Din ve sosyal yardım…


 

Diktatörlerin «Sürüleştirme» yöntemi!

⚖ Devletin salt ortak çıkar, ortak amaç ilkelerinin ötesinde hukuk bağları üzerine oturtulması zorunludur. Devletin amacı; toplumsal düzeni koruyup yurttaşların mutlu ve iyi bir yaşam sürmesini sağlamaktır. Kişinin Devlet için kendini kamu hizmetine adaması şarttır.

⚖ Yurttaş kişisel çıkar ile kamusal çıkarın bir olduğu bilincine varmalıdır.

⚖ Eşitsizliğin, adaletsizliğin ve özgürlüğün aşırı boyutlar kazanması Demokrasiyi yozlaştırır tiranlığa dönüştürür. Yönetimin tek kişinin elinde olması Monarşi; seçkin bir azınlığın yönetmesi Aristokrasi; kamusal işlerin halkın elinde bulunması ise halk yönetimi ya da Demokrasidir.

⚖ Doğruluk ve sorumluluk sahibi kimse lider olmaya layıktır. Liderler şaraba benzer; geçen yıllar kötülerini ekşitir, iyilerini olgunlaştırır.

⚖ İnsanların bir araya gelişinin temel nedeni, zayıflık olmaktan çok, insan için doğal olan bir çeşit toplumsallık içgüdüsüdür. Cumhuriyet, halkın işidir. Halk, herhangi bir şekilde bağlantılı tüm insan gruplarını değil, ancak hukuk ve haklar konusunda ortak bir anlaşmaya varmış, karşılıklı menfaatlere katılmaya istekli birçok insanın bir araya gelmesidir.

⚖ Yasa yapılacak ve yapılmayacak olanı buyuran, bizim doğamıza işlenmiş yüce akıldır. Şeref ve doğruluk adaletin temelidir. Yasaların gücü, adalet duygusundan değil, içerdikleri olumsuz yaptırımlardan kaynaklanmaktadır ve her ulus çıkarı ile ilgili şeylere yasa adını vermektedir Adaletsizlik, yasaların çoğalmaya başlamasıyla artar. imparatorluklar adaleti sadece diktikleri çarmıhlarda sağlayabilirler. Ahlak ve erdem çöktüğünde devleti yönetemezsiniz.

Geçmiş geçmişte kalmıştır, biz işimize bakalım!

Marcus Tullius Cicero

© photocredit

***

SİNSİ HAİNLER VE ROBOTLAŞTIRILANLAR
7 Ağustos 2017-ANKARA

©Av.Prof.Dr.Nurullah Aydın

Her kesim bir diğerine hain diyor. Peki hainlik nedir? Hain kimdir?
İnsanları; ya bir din ile ya bir ideoloji ile ırkçılıkla ya mezhepçilik bir arada tutarsınız.

Başka ülkeleri tehdit olmaktan çıkarmak içinde o ülkeyi huzursuz edersiniz. Etkisizleştirmek için tuzaklar kurarsınız.. Eleman yetiştirir, o ülke yönetimine getirirsiniz.

Tarih boyunca

Bunun için; din, ırk, mezhep, etnik kimlik odaklı sorunlar işlenmiştir.
Dinler tarihi, savaşlar tarihi, ideolojiler tarihi bunun somut örnekleriyle doludur.

Çağdaş dünya’da ise gelinen durum

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Birleşmiş Milletler Sözleşmeleri ile ise benimsenen, özgürlükçü çoğulcu demokratik sistemdir. Bunda ise din, dil, ırk, renk, cins ayrımı olmaksızın herkesin hukuk devleti şemsiyesi altında özgürce yaşayabileceği düzen esas alınır.

Yoksulluğunu, yolsuzluğu, hırsızlığı, yalanı, soygunu, ezilmişliği önemsemeyen halk kitleleri ni kandırmak, yönlendirmek kolaydır.

Din ve sosyal yardım ile halk kitlelerini yoğun propaganda bombardımanına tabi tutup sürüleştirebilirsiniz. Tarihin en önemli diktatörleri; bu yolu hiç bir kural tanımaksızın uygulamışlardır. Din, iman perdelemesi ile köleleşmeyi biat algısı ile her şeyin üzerinde gören insanlar birer robottur.

Osmanlının yıkılış süreci sonrası

Emellerine ulaşamamış, kimlikleri belirsiz olanlar, yıllardır odaklandıkları; Türkiye’nin, Türk Milleti’nin devleti olmadığını kesinleştirecek yeni yapılanmadır. Bazıları; ümmet anlayışı gereği olarak konuya, gaflet içinde izleyicidir.

Osmanlı imparatorluğunun son döneminde yaşanan durum bİr nevi tekrarlanıyor.

İslamcılığın artması, etkinlik kazanması ve batı karşıtlığını bırakıp batı güdümüne girmesi üzerine İslamcılar da aynı dili kullanıyorlar.

İstenen:

Türkiye’yi Türk devleti olmaktan çıkarmak, Federal bir cumhuriyete dönüştürmektir.

Ancak gidilen yol bölünmektir. Osmanlı Mebusan Meclisinin 1900 lü yılları hatırlanırsa dönemin yazarları, çizerleri özgürlükçüleri de benzer yaklaşım içindeydi.

Şimdilerde

Prens Sabahaddin’in [bio]kurduğu ve merkezi yok edip yerel yönetimlere, özerklik vermeyi öngören Ahrar Fırkası [nedir?]çizgisinde ilerliyorlar. 100 yıllık bu projenin sahibi İngilizlerdi. Şimdi ise ABD’dir.

Bölgedekİ tarihi emelleri için; mezhep ayrılıklarını, etnik unsurları kullanan, BOP projesi çerçevesinde karışıklık çıkararak bölen ABD-İngiltere-Fransa işbaşındadır.

Kurucu ilkelerin tartışıldığı, demokrasi, özgürlük çığlıklarının atıldığı bir ortamda;

Ayrıştırmanın temelinde yoksulluk, yolsuzluk ve hukuk dışı uygulamalar özellikle gündem dışında tutulmaktadır. Din ve etnik kimlik öncelikli yürütülen propagandalarla maya tutmuştur. Ayrıştırmayı önlemek için, hangi sorunlar önceliklidir, sorunları çözmek için neler yapılmalıdır soruları boşlukta kalmaya devam ediyor.

Yapılan operasyonlar;

Karşı duracak kurumları direnemez hale getirmek içindir. Önce askeri darbe nedeniyle silahlı kuvvetlerin yetişmiş seçkin subayları tasfiye edildi. Şimdi polis darbesi diye yetişmiş seçkin polisler tasfiye ediliyor. Etnik ayrımcılık mücadelesi veren örgütler, muhatap alınıp yol verilirken, direnecek güçler etkisizleştirilmek istenmektedir.

Karanlık ittifak kurulmuştur.

Mandacı aydınların yaptığı;

ABD ve AB’nin dayatmalarını seslendiriyor. Duyarlı olduğunu söyleyenler ise halka gerçekleri anlatmak yerine izleyici konumu tercih etmişlerdir.

Anlaşılan odur ki;

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da başlatılan, devam eden dinci, mezhepçi etnik çatışma Türkiye’yi de saracaktır.

Bu gibi durumlarda yani devletin ve milletin bekasının tehlikeye düşmesi halinde harekete geçmek üzere eğitilmiş bilinçlendirilmiş hazır durumda olan evlatları ile yapılması gerekeni yapacaktır. Karamsarlığa umutsuzluğa yer yoktur.

Günün Sözü: Uyuşuk aydınları ve uyuşturulmuş yöneticileri ile devlet çözülür.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: