«Apışıp» Kalmak…


 

…veya Günümüzün Türkiye’sinde Karşılıklı «Dil Yutmak!»

Bir dönem, Cumhurbaşkanı Erdoğan; ”Suriye meselesi iç meselemizdir” demişti ve şaşkınlıktan kimileri dillerini yutmuşlardı!

Bu gün ise, “Filistin’e yapılan bir müdahaleyi, İstanbul’a yapılmış kabul ederim” diyor!..

Dillerini yutanlar mutlaka kerpetenle geri çekip, elastikileştiğinden dolayı yine bırakıvermişlerdir. Her seferinde dil yutma zahmetinden kurtulmak için!

Şaşkınlık, iradeyi ortadan kaldıran akut (geçici) bir halet-i ruhiye halidir. Yegane sebebi gerçekleri örtme eylemine dayanır. Böyle bir durum husule geldiğinde; Şaşkınlık kişiyi kâfir yapar. Kâfir kelimesi genellikle İslami literatürde, Müslüman olmayanların; Kur’an-ı Kerimi Allah kelamı olduğu gerçeğini yok saymaları nedeniyle onları sıfatlandırmada kullanılır.  Kelimenin lügat manası,gerçeğin üzerini örterek kapatması anlamındadır.

Ha bir de karşılıklı «yolsuzluk» iddiaları, suçlamalar, yalanlamalar…Hukukta savunma 3 şekilde kendini gösterir. İnkâr, İtiraz ve Def’i… iktidarın konuşmalarından hareketle; hukukun öngördüğü savunmaby-pass ediliyor. Bu durumda da iddia doğruluk kazanıyor!

‘Ruhsar işine döndü Milletin hâli’ desek yanlış olmaz!

Şaştık kaldık afalladık. Vay canına şimdi yandık. Akıllara zarar valla. Ruhsar gitti ruhla kaldık. Yandık yandık nedir bizlerdeki bu ruh hâli?!

***

Şaşmamak elde değil..!

munir_kebir2

© Münir Kebir

Gün yoktur ki, insanın küçük dilini yutacak derecede, hükümet üyelerinin ve AKP Genel Başkanı RTE’nin beyan ve davranışları insanda şaşkınlık yaratmasın….

Bir dönem, Sayın RTE; ”Suriye meselesi iç meselemizdir” demişti ve şahsen ben şaşkınlığa düşmüştüm. Çünkü, Suriye de Bağımsız bir Devlet, Türkiye de…

Tabi bu söylemi unuttuk geçti gitti.

Bu gün ise, “Filistin’e yapılan bir müdahaleyi, İstanbul’a yapılmış kabul ederim” diyor!..

Şaştım kaldım!..

İşin asıl düşündürücü yanı, AK Parti Başkanı Sayın R.T Erdoğanın da şaşkınlık yaşıyor olması!..

İktidar yanlısı gazeteler biri birlerine düşmüşler. Köşe yazarları kavgaya girişince, RTE; ”Ben anlamıyorum kim kimi destekliyor, kimi gözden çıkarıyor?” dedikten sonra ayrıca; ”İktidar yanlısı köşe yazarları da anlamamışlar” diye ekliyor.

Anlaşılan o ki, en başta Sayın Erdoğan, Hükümet Üyeleri, Müşavirler, Köşe yazarı gazeteciler ve tabi giderek 80 milyon insanımız şaşkınlık belasına düşmüş vaziyetteyiz.

Şaşkınlık, iradeyi ortadan kaldıran akut (geçici) bir halet-i ruhiye halidir. Yegane sebebi gerçekleri örtme eylemine dayanır. Böyle bir durum husule geldiğinde; Şaşkınlık kişiyi kâfir yapar. Kâfir kelimesi genellikle İslami literatürde, Müslüman olmayanların; Kur’an-ı Kerimi Allah kelamı olduğu gerçeğini yok saymaları nedeniyle onları sıfatlandırmada kullanılır.  Kelimenin lügat manası,gerçeğin üzerini örterek kapatması anlamındadır. Mesela Köylü, tohumu toprağın altına gizlediği için, köylü de lügat manada kâfir sıfatını alır.

***

CHP Grup Başkanvekili Engin ALTAY, hükümetin yolsuzluk belgelerini Mecliste kürsüye bırakıyor. Arkasından kürsüye gelen AKP Milletvekili Mustafa ELİTAŞ, CHP’lilerin kürsüsüne yönelik şekilde gardını alarak, ateş püsküren ve haklılık empoze eden bir tavır içerisinde avazı çıktığı kadar bağırarak; ”Bu belgeler kargo ile ABD’den geldi size. Fetö size gönderdi!…” dedi.

Şaşıyorum!…
İyi ki Fetö var!..
Olmasaydı….
Sayın Elitaş gerçeği ya kabullenir ya da red eder durumda olurdu. Yırttığı belgeler Başbakan Binali Yıldırım’ın oğullarının Malta’da kurdukları şirketle ilgiliydi.

Azıcık hukuk bilgisine sahip herkes bilir ki, Hukukta savunma 3 şekilde kendini gösterir. İnkâr, İtiraz ve Def’i… Sayın Elitaş belgeleri yırtmakla hukukun öngördüğü savunmayı by-pass etmiştir. Bu durumda iddia doğruluk kazanır.

***

CHP lideri Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz hafta Man Adası belgelerini açıklamış, bu adadan 61 Milyon Dolar para trafiğini yapanların, Sayın Erdoğan’ın Oğlu, Eniştesi, Dünürü ve Yazı İşleri Müdürü tarafından gerçekleştirdiğini, bu işlemleri yapanların Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan’la olan karabetleri nedeniyle, etik olmadığından bahisle, bu trafiğe ilişkin Banka dekontlarını Meclise sunarak, Meclis Araştırması yoluna başvurmuştu. Kıyamet koptu… Önce Sayın Erdoğan’ın avukatı hiçbir inceleme yapmadan “Belgeler Sahte” dedi. Arkasından Sayın Erdoğan; “O paralar dışarıya çıkmamış, dışarıdan Türkiye’ye gönderilmiştir” diyerek en başta kendi avukatını yalanlamış oldu. Ve ayrıca, Sayın Erdoğan da, Hukukun öngördüğü savunma yollarını by-pass etti(!)

Nihayet en sonda Başbakan Binali Yıldırım; “Kardeşim Türkiye’ye giren de çıkan da para yoktur” diyerek  inkar yöntemine başvurmayı akıl etti.

***

Şaşkın vaziyetteyim..

Yandaşın biri,5 Ağustos 2016 da Alo 155’i arıyor. Sanatçı Zühal OLCAY’ın Kadıköy’deki bir gazinoda şarkı söylerken Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan’a hakaret ettiğini iddia ediyor. Polis bu ihbarı, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosuna bildiriyor ve Zühal OLCAY hakkında iddianame hazırlanarak mahkemeye veriliyor.(Buraya kadar olanlardan Z.Olcay’ın haberi yok) İstanbul 46.Asliye Ceza Mahkemesinden gönderilen  celbi alınca haberi oluyor. Mahkemeye çıkarılıyor. Savunmasında; hakaret etmediğini, sadece üzüntülü bir müşteriye; ”Amaaan her şey boş.. Recep Tayyip Erdoğan hepsi boş.. hepsi yalan… bir gün hayat bitecek dersin… görmüşüm rüya. Bunu söylemişim başka bir söz söylemedim, böyle bir şey nasıl hakaret olur!?..” diyor.
Akibetini bilmiyorum.

Demem o ki; Acaba insanlarımız şaşkın mı, yoksa yandaşların gazabından mı korkup, tam siper durumunda olmayı kendilerine reva görüyor.?

Bunu ben tefrik edemedim. Zaten şaşkınım ya….

Saygılarımla,

*

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: