«Deli Gömleği» giydirilmesine HAYIR…


 

Milliyetçi Türkiye’ye EVET!

‘Hayır’ oyu vereceklere «Terörist» diyorlar;

Bizim geçmişimizde, tarihimizde teröristlerle yol arkadaşlığı yapmak gibi bir ayıp yoktur. Oslo’da pazarlık yapanlar, Habur’da teröristlere çadır mahkemeler kuranlar, Kandil’le İmralı arasında posta hatları kuranlar, bugün FETÖ terör örgütü dedikleri yapıya devletin en mahrem yerlerini makamlarını mevkilerini teslim edenler, IŞİD’in yeşerip gelişmesi için her türlü imkanı hazırlayanların önce dönüp kendi geçmişlerine bakmaları gerekmiyor mu? AKP içindekiler bunu göremeyecek kadar kör müdür?

Bazı Ülkücü ve milliyetçilerin Referandum dolayısıyla bir öz eleştiri yaptıkları anlaşılıyor. Günün koşullarını ve görünür geleceğe ilişkin tahminleri de dikkate alarak, kendilerini yenilemiş ve daha güçlenmiş olarak Türk siyasetinde yerini almaya başladıkları görülüyor.

10 Eski Ocak Başkanı Ortak bir Bildiriye imza atıp aralarından bazıları HAYIR için yolları arşınlıyor. Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?

Birden kapandı birbiri ardınca perdeler…
Bir devri lânetiyle boğan şairin Sis’i.
Vicdan ve rûh elemlerinin en zehirlisi.
Hulyâma bir eza gibi aksetti bir daha;
-Örtün! Müebbeden uyu! Ey şehr! -O beddua…

Hayır bu hâl uzun süremez, sen yakındasın;
Hâlâ dağılmayan bu sisin arkasındasın.
Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl
Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.
Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,
Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.

Yahya Kemâl

***

REFERANDUMA DAİR…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

27 Mart 2017 günü, Fox Tv’nin sabah kuşağındaki “İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat” – 1s05d00 diliminde programında Ülkü Ocaklarının önceki Genel Başkanlarından üçü [Atila Kaya] [Azmi Karamahmutoğlu] [Suat Başaran] konuk idi. Konukların söylediği birkaç husus özellikle dikkat çekici idi.

Hatırlanacağı üzere, anayasa değişikliklerinin (dolayısıyla referandumun) çıkış noktası; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, mevcut ve yürürlükte olan Anayasal sınırları dışına çıkması ve kendisinin Anayasal sınırlar içine çekilememesi nedeniyle bu “fiili” durumunun meşrulaştırılması idi. Böyle bir bakış açısı ya da çıkış noktası, bana göre, ne hukukun üstünlüğü ilkesi ile, ne de demokratik-çağdaş yönetim anlayışı ile bağdaşır. Nitekim [“Referandumda Oyum ‘Hayır’ Olacak…”]başlıklı önceki yazımda bu hususu, uluslararası ilişkileri de gözeterek, ayrıntılı olarak işlemiştim. Bugün Fox Tv’deki söz konusu programda, Ülkü Ocaklarının önceki Genel Başkanlarından biri, bu duruma, çok somut ve güzel bir örnek verdi. Mealen şunu söyledi: önceki yerel seçimde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yer alan bazı belediyeleri ciddi bir oy çoğunluğu ile belli bir kesim kazandı, bu belediyeler giderek özerklik taleplerini dışa vurmaya başladılar, bu yaptıkları ile cari (pozitif/olan) hukukun sınırları dışına çıktılar, örneğin hendekler kazdılar-farklı vergiler getirdiler-mevzuatta yeri olamayan yönetsel yapılanmalara gittiler, Devlet de bunlara dur dedi ve onları hukukun içine çekti, olması gereken de buydu… Konuşmacı; bu ifadesi ile, o belediyeler için bu yapılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan için bunun yapılmadığına, farklı bir yol izlendiğine, Anayasanın değiştirilmesi yoluna gidildiğine, bunu doğru bulmadığına, referandumda “hayır” diyecek olmalarının arkasında bunun olduğuna işaret etti. Bana göre, bu, doğru bir benzetme, isabetli bir örnekti.

Ülkü Ocaklarının önceki Genel Başkanlarının açıklamalarında dikkati çeken ikinci husus, Anayasa değişikliklerinin federalizme kapı araladığı yolundaki değerlendirme idi. Ve mevcut bölgesel koşullar nedeniyle, bu değerlendirmenin de, yerinde ve isabetli olduğu düşünülmektedir.

Ülkü Ocaklarının önceki Genel Başkanlarının konuşmalarındaki dikkat çekici üçüncü husus, referandumun, “ülkücü gençlik” için bir demokrasi sınavı olduğu yönündeki ifadededir. Bu ifadeyi oldukça önemsiyorum. Çünkü koşular değişmiş olmasına ve bu değişim hızı artmış olarak devam etmesine rağmen, hala ülkücü gençlik konusunda “12 Eylül” öncesinin düşünce kalıplarını muhafaza edenler vardır. Ülkücü gençliğin içinden gelen bu çıkışları, bu “muhafazakârların” dikkate alacağını ümit ediyorum. Ülkücü gençliğin ciddi bir kesiminin MHP’den farklı bir duruş sergileyebilmesi, bana göre, Türk siyasetinin, dolayısıyla Türk demokrasisinin geleceği açısından son derece önemlidir. Referandumda “hayır” oyu kullanacak ülkücü gençliğin bu tavrı, onları “faşist” olarak nitelemeye devam edenlerin durup bu nitelemelerini gözden geçirmeye itmelidir diye düşünüyorum. Bunun, sadece gerçekçi ve objektif olmanın değil, mevcut bölgesel koşulların milli duruşa (birlik ve beraberliğe) olan ihtiyacı her gün biraz daha öne çıkarmasının bir gereği olduğunu değerlendiriyorum.

Ülkü Ocaklarının önceki Genel Başkanlarının konuşmalarında dikkati çeken son bir husus da, Anayasa değişiklikleri konusundaki konuşmaların, bu değişikliklerin içeriği ile ilgili olmaktan çok, “vatan aşkı”, “beka” gibi, konu ile bağdaştırılmasında güçlük çekilen, dolaylı olgular olduğuna işaret edilmesidir ki; bu tespite de iştirak edilmektedir. Bu noktada, geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan ve Hakk’ın rahmetine kavuşan Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı ve onun “İnsan ve İnsanlar” kitabındaki bir örnek aklıma geliyor. O örnekte, halkın geçim sıkıntısı çektiği bir yerde seçim konuşması yapan bir siyasetçinin ağırlıklı olarak Japon Yeni’nin ne kadar değer kazandığından bahsetmesinin, yanlış olduğuna, bunun işe yaramayacağına işaret ediliyor. Bu seçmenin, o içerikteki bir konuşmaya ilgi duymayacağı vurgulanıyor. Referandum konuşmalarında, Anayasa değişikliklerinin içeriğinden çok, dolaylı başka olgulara değinilmesi, bana bu örneği çağrıştırıyor. Yani referandumdaki “evet” konuşmaları, genel olarak, iletişimin temel gereklerini görmezden gelen konuşmalar olarak gözükmektedir.

Sonuç olarak; inancımız, bize, “her işte bir hayır” olduğunu (buradaki “hayır” ı lütfen referandum çalışmasındaki tercihler bağlamında mütalaa etmeyin); kötülük/olumsuzluk gibi görünen hususların, iyi ve olumlu gelişmelere vesile olabileceğini söylemektedir. Ben, referanduma bu gözle bakanlardanım. Nedeni de, ülkücü-milliyetçi camianın; bir öz eleştiriden geçerek, günün koşullarını ve görünür geleceğe ilişkin tahminleri dikkate alarak, kendisini yenilemiş ve daha güçlenmiş olarak, Türk siyasetinde yerini alacağına, MHP’nin artık iktidara yürüyeceğine olan inancımdır.

*

2 Responses

  1. […] § Milliyetçi Türkiye’ye EVET! [Ülkece] – [Yerelce] […]

  2. […] § Milliyetçi Türkiye’ye EVET! [Ülkece] – [Yerelce] […]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: