AB «Mabet»inin 6.Sütunu: İtalya…


 

İtalya’nın Siyasî İstikrarı Ve Avrupa Birliği!

Bir yazıda Fransız lider Charles de Gaulle’ün unutulmaz sözlerinden birini hatırlatılıyor: “246 farklı peynir çeşidinin olduğu bir ülkeyi nasıl yönetebilirsiniz?”. Sonra da devam ediyor: “İtalya’da 487 çeşit peynir var”. Ülkedeki karmaşayı ve fikir ayrılıklarını anlatan bu örnek, AB’nin kurucu üyesindeki çözülmeyi bekleyen sorunlar yığınının da gerçekçi bir tasviri aynı zamanda.

İtalya genel seçimlerinin hem ülkenin kendisi hem de AB için “varoluşsal” bir anlam ifade ediyor.  “Çift yüzlü ayna” olarak nitelenebilecek İtalya’daki durum, incelenmesi gereken iki ayrı perspektif yansıtıyor: a) İtalya’nın b) Avrupa entegrasyonunun geleceği. Her ne kadar AB içinde özellikle diğer kurucu üyeler Almanya ve Fransa’nın yanında fazla sesi çıkmasa da İtalya, Birliğin üzerine inşa edildiği 6 sütundan biri.

Politik ve sosyo-ekonomik sorunların üzerinde çatlak oluşturması diğer AB ülkeleri tarafından fazla önemsenmese de sütundaki ciddi bir sarsıntının Birlik için büyük tehdit arz edeceği şüphesiz. Bu bağlamda akıllara takılan en büyük soru bu iki perspektifin ne ölçüde kesişeceği.

Sorunları çözme vaadini seçim propaganda aracı olarak kullanan politikacıların seçim kazanma yarışı olarak tanımlanabilecek İtalyan siyaset sahnesi, politikacıların kendisini kanıtlama alanı olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Politikacıların ülke siyasetini iyileştirmekten ziyade kendi kariyerlerine odaklanması, ülkedeki sorunların ana kaynağının gözden kaçırılmasına neden oluyor. İtalyanların mağduriyetlerini anladıklarını ifade eden liderler, sorunları çözmek için AB’den uzaklaşma yolunu seçti.

Merkezine AB politikalarını alan söz konusu çatışmanın önümüzdeki günlerde İtalya’daki krizi derinleştireceği öngörülürken politik istikrar, İtalyan siyaseti için bir “ütopya” haline geldi bile.

***

Continue reading

İtalyan Seçimleri: Che sarà, sarà


 

Aslan olarak bir gün yaşamak koyun olarak bin yıl yaşamaktan daha iyidir!

Aygıra şekerini vermeden önce, ahırın kapısını sıkıca kilitle….
(Bir İtalyan çiftçinin 18 yaşına giren kızına nasihati)

Bin tane olasılık tek bir doğru bile etmez.
Dinlemekten akıl, söylemekten pişmanlık doğar.
Duymak istemeyen kadar kötü sağır yoktur.

© photocredit:İsmail Doğan

En iyi zırh, menzil dışında durmaktır…
Kimin sabrı varsa dünya onundur.
Olanaksızı isteyerek olası en iyiyi elde ederiz
Aptalla parasının yolları çabuk ayrılır.
Uno sciocco e il suo denaro son presto separati

Son gülen, iyi güler.
Ride bene chi ride l’ultimo
Erken kalkan kuş, kurtçuğu yakalar.
L’uccello mattiniero si becca il verme

Cehennemin yolları iyiniyet taşlarıyla döşenmiştir.
Di buona volantà sta pieno l’inferno
Tarih tekerrürden ibarettir.
La storia si ripete
Tanrı kapıyı kapatırsa, pencereyi açar.
İnsan her rüzgarda yelken açmayı öğrenmeli.

Yaşamak için ye, yemek için yaşama.
Mangiare per vivere e non vivere per mangiare
İştah yedikçe açılır.
L’appetito vien mangiando

Beni dostlarımdan Tanrı’m korusun, düşmanlarımdan ben kendimi korurum.
Dagli amici mi guardi Dio, che dai nemici mi guardo io
İhtiyaç duyulan arkadaş gerçek arkadaştır.
Al bisogno si conosce l’amico

Geç olması hiç olmamasından iyidir.
Meglio tardi che mai
Yaşam olduğu sürece ümit vardır.
Finché c’è vita c’è speranza
Devrilen ağacı herkes oh olsun diye çağırır.

Herkes,her an olgun olamaz
Niuno è savio d’ogni tempo
Riske girmeyen, bir şey koparamaz.
Chi non risica non rosica
Kötü bir ortaklıktansa yalnız olmak iyidir.
Meglio sola che male accompagnata
Roma bir günde kurulmadı.
Roma non fu fatta in un giorno

İtalyanca Sözler!

Fear, Loathing And Poverty: Italy After The 2018 Elections

***

Continue reading

Avro Grubu’nda Bir Devir Sona Ererken…


© photocredit

***

Continue reading

AB: Aşırı Sağın Durdurulamaz Yükselişi…


…Ve «Suya Düşen» Aşırı Sağın Yenilgisi Algısı!

© photocredit

***

Continue reading

Selvi Eren Gözüyle, Sağcı Popülist Söylemlerin Nedenleri ve Etkileri


Biz ve Ötekiler!

***

Continue reading

Selvi Eren Gözüyle Fransa Seçimleri…



Champs Élysées’de Kim Yürüyecek!

☑ Fransız halkı daha önce alışık olmadığı bir seçim yapmak zorunda. Cumhuriyet kurumlarında ve politikalarda derinlemesine değişim yaratacağı kesin olan sonuçlar aynı zamanda Fransız halkının mevcut yönetime olan tepkisini de gösteriyor. Halkın geleneksel partilere ve yolsuzluk yapan politik elitlere karşı kalıpların dışına çıkıp “yeni bir şey” denemek istediği anlaşılıyor.

☑ Bu arada, Macron eğer Cumhurbaşkanı seçilirse, 1848 yılında 40 yaşında Cumhurbaşkanı olan Üçüncü Napolyon’u (İkinci Cumhuriyet dönemi) geride bırakarak Fransa tarihindeki en genç lider olacak.

☑ Le Pen, Avro Alanı’ndan ve AB’den çıkacağını belirten açıklamaları, mevcut Fransız politik görüşlerine olan karşıtlığı ve tabii ki aşırılığı nedeniyle Fransa Cumhuriyeti için bir tehdit olarak algılanıyor.

☑ 7 Mayıs seçimlerinde kazanan taraf Macron olacak gibi gözükse de sağ popülizmin yükselişini durdurmak için Fransız liderlerin mevcut politikalarını gözden geçirmesi daha çok önem kazanmış bulunuyor. Politikacıların, sağ popülizmin yükselmesine neden olan işsizlik, güvenlik ve göçmenlerin uyum sorunu gibi konularda etkili çözümler yaratmaları gerekiyor.

☑ Krizlerden beslenen aşırı sağ popülizmi yenmede atılacak en önemli adımlardan biri vatandaşların mevcut hükümetlere olan tepkisini azaltmak olacak. Ardından da halkın sorunlarını önemseyen liderlerin varlık göstermeleri önem kazanacak.

***

Continue reading

Fransa’daki Başkanlık Seçiminin Önemini anlamak…


 

Ya Aşırı Sağ’ın Lideri Le Pen Seçilirse?!

AB şüpheciliği ile İslam ve göç karşıtlığını birleştiren ve mevcut sistemin sorundan başka bir şey getirmediğini iddia eden sağcı popülist söylemler; işsizlik, terör olayları ve Müslümanların uyum sorunlarının arttığı bir ortamda, Fransızlar 23 Nisan – 7 Mayıs tarihlerinde 11 aday arasından ‘Cumhuriyet’in Başkanı’nı seçmek için sendık başına gidiyorlar.

Anketlere göre; son dönemde yükselişe geçen işsizlik oranı ve özellikle her dört gençten birinin işsiz olması ve güvenlik Fransızları endişelendiren konuların başında geliyor.

23 Nisan’a yaklaşırken Fransız halkının endişelerini körükleyen Marine Le Pen, her fırsatta AB ve İslam’ın sorunların kaynağı olduğunu fransızların beyinlerine işlemeyi sürdürüyor.

AB ise, Le Pen’in anketlerdeki yükselişine ve ilk turda her dört fransızdan birinin oyunu alma ihtimaline karşın, ikinci turda Cumhuriyetçi Fillon veya eski Ekonomi Bakanı Macron ile yarışıp, ikisinden birine yenileceği umudunu taşıyor.

Tahminlerin tutmaması hâlinde, Marine Le Pen’in Başkan seçilmesi sonrasında meydana gelebilecek gelişmeleri ise kimse düşünmek bile istemiyor.

***

Continue reading

%d bloggers like this: