«Fişi»nin çekilmesini bekleyen T.C.


Kanun Hükmünde Kararname yetkisi, Havuz Medyası, İletişim özgürlüğüne müdahale yanında hele bir de 12.Madde var ki, Savaşa bile OHAL ilan ederek karar verme yetkisi, Parlamenter Sistemin ılgası gibi daha sayılacak 50 madde ile Devlet ele geçirilmiştir. Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti yapılan son değişikliklerle, bitkisel hayata maruz bırakılmıştır.

***

DEFOL GAFLET.. KAHROL DALALET!..

münir_kebir

© Münir Kebir

Türkiye’de çok sayıda aydın insanımız var. Aydın İnsan demek , geçmişini, geldiği yeri bilen ve geçmişinde yaşanan olaylardan hem kendisi ve ailesi için, hem ülkesi ve hem de insanlık için ders alarak, geleceğe, yaşanan acıların tekerrür et-me-mesi için, insancıl amaçlı yaklaşımlarla, hem bilgilendiren ve hem de sonuna kadar gayret gösteren insan demektir.
Ben böyle tanımlıyorum aydın insanı…

Türkiye ne çekiyorsa yarı aydın insanların, ülkede yetki ve söz sahibi olmasından çekiyor.

Kimseyi birey bazında kötülemiyorum. Ve aynı zamanda parti ve politikacıları da, bir diğerinin önüne geçirme gibi bir gayret içerisinde asla değilim.
Zoruma gittiği için yazıp söylüyorum.

Mısır’da Sisi’nin askerlerinin Esma isminde bir genç kızı öldürmeleri hepimizin içini acıtmıştı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da tabi ki bir insan olarak, onun da içini acıtmıştı ki, ağlamıştı…. Buraya kadar hiç bir sözüm yok.

AMA…

Libya’da şehit düşen, tarihi şan ve şerefle dolu TSK mensupları için “bir kaçtane” diyerek şehadetlerini açıklaması, devlet adamlığına hele hele Cumhurbaşkanlığı gibi bir makam sahibi için kabul edilebilecek bir hata değildi. Ama ülkemizin bekası, milletimizin bütünlüğü için sineye çektik.

Bunu sineye çektik. Ama ardından televizyonlardan şahit olduğumuz vaka sabır taşını çatlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Trump’la yaptığı telefon görüşmesini naklederken,Trump’un kendisine; “Putin’e sorsaydın ne işi var Suriye’de?” diye sorduğunu, kendisinin de; ” Vala herhalde Kamışlı’da Petrol var onun içindir ama, Kamışlı’daki petrol Deyrezor’daki kadar çok değildir” dedim diyerek gülmesi, damadı Bayraktar’ın da sanki ev içi yapılan konuşmaymış gibi, kahkaha atması ve Koskoca TBMM başkanlığı yapmış zatın, Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte gülmeleri, asla Türkiye Cumhuriyetinde; Cumhurbaşkanlığı makamında oturan kişinin söz ve davranışları olamaz,kabul edilemez.

Sen Mısırlı bir kızın ölümüne hüngür hüngür göz yaşı dökeceksin, ama beri tarafta 33 ana-baba evladının vatan uğruna şehadetleri daha çok sıcak iken, Trump’la olan konuşman konusu içinde, sanki apartman komşunla ya da tavla oynadığın arkadaşınla yaptığın sohbet havasında ve kahkahalarla, eşine, çocuğuna, torununa anlatır gibi anlatacaksın(!)…

*****

Şimdi gelelim şu Aydın bilim adamı kaleminden Devlet adamlığı meselesine…

Bu meseleyi, ben değil Prof.Dr.İzzettin ÖNDER Hocanın “Devleti ele geçirenler aslında kim” başlıklı yazısının özetine bırakıyorum.>

“Devlet ile Hükümet farklı sosyo-politik kurumlardır. Devlet, toplumun BÜTÜNSELLİK ve YÖNETİMİNİN Ruhudur. Hükümet ise, Devletin ruhu çerçevesinde İcraattan sorumlu ARAÇtır.
Bu tanımın hukuksal sonucu şudur ki; Hükümet, Devletin KURULUŞ İLKELERİNİ BELİRLEYEN ANAYASA doğrultusunda faaliyette bulunan, aksi durumda yargılanabilir icra organıdır. Bu tanımlama çerçevesinde, devlete saygılı her hükümet, anayasa hükümleri altındadır.” [Makalenin tamamı]

Peki, bu tanımlama çerçevesinde, Recep Tayyip Erdoğan;
“Türkiye’de yönetim sistemi değişmiştir. Benim fiili durumuma göre yeni anayasa düzenlensin”
DİYEBİLİR mi? Dediği takdirde ki, dedi. Öyleyse 1982 anayasası ılga olmuş mu?

Bu sorunun yanıtını da, Kamu Hukuku Uzmanı Prof.Dr.Kemal GÖZLER‘e bırakalım.

“1982 anayasası hala yürürlükte mi? şeklinde bir soru abesle iştigaldir. Zira bir ülkede vakti zamanında bir anayasa yürürlüğe girmiş ise ve bu anayasa, bugüne kadar ayrıca ve açıkça ilga edilmemiş ise hâliyle yürürlüktedir. Nitekim 7 Kasım 1982 tarih ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da ülkemizde hâlâ yürürlüktedir. Zira bu Anayasanın 177’nci maddesi “Bu Anayasa, halkoylaması sonucu kabul edilip Resmî Gazetede yayımlanması ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olur ve bütünüyle yürürlüğe girer” demektedir. Benim görebildiğim kadarıyla, ülkemizde bir ihtilal veya hükûmet darbesi olmamıştır ve dolayısıyla Anayasa yürürlükten kaldırılmamıştır.”

*****

Şimdi elimizi şakağımıza götürüp düşünelim bakalım. 1982 Anayasası Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle değişti mi? Akademisyenlere göre değişmedi. Peki, Hukuken mümkün olmayacak bir değişikliği, nasıl Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişi değişsin diyebiliyor? Bu soruyu ortak akla havale edersek,şu yanıtlarla karşılaşmamız olasıdır.

a-) Cumhurbaşkanının Anayasa hukuku hakkında hiçbir bilgisi yok.

b-) Cumhurbaşkanı bilgisi olmadığı konularda kendi başına buyruk olabiliyor…. Çünkü, bilmediği konularda Müşavirleri var ama, sadece adları ve makamları var o kadar…! Dolaysıyla bu müşavirler sahip oldukları statüleri fiili olarak kulana-ma-maktadırlar.

c-) “b” şıkkı doğruysa, o zaman atanmış bakanlar ve kurumlar, Recep Tayyip Erdoğan’ın emrinde, O’nun birer memuru olarak görev yapmaktadırlar. Bu da Yürütme Gücünün Erdoğan’da olduğunu gösteriyor.

d-)” Anayasa DEĞİŞİMİ” ile “Anayasa DEĞİŞİKLİĞİ” farklı kavramlardır.

Anayasanın DEĞİŞTİRİLMESİ, Yeni bir Anayasa YAPMAK demektir. Anayasa yapmak, Kurucu İktidarın (TBMM’nin) eseridir. TBMM ‘den güven oyu alarak Hükümet sıfatı kazanan İktidarlar, sadece Anayasa DEĞİŞİKLİĞİ‘ni (Anayasaların Sosyolojiyle ilgisi nedeniyle, bazı maddelerinde değişikliği) anayasada belirlenen kriterlere bağlı kalarak yaparlar. Bundan dolayı 1982 Anayasası halen yürürlüktedir. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla AKP Hükümeti MHP’nin de desteğiyle 1982 anayasasında bazı maddelerde DEĞİŞİKLİK yapmıştır.

Bu değişiklik ülkemizi, Siyaset, Ekonomik, Sosyolojik ve birlik beraberlik alanlarında içinden çıkıl(a)maz bir duruma düşürerek emperyalizmin oyuncağı haline getirmiştir.

Şöyleki;

En başta Cumhurbaşkanın, tüm ülke insanına karşı eşit ve birleştirici olma görevi tamamen ortadan kalkmış yeri Parti Başkanlığına bırakılarak Devlet İktidarı olan TBMM etkinliğini yitirmiş, Yasama Gücü tek kişinin iki dudağı arasına terkedilmiştir.

Başbakanlık makamı ortadan kaldırılarak, Bakanlar, Cumhurbaşkanı tarafından atanarak ve görevleri Cumhurbaşkanına devredilerek, Yürütme Gücü de Cumhurbaşkanının iki dudağı arasına alınmıştır.

Yargı ergi ise Hakimler ve Savcılar Kurulunun üye sayısı 12’ye düşürülerek, 6’sının Cumhurbaşkanı tarafından,diğer 6’sının da Başkanı olduğu AKP İktidarı tarafından seçilmesi ve atanmış Adalet Bakanının bu kurulun Başkanı olması ,Yargıyı tam bir Cumhurbaşkanının Jokeyiyapmıştır (!) İstinaf Mahkemesinin verdiği beraat kararının 24 saat içinde geri alınması,ve beraat kararı veren hakimlerin farklı yerlere tayin edilmesi bu tesbiti kanımca doğrulayan gerçeklerden sadece bir tanesidir.

Kanun Hükmünde Kararname yetkisi, Havuz Medyası, İletişim özgürlüğüne müdahale yanında hele bir de 12.Madde var ki, Savaşa bile OHAL ilan ederek karar verme yetkisi, Parlamenter Sistemin ılgası gibi daha sayılacak 50 madde ile Devlet ele geçirilmiştir.

Sonuç olarak; 1982 Anayasası ılga olmamıştır. Ama yapılan ama asla beklenmeyen değişikliklerle, bitkisel hayata maruz bırakılmıştır.

Bu devam edecek mi etmeyecek mi, şu an için bir tahminde bulunmak benim işim değildir.

Bu yüzden kanımca açıklayıcı nitelikte son sözü; sadece yukarıda yazımın başına aldığım, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Kürsüsü Başkanı Prof.Dr.İzzettin ÖNDER’e bırakıyorum:

”Yıl 1960, aylardan Nisan ve Mayıs. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Anayasa Hukuku dersinin hocası Prof. Dr. Hüseyin Nail Kubalı devamlı olarak demokrasiden dem vuruyor ve olmadığını ima ediyor. İktidarda Celal Bayar-Adnan Menderes yönetiminde Demokrat Parti var. Ülke siyaseti kızışıyor ve hükümet “Tahkikat Komisyonu” olarak bilinen meş’um bir komisyon marifetiyle ülkenin aydınlarını susturmaya yelteniyor. Dönemin son ayında Anayasa Hukuku dersi yapılamaz oldu, çünkü Kubalı hoca Tahkikat Komisyonu emri ile Ankara’ya davet edilmişti (“götürülmüştü” sözcüğünün kibar hali). [Devamı]

 

*




Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: