Bindirdik bir «Sandal»a, yolladık Yunanistan’a, Yaradan kurtara…


Çek küreği güzelim, uzanalım tez yoldan Avraamerika’ya…Baktık ki olmadı, karşımızda duruyor Avraasya.. Rüzgâr nereden eserse essin, üzme kendini buluruz kendimize oynak da olsa bir rota. Telâşlanma güzelim, batarsak da Titanik değil ya bu, mutlaka kurtarır bizi bir «KAPTAN PAŞA…»

***

SURİYELİLER SURİYE’YE

+©Erol Erdoğmuş.

OLAY

Kendi hükümetinden zulüm gören halk; demokratik, demokratik olamıyorsa antidemokratik yollarla zalim hükümeti düşürür. Demokratik yöntem seçim, antidemokratik yol; etkin ve yetkin kişilerin halkın desteğiyle seçimsiz olarak yönetime el koymalarıdır. Hiçbir halk; kendi hükümetinden korktuğu için, kendi devletinden kaçmayı yeğlemez, sonuna kadar direnir.

Ta ki;

“Din kardeşiyiz… Biz Hz. Muhammede hicret zamanında yardım eden Medine’li ensar olarak size kucağımızı açıyoruz. Zalim Esed zulmünden kaçın; ülkenizi, malınızı mülkünüzü işinizi bırakın Türkiye’ye buyurun gelin, sınırlarımız size açıktır”

Denilerek buyur edilirse, tası tarağı toplayıp gelirler!..

Türkiyenin ve Suriye halkının yararını gözeterek Suriyeli muhalifleri Suriyede desteklemek varken; bindiği dalı keserek Suriye’deki Esad muhaliflerini Suriye’den çıkararak, Esad’a yardım ettiğimizin farkında değiliz!..

Esad’ın muhaliflerini eksiltmek; Esad’ın ekmeğine yağ sürmek değil midir?

KÖPRÜYÜ SANDAL SANMAK

[]

Altıokrasi;

-Erol Erdoğmuş, Cinius yayınları 2015,
kitabımın okurları bu başlıklı bölümü hatırlayacaklardır. Köprüyü sandal sanmak, şöyle özetlenebilir:

Türkiye; Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan, bir ayağı ayağı Avrupa’da Balkan ve Asya’da Kafkas dağlarında olan Avrasya Köprüsüdür.

Balkan dağlarının ardındaki Avrupa, Atlantik ülkeleri; Kafkas dağlarının ardındaki Rusya, Çin birbirleriyle siyasi ve ticari rekabet içindedir. Coğrafyası köprü olan ülke Türkiye’yi; taraflara taviz vermeden -incirlik, mincirlik-, tarafsız ve bağımsız olmaya mecbur etmektedir. Türkiyenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı; hem Türkiye’nin, hem de tarafların lehinedir. Atatürk bu politikayı uygulamış ve

“Yurtta sulh, cihanda sulh”

İlkesiyle özetlemişti arif olanlara!..

Türkiye’nin tarafsızlık ve bağımsızlıktan vazgeçerek; taraflardan birine taviz vermesi; üç yönlü kazancı 1’e indirerek, sadece taviz alanı kazançlı; kendisini ve taviz alamayanı zararlı duruma düşürdü!… Köprü trafiğini adil, tarafsız ve bağımsız yönetmesi gereken Türkiye; maalesef köprüyü sandal sandı!..

“Canını kurtarmak için transatlantiğe çıma ver, halat uzat!.. diyerek; güvenilir, adil, uzlaştırıcı itibarlı olmaktan vazgeçmeyi seçenler kimlerdi?..” age sh 47.
Kim olacak, Atatürk’ten sonrakiler!..

Dümensiz küreksiz sandal olarak; Avramerika’dan esen olumsuz rüzgarla Avrasya’dan, Avrasyadan esenle Avramerika’dan medet umar duruma getirdik kendimizi. İki rakip oyuncunun futbol topu olduk; bir biri, bir öteki birbirlerine şut çekiyor bizimle!..

SURİYEYİ BU HALE GETİRENLERİN CEREMESİNİ ÇEKMEMEK

Suriye durup dururken bu hale gelmedi. Suriye çıkarlarını gözetmede büyük, insanlıkta küçük devletlerin iştahını kabarttığı için bu hale getirildi. ABD’nin, Rusya’nın ne işi var Suriye topraklarında?! Suriye’yi bu hale getirenlerin Suriye’ye ve komşularına verdikleri zararın ceremesini –ödemesini- Suriyeliler ve komşuları çekiyor. Başta da, Suriye’yle büyük coğrafi sınırı olan ensar(?!) Türkiye…

Ne buyuruyor İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 14. Maddesi?

“Herkesin, zulüm karşısında başka ülkelere sığınmaya ve bu ülkelerde sığınmacı işlemi görmeye hakkı vardır(…)”

Bildirge’nin 25. Maddesi buyurmayı sürdürüyor:

“Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için; beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır.(…)”

İyi, iyi de; sığınmacının ve ailesinin sağlık, beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım giderlerini kim karşılayacak? Sığınılan ülkenin kendi yurttaşlarından keserek karşılaması haksızlık olmaz mı?

BM’nin bu buyruklarının havada kalmaması için, yeterli fon oluşturarak sığınılan ülkelere tahsis etmesi gerekir. Nüfusu giderek yaşlanan Avrupa ülkelerine ihtiyaçları kadar dağıtılacak göçmenler, bu ülkelerin yararına olmaz mı?

TÜRKİYE NE YAPABİLİR?

BM’den göçmenlerin; beslenme, giyim, konut ve tıbbi yardım giderlerini karşılayacak

ödenek alarak,

Göçmenleri Suriye sınırına yakın bir il sınırları içinde misafir eder,

☛ Suriye normale dönünce misafirleri Suriyeye gönderir.

Böylece Türkiye zeytinyağı su misali göçmenlerle karışmaz; tarafsız ve bağımsız yurtta sulh, cihanda sulh politikasını sürdürür.

 

Editör:Nusret Özgül

 

TurkLider_logo

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: