  Anında olmalı, ettiğin iyilik,  Alem duysun diye, inayet etme.   Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,  Gençliğin gülşeni gamla solmasın.  Özründen çok büyük kabahat etme.  Anladın mı?       [tamamı]

Kâbe’den maksadın varmaktır yâra,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır’ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.

Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.

İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Özründen çok büyük kabahat etme.

Anladın mı?
[tamamı]

***

Continue reading

İktidarsızlığın ve İtibarsızlığın kaçınılmaz sonucu…


Kişilik farklılaşması!

Cümleler doğrudur, sen doğru isen; doğruluk bulunmaz, sen eğri isen – Yunus Emre; Doğru olan şeyi görmek, fakat bunu yapmamak cesaretsizliktir – Konfüçyus; Eğri olanın gölgesi de eğridir – Hz.Ali; Ne olduğun o kadar yüksek sesle haykırıyor ki, senin ne dediğini duyamıyorum – Ralph W. Emerson;yalaka Yeteneğiniz sizi zirveye taşıyabilir; ancak zirvede kalmanızı sağlayacak olan şey karakterinizdir – John Wooden; Bir insan hakkında, başkalarının onun hakkında söylediğinden çok, onun başkaları hakkında söylediklerinden fikir sahibi olabilirsiniz – Audrey Hepburn; Yapabildiğim tek şey kendim olmaktır; karşımdaki kim olursa olsun – Bob Dylan;

***

Continue reading

İnsanları aldatmanın yöntemleri…


…ve de «Paralı Askerler»i!

Her taassupta katledici bir mahiyet vardır; tarihin taassubu hakikati öldürür; felsefenin taassubu fikri öldürür; dinin taassubu dini öldürür – Cenap Şahabettin; Bağnazlık; şu ya da bu düşünceye değil, düşünen kişiye,düşünmeye garazdır – Şevket Esendal; legion_romeHayatın felsefesi, tarihin garip tecellisi şudur ki, her iyi, her güzel, her yararlı şey karşısında, onu ortadan kaldıracak bir güç belirir – Atatürk; Tarih içinde akıl ve bilim dışı,bağnaz eğitimle gelişen yükselen,huzur bulan bir toplum yoktur.Akıl ve bilim dışı eğitimin sonu yıkımdır – Anonim; Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmasında fayda var – Nietzsche; Doğruluğunu apaçık olarak bilmediğimiz hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmemek, acele hüküm vermekten ve peşin hükümlere saplanmaktan özenle kaçınmak, bağnazlıkla mücadelede şarttır – Decartes; Bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur – Thomas Henry Huxley; Zulüm bizdense ben bizden değilim – Rachel Corrie;

***

Continue reading

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 941 other followers

%d bloggers like this: