NARLIBAHÇE’den BU YILIN İLK ve SON YAZISI…


 

YOL AYRIMINDA!

Geçti hâyâl içinde bunca yıl bir gün gibi
En eski hatıralar daha henüz dün gibi
Neden gönül bu içli hayata küskün gibi
En eski hatıralar daha henüz dün gibi

[Safiye Ayla]

Would I have to find them alone
without true light of my own with you
I will go on ships over seas
that I now know
No, they don’t exist anymore
It’s time to say goodbye
Horizons are never far

[Con de Partirô]

We’ll meet again
Don’t know where
Don’t know when
But I know we’ll meet again
And I will just say hello
To the folks that you know
Tell them you won’t be long

[We will meet again]

***

Yeryüzü Vatanımdır!
Erasmus

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar

Hep gitmekler, çoğu bilerek bazen istemeden ayrılıklar oldu yaşamımda. Her veda içimi acıttı, ne ki yeniden buluşma umutlarımı bana bıraktı. Her ayrılmanın bazı insanları, üstelik sevdiklerimi de, üzdüğünü görmek içimdeki burukluğu derinleştirirdi.

Kararlar vermek de ayrılıklar gibiydi, birini beğenip diğerlerini dışlamaktı. Ancak yaşam denen uzun ince yolda her köşe bir yol ayrımıydı, yalnızca bir yol vardı seçilecek ve gidilebilecek. Aynı anda iki yolu birden yürüyemezdi insan oğlu.

Görünen o ki Yerelce ve editörü, değerli dostum Nusret Özgül işte böyle bir dönemeçte, yol ayrımında. İnatla, doğru bildiği yolda giden dergiye, korkarım, artık veda etme zamanı geldi. Köklü ve zor bir karar…

Sanal ortamda yayımladığım Anafilya adlı dergiyi 10 yılın -ya da 120 sayı- sonunda durdurma kararı aldığımda [*] ne denli iç hesaplaşmalar yaptığımı dün gibi anımsıyorum. Üzülmüştüm çünkü sadece kendime değil tüm değerli katılımcı dostlarıma da istemeden acı verecektim. Uzun soluklu ve çok nitelikli katkılarıyla Nusret Özgül Anafilya dostlarımdan bir isimdi.

Belki bu nedenle Yerelce için kısacık, görselliği ağır basan yazılarımla, genel ağır havayı biraz olsun sanatsal gayretlerle değiştirmeyi amaçladığım ortadaydı. Dergiye uygulanan yayın yasağını kabullenememiştik. Görüş ve düşüncelerin ifade edilememesi içinde yaşadığımız 21. yüzyıla yakışmıyordu. Ben de dahil katılımcı ve okurların hiçbirine anlatılmamış, o nedenle bilemediğimiz ama kesin kez yaşandığını deneyimlerime dayanarak söyleyebileceğim, editörü saran sarmalayan sevinç ve üzüntü anları olmalıydı. İnsan ne kadar dirense yorulur. Karabasanlarla boğuşarak geçen bir gecenin sabahında kendini önemli bir yol ayrımında bulur. Karar vermek zordur, insanın içini acıtır.

Nusret Özgül, emeğine, inatla sürdüğün çabana, sağlığından feda ederek gerçekleştirdiğin uğraşına hayranlık duymamam mümkün değil. Bu platformda yer alan tüm değerli Yerelce katılımcılarına öncelik vererek sana içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Bilesin ki, hemen herkes bir şeyleri başarır ama zoru başarmak bazılarına kısmet olur. Ailenle birlikte, daha nice yıllar sağlık ve huzur içinde, şen ve esen kal. Sevgilerimle.

***

[*] 10 yıl sonra bye bye demek. Yetti gari demek.
ama zor iş, kesin. duygusallığı ağır basan bir sonsöz…

ZOR İŞTİR VEDA ETMEK
[Time to Say Goodbye]

Rotterdam / Kuşadası, Temmuz 2010 – Saygıdeğer Anafilyalılar, Değerli Dostlar, Ne kadar zor iştir veda etmek…

Yaşamım boyunca ne çok ayrılıkları, nice göçleri ve sılayı yaşamış biri olarak, bilirim her ayrılışta yüreğin kor ateşle nasıl yandığını. Ne ki, size veda etmemin zamanı da geldi… “Geride hoş bir seda kalabilmişse ne mutlu bana” demeliyim, tesellim olsun böylesi bir duygu, ayrılık ateşini küllesin.

Raif KARA’nın Taş Plak Koleksiyonunu dinliyorum: O değerli sanat insanlarından pek çoğu artık aramızda değiller, karanlıkların ötesini aydınlatıyorlar… Yaşamın en büyük gerçeğini çoktan keşfetmişler. Onlardan bize kalanlar: sesleri, şiirleri, yazıları, çoğu kez hüzünlü anıları…

Raif KARA’nın Taş Plak Koleksiyonunundan dinliyorum: Gözlerinin içine başka hayal girmesin / Zeki Müren [İlk Kayıt]Osman Nihat Akın’ın eserini dinliyorum: Geçti hayal içinde bunca yıl bir gün gibi En eski hâtıralar daha henüz dün gibi Neden gönül bu içli hayata küskün gibi En eski hâtıralar daha henüz dün gibi. [Safiye Ayla Taş Plak]

Evet, 2001 başlarında, Anafilya Türkçe Edebiyat, Kültür ve Sanat Sitesi için ilk ve en deneyimsiz adımlarımızı attığımız yerdeki o güzel gölbaşı sevdasından bu yana tam on yıl geçmiş. Zaman ne kadar acımasız! Bir insan ömründe on yıl… O günden bugüne, baksanıza, geride kalan 108 dergi. ANAFİLYA giderek büyümüş ve evrensel boyutları zorlamış, dev bir yapıt olarak arşivde duruyor. İçinde nice anıları saklıyor, hepsi de daha henüz dün gibi…

Müzeyyen Senar okuyor: Herkes gitti yalnız kaldım meyhanede… [Taş plak]

Nesrin Sipahi okuyor: Bir rüzgârdır gelir geçer sanmıştım [Beste Sadettin Kaynak]

Gerçek şu ki; katılımcılarıyla, Yayın Kurulu üyeleriyle, adı-adresi bilinmeyen okurları/izleyenleriyle bütünleşerek geçen güzel bir 10 yıl… Hepinize en içten, en samimi sevgilerimi sunuyorum. Yeriniz gönlümde mis gibi açan bir çiçektir. “Teşekkür” sözcüğü duygularımı anlatmaya inanın yetmiyor. Bir gün… bir yerde… belki bir beklenmedik ânın şaşkınlığı içinde yine karşılaşırız. Aynen Vera LYNN’in o muhteşem sesiyle, unutulmaz şarkısında [We will meet again]dile getirdiği gibi.
Dilerim, Louis AMSTRONG’un o olağanüstü şarkısındaki [What a wonderful World]güzel dünya umutlarımız, yeniden merhabalaşmalarımız hiç bitmesin.
Sevgiyle kalın.
Esen kalın.
Neşeyle kalın.
Mutlulukla kalın.
Geçmişteki güzel anılarla kalın.
Hoş bir sedayla kalın.
Hoş kalın.
M. Halit Umar
Anafilya Vakfı -Rotterdam- ve Anafilya Dergi Yönetmeni (2001-2010)

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: