«Millet»i sürekli uyutmanın yöntemi: Sıkça gündem değiştirmek…


Çocuklarınıza, işsiz gençlerimize ve torunlarınıza nasıl bir gelecek bırakıyorum düşüncesinde oy sandığına gitmenizi tavsiye ediyorum. Yalanlar, dolanlar, hırsızlıklar, yerli ve yabancılara peşkeş çekmeler, özelleştirme soygunları ve şimdilerdeki Libya uyutmaları ile bugünlere geldin ve sürünüyorsun ey ahali… Aklından çıkartma sakın!

***

HALİN NİCEDİR, EY GÜNDEM DEĞİŞTİREN TÜRKİYE!….

munir_kebir2

© Münir Kebir

Gündem değişikliğini başlık yapmamın sebebi, yaklaşık bir aydır unutamadığım bir acıyı yaşıyor olmamdır.

Prof.Dr.Mümtaz SOYSAL’ın bu ülkeden sıradan bir vatandaş gibi ebediyete yolculanması acısını yaşıyorum.

Kimdir Prof.Dr.Mümtaz SOYSAL?

Bir kac cümleye sığdırmaya çalışarak söyleyeyim.

Siyasetçi, Yazar, Danışman, 1961 anayasasını CHP’yi temsilen Anayasa Komisyonu üyesi, Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültesi mezunu, Anayasa Profesörü, Dışişleri Bakanı, Kıbrıs konusunda merhum Rauf Denktaş’ın danışmanı, sayısız öğrenci yetiştirmiş, “hocaların hocası” bir bilim adamı….

15 Temmuz 1983’te THY bürosuna yönelik Orly Havalimanı saldırısını gerçekleştiren ASALA üyelerinin yargılandığı davaya, Türk mağdurları temsilen müdahil taraf, uzman tanık olarak katılmış,1971’de SBF’nin dekanı olmuş, ancak kısa süre sonra gelen 12 Mart muhtırası ile görevden uzaklaştırılarak, tutuklanıp, yargılanmıştı.

TBMM’de Çekiç Güç, OHAL, Demokratikleşme, Kıbrıs, ve Özelleştirme gibi konularda hükümet politikalarını eleştiren Soysal, özellikle Özelleştirme konusundaki yetki yasaları için Anayasa Mahkemesi’ne Telekom’un özelleştirilmesine, partisinin ortağı olan Doğru Yol Partisinin çıkardığı,“Yetki Yasası”nın iptali istemini Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı ve Ekim 1993’de yasanın iptalini de sağladı.

Yaşamı boyunca düşünce özgürlüğünü savundu. Öyle ki, “ulusalcı” kimliğiyle tanınmasına karşın, 1994’te DEP (şimdi ki HDP) milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına karşı çıktı. Günümüze ışık tutacak gerekçesinde;

“..(..)..Dokunulmazlıkların kaldırılması önerilen milletvekillerinin sözle ve yazı ile açıkladıkları fikirlerine hiç bir şekilde katılmıyorum, bu fikirler yanlıştır, zararlıdır, gerçeğe uymayan, yorumlarla doludur.. Ama milletvekillerinin bu yanlış fikirleri söyleme olanağını zorla ortadan kaldırırsak, bu fikirlerin yanlışlığını vatandaşlarımıza gönül rahatlığı ile kabul ettiremeyiz… Pratik açıdan: Hepimizin ortak amacımız olan vatanın bütünlüğünü koruma davasına bu dokunulmazlıkların kaldırılması nasıl katkı yapar? Yararları mı, zararları mı daha fazla olur? Hem kısa vadeli, hem uzun vadeli bütün olası etkileri düşündüğümde zararın, yarardan daha çok olacağını görüyorum.”
dedi.

Değişiklik görüşmelerinde, özgürlüklerin genişletilmesini isteyen ve bu yönde önergeler de hazırlayan Soysal, DYP’nin başını çektiği sağ partileri de “emeğe karşı koalisyon” yapmakla eleştirdi. Bu yüzden Kominizm Propogandası yapıyor yaftalamasıyla Hapse atıldı. Eşi vefat etmişti. İkinci evliliğini ancak hapsiteyken yapma fırsatını buldu Mümtaz Hoca. Allah gani gani rahmet eylesin..

********

Gelelim bugüne…

Diğer bir deyişle; AKP hükümetinin icraatları arasında tanık olduğumuz PKK, TELEKOM özelleştirmesi ve FETÖcü yaftalanmasına…

Gün yoktur ki, AKP genel başkanı olarak RTE, durmadan ve de dinlenmeden, AKP dışındaki tüm partileri ve başkanlarını, PKK’terör örgütü ve FETÖ’cü olarak yaftalamaktadır. DEP ölmüş ama HDP olarak dirilmiş ve hali hazırda PKK’nın arka bahçesidir ve seçimlerde hazineden pay almaktadır. Geçtiğimiz Mahalli seçimlerde 93 Milyon TL yardım almıştır ve halen TBMM’de barajı aşmış legal Partidir. Böylesi bir durumda, Merhum Prof.Dr.Mümtaz SOYSAL, 1994 yılında yaptığı konuşmasıyla, öncelikli olarak Hükümetin, Anayasanın emrettiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin; Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti niteliğine sıkı sıkıya bağlı kalarak, hiçbir ödün ver-me-mesini, bu meyanda, bırakınız DEP (bugünkü HDP) milletvekilleri istedikleri gibi konuşsunlar. Onların bu konuşma ve istekleri tabi ki yanlış ve temelsizdir. Önemli olan sizlerin, Hükümet olarak dik durmanız ve ülkemizin geleceğini anayasa çerçevesinde ödün vermeden yürütme dirayetini göstermenizdir. Prof.Dr.Mümtaz Soysal’ın yukarıda aktardığım anekdotta, bugünleri görerek konuştuğu ayan beyan ortadadır.

Bugün 4 şehit daha verdik ve haberle geçtik!.. Artık şehit vermeye alıştığımız bugünlerde, Barış Pınarı harekatı, bugün Hükümetin çizdiği planın dışında kalarak, sessizliğe bürünmüş olarak, şehit haberlerinden öteye ülkemiz, ABD ve RUSYA’nın insiyatifine bırakıldığı ortadadır.

Verdiğimiz Şehit çocuklarımız yanında, yapılan askeri harcamalar da yanımıza kâr kalmıştır. ABD,Avrupa hatta Arap sermayesini oluşturan tüm dünya bize sırtını dönmüş, PKK’a isim değiştirerek PYD ve YPG’e olarak, emperyalist güçlerin koruması altına alınmış, Türkiye sonu belli olmayan bir çıkmaz sokağa sürüklenmiş veya sokulmuştur.

Valilere ve Kaymakamlara ”PKK’ya dokunmayın” emrini veren sanki Recep Tayyip Erdoğan değil, muhalif Parti başkanları; Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğludur.(!) FETÖ terör örgütüne “Ne istediniz de vermedik” diyen de, Recep Tayyip Erdoğan değil, Ali Babacan ve diğer muhalif Partilerdir.(!)

Türkiye’nin bu siyasi çıkmazı yanında, Prof.Dr.Mümtaz Soysal’ın Anayasa Mahkemesince red edilen TELEKOM’un özelleştirilmesi 2005 yılında, Lübnan’lı zengin iş adamı ve Başbakan’ının yağmasına kurban edilmiştir.

2005 yılında özelleştirme ihalesinde, Hariri nefese nefese Suudilerin Telekom Şirketiyle (OGER)’le beraber Türkiye’de hemen OTAŞ adında şirketi kuruyor ve ihaleye Türk Şirketi olarak katılıyorlar. 6.5Milyar Dolarla ihaleyi kazanıyorlar. Bu arada, Devletin özelleştirme işi Abdullatif ŞENER’dedir. ŞENER bu ihale işinin OTAŞ’a bırakılmasını doğru bulmadığı için istifaya zorlanıyor ve istifa ediyor, akademisyen olduğu için hocalığa dönüyor. [AKP’nin hiçbir özelleştirmesinde imzam yok]

Maliye Bakanı UNAKITAN ile Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM imzalıyor ve sanki fetih kazanmışlar havasında bu işi yüzyılın başarısı olarak takdim ediyorlar. [8 adımda Türk Telekom soygunu]

Türk Telekom’un bir yıl önceki 2004 kârı 2 Milyar DOLAR’dır. Ve hiç borcu yoktur. İhale şartlarına göre OTAŞ, ihale bedelinin %20’sini (1 Milyar 300 Milyon Doları) peşin, geriye kalanını 5 yılda eşit taksitte (1 Milyar 4o Milyon Dolar olarak) ödeyecektir. Bir yıl sonra yani 2006’nın sonunda Hariri, OTAŞ’ın sahibi olduğu için,TELEKOM’un elde ettiği kârın %55 ine tekabül eden temettü olarak 1,43 Milyar dolardan, 1Milyar 40 Milyon Doları, hiç cebinden beş kuruş çıkmadan birinci taksidini ödüyor, 3 Milyon dolar da arttığı için onu da cebine koyuyor. 2007’ye gelindiğinde bu sefer Akbank, Garanti ve İş Bankası’ndan oluşan Konsorsiyumdan,TELEKOM’un hisselerini teminat göstererek, 4 Milyar 300 Milyon Dolar Kredi alıyor, bunun 4 Milyar 160 Milyonunu Devlete verip borcunu ödeyerek, AKP İktidarına bir kötü propogandaya yol vermesin diye Devlete olan borcunu kapatıyor. Aldığı krediden kendisine kalan 140 Milyon doları da cebine koyarak artık OTAŞ da TELEKOM da Bankalara mübarek olsun ben istifa ettim diyerek gidiş o gidiş…. Telekom soygununun sadece genel hatlarda iskeletini çizdim.Aslında, Bankalara olan borcu yanında TELEKOM’u da 3,5 Milyar Dolar borca batırdı.

Şimdi sıra Tank Fabrikasında… Bekleyin görün demiyeceğim. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir. Çocuklarınıza, işsiz gençlerimize ve torunlarınıza nasıl bir gelecek bırakıyorum düşüncesinde oy sandığa gitmenizi tavsiye ediyorum. NOKTA.

*




Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: