Corona Virüsü: Testi kırıldıktan sonra atılan tokatın kimseye faydası olmaz!


Aklın yolu birdir, salgının yayılmasını gerçekten önlemeye çalışan pek çok ülke gibi Türkiye de, hem de derhal ve kesinlikle taviz vermeden, sadece Çin’den gelenleri değil, hangi ülkeden gelirse gelsin, son 24 günde Çin’de bulunmuş tüm yolcuları, mutlaka karantina uygulamasına sokmalıdır. Ancak böyle bir uygulama sayesinde önce yolcuları, sonra da 83 milyonluk Türkiye’yi corona riskinden uzak tutabiliriz.

UPDATED/GÜNCELLENDİ
22 Şubat 2020

***

DAHA NE BEKLİYORSUNUZ SAYIN BAKAN, CORONA VİRÜSÜNÜN “BEN GELDİM” DEMESİNİ Mİ?

zafer_karadag

© Zafer Karadağ.

Salgına ilişkin felaket haberleri peşpeşe gelmeye devam ediyor!

Bu sabah yapılan resmi açıklamaya göre, CoViD-19 yani Corona virüsünden ölenlerin sayısı ilk kez 2.000’i geçti.

Virüs tespit edildiği için tedavi altına alınan hasta sayısı ise 75.000’in üzerine çıktı ki, maalesef 11.977’sinin durumu ağır, bu da ölü sayısının hızla artmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Çin’in Hubei Eyaleti’nin başkenti Wuhan’da ortaya çıkan ve önce tüm eyaletlere yayılan bu kahrolası salgın, şimdiden 26 ülkeye sıçramış durumdaydı ama biraz önce İran’dan gelen kötü haberden sonra CoViD-19 virüsünün bulaştığı ülke sayısı, Çin’le birlikte 28’e çıktı.

 

İran’ın Kum kentinde Corona virüsü nedeniyle karantina altına alınan iki hasta da hayatını kaybetti. Böylece Çin dışında tespit edilen Corona vakası 923’e, ölü sayısı ise 5’e yükseldi.

Güney’de Mısır, kuzeyimizde Rusya derken, şimdi de komşumuz İran bu lanet virüsle boğuşmaya başladı.

Ve biz Türkler, hala ve sadece (!) İstanbul Havalimanı’nda termal kamera ile ateş ölçerek “Corona virüsü ile en etkin şekilde mücadele ediyoruz!” babında beyanatlar veren bir Sağlık Bakanımız olduğu için çok şanslıyız!

Hanımefendiler, Beyefendiler, bu işin şakası kalmadı!

İstanbul artık Dünyanın en yoğun hub (aktarma merkezi)’larından biri olduğu için, hergün ortalama 215.000 yolcu yeni havalimanını, 97.000 yolcu da Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kullanıyor. Onların en az yarısı kadar da yolcu etmeye veya karşılamaya gelenler olduğuna göre, sadece İstanbul’da yarım milyon insan virüs taşıyan birileriyle karşılaşma ve temas etme riski taşıyor demektir, hem de HERGÜN!..

Allah korusun, eğer bu virüs Türkiye’ye bulaşır ve yayılırsa, hem sağlık hem de ekonomimiz açısından büyük bir yıkımla karşı karşıya kalabiliriz.

Üretim aksayacağı için ticaret ve ihracat düşecek, en büyük darbeyi ise turizm sektörü yiyecektir (Mısır turizminin hali ortada, virüs görülen ülkeler arasında yerini aldığı günden itibaren, toplu rezervasyon iptalleri ile boğuşmaya başladı).

İşte bu yüzden naçizane önerimi bir kez daha tekrarlıyorum;

“Aklın yolu birdir, salgının yayılmasını gerçekten önlemeye çalışan pek çok ülke gibi Türkiye de, hem de derhal ve kesinlikle taviz vermeden, sadece Çin’den gelenleri değil, hangi ülkeden gelirse gelsin, son 24 günde Çin’de bulunmuş tüm yolcuları, mutlaka karantina uygulamasına sokmalıdır.

Ancak ve ancak böyle bir uygulama sayesinde önce yolcuları, sonra da 83 milyonluk Türkiye’yi corona riskinden uzak tutabiliriz.

Testi kırıldıktan sonra atılan tokatın çocuğa da, anasına-babasına da faydası olmaz.”

Allah yardımcımız olsun.

Selam ve sevgilerimle.

Zafer KARADAĞ
19 Şubat 2020, Taşkent

 

SALGIN HABERLERİNE BAKMAK VE GÖRMEK FARKLIDIR

Örneğin bana göre; “Dünyanın önde gelen otel gruplarında Hilton, Corona virüsü nedeniyle Çin’de bulunan 150 otelini kapattı” haberi, sıradan bir turizm haberi değildir. Çin’e yaptıkları uçuşları durduran havayolu şirketleri gibi, otel zincirlerinin çoğunun da Hilton’u takip edecekleri aşikar.

Dolayısıyla bu habere bakarak, Corona virüsü kaynaklı salgının Çin ekonomisinde yarattığı depremi ve ardından geleceği kesin olan tsunamiyi de öngörmeye çalışmalıyız. Otellerin kapanması demek sadece turizmin değil, iş seyahatlerinin ve dolayısıyla mamül ve hizmet üretimi ile birlikte, ihracat, ithalat ve iç ticaretin de durması demektir.

Peki, Çin’e yaklaşmakta olan bu tsunaminin Türkiye’ye etkisi, İzmir’in Kordon’unda göğsümüzü açarak içimize çektiğimiz bir meltem esintisi kadar mı olacak sanıyorsunuz?

Eğer aradaki 10.000 kilometrelik mesafeye güvenerek “evet” cevabı verirseniz, bu bir çeşit romantizm olur. Aslında ben de romantik biriyim ama sizin bu romantizminiz beni bile aşar.

Durum her geçen gün daha kötüye giderken, salgını önlemek adına gerekli tedbirleri almakta hala ve anlaşılmaz bir şekilde yavaş hareket eden Ankara’nın, bu salgın sayesinde (!) “virüs tanı kiti” satacağına ve bir kaç milyar Dolarlık tekstil talebinin Çin’den Türkiye’ye kayacağına ilişkin atmaya başladığı sevinç çığlıklarını ibretle izliyorum.

“Acaba” diyorum, “Hükümetimiz bu virüsü bertaraf etmek için çok etkili (!) bir muska yazdırdı da, ona mı güveniyor?” Eğer öyleyse açıklasınlar ki, biz de rahat (!) hareket edelim.

Sadece direkt veya aktarmalı uçuşlarla Çin’den gelen yolcuların hava alanlarımızdaki termal kameralarla ateşini ölçüp, 24 günlük kuluçka süresinde Çin’de bulunmuş olan diğer yolcuları dikkate dahi almadan, 83 milyon insanımızın arasına karışmalarına seyirci kalmayı sürdüren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın; “Koronavirüsü tespit etmek için ürettiğimiz ‘tanı kitini’ ihraç edeceğiz” diye müjde vermesi, sevinçten çok üzüntü vericidir!

Şimdi de Sanayi Bakanı Mustafa Varank; “Türkiye bu virüsün negatif etkilerinden çok, pozitif etkilerini görebilir diye düşünüyoruz. Dün tekstilcilerle beraberdim, Avrupalı alıcıların Çin’e verdikleri yaklaşık 2 milyar Dolarlık siparişleri Türkiye’ye kaydırmak istediklerini söylediler” diye bir müjde daha verdi.

Türkiye’nin ihracatının artması hepimizin ortak amacı, benimse 1985 yılından beri iş hayatımın merkezi durumunda ama daha şimdiden 26 ülkeye yayılan ve bir insanlık dramına dönüşmeye başlayan bu salgının, güzel Ülkemize de sıçramaması için alınması gereken acil tedbirler hala ortada yokken, Bakanların salgını bir fırsat gibi gösteren bu talihsiz açıklamaları yakışık almıyor.

Ayrıca, ihracat yapabilmek için ihtiyaç duyduğu pek çok ara mamül başta olmak üzere, her yıl Çin’den 20 milyar Dolar’ın üzerinde ithalat yapmakta olan Türkiye’nin, o mamülleri başka ülkelerden tedarik etmesi durumunda ödemek zorunda kalacağı fiyat farkları, 2 milyar Dolarlık tekstil ihracatından elde edeceği ek kazancın kat be kat üzerinde olacaktır.

Velhasılı, bu salgının Türkiye’ye kazandıracağı üç kuruştan önce, kaybettirebileceği insani ve ekonomik kayıpları düşünmekten sorumlu olan Bakanlarımızdan, Devlet Adamlığına yakışır davranışlar ve açıklamalar bekliyoruz.

Öte yandan, bugün itibariyle Corona virüsünden ölenlerin sayısı 1.491’e, tedavi altına alınan virüslü hasta sayısı 64.428’e ulaştı ve Çin dışında gerçekleşen 2. ölüm haberi Japonya’dan geldi.

Ayrıca, COVID-19 yani Corona virüsünün SARS’dan daha ölümcül olmasının nedeni anlaşıldı. Bu lanet virüs solunum yoluyla vücuda girdikten sonra hızla akciğerlere ulaşıp tahrip ediyor, sonra da kalbi yıpratmaya başlıyor.

Keşke bu salgının kısa sürede kontrol altına alınacağına ve önleyici aşısıyla, tedavi edici ilacının çok yakında piyasaya çıkacağına dair resmi açıklamalar bir an önce yapılsa…

Ama görünen o ki, bu insanlık dramı daha çok can alacak ve biz de çaresizce izlemeye devam edeceğiz, bakalım ömrümüz başka.

Bu arada, insanlıktan nasibini almamış bazı yaratıklar, salgını fırsata çevirmeye çalışıyorlar.

Corona virüsü solunum yoluyla bulaştığı için, Dünya Sağlık Örgütü ve tüm ülkelerin en öncelikli tedbir olarak şart koştukları tıbbi maskelerin, ağızdan ve burundan sefes alırken bu ve benzer virüsleri filtre edebilecek özelliğe sahip olmaları temel koşuldur.

Ancak insan kılığına bürünmüş sahtekarlar, kendileri gibi sahte yani tıbben yetersiz olan bazı maskeleri kaliteli maske diye satıyorlar.

Ayrıca gözünü para hırsı bürümüş insafsızlar da, normal karının onlarca kat fazlasını kazanmanın peşine düştüler.

Fakat şunu unutuyorlar, salgın nedeniyle çaresiz kalan insanların ahını alırlarsa, elde ettikleri o haksız kazançlar kendi tedavilerine bile yetmeyecektir, ayrıca karaborsacılık bir suçtur.

Son bir haftada Çin’de ele geçirilen 16.300.000 adet maskenin sahte olduğu anlaşıldı, şu ana kadar sahte maske ve karaborsa satış nedeniyle 356 ihbar yapıldı ve yakalanan 12 kişi tutuklandı, diğer suçlular da aranıyor.

Son söz olarak, 11 Şubat’ta yaptığım öneriyi aynen tekrar ediyorum;

“Aklın yolu birdir, salgının yayılmasını gerçekten önlemeye çalışan pek çok ülke gibi Türkiye de, hem de derhal ve kesinlikle taviz vermeden, sadece Çin’den gelenleri değil, hangi ülkeden gelirse gelsin, son 24 günde Çin’de bulunmuş tüm yolcuları, mutlaka karantina uygulamasına sokmalıdır.

Ancak ve ancak böyle bir uygulama sayesinde önce yolcuları, sonra da 83 milyonluk Türkiye’yi corona riskinden uzak tutabiliriz.

Testi kırıldıktan sonra atılan tokatın çocuğa da, anasına-babasına da faydası olmaz.”

Eğer bir an önce bu katı tedbiri uygulamaya başlamazsak, Corona virüsü Ülkemize de sıçrayıp yayılmaya başlayabilir ve bir süre sonra mecburen tüm hava, kara ve deniz sınır kapılarımızı komple kapatmak zorunda kalabiliriz.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Selam ve sevgilerimle.

 

*

harclik

karya

email

facebook

twitter

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: