Devlet Yönetmek…


 

Her Yiğidin Yoğurt Yiyişi Farklı Olsa da, Her Politikacının Ehli Değildir!

Eğer bir ülkede gölgelerin boyu insanların boyunu geçmişse o ülkede güneş batıyor demektir.
Kızılderili Özdeyişi

Politikacıların içerisindeki halk ruhu, hırsızların ve sokak serserilerinin sahip olduğu halk ruhundan fazla değildir. Politikacıların amacı, her zaman kendi özel avantajlarını artırmak ve bunun için ellerindeki çok büyük güçleri kullanmaktır.
Henry Louis Mencken

Vaadler memleketinde insan açlıktan ölür.
Danimarka Atasözü

 

Senin mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.
Charles Bukowski

“Demokrasi” ve “demokratik devlet” kavramlarının kullanımı konusunda büyük bir eksiklik vardır. Bu kelimeler açıkça tanımlanmadıkça ve anlamları üzerinde uzlaşılmadıkça insanlar bu anlam karmaşası üzerinde yaşamaya devam edeceklerdir.
Alexis de Tocqueville

Siyasetle ilgilenmeyen aydınlari bekleyen sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktir. Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, çerideki cephenin suskunluğudur.
Atatürk

Arkadan yürüyenler, asla yönetici olamazlar.
Hun İmparatoru Atilla

 

Orkestrayı yönetmek isteyen, sırtını kalabalığa dönmelidir.
James Crook

Ülke yönetmesini gerçekten bilenler, büyükleri hayal kırıklığına düşürmeden, küçükleri mutlu etmeyi başarırlar.
Nicola Machiavelli

Böl ve hükmet yaman söz; birleştir ve yönet, daha iyi bir hazine.
Wolfgang Van Goethe

Başkaları için kendinizi unutursanız, o zaman sizi daima hatırlayacaklardır.
Dostoyevski

En iyi siyasi bir topluluk, orta sınıf vatandaşlarından kurulur ve orta sınıfın büyük, mümkünse diğer iki sınıftan da büyük olduğu ülkeler, muhtemelen iyi yönetilir; çünkü orta sınıf; ülkedeki dengenin bozulmasını, bir sınıfın diğeri üstünde hakimiyet kurmasını önler.
Aristoteles

Bir imparatorlukta eğer iyi bir yönetim hüküm sürüyorsa; kültür, sanat ve cezalandırma konularında emir imparatordan gelir. İmparatorlukta yönetim kötü ise kültür, sanat ve cezalandırma konularında, soylular söz sahibi olur.
Confucius

© photocredit

***

YÖNETİMLER, DEMOKRASİ VE HALK
27 Kasım 2017

©Av.Prof.Dr.Nurullah Aydın

Yönetimleri bir yolla ele geçirenler; demokrasicilik dincilik özgürlükçülük oyunları ile halkları uyuşturmakta, sömürü çarkını farklı şekillerde sürdürmektedirler. Yeni-sömürgecilik demek olan küreselleşmeciliğin sözcülüğünü yapanlar, cumhuriyetçilik ve demokrasicilik yapanlar gibi mutlu azınlığın sözcülüğünü yapmaktadırlar. Aynı zamanda sömürülmeye meşruiyet kazandırmaktadırlar.

20 ve 21. yüzyılın popüler yönetim anlayışı, demokrasi ve cumhuriyetçiliktir. Gelişen diğer kavram ise 20 yüzyılda emperyalizm/sömürgecilik yeni yüzyılda ise küreselleşmeciliktir.

Cumhuriyet ya da demokrasi diyen görüş,

Ekonomik politika alanında da açıkça “devletin küçültülmesi”, yani ekonomi alanında yatırımcı ve üretici etkinliklerden hepten uzak durması gerektiğini savunmakta, bu görüşü dünyaya dayatan Batı`nın ise bırakınız son ikiyüz yıllık açık sömürgeciliğini, bugün bile gerek gördüğü birçok alanlarda doğrudan devlet işletmeciliği yaptığından habersizmiş gibi görünmüşlerdir. Bugün dünyanın içine yuvarlandığı ekonomik bunalım karşısında bu sözde serbest-Pazar’cı Batı devletlerinin hepsinin birinci sınıf devletçi politikalar uygulamakta oldukları bütün açıklığıyla ortaya çıktığı halde, hala demokratik devletçiliğin ne denli demokratik ve kalkındırıcı bir ekonomik model oluşturduğu gerçeğini göz ardı etmekte diretmektedirler.

Türkiye için bu görüşleri öne sürenler,

Ulusal kimlik gereğini, ortak yurt kavramı gereğini, ortak bir hukukun toplumda egemen olması gereğini, toplumsal refah ve adalet için kamunun ekonomik girişimlerine de gerek olduğunu, bunlar olmadan hiçbir insan hak ve özgürlüğünün gerçekleşemeyeceği gerçeğini hepten göz ardı etmekte, sözünü bile etmemektedirler.

Böylece de, Türkiye modelinin, sömürgeciliği reddeden, tam bağımsızlıkçı, demokrasinin ekonomik gereklerini içeren ve tutarlı bir laikliği temel alan demokratik özelliklerine saldırmaktadırlar.

Cumhuriyet ya da demokrasi

Israrla bunu diyenlerin içtenlik ve tutarlılıktan yoksunluklarının kanıtı da, Türkiye`deki Siyasal Partiler ve Seçim yasalarının köklü biçimde demokrasiye aykırı nitelikler taşımasına ve başta iktidar ve ana-muhalefet partileri olmak üzere siyasal partilerin hemen tümünün iç işleyişinde demokrasinin bulunmayışına, milletvekili dokunulmazlığının demokrasiyi yıkıcı bir etkene dönüşmüş olmasına, bugüne değin kararlılık ve yoğunlukla karşı çıkmış olmamalarıdır!

Uç görüşler,

Gerçekte her türlü özgürlük ve insan haklarına saygısız bir uluslararası ekonomik ilişkiler yapılanmasının adı olan yeni dünya düzeni ideolojisinin, Türkiye modeline saldırmak üzere Türkiye`ye uyarlanmış biçimidir.

Okul’u fırsat eşitliği bir yana, eşitsizliklerin şiddetlendiği kurum haline getirmek,

Kamu’daki siyasi veya sivil, askeri bürokratik konumu; hayattaki ekonomik, maddi, manevi gücü; statü ve hiyerarşileri, cemiyet ve cemaatleri, “imtiyaz” ve “zümre egemenliği” kaynağı olarak idrak ile icra etmek,

Özgürlük’ün, bir şeyi yapmaktan men edilmemek kadar, insanın hakkı sayılan bir şeyi yapabilmeye muktedirlik, o fırsatı, imkanı bulabilmek şeklindeki “pozitif” manâsını kurutan liberallik, demokratlık, cumhuriyetçilik, muhafazakarlık türleri,

Yerlerine ne tür “Sadaka, iyilik, yardım, gönül” işleri koyarsanız koyun; kamusal eğitim, sağlık, güvenlik, güvence, emeklilik, çocuk ve yaşlılara, engellilere, en yoksullara sahip çıkma, merhamet ve şefkat sistemlerini çürütmek,

Devlet’i halkın karşısında konumlandırmak,

İnsanlar arasında, din, mezhep, etnisite, milliyet gibi kimliklere göre ayrım; eşitsizlik yaratmak, kardeşliği yok etmek,

Kamu’da, sivil ve askeri kurumlarda, özel sektörde; özgürlük, eşitlik, dayanışma ilkeleri bir yana; temel hakları dahi çiğnemek, çalışma düzenini bir nevi kölelik, korku ve endişeyle sinme, tahakküm, boyun eğme sistemi haline getirmek,

Anayasa’da dahi mevcut; imtiyazlara, zümre egemenliklerine karşı, fırsat eşitliği ve dayanışma kurumlarına, insanca yaşama atıf yapan maddeleri her gün çiğnemek ve asla hesap vermemek, anlayışına sahiptir.

Cumhuriyet ve demokrasi`nin, doğru anlamı ve dürüst uygulaması ile:

Sömürgeciliğin ekonomik ve askeri saldırısının da tepelenebileceğini,

Gerçekleştirilen laik devlet, aile, eğitim, ekonomi kurumlarının ve çağdaş uygarlığın üstün-değerlerini anlatan dil, yazı, sanat, felsefe devrimlerinin sömürgeciliğin bir daha hortlamamasını sağlayacak gerçek güvenceler olduğunu,

Gerçek gelişmenin kapitalizmi de, sosyalizmi de demokrasinin belirgin nitelikleri açısından aşan demokratik devletçilikle sağlanabileceğini,

Eğitimin hem demokratik hem de ekonomik gelişmenin en etkili kaldıracı olduğunu, anlatanlar, savunanlar uygulamaya çalışanlar var.

Bu kavramlara doğrulukla sahip çıkmak, “şerefli, haysiyetli ve namuslu” yaşamanın zorunlu gereğidir. İnsanların sorgulaması gerekenler bunlar olsa gerek!

Günün Sözü: İnsan, başka insanların haysiyetini ezip geçmez; aşağılamaz, aşağı görmez.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: