«Yalancılık İdeolojisi…»


 

…Altında Yaşayabilmek!

♖ Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız.

♖ Alınyazımı değiştiremem; ama istemediğim kadere de boyun eğmem.

♖ Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır.

♖ Bencillik; canınızın istediği gibi yaşamak değil, başkalarından sürekli kendi istediğiniz gibi yaşamalarını talep etmektir

♖ Çağımızın ahlaksızlığından neden şikâyet ediyorsunuz ki? Siz ahlaklı olun itibarınız yükselsin

♖ Hayaller ve gerçekler yarışır. Hayaller hep önden gider ama her zaman gerçekler kazanır.

♖ Hayat o kadar lanet bir şey ki; herkesin yanlış yaptığını doğru yaparsan, yanlış yapmış sayılıyorsun!

♖ Hepimiz için bir dünya vardır. İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürürler.

♖ İnsan kendi kişiliğinde konuşurken çok az kendisidir, ona bir maske ver ve sana doğruyu söylesin.

♖ Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmıyorum.

♖ Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.

♖ Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir, vicdan daha ticari bir isimdir, hepsi bu.

Oscar Wilde

***

Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
12 Haziran 2017-Ankara

©Av.Prof.Dr.Nurullah Aydın

Ülkede yalancılık ideolojisi egemen olmuş durumda. Maskeler ise çeşitli, kamplaşma artıyor

Ülkede kin, nefret, öfke fırtınası yaşanıyor. Fırtına bilinçli bir şekilde yaşatılıyor.

Soyu soğu belirsiz Müslüman maskesi takmış şarlatanlar ülkede insanların ortak değerlerini altüst etmeye devam ediyorlar.

Şer güçlerin devlet yönetim ipoteği, özel milis güçleri, özel istihbarat örgütleri, ülke ekonomik kaynaklarının yabancılara devredilmesi tartışılmıyor. İşbirlikçilere kin, nefret, öfke duyulmuyor.

Ne yazık ki; rezilliğin dibine vuranlar, toplumun tümünü ya da bir kesimini rencide edici, kırıcı, yaralayıcı ifadeleri kullanmaktan hiç kaçınmıyor.

Bilinçli ya da değil gerçekleştirilen çirkinlik kimin eseri diye sormak gerekir.

Toplumda artık herkes etnik köken, din mezhep araştırmasına yönelmiş durumda. Güvensizlik, ayrışma hızla artıyor. Birlik ve beraberlik söylemleri ciddiye bile alınmıyor.

Kamplaşma artıyor. Toplumda küllenmiş geçmişe ait ne varsa tartışma konusu ediliyor. İnsanlar şaşkınlık içinde! Ne adına bunlar yapılıyor, demokratikleşme ve özgürlük adına. Acaba gerçekten öyle mi?

Gerçekleşen rezillikten sadece partiler, gazeteciler, akademisyenler mi, aydınlar mı sorumlu?

Suç işleyenlere yaşa varolan diyenlerin, hiç bir işlem yapmayanların hiç suçu yok mu?

Reyting canavarına kurban verdiğiniz topluma aşılanan zehir, etkisini gün geçtikçe arttırıyor.

TV’deki programların, gazete manşetlerinin, köşe yazılarının, hayatımızı işgal etmesi, hatta sadece hayatımızla sınırlı kalmayıp hayallerimizi bile işgal altına alması sıkıntılı bir süreç.

Düşünen ve üreten beyinler yetiştiremezsek,

Gençlerin ellerine hamburger kolayı verirsek, gerçek başarının iç huzuru ve mutluluk olduğunu unutturan hayatlar yaşatırsak, sevmezsek/öpmezsek, kendine saygı kavramını yaşamlarına entegre edemezsek, prensipler geliştirecekleri onurlu hayatlar yaşatamazsak, sadece para ve bilgisayarla oyalanıp zaman öldürmelerine müsaade edersek olacağı bu elbet!

Ne olmak istediğini bilmeyen ve hayatının merkezine dizi karakterlerini oturtan gençler, bizim geleceğimiz. Ama bizler, bugünümüzü ziyan ettiğimiz gibi geleceğimizi de yok ediyoruz. Küresel ısınma bile, insanlık kadar dünyaya zarar veremez!

Değerlerine sahip çıkmayan bir toplumda çözülüş kaçınılmazdır!

Girişimciliğin en önemli gereklerinden biri özgür düşünce dir. Kafalar ne kadar özgür olursa düşünceler de o kadar güçlü olacaktır. Özgürlüğün önü açıldıkça girişimcilikte gelişecektir.

Unutulmamalıdır ki; topluma ve insanlara gem vurulduğunda onlardan yenilikçi düşünmeleri beklenemez. Amaçsız idealsiz hedefsiz, özgürlükte ekmekte olmaz!

Bugün dünyada, gıda, su, enerji güvenliği, döviz kuru savaşları tartışılırken, daha fazla nasıl zenginleşiriz, işsizliği nasıl çözeriz sorularına yanıt aranırken, Türkiye’de anlamsız gereksiz konular tartışılıyor. Enerjimizi o kadar lüzumsuz şeylere veriyoruz ki…Doğru şeyleri tartışmalıyız, gereksiz konulara takılıp kalmamalıyız.

Cumhuriyetin Türk insanına kazandırdığı en önemli şey, fırsat eşitliğidir.

Eğer biz iyi hazırlanabilirsek o güneş bu topraklardan doğacak, dünyanın siyasi, askeri ekonomik lideri Türkiye olacaktır.

Başarılı bir girişimci olmak için nelere ihtiyaç vardır?” sorusunu herkes soruyor. Özgüvene, paraya, yenilikçi düşünceye, iyi eğitime ihtiyaç vardır.

Gençler kendilerine güvenmeli ve kendilerinden daha akıllı insanlarla çalışmalıdır.

Başarı için;

Hedef belirleyecek ve hayal kurulacak, çalışılacak. Çünkü çalışmadan belirlenen hedefe ulaşmak mümkün değildir. Yılmadan çalışmak gerekir.

Zenginlik önemlidir. Ülkeler zenginleştikçe işsizlik azalır. Ancak asıl zenginlik güç ve vicdandır. Herkes birbirini mutlaka sevmesi gerekir. Ayrılıkta azap birlikte rahmet vardır.

Empati yapmayı öğrenmeliyiz.

Birbirimizi, dışlamaya hakkımız yok. Bu bizim zenginliğimiz ve birbirimizi kucaklamak zorundayız.

Bunları sağlayacak ülkenin duyarlı bilinçli insanları, ortak değerlerde buluşarak, birlikte hareket etmek zorundadırlar.

Günün Sözü; Hayalleri, hedefleri olan insan çalışarak başarıya ulaşır.

*

[Bu makale 12 Haziran 2017 tarihinde Ülkece Sitesi’nde yayımlanmıştır.]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: