Küba’da Tarım Devrimi’nin mihenk taşı…


Kent ortasında çiftlikler!

Fidel Castro’nun arkasında bıraktığı ülke farklı tartışmalarla gündeme geliyor. Devrimin ülkesi Küba’nın önemli başarılarından biri de tarımdır. cuba_urban_farm 1989-1991 aralığında Sovyetler Birliğinin çöküşü arkasından, aynı SSCB gibi endüstriyel tarımı izleyen Küba tarım sistemi çökmüştü. Endüstriyel tarım; sentetik tarım ilaçları, yerel olmayan kimyasal gübreler, şirket tohumları, yoğun su ve ağır tarımsal makineler kullanılmasını gerektiriyordu. Bir kenarı konutlara dayanan arazilerin tarıma açılması istendi ve tarımcılar ulaşım, zaman kaybı, açlık gibi sorunlarla uğraşmaktansa bu kooperatif çiftliklerde çalışmayı yeğlediler. Tamamen ekolojik bir tarım yapılmaya başlandı. Üstelik çiftlikler, kâğıt üzerinde değil, gerçekten çalışanların yönetimine geçiriliyordu. Küba’da 3.Tarım Reform’u Sürdürülebilir Kent Tarımı sürecine giriyordu… Ya Türkiye?

***

Continue reading

«Darbe» yemeyenin bırakılmayacağı bir Türkiye…


…Özlemi ile «tutuşanlar!»

aldatmak

Polisler mi kontrol edecek? Koruyucu Uluslararası Anlaşmalar’a karşı bir yola mı girilecek? Haklara saygı gösterilmesi, desteklenmesi daha doğru değil mi? Yoksa, tekel olan şirketlere destek mi çıkılacak? Sen kalk, hastalıksız ve verimi yüksek olanları yasakla; hastalık yayan, zararlı ve olumsuz özellikler taşıyanları sahiplen. Getirilecek yasak ve kısıtlamalar giderek Türkiye’ye hâkim olan yabancı ve onların yanında aynı çıkarları savunan yerlilerin yanında olacak. Bu bir zulümdür. Üstelik, utanmaksızın toplumun gözünün içine baka baka kandırmakla meşguller! Hem de STK «yöneticileri»ni kullanarak…

***

Continue reading

Çiftçi «çıkmaz»a sürükleniyor…


Değişime düşman olanlar «aportta» bekliyorlar!

monoculture

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Ülkemizde birçok çiftçi hemen hemen tek ürün yetiştiriyor. Bazı açılardan çiftçiye fayda sağlasa da genel olarak çıkmaz bir yol. Ancak, ürün pazarlamada, girdi kullanımında ve ekolojik açıdan çok sorunlu. Bu sistem çiftçiyi yok olmaya doğru götürüyor. Bir süre sonra büyük şirketlere veya kapitalist çiftçilere teslim oluyor! Tarım zehirleri yoğun kullanılıyor. Çiftçi kendisini de zehirlemiş oluyor. Çünkü, Monokültür tarım yapan çiftçiler sebze, yumurta, süt vb. gibi gıda ürünlerini de dışardan alıyorlar. Bütün bunlar için bir mücadele gerekir Bunlara ilk önce çiftçilerin karşı çıktığını “başka yol yok” dediklerini biliyoruz. Bütün aracılar, süpermarketler, gıda sanayii ve politikacıların çoğunun da böyle bir değişime düşman oldukları son derece açık… Peki ne yapılması gerekiyor?

***

Continue reading

Gıdada Egemenlik…


Kayıtsız ve Şartsız Köylü ve Tüketicinin Olmalı!

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Köylüler bütün dünyada kapitalist sistemin ağır baskısı ve sömürüsü altında. Gelişen süpermarketlerin lehine çiftçilerin pazar yerlerinde satış yapmalarına bile kısıtlamalar getiriliyor.gida_egemenligi Diğer taraftan; dünyayı soğutacak, iklim değişikliğini önleyecek, uyum sağlanmasında etkili, çiftçi ve tüketici refahını sağlayacak gıda egemenliği ve agroekoloji büyük önem taşıyor. Agroekoloji olmadan gıda egemenliğinin, gıda egemenliği de olmadan agroekolojinin gerçekleşmesi mümkün değil. Türkiye’deki ziraat fakültelerinde bile doğru dürüst incelenmeyen agroekolojiyi egemenlerin çalma ve kendi politikaları doğrultusunda evcilleştirtirerek tepeden inme bir kavram yerleştirmeye çalıştıkları biliniyor. Peki ne yapması gerekiyor halkın, köylünün ve çiftçinin? İşte benim de katıldığım bir kongrede bütün bunlar konuşuldu, tartışıldı, geleceğe yönelik fikir ve düşünceler üzerinde duruldu.

***

Continue reading

Alman – Amerikan Evliliği : 66 Milyar $ !


«Mantık Evliliği»nin amacı çiftçiyi, çevreyi ve insan çıkarlarını korumak değil, sadece kazançları katlamak!

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Tohum, gdo’lu tohum, tarım ilacı ve daha düşük bir ölçüde de beşeri ilaç tek ve güçlü bir elde toplanıyor. Tohum, tarım ilaçları ve sentetik gübreler konusunda zaten az olan şirketlerin bir süredir birbirlerini satın almaya çalıştıkları bir sır değil.merger Bu alanlarda en güçlü altı şirket şunlar: Bayer, Monsanto, Dupont, Dow, BASF, Syngenta. Bunlar birleşme ve satın almalarla dörde veya beşe düşmeye çalışıyorlar. Bütün bu çabalar son iki yıla sığıyor. Bu birleşmenin fiyatları yükselteceği ve araştırmaları azaltacağı ileri sürülüyor. Ancak, hassas tarım konusunda ABD Adalet Bakanlığı engel koyuyor. Olay sadece tohum, tarım ilacı ve beşeri ilaçlarda bir tekelleşme değil. Büyük veri (big data) bu şirketlerin elinde toplanıyor. Şirketler büyük veriye de hâkim olarak hegemonyalarını güçlendiriyorlar. İstenilen çiftçinin tam olarak bu şirketlere teslim olması. Böylece, çiftçiye hiçbir manevra alanı bırakılmamış oluyor

***

Continue reading

«Köylülük!»


Yenisi mi, eskisi mi?

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Köylülük bazı sol ve neo-liberal çevrelerce ekonomik rasyonalite açısından kaybolması gereken bir sınıf veya tabaka olarak kabul ediliyor. new_farmers Hâlbuki Marx şöyle diyor; “kapitalist tarımdaki her geliş, emekçiyi soyma sanatının yanısıra, toprağı soyma sanatında da bir ilerlemedir; toprağın verimliliğinin artmasındaki her ilerleme, aynı zamanda bu sonsuz verimlilik kaynağının mahvedilmesine doğru da bir ilerlemedir.” Türkiye’de, gelişmiş ülkelerdeki tarımsal nüfusun yüzde 5’lerin altına indiği gerçeği ileri sürülerek küçük köylü işletmelerini tasfiyeyi amaçlayan tarım politikaları uygulanmıştır. 21. yüzyıl içinde köylüler ezber bozmaya başladılar. Doğaya saygılı ve doğrudan tüketicilere ulaşan yani pazarlama kanalları oluşturdular. “Yeni Köylü” denilen bir gelişme ortaya çıkardılar…

***

Continue reading

«Tarım Zehirleri» ile mücadelede iktidar yan çiziyor…


Büyükşehir Belediyeleri ise denetimlerde yasalarca aciz kılınıyor!!

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Sebze ve meyve hallerinde laboratuvar kurulması için aracıların üçte birinin yazılı isteği gerekiyor. Bu mevzuat ile toplumun tüketici kesiminin zehirlerden korunması âdeta aracıların keyfine bırakılıyor. Çünkü, Büyükşehir Belediyeleri ceza yazma konusunda yasalarca yetkisiz kılınıyor.hal Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının aktif işbirliği şart! Belediyeler hallerde bir kalıntı laboratuvarı kursa veya var olan başka bir resmi veya özel bir kalıntı laboratuvarı ile sözleşme yapsa bile gerekli cezaları yazacak olan tarım il ve ilçe müdürlükleri. Bu kuruluşlar daha çok ihraç edilen ürünlerde analiz yapıyor. İç piyasaya giden ürünlerde ise denetim yok gibi. Yurtiçi tüketimine yönelik ürünlerde yazılan cezalar son derece az ve yetersiz. Halk, sağlığı ile ilgili tehdide karşı yalnız bırakılıyor. Kansere âdeta ‘buyur gel’ davetiyesi çıkarılıyor. Peki ne yapmalı?!

***

Continue reading

%d bloggers like this: