Edirne’nin ‘Leonardo Da Vinci’sini Anmak!


Anıtkabir’e doğudan çıkan merdivenler. Sağında bir kabartma rölyef. Sakarya Meydan Muharebesi. Vatan savunması için yollara düşen kadın ve erkekler. Savaş ve zafer işleniyor. Yukarıdaki kadın figürü anavatanı, diz çökmüş genç ise Türk Ordusu’nu, Meşe ağacı ise Zafer’i simgeliyor – İlhan Koman ki tıraşsız heykeltıraş. Uçmaya doğru sakallı. Elinde bombalarla bebekler. Heykel gibi olmayan heykeller. Taşınırdı garip maacir. Güneyinden Kuzeyine Kutupların Battı batacak teknesiyle Varmak için Edirne’ye Selimiye’ye… Can Yücel.

***

Direnişçi heykeltraşımız İlhan Koman’ı anıyoruz

doğan_özgüden

© Doğan Özgüden

Dünya çapında üne sahip heykeltraşımız İlhan Koman bundan 32 yıl önce, 30 Aralık 1986’da, 65 yaşındayken, İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşama veda etmişti.

Kendisi sadece büyük bir sanatçı değil, aynızamanda sosyalist düşünceye sahip insan hakları ve özgürlüklerin savunucusuydu.

1921 yılında Edirne’de doğan İlhan Koman [Edirne’nin Leonardo Da Vinci’si] 1945 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduktan sonra 1947-50 arasında Fransa’da Académie Julian ve l’Ecole du Louvre’da yarattığı eserlerini Paris’te sergilemiş, daha sonra İstanbul’a dönerek 1958’e kadar İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim üyeliği yapmıştı.

Daha sonra İsveç’e yerleşerek 1967’den itibaren Stockholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu’nda heykeltraş yetiştirmeye başlamıştı.

Stockholm’de 1965 yılında M/S Hulda adlı 1905 yapımı, iki direkli bir yelkenli satın almış, ölümüne kadar bu tekneyi ev ve atölye olarak kullanmıştı.

1969’da İsveç’te Sundsvall’de yaptığı bir alan düzenlemesi, 1970’te de Oerebro Belediye Belediye Sarayı’nın önüne konulmak üzere yaptığı eserler birincilik ödülleri kazanmıştı.

Çoğunluğu Stokholm’da olmak üzere 20 şehrin sokak ve meydanlarında Koman’ın heykelleri bulunuyor. 

Stokholm’da Mimarlık Yüksek Okulu önündeki “Leonardo’ya Selam” heykeli ile İstanbul’da Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürlüğü binasının önünde bulunan Akdeniz Heykeli kendisinin en beğenilen eserlerindendir.

1971 CUNTASI’NA DİRENİŞTE İLHAN KOMAN

İlhan Koman’la 12 Mart 1971 darbesinden sonra Stockholm’de tanışmış ve aramızda büyük bir dostluk oluşmuştu.

O dönemde askeri cuntaya karşı direniş çalışmalarına fiilen katılmıştı. İs­veç’te şimdi hayatta olmayan gazeteci dostlarımız Güneş ve Barbro Karabuda ve Arslan Mengüç’le birlikte Türkiye Komitesi’nin kuruluşunda yer almıştı.

İsveç’te kaldığımız günlerde ta­nıştığımız ve çok seviştiğimiz İlhan Koman bize alçıdan soğuk damga yapma tekniğini öğretmiş, bu sayede Avrupa pasaportları üzerinde resim değişikliği yaparak Türkiye’de başı dertte bir çok arkadaşın yurt dışına çıkabilmesine yardımcı olmuştuk.

Türkiye’de Sarp Kuray’ın da dahil olduğu genç deniz subay­ları davası sanıklarından bir kısmı o günlerde İsveç’e iltica etmişti. Hem deniz tutkusundan, hem de isyancı yapısından do­layı Koman bu genç arkadaşlara sonuna kadar sahip çıkmış, tüm dertlerine çare olmaya çalışmıştı.

Sürgündeki bu genç deniz subaylarından Ayhan adındaki arkadaş hayatını kazanmak için çalıştığı gemilerden biri açık denizde seyreder­ken kaybolmuştu. Nedeni bilinmiyordu, siyasal bir komp­lonun kurbanı da olabilirdi.

Kendisine 14 Aralık 1973’te şöyle yazmıştım:

“Ey reis, koca reis,
“Hafta başı Paris’te Karabuda’ları gördüğümde selamını getirdiler. Acını da… Demek faşist baskının girdabında, De­niz’­ler, Yusuf’lar, Hüseyin’ler gibi, bir başka dev­rimcimizi de başka denizlerde yitirmek varmış. Korkunç üzüldüm, reis. Ama bir umut, belki de bir gün çıkagelir bir yerden.”

Koman mektubumu şöyle yanıtlıyordu:

“Ayhan’ın kaybını hazmedemedim reis. Umutsuz ka­yıp, üç dakikadan fazla yaşamaz insanoğlu bu sularda kardeş… Memleketin hali ve onunla ilgili bütün hadiselerde daha umutlu değilim vesselam. Bir sözümona demokrasiye dönüş, bir sonu bulanık seçim zokasına düşürdüler hem milleti hem akvamıdüveli. Asılan asılmış, kesilen kesilmiş, binlerce vatandaş hapishanelere tıkılmış ve sonra da dere tepe düz gidilmiş, soğuk sular içilmiş bir hal var evliya… Yine girdik kış uykusuna. Biliyorum soğuk devredeyiz. Yapılacak yegane iş, ihraç edilmiş proletaryayı şuurlandırmak, hazırlamak, sınıf değiştirmek temayülünden kurtarmakta. Bu da ancak sizin gibi genç arkadaşların çalışmaları ile mümkün. Almanya’daki son bazı hadiseler de bunun delili olsa ge­rek… Ne yazık ki birbirimizden uzaklardayız ve ben kol­tu­ğumdaki karpuzu taşırken dahi tökez­leniyorum. İhtiyarlık olsa gerek, yalnızlık da tabii.”

İlhan Koman sağlık sorunlarına rağmen 13 yıl daha direndi ve yaşamının sonuna dek yarattı.

İnci de, ben de kendisini özlem ve sevgiyle anıyoruz.

 

*

info_turk

facebook

twitter

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: