Su gibi Aziz…


 

Peygamber gibi Güvenilir Ol!

Allah’a güven ama barutunu da kuru tutmayı ihmâl etmeCromwell;

Allah’tan (gerçekten) korkandan başka, güvenilir kimse yokturHz.Ömer;

Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup tac-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenmeSultan III.Murat;

Dostluğu öldüren en tehlikeli silâh, itimatsızlıktırHz.Ali;

Güvenin gözü kördür; kuşku ise haddinden fazla net görürGrillparzer;

Herkesin güvenini kaybeden, daha ne kaybetsin ki?Cyrus;

Her zaman güvensizlik göstermek; her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktırGoethe;

İstediğin kadar inançlıyım de namaz kıl, sadaka ver. Umut verip, güven aşılayıp da yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsinMevlana;

Panzehire güvenilerek, zehir içilmezHz. Ebubekir;

Tilki kümesi iyi tanıyor diye bekçi yapılır mı?Truman;

Yalan; güven ve emniyeti, huzur ve itimadı yok ederMuhammed bin İdris bin Abbas;

***

GÜVENİ İSTİSMAR EDENLER
10 Temmuz 2017-ANKARA

©Av.Prof.Dr.Nurullah Aydın

Türkiye’de ve dünyada; yalancılık, döneklik, rüşvet, yolsuzluk, kalpazanlık, haksızlık, adaletsizlik, işbirlikçilik, en çok hangi siyasi ve dini görüşte olanlarda görülüyor?

İç savaş, katliamlar, yoksulluk, ayrımcılık, zengin fakir uçurumu, kadın ayrımcılığı, ahlaksızlık, cinsel sapkınlıklar İslam ülkelerinin genel görünümüdür.

Halk dalkavukluğu yapanlar;

Kelimelerle oyun oynamada üstattırlar. Nabza göre şerbet vermek deyimi siyasetçilerin hareket noktasıdır.

Halkın ortalama eğitim seviyesi bellidir. Türkiye’de en fazla satılan kitaplar, batılıların yazdığı roman türü kitaplar ve bin yıl önce yazılan İslam’a dair yorum kitaplarıdır. Bin yıldır yeni düşünür yetiştirememiş Müslümanların akılcı değil nakilci anlayışla aynı şeyleri tekrarlayan zihinsel algıyla, bilim ve teknoloji üretemedikleri ortadadır.

Aşiret, tarikat ve cemaatler;

Sosyal hayatın kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş olup, sorgusuz sualsiz itaat/biat kültürü ile nakilci anlayış yaygınlaşmıştır.

İnsanlarda; okuduklarını ve dinlediklerini sorgulama alışkanlığı gelişmemiştir.

İnsanlar; İslam’ın kutsal kitabı Kuran-ı okumuyor, onu yorumlayanların kitaplarını okuyor.

İnsanlar; hacının, hocanın ve mahalle vaizlerinin yalan yanlış söylediklerine itibar ediyor.

İnsanlar; genelde sağduyu sahibidir. Ama dini konuda akan sular durmaktadır. Siz hiç, beyinleri sorgusuz sualsiz itaate şartlanmış insanların yanlış inanışlarını, akıl ve mantık yoluyla değiştirmeyi denediniz mi?

Şartlanmış insanlar;

Dini konularda akıl ve mantık yoluyla iletişim kuramazsınız. Hepsi adeta buzdan duvar kesiliyor. Sizi dinlemiyorlar bile. Onlar için doğru olan, cami hocalarının ve ev sohbetlerine giderek halkı şartlandıran, siyaset şarlatanlarının söyledikleridir.

Eğer; bak kardeşim, filan ayet şöyledir. Bu nedenle dinci siyasetçinin, dinci akademisyenin, dinci gazetecinin ve gezici vaizin söylediği doğru değil. Günaha girmemek için, her söylenene inanma biraz da aklını kullan, deyince, duraksıyorlar.

Evet, okuduğunu, dinlediğini ve yaşadığını sorgulamaya alışmış beyinlerin bazı şeyleri algılaması ve akıl etmesi için illa da mitoloji ve hurafeler gerekmediği açıktır. Ama teorik doğrular ile hayatın gerçekleri her zaman örtüşmüyor.

Hayatın akışı içinde din çok önemli sosyal bir olgudur.

Dini alandaki sorunlar, sorgusuz sualsiz inanmayı ve iman etmeyi gerektirir. Kötü niyetli kişilerin, kendi siyasal ve ekonomik çıkarları için, dini alanı istismar ettikleri ve kitleleri istedikleri gibi yönlendirdikleri gerçektir.

Müslüman ülkelerdeki gelişmeler;

Dikkat edilirse din adına beraber yola çıkanların, bir müddet sonra birbirleriyle dindarlık yarışına girdiklerini ve zaman içinde birbirlerini dinden çıkmakla suçlayıp, katli vaciptir fetvalarıyla yoldaşlarını ve insanları öldürdükleri görülür.

Sözde laik fakat özde laik olmayan bir ülkede;

Tarikatların, cemaatlerin, şeyhlerin, hocaların ve gezici vaizlerin ayetlerle yalan yanlış şartlandırdığı kitleleri, biz ayetlere atıfta bulunmadan akıl ve mantık yoluyla doğruyu gösterip ikna edeceğiz, dersek yanılırız. Böylece dini alanı, bugüne kadar olduğu gibi, din tüccarlarına bırakmaya devam ederiz.

Mütedeyyin Müslümanları galeyana getirecek şekilde dini hassasiyetlere saldırmayı laiklik zanneden zihniyet, siyasal İslam’ın, dincilerin değirmenine su taşımaktadır.

Laikliğin sözde ve özde özümsendiği ülkelerde;

Hiç kimse dini istismar etmediği için, hiç kimse de ayetlere atıfta bulunmak ihtiyacını duymaz. Ama teorik doğrular her zaman gerçek yaşamla uyuşmuyor. Yeri zamanı gelince dini kullanan yobazların yanlışlarını ayetlere atıfta bulunarak çürütmeye çalışmak gerekir.

Aksi halde, sahte şeyhler, şıhlar, hacılar, hocalar bildikleri gibi koşturmaya devam ederler. Halkı istedikleri gibi yönlendirirler, din adına çağdaş değerlerin temellerini dinamitlerler, yerli yabancı bölücülerle işbirliği yaparlar ve çıkarları için halkı soymaya devam ederler.

Müslümanlar; terbiyesiz, ikiyüzlü, güvenilmez ve kişisel çıkarlarının peşinde tanımlamalarından kurtulmak zorundadırlar. Zira Kur’an ve peygamber mesajı bunlar değildir.

İslam’ın amacı dışında istismar edilmesine karşı;

İlahi mesajı, doğru ve gerçekçi olarak ifade etmek, insanları akılcılıkla, bilimle aydınlatma her bilinçli insanın temel görevidir.

Günün Sözü; En büyük hata, zor yola, hırslı yalancı kişilere güvenerek çıkmaktır.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: