Evrensel Temel Gelir Tahsisi Sorunu…


Koşulsuz Sosyal Güvenlik Düzenlemesinin Neresindeyiz?

© photocredit

***

AB ve Dünyadaki Temel Gelir Tartışmaları

deniz_servantie

Deniz Servantie

 

Genel Tespitler

Temel gelir, bir tip sosyal güvenlik düzenlemesine işaret etmektedir. Bu çerçevede, bir ülkede bulunan tüm vatandaşlar veya ikamet edenlere düzenli bir gelirin koşulsuz bir şekilde tahsis edilmesini öngörmektedir.

Evrensel temel gelir konusu fikir ayrılıklarına sebep olmaktadır: destekleyenler bunun bir güvence olarak görülebileceğini, karşı çıkanlar ise insanları tembelliğe itebileceğini iddia etmektedir.

Küreselleşen ekonomide otomasyondaki ilerlemeler bağlamında temel gelir kavramı daha çok konuşulurken pilot örnekler de artmaya başlamıştır.

ABD’nin Alaska eyaletinden Brezilya’ya, İran ve Namibya’ya kadar dünyanın çeşitli bölgelerinde temel gelir konusunda düzenlemeler bulunmaktadır.

1 Ocak 2017 tarihinde Finlandiya’da 2000 kişilik bir kitleye bir temel gelir deneyine başlanmıştır. 2019 yılına kadar devam edecek bu deneyin, sonuçlarına göre Fin yetkilileri temel gelirin ülke çapında uygulamasını düşünmektedir.

Giriş

16’ıncı yüzyılların ortasına kadar dayanan temel gelir kavramı, esasında, bir devletin tüm vatandaşlarına düzenli ve koşulsuz bir şekilde bir gelir sağlanmasını öneren sosyal güvenlik sistemidir. Tarih boyunca, İngiliz yazar Thomas More’un Ütopya’sından [Utopias, past and present] İtalyan filozof Campanella’nın Güneş Ülkesi’ne [Une Histoire de l’Utopie] kadar birçok yazar, temel gelir veya benzeri kavramlar konusunda kafa yormuş ve bu kavramlarla ilgili yayınlar hazırlamıştır. Bu çerçevede, diğer ütopyalarda da görüldüğü gibi, temel gelir önerisi de bir şekilde hâlihazırda var olan sistemin somut bir eleştirisi ve bununla birlikte devrimci bir geleceğin yaratılması olarak algılanabilir. Ancak, küreselleşen bir dünya ekonomisiyle, istihdam politikalarının değişimiyle, gitgide artan robotlaşma gibi trendlerle birlikte, sosyal güvenlik politikalarının değişimi de kamuoyunun gündemindedir. Bu çerçevede, konuyu daha iyi kavramak ve anlamak hedefine ulaşmamız için, öncelikle kavramsal gelişimini irdeleyeceğiz, temel gelire ilişkin farklı ekoller ve tezlerini mercek altına alacağız, dünyadaki uygulamalarına ve son olarak da AB’deki hâlihazırda devam eden tartışmalara değineceğiz.

Temel Gelirin Kavramsal Gelişimi

Temel gelir kavramının aslında üç ayrı tarihi kökeni bulunmaktadır. Öncelikle, bir asgari ücret fikri ilk defa 16’ıncı yüzyılın başlangıcında ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak, bir kerelik bir hibenin tahsis edilmesi ise 18’inci yüzyılın sonunda ortaya çıkarken, ikisinin kombinasyonu olan temel gelir fikri ise 19’uncu yüzyılın ortasında ilk defa dile getirilmiştir [Basic Income Earth Network] .

Görüldüğü gibi, aslında asgari ücret fikri diğer fikir ve kavramlardan önce gelişmiştir. Rönesans çağını yaşayan Avrupa’nın düşünürleri, kilisenin temel görevi olarak görülen fakir kitlelere yardımcı olmanın bir şekilde sadece kilisenin değil tüm toplumun bir görevi olarak görmeye başlamışlardır. Bu çerçevede hümanist fikirlerin gelişmesiyle beraber, gelir eşitsizliklerin giderilmesi ve en fakir kitlelere yardımcı olunması gibi konular üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Garantilenmiş asgari ücret fikrinin aslında gerçek fikir babası Thomas More’un yakın bir arkadaşı ve hümanist bir İspanyol düşünür olan Juan Luis Vives’dir [Basic Income: A Radical Proposal for a Free Society and a Sane Economy] . Vives’e göre, belli bir şehirde bulunan tüm kişilere bir temel geçimin sağlanmasının asıl nedeni, etkin bir bağış kültürünün gelişmesidir. Vives’in görüşlerinin, sosyal düşünce ve kurumsal reform alanlarında geniş bir kültür ve geleneğe dayandığı söylenebilir. 1748 yılında Fransız düşünür Montesquieu tarafından hazırlanan L’Esprit des Lois (Kanunların Ruhu Üzerinde) eserde, açık bir şekilde devletin tüm vatandaşlarına temel bir geçim kaynağı, yemek, giysi ve sağlıklarını bozmayan bir yaşam biçimi sağlaması konusunda borçlu olduğu ifade edilmektedir [De L’Esprit des Lois] . Bundan yola çıkarak AB’nin çeşitli ülkelerinde devlet tarafından finanse edilen ve garantilenmiş asgari ücret sistemleri geliştirilmiştir (örneğin Fransa’daki revenu miminum d’insertion (RMI) [demande, montant, simulation du revenu solidarité active] veya Portekiz’deki Retribuição Mensal Mínima Garantida (RMMG) [Retribuição Mensal Mínima Garantida] ).

18’inci yüzyılın sonunda ise Avrupa çapında fakirliğin giderilmesini ele alan yeni bir fikir geliştirilmiştir. Aydınlanma döneminin önemli isimlerinden Fransız matematikçi ve siyasi aktivist Marquis de Condorcet, Fransız Devrimi sırasında görüşlerinden ötürü 1795 yılında hapsedilmiş ve hapis dönemi sırasında sosyal güvenlik sisteminin kurulmasını Esquisse d’un tableau historique des progres de l’esprit humain(İnsan Zekâsının İlerlemeleri Üzerinde Tarihi Bir tablo Taslağı) kitabında önermiştir [Condorcet, Tableau historique des progres de l’esprit humain] . Söz konusu fikrin Avrupa’da çok önemli bir yeri olmuş ve ilk sosyal güvenlik, emeklilik ve sağlık sigorta sistemlerinin gelişmesinin kaynağı olarak görülmüştür. Fransız Devrimi döneminde Fransa’da bulunan İngiliz düşünür ve yazar Thomas Paine ise, 1797 yılında yayımlanan Agrarian Justice (Tarım Adaleti) kitabında, toprak ağaları tarafından sağlanan bir fon ile bir ülkede bulunan tüm kişilere reşit yaşlarında bir asgari ücretin tahsis edilebileceğinden bahsetmiştir [Agrarian Justice] . 19’uncu yüzyıldaki ütopik sosyalistlerden Belçikalı jürist Joseph Charlier ve Fransız yazar Charles Fourier ise bir “yerel paydan” bahsetmişlerdir.

20’nci yüzyılda İngiliz düşünür Bertrand Russel tarafından hazırlanan Roads to Freedom (Özgürlük Yolu) kitabında temel gelir fikrinin bir sosyal adalet aracı olarak kullanılabileceği ileri sürülmüş ve böylece fikrin daha da popülerleşmesi sağlanmıştır [De Thomas More a Michel Foucault, la longue histoire du revenu universel] . Buna benzer bir şekilde Amerikalı düşünür John Rawls ise, 1971 yılında yayımlanan Theory of Justice (Bir Adalet Kuramı) kitabında, hükümetin gerçek bir fırsat eşitliğini ve bunun içinde bir asgari sosyal ücreti sağlaması gerektiğini dile getirmiştir. Diğer ilginç bir konu ise, şüphesiz birçok üretim mekanizmalarının otomatikleşmesidir. Bu çerçevede ilk defa 1960 yıllarında Amerikalı ekonomist Robert Theobald, tam istihdamın sağlanmasının imkânsız olduğunu ve gelecekte gitgide otomatikleşmenin birçok maaşlı işin yerini alacağını ve dolayısıyla devlet tarafından tüm kişilere bir temel gelirin sağlanmasının kaçınılmaz olacağını ifade etmiştir [a.g.e] .

Vurgulanması gereken bir diğer nokta temel gelir kavramının aslında sadece sol ve sosyal demokrat görüşlü birtakım insanlar tarafından desteklenmediği, aynı zamanda başta Chicago Okulu’nun kurucusu Milton Friedman olmak üzere dünyaca ünlü birtakım liberal görüşlü ekonomistlerin de söz konusu fikri desteklediğidir. Bu çerçevede 1962 yılında yayımlanan Capitalism and liberty (Kapitalizm ve özgürlük) kitabında Friedman, yoksulluğa karşı programını sunarak pazarın yönetişimi ve işleyişine karşı herhangi bir müdahalenin yapılmaması gerektiğini ve aslında temel gelirin bir negatif gelir vergisinin kurulmasıyla finanse edilebileceğini açıklamıştır. Fransa’da Andre Gorz adlı bir düşünür ise siyasi ekoloji ile ekonomik küçülmenin fikir babası olarak bir “özerk gelir”den söz etmiştir.

1985 yılında Yoland Bresson ve Henri Guitton isimli iki tanınmış Fransız ekonomist, temel gelirin daha da gelişmesi için bir dernek kurmuş, 1986 yılında ise Belçika’nın ikinci en büyük üniversitesi olan UCL’den Prof. Dr. Philippe Van Parijs dünya çapında temel gelir konusunda toplantılar ve araştırmalar hazırlayan BIEN’i (Basic Income Earth Network, Küresel Temel Gelir Ağı) kurmuştur [Basic Income Earth Network] . Dolayısıyla, temel geliri destekleyenler arasında farklı ekoller ve görüşler bulunmasının yanı sıra, fikrin farklı uygulamalarının da olduğu ifade edilebilmektedir.

AB’de Temel Gelir Tartışmaları

Son dönemde en çok tartışılan ancak en az uygulanan makroekonomik fikirlerden biri olan temel gelir fikrinin sosyalistlerden libertaryenlere kadar uzanan bir hikâyesi bulunmaktadır [universal basic income scheme] . Bu tip bir uygulama bir yandan hem yoksullukla mücadele çerçevesinde, hem de işsizliğe çözüm olması açısından önemli bir düşünceyken; bir yandan da devletin hiçbir karşılığı olmadan vatandaşlara bir ödeme yapması ve bunun çalışmamayı teşvik edebileceği endişesi sıklıkla dile getirilmektedir. Günümüzde otomasyondaki ilerlemeler bağlamında temel gelir kavramı daha çok konuşulurken pilot örnekler de artmaya başlamıştır, ayrıca pek çok sosyal demokrat ve merkez sağ parti seçim programlarında bu konuda vaatlere yer vermektedir. Muhafazakârlar bu fikri desteklemektedir çünkü bu şekilde hükümetin yoksul kesiminin yaşamındaki mikro girişimi ortadan kalkmaktadır.

Sol kanat partiler ise düşük gelirli kişilere güvence sağlanmasına ve insanların hangi tür işi kabul edeceği konusunda daha fazla seçenek sunmasına katkıda bulunduğu için temel gelir uygulamalarını savunmaktadır [Universal Basic Income Could Arrive in Europe Faster Than You Think] . Moğolistan’dan Finlandiya’ya, her vatandaşa, istihdam durumuna veya zenginliğine bakılmaksızın koşulsuz nakit hibe verilmesi fikrine yani evrensel temel gelire (universal basic income, UBI) olan ilginin arttığı görülmektedir [Three reasons for universal basic income] . Avrupa’da temel gelirin bir politika aracı olarak kullanılması önerisi 1986’da kurulan BIEN projesi ile başlamıştır. Tartışmalar tüm dünyada ilgi çekince Avrupa ile sınırlı kalınmamış ve proje ‘‘Küresel Temel Gelir Ağı’’ adı altında dönüştürülmüştür. Bu bağlamda 1986-2004 yılları arasında Avrupa kentlerinde iki yılda bir yapılan kongreler, 2006’da Güney Afrika, 2010’da ise Brezilya’da düzenlenmiştir [About BIEN] .

Temel Gelir Hakkında AB Çapında Düzenlenen Anketler
(Nisan 2016)
Kaynak: NeoPolis, Future of Work, Dalia

Nisan 2016’da çeşitli kuruluşlar tarafından yapılan anketlerde, AB çapında temel gelire desteğin azımsanamayacağının ortaya çıktığı söylenebilir. Bu çerçevede, oylamaya katılanların yüzde 64’ü temel gelir ile ilgili bir referandumda temel gelirden yana oy vereceğini belirtmiş, yüzde 58’i ise temel gelir kavramına aşina olduğunu ifade etmiştir [What do Europeans think about basic income?] .

Temel gelir uygulamasının refah oranı üstünde kayda değer etkileri bulunmaktadır: Namibya’da suç oranlarında yüzde 42’lik düşüş, sosyal uyum artışı, fiziksel ve zihinsel sağlık üzerindeki olumlu etkileri gibi [Why We Should All Have a Basic Income] . 2002 yılında Namibya’daki Lüteryen Kilise’nin ve çeşitli sosyal toplum kuruluşlarının desteği ile söz konusu pilot projeye geçilmişti. Proje, halkın geniş kitlelerinden destek aldığı söylenebilir.

Buna rağmen özellikle Avrupa ülkelerinde insanlara karşılıksız para verilmesinin onların çalışma hayatında motivasyonunu düşüreceğini, ayrıca ödenmesi planlanan bu ücretlerin devlet bütçesini sarsacağını savunan muhalifler de oldukça fazladır. Evrensel temel gelir fikrine karşı çıkanlar bir işte çalışarak gelir kazanılması temel düşüncesine ters bir uygulama olduğu tezini savunmaktadır. Bu düşünce Sanayi Devrimi’nden beri geçerli olsa da teknolojideki hızlı değişimler ışığında tekrar gözden geçirilmelidir diyen bir kesim ise vatandaşlık maaşı ile sosyal eşitsizliklerin önüne geçilebileceğini öne sürmekte, ABD’nin Alaska eyaleti örneği de bu teze önemli bir argüman kabul edilmektedir [Is the Solution to Extreme Wealth Inequality Really] . Üretkenliğin herkesin asgari bir gelir elde etmeye yetecek kadar yüksek olduğu bir toplumda insanların, hiç çalışmaması da dâhil olmak üzere, en verimli oldukları konuda çalışmayı seçebileceği fikri de temel gelirin destekçileri tarafından savunulmaktadır.

Evrensel temel gelir konusu tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da fikir ayrılıklarına sebep olmaktadır. Destekleyeni olduğu kadar eleştireni de olan bu sistemin pilot örnekleri üstüne sıklıkla incelemeler yapılmaktadır. Örneğin, Brüksel’de bulunan Itinera Enstitüsü bir çalışmasında temel geliri bir tuzak olarak nitelendirip kınamış, özellikle maddi açıdan karşılanamaz oluşuna vurgu yapmıştır. Enstitü başkanı Marc De Vos temel gelir fikrinden ‘‘tehlikeli ütopya’’ olarak bahsetmiş, ‘‘Entelektüel, asil ve sosyal bir fikir, ancak övgüye değer bir fikir olması onu iyi bir tedbir yapmaz’’ demiştir. Marc De Vos ve Simon Ghiotto evrensel temel gelir fikrinin refah devletini kuran toplumsal sözleşmeyi bitireceğini öne sürmektedir: ‘‘Onlarca yıldır kuşaklar arasındaki aktif ve sürdürülebilir sosyal güvenliği sağlamak için savaşmaktayız, evrensel gelir ise hak ve sorumlulukları yok eden, karşılığı olmadan alınan bir ücret’’. Itinera tarafından benimsenen neredeyse tüm senaryolarda temel gelir, geleneksel sosyal korumaya bağlı olan kesimi (emekliler, işsizler, vs.) gelir kaybına götürecektir. Bahsedilen başka bir nokta ise evrenselliktir, kitlesel göçlere yol açabileceği düşünülen bu uygulamanın ya tamamen ulusal kalması ya da tam anlamıyla evrensel, en azından Avrupalı olması gerektiği öne sürülmektedir.

Buna karşın Avrupa Komisyonu ise, AB üyesi ülkelerin işçiler ve işsizler için bir asgari ücret ve gelir seviyesi belirlemesini talep etmektedir. AB’nin her ülkesinde asgari bir maaş olmalıdır diyen Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in konuyla ilgili yaptığı açıklamada, artan sosyal eşitsizlik ve yoksullukla mücadele vurgusu göze çarpmaktadır. Sosyal politika alanında kısıtlı yetkilere sahip olan Komisyon bu bağlamda AB’nin işlev ve hedeflerini gözden geçirmeye hazırlanmakta, özellikle AB şüpheciliği barındıran sağ kanat partilerin eleştirilerine karşı sosyal ve ekonomik adaletsizliklerin üstesinden gelmeyi hedeflemektedir. AB’de temel gelir girişiminin pek çok karışıklığı da ortadan kaldıracağı, AB’den gelir elde eden vatandaşların AB’yi terk etmeleri gerektiğini iddia etmelerinin zorlaşacağı düşünülmektedir. 2016 yılında AB genelinde yapılan anketlere göre üye ülke vatandaşlarının yüzde 64’ü temel gelir uygulamasını desteklemektedir [EU Survey: 64% of People in Favour of Basic Income, Poll Finds] .

Fransa’da evrensel temel gelir söylemleriyle medyanın ilgisini çeken sol görüşlü siyasetçi Benoît Hamon, Sosyalist Parti’nin 2017 başkanlık seçimleri için adayı olmaya hak kazanmıştır. Hamon seçim kampanyasında ‘‘dijital devrimin bir sonucu olarak istihdamın muhtemel erozyonu’’ endişesiyle temel gelirin çok önemli olduğunu belirtmekle beraber, 18 yaş üzeri tüm vatandaşlara ayda 750 Avro tutarında evrensel bir temel gelir vaat etmiştir. 2015’te yapılan bir ankette, Fransa nüfusunun yüzde 60’ı temel gelirden yana olduğunu belirtmiştir [Opinion Poll Shows 60% Support for Basic Income] . Mouvement français pour un Revenu de Base (Fransız Temel Gelir Hareketi) hareketinin kurucusu Marc de Basquiat ise uygulamanın etap etap gerçekleşmesi gerektiğini, önce aile politikalarının düzenlenmesi, sonra bunun genişletilerek zamanla evrensel temel gelire dönüşmesi gerektiğini belirtmektedir [Pour un Revenu Universel] .

Temel Gelir Uygulaması Olan Ülkeler

Ocak 2008’den Aralık 2009’a kadar, Namibya Temel Gelir Hibe Koalisyonu tarafından Otojevere ve Omitara köylerinde temel gelir hibesi adı altında bir pilot proje uygulanmıştır. Kişi başı ödeme yaklaşık 12 dolar olarak belirlenmiştir. Proje başlangıcından 6 ay sonra, çocuklarda yetersiz beslenme ve okula devam edememe sorunları önemli ölçüde azalmıştır. Ayrıca vatandaşların daha üretken ekonomik faaliyetlerde bulunmalarına izin verdiği için topluluğun gelirini hibe miktarından önemli miktarda yükselttiği de tespit edilmiştir [] .

Finlandiya’da 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren, Finlandiya Sosyal Güvenlik Kurumu KELA tarafından rastgele seçilen ve işsizlik yardımı alan 2 bin vatandaşına işe girmeleri durumunda bile devam edecek olan net 560 avroluk bir vatandaşlık maaşı vermeye başlamıştır. Finlandiya’da başlayan pilot uygulamayı İskoçya da takip etmektedir. Temel gelir uygulaması toplumsal gücün orta sınıfa yeniden dağıtılmasını ve devlete olan güvenin artmasını sağlamaktadır [The Only State Where Everyone Gets Free Money] .

Buna karşın 5 Haziran 2016 tarihinde İsviçre’de halk tarafından referandumda reddedilen temel gelir önerisi, çalışan ya da çalışmayan tüm İsviçre vatandaşları ve ülkede yasal çalışma izniyle en az beş yıldır yaşayan tüm yabancılara koşulsuz maaş verilmesini öngörmüştür. Önerinin destekçileri, bunun “düzenli maaşı olan iyi iş bulmanın giderek zorlaştığı bir dünyada yoksulluk ve eşitsizliğe çözüm olacağını” savunmuştur. Önerinin arkasındaki sivil toplum kuruluşu yetişkinler için 2500, çocuklar için de 625 İsviçre frangı teklif etmiştir. İsviçre Hükümeti ve siyasi partilerin tamamına yakını halka öneriyi reddetme çağrısı yapmıştır. Öneriye karşı çıkanlar ise “Marksist bir rüya” olarak niteledikleri düzenlemenin ekonomiye sekte vuracağını ve halkı işlerini bırakmaya teşvik edeceğini öne sürmektedir. Uzmanlar temel gelir uygulamasının İsviçre ekonomisine yıllık maliyetinin 25 milyar frank olacağını, maaşların finansmanı için kamu harcamalarında ciddi kesintiler yapılması ya da vergilerin önemli oranda artırılması gerekeceğini belirtmektedir.

ABD’nin Alaska eyaletinde ise, 1982 yılından beri Alaska Daimi Fonu adı altında uygulanmakta olan vatandaşlık maaşının sadece iki şartı bulunmaktadır: en az bir yıldır Alaska’da ikamet ediyor olmak ve kişinin hayatta olması. Karşılıksız verilen bu ücret kişinin yaşına, işine, sosyal statüsüne bakılmaksızın yılda yaklaşık 2 bin dolardır [The Alaska Permanent Fund Dividend: A Case Study in Implementation of a Basic Income Guarantee] . Dönemin Alaska hükümeti petrol gelirlerini hızlı şekilde harcadığı için suçlamalara maruz kalmış ve 1976’da yapılan halkoylaması ile petrol gelirlerinin belli bir kısmının oluşturulan fona aktarılması ve halka dağıtılması kararlaştırılmıştır. Herkese, bireysel olarak, eşit miktarda, düzenli ve nakit yapılan bu ödemenin temel gelir tanımına tam olarak uyduğu söylenebilir. Alaska’da yıllardır süren uygulamadan çıkarılan sonuçlara göre gelir eşitliği sağlanması yolunda önemli bir gelişmeden söz edilmekte, Alaska’da diğer örneklere zıt olarak en az gelire sahip yüzde 20’lik kesimin en çok gelire sahip olan yüzde 20’lik kesimden daha hızlı zenginleştiği gözlemlenmektedir26. Söz konusu fon mecburi bir vergiyle değil, arazi sahipleri ile arazi incelemesi yapmak isteyen şirketler arasında gönüllü bir sözleşme ile toplanmaktadır. Petrol şirketleri, Alaska’ya iş yapma maliyeti olarak para ödemeyi kabul etmektedir. Bu gelirin büyük kısmı Alaska hükümetine giderek devlet hizmetlerine harcanmaktadır, dörtte biri ise hükümet kasasına girmeden Alaska Daimi Fonu’na eklenmektedir. Şu anda 50 milyar doları aşan bu fon, yılda bir kez tüm Alaskalılar arasında eşit olarak paylaşılmaktadır [Is the Solution to Extreme Wealth Inequality Really] . Sonuç olarak Alaska, en düşük yoksulluk oranı ve en iyi refah derecesi puanı ile tüm ABD eyaletleri arasında eşitlik açısından en iyi durumdadır [United States Census Bureau, “Household Income for States: 2008 and 2009] .

Brezilya 2004 yılında anayasasına temel geliri koyan dünyadaki ilk ülkedir. Buna göre en az beş yıldan beri ülkede yaşayan herkes, çalışıp çalışmadığından, bir serveti olup olmadığından bağımsız olarak barınma, yiyecek ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için devlet güvencesine alınmıştır. Söz konusu kanunun aşama aşama herkesi kapsayacağı belirtilmiştir. Bugüne kadar ise sadece en yoksulları kapsamına alan Bolsa Familia (“Aile Hibesi”) hayata geçirilebilmiştir. Bolsa Familia uygulaması halkın yüzde 25’ine ulaşmış olsa da, hala yoksul kesimin büyük kısmı destekten yoksun durumdadır.
İran 2011 yılında, ülkenin yaklaşık yüzde 29’luk kısmına bir ödeme planı uygulamaya başlamıştır. Petrol ve doğal gaz fiyatlarına yapılan indirime tepki olarak başlatılan uygulamada kişi başı günlük 1,5 dolara denk gelen bir ödeme yapılmaktadır. Konu üstüne hazırlanan bir rapora göre İran’da vatandaşların temel gelir karşısında çalışma motivasyonunu kaybetmediği, tam tersine hizmet gibi sektörlerde daha fazla çalışıldığı gözlemlenmiş, ayrıca öğrencilerin okula kayıt yapma oranı artmıştır [“Here’s what happened when Iran introduced a basic income] . Sunulan veriler, insanların bedava ücret karşısında tembelleşeceği fikrini çürütemese de bu inanca bir karşı örnek oluşturmaktadır.

Sonuç

Görüldüğü üzere, temel gelir uygulamasını destekleyen ve pek çok soruna çözüm olacağını savunan bir kesim, uygulamanın tembelliğe ve çalışmamaya götüreceğini düşünerek onaylamayan bir kesim ve ikisinin arasında kalan, uygulamayı doğru bulan ancak mali açıdan karşılanmasının zor olduğunu söyleyen bir kesimden bahsedilmektedir. Sonuç, olarak pilot örneklerden genelde olumlu sonuçlar alınsa da, temel gelir uygulamasının evrenselleşmesi için aşamalı adımlar atılmalıdır: mevcut refah programları pekiştirilmeli, ayni yardımlardan nakit yardımlara geçilmeli, mali şeffaflık arttırılmalı ve kapsamlı veri analizi yapılmalıdır [The Pros And Cons of a Guaranteed National Income] . Bu şekilde eleştirilerin önüne geçilebilecek ve pilot örneklerden elde edilen olumlu geri dönüşler daha büyük ölçeklerde de görülebilecektir.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: