SEVDALI DÜŞLER SENFONİSİ – II.Bölüm


henüz sabahın erken bir vakti, sen henüz uyuyorsun, gelip yanağını öpüyor, saçlarını okşuyorum, uyanıyorsun, bana bir öpücük veriyor, kahvaltını yapıyorsun, bunları her gün yeniden yapmak isterim, birlikte, asırlar boyu ve her zaman
birlikte, seni asla kaybetmek istemem, gece geç bir vakitte, bir bardak kırmızı şarap elimde, gözlerim gözlerinde, ve yine umud ederim, bu hep böyle olsun

***

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar

 

SAMEN – NOUS DEUX

Dat het altijd zo kon zijn
tis vroeg in de morgen
jij slaapt nog
maak ontbijt voor je klaar
kus je wangen
en streel je haar
de zon schijnt
doe de ramen open
je wordt wakker
geef mij een zoen
eet je ontbijt
wil dit elke dag wel doen
samen, voor eeuwig en altijd
samen, ik wil je nooit meer kwijt
Laat in de avond
glaasje rode wijn
oog in oog met jou
en ik wou
dat het altijd zo kon zijn

Ben Harpenau

 

BİRLİKTE – BİZ İKİMİZ

Bu hep böyle olsun
henüz sabahın erken bir vakti
sen henüz uyuyorsun
ben sana kahvaltı hazırlıyorum
gelip yanağını öpüyor
saçlarını sıvazlıyorum
güneş görünüyor
pencereleri açıyorum
uyanıyorsun
bana bir öpücük veriyor
kahvaltını yapıyorsun
bunları her gün yeniden yapmak isterim
birlikte, asırlar boyu ve her zaman
birlikte, seni asla kaybetmek istemem
gece geç bir vakitte
bir bardak kırmızı şarap elimde
gözlerim gözlerinde
ve yine umud ederim
bu hep böyle olsun

Ben Harpenau

 

Genetik hastalık sözcükleriyle ilgimi çeken bir TV programını giderek artan bir ilgiyle izlemiştim. Adı: Ik ben die ik ben = Ben ne isem o benim.

Çok ender görülen Hunter hastalığının, [Hunter syndrome] yaşamını zorlaştıran, çok önemli fonksiyonları zaman içinde imkansız hale getiren evrimi, Ben Harpenau aracılığıyla gösteriliyordu.

Ancak Ben, sıradan bir hasta değildi; piyanist ve kompozitördü.

Giderek ellerini ve parmaklarını kullanamaz duruma geliyordu.

Buna yapayalnızlığı da eklenince yaşamak için ciddi bir savaş vermesi gerekiyordu. Yenileyin, Birlikte adlı şiirini bestelemeye koyulmuştu, fakat piyanoda olmasını dilediği şekliyle seslendiremiyordu. Komşusu bir hanım arkadaşının desteği ve gizliden yürüttüğü yardımıyla Hollandalı bir piyanist ile Belçikalı bir şansoniye, hiçbir karşılık beklemeksizin, hatta bundan çok büyük bir haz alarak, Ben’in tanımlamalarından yola çıkıp ilkel durumdaki beste çalışmalarını sahnelenebilecek gerçek bir müzikal eser şekline dönüştürdüler.

Rotterdam Erasmus Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi gören Ben, aynı hastalıktan çok genç yaşında ölen kardeşine göre daha şanslıydı fakat sağlık durumu hızla kötüleşmekteydi.

Bir gün komşusu hanım Ben’i bir yere götüreceğini söyleyerek temiz elbiselerini giydirdi. Ben, o akşam bir konser salonunun en ön sırasında, iki tanışıyla birlikte oturuyordu. Programa göre daha önce konuştuğu piyanist ve şansoniye sahnedeydiler. Bu müthiş ikili, eserleri en içlerinde duyumsayarak müzik yapıyorlardı. Ben’in Birlikte adlı eserini Biz İkimiz şeklinde ve Fransızca olarak yorumladılar. Ben dahil, tüm salon gözyaşlarını tutamadı. Ben’in düşleri gerçek olmuştu…

Yaşamının bu olaydan iki ay sonra başlayan dramını sanırım tahmin ediyorsunuzdur. İyi ki Ben ile karşılaşmışım.

Ben, bende daima anımsanacak, yeri özel bir anı olarak yaşayacak: Nous Deux</span>

[Samen]

[De documentaire IK BEN DIE IK BEN]

 

Yaşam Dedikleri

Bazı insanlar vardır ki sen giderken onlar geliyordur; bir an, sadece bir bakışlık bir an karşılaşır, ayrı yönlerde yürümeğe devam ederek birbirinizden adım adım uzaklaşırsınız. Çoğu kez izleri bile solar bunların.

Anılarda kalan karşılaşmalar da vardır elbet. Hangi duldada gizlenir bunlar, ne vakit ve neden ortaya çıkıverirler, kimse bilemez. Şarkılara şiirlere, türkülere, sanata dönüşür, dile pelesenk olur, yineler durur; kurtaramazsın kendini nedense o füsunlu ezgilerden. Bir bakarsın, uzakların tınıları yapışmış bedenine, ruhuna; içinde bir yere oturur, oturur öylesine masum, dinler de dinlersin, anlarım umuduyla onca metaforu. Yolcular çoktan uzaklara varmışlardır. Gidemeyen, dönemeyen aslında sensindir…

Bu arada leylaklar, yine bilmem kaçıncı kez o mis kokularıyla açarlarsa da, yabaneriğinin çiçekleri bir başka gülümserler. Pembesi erguvana kaçar, ne ki yaprakları bal yeşiline sırtını dönerek kararır da kararırlar… Onun için demezler mi ona Prunus nigra.

İçimde bir gramofon çalıyor şimdi, kiraz çiçeklerini çalıyor. Geçtiğimiz yıllarda da çalmıştı, beyaz tütüsü içinde dans eden bir peri balerinaya. Tınılarla düşsel yolculuk yeniden başlıyor. Ben yine gidiyorum, o yine geliyor. Karşılaşıyoruz, bir an bakışlarımız buluşuyor. O, görkemli bir prunus çiçeği; şekerpembesi; bana koyu karanlık nigra yaprağı düşüyor.

Sakura, gülüşün La minör kokuyor, bu kez durup gidişini izliyorum arkandan. Görüntün her solukta biraz daha ufalıyor, gölgen görünmeze dönüşüyor. Düşüyorsun; kara toprak kucaklıyor seni. Boynum öne eğik, konuşamıyorum. Avunmak istediğim teselliler de artık kâr etmiyor. Sonrası koca bir hiç işte… Sonrası belki en acımasız bir düş; gözlerine mühürlenmiş bir aşk hikayesi.

Adım adım yokluğa, doğanın özüne doğru yürüyüş… Yaşam dedikleri, olmakla olmamak arası, gözünü kapayıp açana kadar süren bir an, sevdalı düşler senfonisi.

 

NEYİM

Sorarsan eğer bana, ney’im…
dolanırken parmaklarım tellerinde sazendeyim
yürür dururum karanlıkları divaneyim
içime baksan görürsün ki viraneyim
ah, ahh, başı bozuk avareyim
hiç sorma neden biçareyim
çün sözden azadeyim
bilmem ki daha niceyim, ney’im
desem ki dürdaneyim (inci tanesi)
gülsen biraz gülzadeyim
gülizarda meydaneyim (gül bahçesi)
gönül içre dildadeyim (aşık)
yüreğimden gamzedeyim
ele güne seyraneyim
bilmem ki daha niceyim, ney’im

 

Narlıbahçe, Haziran 2018

 

§ SEVDALI DÜŞLER SENFONİSİ [I.Bölüm]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: