Zulüm, karanlığı sever…


Oysa aydınlanma için bazen bir mum ışığı bile yeter!

***

GÜNEŞ DE BATARKEN SARARIR!

maa2

©Mustafa Aslan AKSUNGUR

Avukatlar vardır mahkemelerde, sarışın, esmer. Boğasamış inek taşkınlığıyla
*“Zeus”-*larını beklerler.
Bayan avukatlar…
Bay avukatlar…

Avukatların en üstün Tanrısı, insanlar arasındaki “ÇIKAR” çatışmalarıdır.
Çelişkiler derinleştikçe, Tapınç sivriltilir…

Şu mahkeme salonlarını dolduran insanlarımızdan her biri, ya özgürlük acısıyla, ya da açlık acısıyla kuşatılmış, sorunlu insanlarımızdandırlar.

Aynı anda, aynı yerde iki *(hasımın)* düşmanın, iki acının, iki sorunun düğümlendiği salonlardır mahkeme salonları… Veee, kösnük kısrak tutkusuyla acıları şaha kaldıran avukatlar, *“paylarını”* beklerler bu iğrenç acılardan.

Acıların da, sömürünün de en iğrencidir, acıları sömürmek…

*“-Düşen yiğide kılıç kalkmaz..!” * Diye-duralım bizler; bu altın kural, ters-yüz çevrilir avukatlık yasalarında:

*“Avukatın kılıncı her zaman ve her koşul altında salt düşenin boynuna iner.” *Diye okunur bu yazı, avukatlık kitabının baş sayfasında…

Zulüm, karanlığı sever.

Adaletin ipileyen bir mumu, bir lâmbası varsa, onu da anında avukat soluğu söndürür, avukat soluğu yok eder

Zulmün, haksızlıkların el-değneğidir avukatlıklar. “GÜC”ün parayla tutulmuş kiralık soyguncu çeteleridirler. O süslü, cilalı, zorbalık yasalarında:

*“Sömürmek: Sorumluluğun ne olduğunu bilmeyen bir zorunluluktur!”* Yazar defterlerinde.

Onur sorunları yoktur avukatların.

“-Onursuzluk onurdur!” Yazar avukatların yasalarında da, yaşamlarında da…

Eyyy beni kuzu kuzu izleyen okuyucum: Adliye salonlarının kalabalık boşluğunda tütünü tüten şu mazlum yazımın dumanında, belki kuyruk-acısı gibi bir acı süyümü görüyorsunuzdur şu anda. Ama değil! Vallahi değil, billahi değil. Tam tersine:

*“- Ben bu davadan vazgeçiyorum. Ne geldiler, ne bir selam verdiler. Beş kuruş para da getirmediler… Gerekirse başka davalar açabilirim.” *

Dedi, zapta geçirtti. İmzaladı benim karşımdaki avukat. Böylece dosyamız da kapanmış oldu. O yüzden sıraladım bu aklıma geliveren gerçeklikleri…

Ama yeter mi?

Avukat için asıl olan İNSAN değil, gerçekler değil, Hak-hukuk değil, *PARADIR, PARA..! * Bunu kanıtladı bugün benim cezalandırılmamın isteminden vazgeçen avukat efendi.

Tomarıyla köpeğin önüne atsak, köpeğin bile yemediği, bir koklayıp da geçip gittiği bir boyalı kâğıt tomarıdır işte, bugünkü bizim dosyayı kapattıran aşağılık güç..!

Kısa bir fıkracık anlatırlardı bizim çocukluğumuzda. Şimdi büyüdük artık; adam olduk. *“Ama, bugünün koşullarında dahi, yine de ona bir göz atmamızın yararı var,”* Diyor bana şu budala aklım. Aklımın önerisine uyuyor, olduğu
gibi sunuyorum o beynimde iz bırakan fıkracığı sizlere:

*“Bir zamanlar, Cennet ehliyle, Cehennem ehli kavgaya tutuşmuşlar. Cehennemlikler almışlar ateşlerini, silahlarını, küfürlerini ellerine-dillerine; topluca üzerlerine yürümüşler zavallı Cennet insanlarının. Ne yapsın zavallı Cennetlikler, kaçmışlar Cehennemliklerin önlerinden. Her biri birer siper bulup saklanmışlar. Allahın gücüne gitmiş bu aykırı durum. Bu ŞER ehlinin üstünlüğü hiç hoşuna gitmemiş Ulu Tanrının:*

*“Tez, bir mahkeme kurulsun hemencecik! Haklı, haksız ayrılsın!” **Buyurmuş adil Tanrı. *

*Kurulmuş yüce mahkeme Cennet bahçelerinde. Başlamış duruşmalar… *

*Cehennemliklere verilmiş ilk savunma hakkı. Avukatların birisi bitiriyormuş sözünü savunmasını, , ötekisi alıyormuş savunmayı. O da bitiriyormuş sözünü, bir başka avukat başlıyormuş savunmaya. Derken, tam kırk yıl sürmüş mahkemedeki duruşmalar. Ama daha yarısına bile söz düşmemiş Cehennemdeki avukat çokluğunun…*

*Tanrı öfkelenmiş bu işe: *

*“Kesin artık bu ipe, sapa gelmez savunma gevelemelerini! Yeter! Sözü Cennetliklere verin!”* Demiş.

*İşe bakın siz; tüm Cenneti didik didik etmiş aramışlar, savunma yapabilecek tek, bir tek avukat stajyer çömezi bile bulunamamış Cennetliklerin içinde… *

*Olan olmuş, heybe dolmuş, doğalı o ki bu haksız davayı Cehennemlikler kazanmış… Tanrının adaleti bile başa çıkamamış bu kan-yutucu, asalaklar asalağı avukatların haksızlıklarıyla…”*

Nedir bilmem bu bendeki öfke?

“-Ha’zahir avukat olarak tanıdığım insanlardan hak bir uğruna hakkı savunan ve hatta hatta haksızlıkları savunmayan tek, bir tek avukat çömezi bile bulamayışım, göremeyişim yüzünden midir bu öfkem, bu kızgınlığım acaba?” Derim.

Sonra da döner:

“-Kuşkusuz öyle..! Cübbelerini sırtlarına geçirdiler mi biyol, her birisi birer para azgını, fukara Azrail kesilir yoksul Halkın başına..!” Der, onaylarım tezimi…

Utanç sertifikalarıyla dolu şu mahkeme duvarları bile, yedi kat daha pak düşer bu avukat suratlarından.

Yüreklerini ise, gelin hiç karıştırmayalım işe. Pislikten giremeyiz çünkü o yürek denilen kutsallıklara…

Tanrının bu en pak tapınağı, avukatlar eline geçmeye görsün bi-yol, sadece avukatların barınabileceği bir fosseptik torbası olur çıkar, göğüslerindeki o yürek torbası…

Davamız düştü. Çıktım duruşma salonundan. İkinci bir davaya kaldı artık, hak alıp verme cebelleşmelerimiz.

“*-Yarına kalan davalardan korkulmaz!” *Demiş, bezirgân başları. *“Yarın ola, hayır ola*..!” Diyelim, bizler de…

Cam kırığı gibi bir aralık ayazı var dışarıda. Hem güneşli, hem soğuk hava. Kancık köpek dişi gibi ısırıyor ayaz, insanın yapıştığı yerini.

Yayan olarak eve dönmeyi göze alamadım. Bastırdım iki tekliği, atladım Halk Otobüsüne, tuttum fakirhanemin yolunu. Otobüsün adı yeter:

*“HALK OTOBÜSÜ!”*

Birer ikindi güneşi idiler, gerçek hakkı arayan Halk Dostları:

*“Eskilerden. Şeyh Bedreddin’ler; yenilerden Deniz Gezmişl*er. Halk yolunda kendilerini feda ettiler; *Dara Yürüdüler…*

*“Benzin sarardı Şeyh; korkuyor musun yoksa..?!”* Diyen cellatlarına*:*

*“-Güneş de batarken sararır Cellat..!”* Yanıtını verdiler tümüyle o batırılan *GÜNEŞLER ..!*

Ne de olsa, kurşun gibi ağır bir hüzün oturuyor “Gün-Batımı”nda, duygulu* İnsan* yüreklerine..!

***

aksungur_kitaplar

Kitap Temini: Mustafa Aslan AKSUNGUR
Memurevler Mh. Tonguç Cad.205 Sok.2/44
Tel: 0535 445 55 11
E Posta
ANTALYA

*

[Yukarıdaki makale Ülkece Sitesi’nde, 8 Haziran 2017 tarihinde yayımlanmıştır.]


Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: