Silikon vadisinin zaferi !


O, dünyadaki rejim ve sistemlerin değişmesinin de simgesidir…

*** Continue reading

“Devrimci süt”ü nasıl elde edeceğiz?


Devrimci inek mi isteyelim?

*** Continue reading

Devletin vatandaşına güven(e)memesi ne kadar doğru bir şey?


Benim öğrenme hakkımı ölümümden sonraya ertelemeye kimin ne hakkı var?

Onların istediği kadar bileceğiz. Onların bizlere sunacağı resmi bilgilerle tarihi öğreneceğiz. Resmi ağızlardan resmi tarihi öğreneceğiz. Bunun aksini, yani kuşkuyu ve de eleştiriyi bağrında bulunduran gerçekleri bizlerden esirgeyecekler.
Öğrenme hakkımızı elimizden alacaklar, siz ancak elli sene sonra öğrenecek düzeye gelirsiniz Continue reading

Yanlışı yapan kim olursa olsun çekinmeden söylemek gerekir, ama…


Doğruyu kim yapıyor, söylüyorsa çekinmeden doğru olduğunu kabullenmek de gerekmez mi?


©photocredit

Kuyunun dibindeki kurbağa, kuyunun dibinden baktığı zaman, gökyüzünün genişliğini kuyunun ağzı kadar zannedermiş. Kuyunun ağzına geldiğinde, gökyüzünün ne kadar geniş olduğunu o zaman anlarmış. Belki de gökyüzünün genişliği karşısında hayrete düştüğü ve de algılamakta zorlandığı için, gerisin geri atlayarak kuyunun dibine geri dönüyordur bazıları.

Halbuki hayat hiç de böyle kesin çizgilerle cereyan etmez. Bozuk bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterebilir. Continue reading

1982 “Ruh”u


Ey “ruh” çekip, gittiğin an, üç kere tokla…

Adamın biri Bir motor icat edeceğim ve kayığı nehirde bununla yürüteceğim der. Köyün müzmin muhalifi Gitmez bu kayık diye basar yaygarayı. Karşı çıkan etkili olur ve herkes icat çıkaranla alay eder. Ancak gün gelir, motor yapılır, kayığa takılır. Kayık, büyük bir gürültüyle nehirde yol almaya başlar. Bütün gözler müzmin muhalife döner. Yüzünde mahcubiyet izi yoktur. Omzunu silkeleyerek kayığı gösterir;Durmaz bu!..

Continue reading

Eğer yeni bir Anayasa yapılacaksa…


Anayasa’ya sızan eski dilin terkedilip, Devlet’in bireye hizmet edici boyutunu en öne çıkaracak farklı bir dil kullanılmalıdır !


©photocredit

1980 darbe Anayasa’sını yapan darbeci çetenin terörist başı Kenan Evren’in daha Anayasa oylaması hakkında ki konuşmalarına bakıldığında, sürekli olarak bir şeyin altını önemle çizdiği görülür. Mesela 24 Ekim 1982 de yaptığı konuşmasında şöyle der: Continue reading

Hoca, abi, gerçek dost ve korkusuz, yürekli bir eylem arkadaşı…


Siz bana 2+2 nin 5 ettiğini, ispat edebilirseniz, ben de size bir sosyolog olarak Kürt’lerin olmadığını söyleyebilirim


Bir gün O’nunla aynı gün, aynı askeri savcıya, Yüzbaşı Avni Emirler’e, ifade vermeye beraber götürüldük. Avni Emirler’in özelliklerinden bir tanesi de, sorguladığı kişileri, savunduklarını inkar etmeye, arkadaşlarını ihbar etmeye, vs ye kendince ödüller vererek teşvik etmesiydi.

***

Continue reading

Ve Tanrı İnsanları Yarattı…


Devlet ise insanların eseridir, Allah’tan değildir. Peki, kim daha ‘kutsal’dır o halde?

Havva Anamız ile Adem Babamızın ‘ırkı, milliyeti, ten rengi, inancı – cinsiyetlerini biliyoruz – ve vatandaşı ( ! ) olduğu “devlet” neydi, acaba? İsimlerini kim koydu? (Yerelce eklemesidir!)
“Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes vatandaştır” demek varken, neden etnik bir vurgu yanı ağır basan, etnik bir kesimi çağrıştıran bir tanımlama yapılır? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak dünyanın neresinde olursanız olun, bulunduğunuz ülkede “Ben Türk’üm” derseniz, bu tanımlama etnik bir hatırlatma yapar karşınızdakine. Ama siz “Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım” derseniz bu sizin etnik kökeninize olan bir vurgu olmadığı gibi etnik bir hatırlatma da yapmaz. Eğer karşınızdaki ihtiyaç duyarsa sorar “Türk müsün?”, “Arnavut musun?”, “Ermeni misin” diye… “Türk” vurgusu hiç de anlatıldığı ve savunulduğu gibi herkesi kapsayan bir kavram olarak değildir. Etnik vurgusu ve anlamı olan bir kavramdır..!

***

Continue reading

90 senede ayağımıza gelen en önemli fırsat!


Sivillerin eliyle, Sivil katılımla, Sivil Anayasa…

© photocredit 

Çağdaş devlet; ideolojilerden arınmış, hukukun üstünlüğünü benimsemiş bir varlıktır. İnanç ve fikir hürriyeti, teşebbüs hürriyeti ile birleşerek kalkınmayı ateşler.  Yeni anayasa sürecinde, ilkeler bu hürriyetlerin kullanılmasında bir engel olmaktan çıkar, içgüdülerden, ideolojilerden sıyrılır, hamaseti ve husumetin yanısıra, yıllardır anlatılan “masallar”ı da bir kenara bırakır, toplumun ortak noktalarını çoğaltma ve bireyi esas alan bir anlayış üzerine temel almayı denersek, insanlık için ancak o zaman faydalı bir şeyler yapabiliriz.

***

Continue reading

Asırlar boyunca iktidarların sui zannı altında yaşayan Şark halkları’nın…



Maruz kaldıkları her zulmü, kırımı ifade edebilmesinin yolu !

© photocredit.

Bu hafta 1 Eylül “Dünya Barış Günü”nü de kutlayacağız, hep birlikte. Her Dünya Barış Günü’nde, savaş tamtamları, savaş sloganları ve glu glu dansları ile bu günü kutlama iki yüzlülüğü ve sahtekarlığını duymak, bana sıkıntı veriyor. Her Dünya Barış Günü’nde, özünde savaş yanlısı olanların sahte barış taleplerini duymak, yüreğime bir hançer gibi giriyor.

Continue reading

“Ulusalcı-Solcu-Kemalistler”in yiğitleri…


“Yiğitler”in yaptığı “Yiğitlikler!”.

Alnı çizgi çizgi zafer oyuklu,  Anası ağlamış öfke yayıklı,  Elinde dirgeni kara bıyıklı, Yiğitler yiğitler bizim yiğitler –  Aşık Mahsuni Şerif

Aşık Mahsuni’nin güzel şarkılarından birisi olan, severek dinlediğim, “Yiğitler” şarkısına rastlayınca hemen orada durdum. Durmamla, hayretler içinde kalarak izlemem bir oldu. Continue reading

Aynı hizada asker ve polis yoktur…


Güçler ayrılığı vardır !

Yoktur çünkü; asker ve polis devletin bir kurumudur. Yani asker Yürütme’nin emrinde olan bir kurumdur. Bir kapıcı gibi, bir temizlik işçisi gibi, bir öğretmen gibi, bir vergi memuru gibi, bir mühendis gibi, asker de, polis de hükümetin yönetiminde olan devlet aygıtının bir parçasıdır. Eğer yanyana yazılacaksa asker-polis-mühendis-öğretmen-memur-işçi vd. yanyana yazılır.

*** Continue reading

Ramazan davulu, ezan, namaz, oruç…


Şimdiki “tarzanlar” sanırsın ki “ayı”yı çağırıyor…

Sohbet sırasında Bektaşi’ye takılıyorlar: -Baba Erenler niçin oruç tutmazsın? Bektaşi’de mazeret hazır, “Vallahi tutacağım tutacağım, çok da isterim ama halim mecâlim yok.” – Peki baba, iftara çağırsalar gider misin??? “Doğrusu iki elim kanda da olsa giderim.” – Oldu mu baba? Allah’ın emrini dinlemiyorsun ama kulların davetini kaçırmıyorsun!?? Continue reading

Kalkın ey ehli vatan dediler…



Kalktık, onlar oturdu, biz ayakta kaldık!

© photocredit

Gerçek hayatta devrimle, devrimcilikle pratik anlamda hiç bir alakası olmayan bazı insanların sanal ortamda yazdıklarını görünce ağzım açık izliyorum. Sanal ortamdaki görünümüne bakarsanız, zannedersiniz ki Türkiye’de “devrim” yaklaşıyor ve bu arkadaşlar da yaklaşan “devrimin” önderlerinden birisi ve bütün yaşamlarını profosyenel devrimci olarak sürdürüyorlar.

*** Continue reading

Kürtler’in panzer taşlayan, molotof atan seçilmişlere ihtiyacı yok!



Siyasetin önünü açacak, barış sağlayacak siyaset yapacak, seçilmişlere ve siyasetçilere ihtiyacı var…

© photocredit

Kürt siyasetçileri şunu bilmeli. İkide bir ‘biz halkı tutamıyoruz, biz kitleyi zor durduruyoruz, kitle patlama noktasındadır. Sorun çözülmezse devrimci halk savaşını başlatırız, savaşa da barışa da hazırız’ diyorlar. Seni tutan mı var, yapar mısın yapmaz mısın sen bilirsin. Ama bu şekilde daha fazla benim üzerime yıkma. Türkiye de, ikide bir bitireceğiz, şöyle böyle bitireceğiz diyor. Sen de bitireceksen bitir.

*** Continue reading

%d bloggers like this: