EU – Turkey: «Dialogue» but how far!


 

Diyalogdan Derinleşmeye Doğru mu?

İlişkilerin geliştirilmesi bir kazan-kazan durumu ve Türkiye ile AB’ye fayda sağlayacak. Ekonomik açıdan ise, Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve yeni sektörlerin katılmasıyla derinleştirilmesi ilişkileri ileriye götürme potansiyeli taşıyor.

Güncelleştirme; Türkiye’nin AB norm ve standartlarına uyumunu hızlandıracağı gibi, hizmetler ve tarım gibi yeni sektörlere genişletilmesi, bu sektörlerde görece olarak daha fazla istihdam edilen kadınların iş gücüne katılmasına da katkı sağlayıcı etki yapacak.

Evet, AB’de dudaklar arasından düşmeyen, “diyalog… diyalog… tamam da nereye kadar? soran Türk halkının beklentilerini boşa çıkarmamak için ileri adımlar atmaları da gerekmiyor mu Brüksel idarecilerinin!

© photocredit

***

Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı:
Diyalogdan Derinleşmeye Doğru?

cigdem_nas

©Doç.Dr.Çiğdem Nas

7-8 Aralık 2017 tarihlerinde Türkiye ve AB tarafından yetkililer, Brüksel’de Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısında bir araya geldi. Toplantı 7 Aralık tarihinde, Brüksel’in tarihi ve prestijli mekanlarından Solvay Kütüphanesi’nde verilen bir resepsiyon ile başladı. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Komisyonun İstihdam, Büyüme, Yatırım ve Rekabetçilikten Sorumlu Üyesi Jryki Katainen ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in de katıldığı etkinlikte kısa konuşmalar yapıldı ve sivil toplum ve iş dünyasının temsilcileri ile birlikte karşılıklı diyalog ortamının ilk adımları atılmış oldu. [Second High-level Economic Dialogue between the EU and Turkey]

İkinci günde ise önce Katainen ve Şimşek başkanlığında AB-Türkiye İş Dünyası Diyaloğu toplantısı yapıldı. Toplantıya Katainen ve Şimşek’in yanı sıra, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi de katılarak açış konuşmaları yaptılar. Daha sonra iş yapma ortamı, yatırım ve finansmana erişim, KOBİ’ler, inovasyon ve beceri ile hizmet ve sanayi sektörlerinin ele alındığı alt oturumlarda iş dünyasının temsilci kuruluşları görüşlerini 4’er dakikalık kısa sunumlar çerçevesinde paylaştılar. Katılan iş dünyası kuruluşları şunlardı: Söz alma sırasıyla; EUROCHAMBERS, TOBB, DEİK, TİSK, EBRD (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası), Business Europe, TÜSİAD, YASED, MÜSİAD, EIB (Avrupa Yatırım Bankası), TESK, TÜRKONFED, KAGİDER, CEB (Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası), ESF (Avrupa Hizmetler Forumu), TİM, İKV ve TEPAV. İş dünyası kuruluşlarının sunumlarından sonra Türkiye ve AB’den firmalar da faaliyetlerine ve deneyimlerine ilişkin kısa sunumlar yaptılar. Komisyon Başkan Yardımcısı tarafından verilen öğle yemeğini takiben, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının katılmadığı, hükümetlerarası görüşmelere geçildi. Görüşmelere Katainen, Şimşek, Zeybekci ve Tüfenkçi’nin yanı sıra Ekonomik ve Mali İşler, Vergi ve Gümrüklerden Sorumlu Komisyon Üyesi Pierre Moscovici de katıldı.

Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı’nın iş dünyası ayağında organizasyon Türkiye’de TOBB, AB tarafında ise EUROCHAMBERS tarafından yapıldı. TOBB Başkanı ve EUROCHAMBERS Başkan Yardımcısı M. Rifat Hisarcıklıoğlu toplantının başındaki konuşmasında, Türkiye ve AB arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin önemini vurguladı ve bu ilişkilerin geliştirilmesine iş dünyası olarak verilen desteği belirtti. Hisarcıklıoğlu, Türkiye-AB ilişkilerinde vize serbestisi diyalogu, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, Suriyeli mülteciler konusunda işbirliği ile Türkiye-AB katılım müzakerelerinin canlandırılması önceliklerine de vurgu yaptı. Diğer katılımcı kuruluşlar ve firmalar da, aynı şekilde Türkiye ve AB’nin ekonomik olarak son derece yakın ortaklar olduklarını, ilişkilerin bu aşamaya gelmesinde Gümrük Birliği’nin ve üyelik sürecinin önemli rol oynadığını ve bundan sonraki aşamada Gümrük Birliği’nin derinleştirilmesinin önemini vurguladılar. Genel olarak, son derece ılımlı ve samimi bir atmosferde geçen yüksek düzeyli ekonomik diyalog görüşmelerinde verilen mesajlar da son derece netti: İki tarafın da birbirine ihtiyacı var.  İlişkilerin geliştirilmesi bir kazan-kazan durumudur ve Türkiye ve AB’ye fayda sağlayacaktır. Ekonomik açıdan bakıldığında, Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve yeni sektörlerin katılmasıyla derinleştirilmesi ilişkileri ileriye götürme potansiyeli taşımaktadır.

Katılımcılar Türkiye’de özellikle kadın istihdamının düşük olması, hukukun üstünlüğü ile ilgili yaşanan sıkıntılar gibi sorunlara da dikkat çektiler ve ekonomik ilişkilerin ivme kazanmasıyla Türkiye’nin AB norm ve standartlarına uyumunun da hızlanacağını belirttiler. Gümrük Birliği’nin hizmetler ve tarım gibi yeni sektörlere genişletilmesinin, bu sektörlerde görece olarak daha fazla istihdam edilen kadınların iş gücüne katılmasına da katkı sağlayacağı dile getirildi.

İKV’nin Görüşleri

Toplantıda, İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu sanayi ve hizmetler sektörleri ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. Başkan Zeytinoğlu konuşmasında, AB’nin Türkiye’nin birinci ticaret ortağı, Türkiye’nin ise AB’nin ithalatta beşinci, ihracatta ise dördüncü ticaret partneri olduğunu, Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık üçte ikisinin AB ülkelerinden kaynaklandığını belirtti. Başkan Zeytinoğlu Gümrük Birliği ve AB üyelik süreci ile ivme kazanan ilişkilerin, Türkiye’de özellikle sanayi kesiminin rekabet edebilirliği, verimliliği ve kalitesi üzerinde olumlu etkiler yaptığını, aynı şekilde Türkiye’ye yatırım yapan AB firmalarının da yüksek kârlılık oranlarına ulaştığını belirtti. İlişkilerin, Gümrük Birliği’nin derinleştirilmesi ile devam etmesinin Türkiye’nin AB pazarına entegrasyonu açısından olumlu sonuçlar doğuracağını belirten Zeytinoğlu, özellikle hizmetler, tarım ürünleri ve kamu alımlarında karşılıklı açılım sağlanmasının var olan potansiyelin hayata geçirilmesinde son derece etkili olacağını vurguladı. Başkan Zeytinoğlu bu süreçte özellikle hizmetlerde AB regülasyonlarına uyum sağlanması, tarımda da gerekli hazırlık ve uyum çalışmalarının yapılmasının önemine dikkat çekti.

İKV Başkanı, Gümrük Birliği’nin derinleştirilmesinin iş dünyasının destek verdiği bir konu olduğunu vurguladıktan sonra, tüm bu çabaların nihai olarak tam üyelik hedefinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı ve Türk sivil toplumunun da tam üyelik hedefinden vazgeçmediğini belirtti. Bu kapsamda İKV Başkanı, İKV tarafından 18-19 Kasım 2017 tarihlerinde yaptırılan kamuoyu araştırmasının sonuçlarını katılımcılarla paylaştı. 18 ilde 1.311 kişi ile yapılan anket sonuçlarına göre Türk halkının yüzde 78,9 oranında Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemeye devam ettiğini belirten Zeytinoğlu, tüm olumsuzluklara rağmen bu desteğin devam etmesinin son derece önemli bir işaret olduğunu ve AB’nin de Türk halkının beklentilerini boşa çıkarmamak için gerekli adımları atması gerektiğini belirtti. Başkan Zeytinoğlu, bu büyük desteğin yanında, “yakın gelecekte Türkiye’nin AB’ye katılacağına inanıyor musunuz?” diye bir soru sorulduğunda böyle bir beklenti içinde olanların oranının yüzde 31,2’ye düşmesinin de üyelik sürecindeki blokajlar ve aksaklıkların yarattığı hayal kırıklığını ortaya koyduğunu belirtti.  [Kamuoyunda AB desteği ve AB algısı araştırma sonuçları] + [The Results of Public Opinion Survey on EU Support & Perception in Turkey]

Diyalogdan Derinleşmeye mi?

Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı bundan önce 25 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da yapılmıştı. [Communique – April 26] İkinci toplantının nisan ayında yapılması öngörülmüş ancak toplantı, ilişkilerdeki gerginlik ve Türkiye’deki referandum nedeniyle ertelenmişti. Bu açıdan bakıldığında, Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı’nın yapılıyor olması dahi başlı başına sevindirici bir gelişme. Ayrıca bu diyaloğun sadece hükümetlerarası düzeyde olmayıp, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarını da içermesi sürece katılımın genişlemesi ve çeşitlenmesini sağlıyor. AB ile ilişkilerin sahiplenilmesinde sivil toplum ve iş dünyasının geçmişte de önemli bir rol oynadığı dikkate alınırsa, bu da umut verici bir unsur. [See also:1)Joint Statement following the High-Level Political Dialogue between the EU and Turkey] + [2)Brussels, 25 July 2017]

Ancak Türkiye’yi temsil eden üst düzey bir yetkilinin söylediği gibi “diyalog, diyalog, nereye kadar?”. 2017 senesi içinde, diyaloğun tamamen kesildiği ve yerini açık bir husumete bıraktığı dönemler yaşadık. O yüzden siyaset, ekonomi, enerji gibi alanlarda diyalog toplantılarının yapılıyor olması ve yeniden başlatılması en azından zemin kaybının bir ölçüde giderildiğini göstermesi bakımından önemli. Bunun yanında, Türkiye-AB ilişkilerinin ana çerçevesini 1999 yılından beri adaylık sürecinin ve üyelik müzakerelerinin oluşturduğunu dikkate alırsak, bu ana çerçeveye ilişkin bir ilerlemenin olmayışı diyaloğun sınırlarını da gözler önüne seriyor. Yani, müzakerelerde yeni bir fasıl açılamıyorsa, Kıbrıs ile ilgili blokajların kaldırılmasına yönelik bir gelişme sağlanamıyorsa, o zaman gerçek bir ilerlemeden söz edemeyiz. Türkiye’nin AB katılım sürecinin kapsamında olmasa da, yine de yakinen ilgili olan vize serbestliği ve Gümrük Birliği’nin modernizasyonu süreçleri de yine ilerlemenin olumlu titreşimlere yol açabileceği diğer alanları oluşturuyor. Müzakerelerdeki filli durağanlığa rağmen, bu alanlarda bir ilerleme sağlanması da ilişkilere yeni bir dinamizm getirecektir. 2018’de bu alanlarda yeni girişimlerin önünü açacak, olumlu gelişmeler olmasını diliyoruz.

Editör Notu:
Link bağlantıları tarafımızdan eklenmiştir!

Nusret Özgül

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: