Münir Kebir Deprem Bölgesi’nden Anlatıyor: Gerçekleri Bilin..


Erdoğan da, düşmüş yardım derdine!… Kimse yardım yapmasın demeye getiriyor. Halbuki bunun aksini, yani Devletimiz Sosyal Devlettir, hiç bir vatandaşımızı Devletimiz mağdur etmeyecektir. Vatandaşlarımızın yapacakları yardım için de, hükümetimiz ve ben buna peşinen teşekkür ederiz. demesi gerekmez miydi?.. Bölgeye teşrif ettiler herhalde diye düşünüyorum. Aaaa… bir de ne göreyim İmamoğlu ve eşleri Elazığ’da. Depremden 6 saat sonra. Reis’in gelmesi 16 saati buluyor. TV’lerde tek satır var mı?

***

GAFLET VE YANDAŞLIK TEHLİKESİNDE YAŞAYAN TÜRKİYE

münir_kebir

© Münir Kebir

Hacettepe üniversitesinde Prof.Dr.Sarp ÜNER, ülkemiz
de şehit haberlerinden sonra, ikinci haber olarak gündemi oluşturan, aile içi Şiddetin “Halk Sağlığını” olumsuz etkilediğini ve bunun da asıl mağdurlarının başta çocuklar ve kadınlar olduğunu belirtti.

Prof.Dr.ÜNER’in bu tesbitinden ardından, haberleri dinledikten sonra hemen unuttuğumuz kadına yapılan ve hepimizin hayatını karartan kadına yapılan ölümle sonuçlanan şiddetin son günlerde bir kaç örneğine yer vermeden geçme-me-k istedim.

☛ Kadına şiddetin en çok vuku bulduğu ilimiz İzmir… Buca Belediyesi; “Şiddet uygulayanlar Belediye’de çalışamayacak” kararı alarak,Belediye Başkanı Kılıç, şiddetin boyutlarının her geçen gün katlandığını söyledi.

☛ Adana’da dul ve bir çocuklu kadın, sosyal devletin rafa kaldırıldığı ülkemizde, birlikte yaşadığı kişi tarafından darp edildikten sonra, oğlunu kışkırtarak kadını öldürmekle tehdit etti. Oğlu harekete geçince kadın polise sığındı.

☛ Konya’da 3 çocuk annesi Tuba Erkol’u, çocuklarının gözü önünde 20 yerinden bıçaklayarak öldürmesi sonucunda, 9 yaşındaki kızı; ” Annemsiz uyuyamam ki….onsuz nasıl yatarım!.. Ne olur Doktorlara biraz daha para verin de annemi yaşatsınlar” diyor.

Benim artık yüreğim dayanamıyor, onlarca kadın cinayetinden ancak bu kadarla yetiniyorum.

Bu sosyal vakada şu gerçekler kendini gösteriyor:

☛ Türkiye Cumhuriyeti Anayasal bir devlettir. Anayasa’da ülke yönetimi Cumhuriyettir dedikten sonra, Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk devleti olduğu kayıt düşülüyor. Sosyal Devletin ne olduğunu kimse maalesef bilmiyor, sadece yeşil kart ve odun, kömür ve yıllık erzakı dağıtan hükümeti sosyal devlet olarak görüyor(!?)…

Oysaki sosyal devlet, sıfır noktasından (0 noktasından) yukarıda, yani insanın açlık, susuzluk ve barınaksızlığına meydan vermeyecek, istihdam imkânlarının devleti temsil eden hükümetler tarafından zorunlu olarak karşılandığı noktadan hayatı başlatan Devlet demektir.

Peki Türkiye ne yapıyor?..Aile Bakanı-nın adı var sanı yok!?…ne yapıyor bu konuda. Bilen var mı?

Bu yazımda Genele değinmeyeceğim…..

Çünkü Elazığ’da dün akşam 6.8 şiddetinde deprem oldu. Hava sıcaklığı -13 (eksi 13 ) derece.

İç İşleri Bakanlığı çok şükür can kaybı yok, sadece bazı maddi hasar var dedi ve evinde istirahate çekildi.

Çok sonra, Cumhurbaşkanı ve Başkan Sayın RTE çıktı, o da aynı şekilde can kaybı çok şükür yoktur, gelişmelerden haber verilecek dedi ve istirahate çekildi.

Tabi biz de her şey şimdilik çok güzel dedik biz de doğrusu istirahate çekildik. Çünkü, İç İşleri bakanı Süleyman Soylu köylerin durumundan bile haber vermişti.

Fakat bugün işin ciddiyeti kendini daha iyi gösterince, doğrusu hayret edilecek bir durum çıktı ortaya…

Hani şu işçi sendikalarının toplantısında, hemen hemen her gün boynunu şöyle yana kırarak yürüyen, acaba toka yapacak mı yoksa yapmayacak mı diye bizi meraklandıran, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk var ya, deprem olmuş, ortada yoklar, peki neredeler?…
Ondan ses seda yok!….

‘Hastaydım…’ derse mazeretini kabul etmek zorunda mı kalacağız.

Düzceyi, Gölcük’ü hatırlayın… Ecevit’e, askeriyeye, hükümete ne çok yüklenmiştiniz.
Kimi vakit insafsızca, acımasızca…

İşçi Sendikalarıyla zam antlaşmasını Sosyal Hizmetler Bakanı olarak yapmıştı bunu biliyoruz, peki deprem coğrafi nitelikte ama aileleri, özellikle kadınları, çocukları perişan eden bir felaket değil midir?…

Bakanlığı hem sosyal hizmetler ve hem de Aile işlerinden sorumlu değil mi?..

E, zat-ı şahaneleri ne Televizyonda göründü ve ne de Elazığ’a teşrif ettiler.

İçimden ne dedim biliyor musunuz?

Bu deprem Elazığlıların hakkıdır müstehakdır onlar dedim.
Evet zorumdan dedim…..Deprem olmuş kardeşim!..

Erkek, kadın, yetişkin, genç, çocuk, sabi eksi 13 derecede ölümle burun buruna kalmış, ama hiç bir Elazığ’lı ve hiç kimse çıkıp ta;

‘Sayın Cumhurbaşkanım, Kadın cinayetleri almış başını gitmiş, bunu şimdilik unuttuk ama, şimdi deprem var ve hepimiz düşmüşüz canımızın derdine, nerede AİLE BAKANI….
Diyen yok…Demiyor. Demeyince de benim içim yanıyor çenemi tutamıyorum ve ben diyorum, evet içim yanıyor!…

Hanımefendi eksi 13 dereceye dayanamamış herhalde? Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi hanımefendi, her seyahatte maşallah refakat ediyor. Yoksa o da mı eksi 13 derece çok soğuk dedi!…

Bilmiyoruz, bilemiyoruz ki. Medya paçasını AKP’ye kaptırmış ses yok gerçekler de yok. Ne desek yalan olur endişesindeyiz. Ama gerçek şu ki, olmaları gerekmez miydi?..

Ben sadece bunu merak ediyorum o kadar. Tabi Elazığ’lılar aile hayatına çok önem verirler. Bu iki Hanımefendinin gel-me-mesinin acısını yeri gelince vallaha çıkarırlar diyorum.

Buraya nokta.

*****

Televizyon’da Sayın Recep Tayyip Erdoğan da, düşmüş yardım yapılacağı derdine!… Efenim kimse yardım yapmasın demeye getiriyor. Halbuki bunun aksini, yani Devletimiz Sosyal Devlettir, hiç bir vatandaşımızı Devletimiz mağdur etmeyecektir. Vatandaşlarımızın yapacakları yardım için de, hükümetimiz ve ben buna peşinen teşekkür ederiz. Demesi gerekmez miydi?..

*****

Sonradan whatsap sayesinde öğrendik ki, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlarına gerekli yardım yapılması talimatı vermiş.

Bir de baktık ki, Sayın İmamoğlu, eşi Hanımefendiyle birlikte Elazığ’dalar…. Ve şahsi ziyaret amaçlı gelmemiş. 3000 (üçbin) kişiye yemek verecek personel, arama, kurtarma ve destek ekipleriyle birlikte tam koordinasyon sağlamak için orada…

Televizyonları sürekli izliyorum. Ne Kılıçdaroğlundan, ne İmamoğlundan ve ne de Mansur Yavaş’tan zerre haber var!?..

Sadece televizyonlarda bu deprem işini, siyasi bir konu haline getirenler hakkında savcılık soruşturma başlattığını söylüyor.

Korkuyorum yarın sosyal medyayı da ya kapatırlarsa…. diyorum. E, haklıyım kardeşim!… Herşey RTE’nin iki dudağı arasına girmiş. Bu devam eder mi etmez mi? Ben bilmem Millet bilir…

Bu sefer, televizyondan yarım yamalak öğrendiklerimizin sonucuna ulaşa-ma-mak insanı zorluyor, çünkü merak her insanda var. Çok şükür bu merakı bi şekilde giderme imkanını buldum.

Sayın İmamoğlu eşi ile birlikte Sürsürü semtindeki bir enkazın başında şunları söylüyor;

“Depremle sarsılan Elazığ’dayız…. Arama, Kurtarma ve Destek ekiplerimizle tam koordinasyon ile çalışıyoruz. Bölgedeki ihtiyaçların tesbiti çalışması yapacağız. Tüm Bölge Halkının bilmesini isterim ki; bütün İstanbul’un kalbi burada atıyor. Ve her türlü desteğe hazırız.”

Dikkatimi çeken şeylerden biri de, İstanbul ekibinin özel kıyafetlerinin arkasında “İSTANBUL ARAMA VE KURTARMA EKİBİ” yazılıydı.

*****

Şimdi diyeceksiniz ki, sen bu deprem olayında CHP yandaşlığı yapıyorsun. Buna vereceğim yanıt Koca bir HAYIR…

Sayın RTE bu ülkede %51,5 oyla seçilmiştir. Geriye kalan hemen hemen yarısı ise AKP yandaşı değildir. Öyleyse Kılıçdaroğlu da ve onun talimatıyla harekete geçen İmamoğlu da sıradan vatandaşlar değiller… CHP de ana muhalefet Partisidir. Onun da kendisine göre yetki ve sorumluluğu var.

Cumhurun diğer yarısı da Demokratik hakka sahip olarak onlara oy vermiş. Bundan dolayıdır ki, depremden 8 saat sonra İmamoğlu Elazığ’a geldi. 18 saat sonra da Sayın Erdoğan geldi.

Öyleyse, 81 Milyon insanımız tasada ve kıvançta bir bütündür kardeşim. Siz TV haber yayınlarını sadece AKP Hükümeti ve Başkanı RTE’ye tahsis edemezsiniz. Elazığ ilimiz 5 milletvekilinin dördünü AKP’den seçti diye CHP buna duyarsız kalamaz ve kalmadı işte…

Ben bunu anlatmaya çalıştım.

Elazığ’lılar neyin lehte ve neyin aleyhte olduğunu adı gibi bilen tahsilli ve terbiyeli insanlardır. Ben herkesin şahit olduğu gerçeği burada sizlere anlatmaya çalışıyorum..

Bizler; Edirneden Ardahan’a, Rize’den Mersine tasada ve kıvançta tek bir milletiz.

Milletimiz bir bütündür ve olmalıdır olmak ta zorundadır, aksi halde siyonizmin “Böl, Parçala ve Yönet” sinsi tuzağına hizmet ederler.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kurucu irade sayesinde, Hem Demokratik,hem Laik ve hem de Sosyal Hukuk Devletidir.Kim/Hangi Parti, Milletin HÜR İRADESİYLE Hükümet olmuşsa; kurucu iradenin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez dediği maddede yer alan SOSYAL DEVLETİN mecbur tuttuğu yardımı yapmak zorundadır.
Bu Recep Tayyip Erdoğan olur veya Kemal Kılıçdaroğlu olur veya Meral Akşener olur veya Temel Karamollaoğlu olur ve ila…..

*****

Başta Tüm Elazığ’lı Gakkolara geçmiş olsun, ahirete intikal edenlerine Allah gani gani rahmet eylesin, kalanlara sabr-ı cemil nasip eylesin ve Yüce Allah tekrarını vermesin inşallah.

İster Elazığ,ister Edirne, ister doğu, ister batı, güney, kuzey… Ay Yıldızlı Bayrağımızın dalgalandığı yer neresi olursa olsun, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi ,Sunni, Müslim, Gayrimüslim Ay yıldızlı bayrağımızın kendini sahibi gören herkese geçmiş olsun Yüce Allah tekrarını vermesin.

Amin

 

*




Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: