Dayanışma, dedikleri…


Bir saltanat ki, bir def-i hacet uğruna değiştirilebiliyor…

***

 

Rivayet o ki; Laleli Camii’ni yaptıran Sultan III. Mustafa çalışmaları denetlemek üzere inşaat yerine gider. Bu semtte Laleli Baba namında bir din büyüğünün yaşadığını, gerçek bir mürşit olduğunu, hikmetli sözler söylediğini öğrenir. Padişah görüşmek, söz ve sohbetinden yararlanmak ister. Hazır gelmişken, Laleli Baba ile de görüşmek istediğini bildirip davet ettirir. Padişahın buyruğu hemen Laleli Baba’ya ulaştırıldı. O da hemen davete icabet etti.

Uzun uzun sohbet ederler. Padişah, ok memnun kalır ve sık sık görüşmek ister. Laleli Baba’ya bir isteği olup, olmadığını sorduktan sonra;
Efendi Hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir acaba? Der.

Laleli Baba yanıtlar hemen;
Bu dünyada en güzel şey, yiyip içtikten sonra sıkıntısız bir şekilde def-i hacetini yapabilmektir.

Hükümdar şaşırır kalır. Yanıtı pek yakıştıramaz. Laleli Baba’nın bu kabalığına da bir anlam veremez.

Bu ziyaretin ertesi günü şiddetli bir kabızlığa yakalanır. Bir türlü dışarı çıkamıyordur. Hekimbaşının seferber olması; tüm ilaç ve yöntemleri uygulamasına karşın tedavi fayda etmez. Doğum sancısı çeker gibi kıvranır dururken, akıllara Laleli Baba gelir. Hemen getirtilir saraya…

Aman beni kurtar bu dertten, diye yalvarır âdeta!

Laleli Baba:
Ben sizi bu dertten kurtarırım kurtarmasına ama o kadar kolay değil. Karşılık olarak ne vereceksiniz?

Padişah:
Laleli’ye yaptırdığım o camii sana hediye edeyim, önerisinde bulunur.

“Yetmez” der Laleli Baba.

Hanlar, hamamlar… Laleli’yi tamamıyla ona vermeyi bile teklif eder Sultan.

Laleli Baba Nuh diyor Peygamber demiyor. Bakar, Sultan çok çekiyor, dayanamaz:
Ben sizi bu dertten kurtarmasına kurtarırım ama karşılığında saltanatı (padişahlığı) isterim, der.

Padişah’ın sıkıntısı büyük. Şeytan o sırada orada olsa ve ruhunu istese satacak raddeye gelmiş vaziyette. “Tamam” der. “Varsın saltanat senin olsun.”

Laleli Baba dua eder, padişahın sırtını, karnını ovar, hazırladığı bir iksiri içirir.
Bu dertten Sultan’ın kurtulacağını müjdeler ve geri döner.

Gerçekten de Padişah helâya gider ve def-i hacet eder. Kurtulmuştur çektiklerinden ama, bu arada saltanat da elden gitmiştir. Yapabileceği bir şey yoktur, sözü sözdür, Laleli Baba’yı, devir teslim işlemi için Saraya davet eder.

Laleli Baba, padişahın üzgün haline acı acı kafasını sallayıp, Sultan’ın yüzüne bakar ve konuşur:

Bir saltanat ki bir def-i hacete değişiliyor… Öylesine ucuz bir saltanat bize göre değildir. Al yine senin olsun!…

***

Sözlüklere göre genel açıklaması; ‘bir topluluğu veya toplumu oluşturan bireylerinin duygusal, zihinsel ve çıkar birliğiyle birbirlerine karşılıklı olarak bağlanmaları ve her konuda birbirlerine destek olmaları’dır.

‘İyi de yukarıdaki menkibenin Dayanışma ile ne ilgisi var,’ diye soracak olanlarınız çıkacaktır.

Yorum ve yanıt kendilerine bırakılmıştır!

Padişah 4.Murat der ki; Yardım almaya alışanlar, gün gelir biat edip, buyruk altında yaşamaya da alışırlar.

Ebu Ümame’ye göre de; Çoban, kurdun işine razı olursa, köpek yabancıya havlamaz

Namık Kemal ise noktayı koyar; Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten Mürüvvet-mend olan (cömert) mazluma el çekmez ianetten.

Gelelim konumuza…

Aşağıdaki özlüsözleri veya atasözlerini sanal ortamda bulmanız mümkün. Gerçi kitaplarda, not alınmış yazılı kâğıtlarda da kayıtlara geçmiş duruyorlar. Ama önemli olan, günümüzde atfedilen değerlerden de öteye, günlük yaşamımızda uygulanabilirlikleri. Özellikle de bir devleti ve toplumu yönetenlerce!

Zira, dayanışma sözcüğünü en çok ta siyasetçilerden işitirsiniz…
Özellikle de «darda» kalmışlarsa!
Yatak-yorgan altındaki tasarruflara göz dikerler.
Fırsat kollayıp, zam üzerine zam yaparlar.
Savaş bahane ederler…
Sonra kalkıp ezilmiş rolü oynarlar; dış mihraklardan yakınırlar…
Geleneksel «terane»leri ise; ‘milli birlik, beraberlik, kardeşlik’tir.
Her bir kavramın giderek erozyona uğradığını bile bile…

İnsanları yoksullaştıranlar da onlar;

Yozlaştıran, soysuzlaştıranlar, kutuplaştırıp biri birilerine düşman eden de onlar;

Tüketim toplumuna dönüştüren, paraya taptıran, ruhlarını satma zorunda bırakanlar da onlar;

Daha da öteye, ahlâk, namus, terbiye, din kuralları dahilinde ahkâm keserken; bir kadının belki de en değerli namus erdemi «bakireliği»ni satışa çıkartma zorunda bırakanlar, fuhuşu örtülü destekleyenler de onlar;

Gerçi başlangıçta zorla yapmıyorlar, bu ortak değer, terbiye ahlâk ilke ve kurallarından uzaklaştırma işlevini. Alıştıra alıştıra, KHK, «Çakma Darbe» ve diğer «Psikolojik Silâhlar»ı kullanıyorlar. Kendileri ekseriyetle «masum ve mağdur»durlar! Veya «Soylu»durlar, asıl sorunların üzerine gitmeleri yetki ve görevleri olmasına karşın, işin kolayına kaçar ve ya «bacak kırdırır»lar ya da «işbitirici» karındeşen Jack rolünü oynarlar.

Genellikle öne sürdükleri bahaneleri de «değişim-dönüşüm» değil mi?!

Üzerinde düşünün bakalım, kaçınız günümüzün zorlu koşullarında aşağıdaki sözlere uygun davranıyorsunuz?
Riayet edebiliyorsanız, bedeli nedir, ödediğiniz bir fatura var mı, yoksa siz de mi «değişim-dönüşüm» gereği «bencilleşme, el açma, biat etme, «def-i hacet» pahasına elinde avucunda bulunan değerlerini satma süreci»ne kendinizi kaptırdınız, gidiyorsunuz!

Nusret Özgül

Brüksel, 4 Ocak 2018

***

 

Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder.
BAKARA–268

İnsanlar birbirine yardımdan vaz geçtikleri gün insanlık yok olur Karşılıklı dayanışma olmazsa toplumlar olmaz.
Walter SCOTT

Yardımlaşma ve dayanışma, bir toplumun gelişmesi için en güzel vesiledir.
KESLER

Eğer yarasına merhem sürüp önüne biraz dünyalık koymayacaksan, kırıp geçiren yılın darlığı içinde, zavallı yoksula “Nasılsın?” deme.
SADİ

Bir başkasının yaşamasına yardım etmeyen, yaşadığını iddia edemez.
Merry BROWN

Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.
MEVLANA

Minnet sahibinin ihtiyacını görmek, dostluk kapısının anahtarıdır.
Abdullah el BASRİ

Dostuna da düşmanına da yardım et, çünkü o zaman dostunla daha yakın dost, düşmanınla da daha dost olursun.
CLEBBUL

Düşmanına bir şey vermek, dostundan bir şey almaktan daha iyidir.
Gustav Van MOSER

Yardım edeceğin kişiye bir şey demeden yardım et.
EFLATUN

Sacayağın ayağı üç olur, Birbirine güç olur, biri kırılırsa hiç olur.
Türkmenistan Atasözü

Almayı iyi görüyorsan vermeyi kötü görme.
Uygur Atasözü

İnsan, dostlarının acılarına, onlarla bir olup ağlayıp sızlamakla değil, yardım ve bakımile katılmalıdır.
EPIKUROS

Sevmek fiilinden sonra dünyanın en güzel fiili yardım etmektir
SUTTINER

Hayat zaten yeterince kısa ve ıssız değil mi ki! Yolları birlikte kat edenler birbirine niçin yardım etmesin?
CHILON

Aldığımız şeylerle geçici bir süre var olur, ama verdiğimiz şeylerle ebediyen yaşarız.
LAVSON

Kardeşinin salını karşıya geçirmeye yardım et, göreceksin ki, sen de karşıdasın
Kendi evini yapamıyorsan, bir yapana taş taşı.

Hint Atasözleri

Bir mahalle de birisi açlık sebebiyle ölürse, o mahallenin hepsi onun katili olur
SENNING

Bir insan, hayatını kurarken başkalarını da destekliyorsa; kendini geliştirirken, bilgi ve tecrübelerinden başkalarının gelişmesine de yardımcı oluyorsa, o, insanları seviyordur.
Confucius

Gerçek yardımsever insan parasını değil, kendisini adayandır. Parasını bağışlayan gösterişten kaçınmamışsa, zamanla unutulur; zamanını, gücünü, gönlüğü bağışlayan bir insan ise sevgi ve saygı kazanır, unutulmaz.
Samuel Smiles

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

%d bloggers like this: