Özgürlük ve Bağımsızlığın «sınır ve sınırsızlığı… »


 

Kişi sonunu kendi gözleriyle görmeden, ‘mutluyum çünkü tek güç benim’ diyemez!
Neden mi?

Krallar yakılmaz! Odun yığınlarının üstünde yakılmak, yalnızca halk önderlerinin ve bilgelerin payına düşen alınyazıları olmuştur. Bir de kitapların…

İnsan zulmü, hemen her yere ulaşır, sadece ve sadece insanların hâyâl ve umutlarına erişemez. Tarih boyunca, bu iki erdemin eşiğinden içeriye adımını atamamıştır. Düşünceyi bile susturan zulüm, umut ve hayali susturmaya gücünü geçirememiştir. Güçsüz insanların en büyük, en vefalı sırdaşı: umutları ve hâyâlleri olmuştur. İç ve dış baskıların, sansürlerin en çok musallat olduğu, kösteklediği erdemimiz, hep atılım gücümüz olmuştur. Çünkü atılım, köleliklerden, bağımlılıklardan kurtulmanın atomcul gücüdür.

Bunun daha bilincine varma yetişkinliğine erişemeden, düzen denilen köleleştirici güç, daha yatağında iken boğmak için elinden geleni yanına koymaz, yarına da bırakmaz! Önce koşullandırır, öz-güveni insanın kendi elleriye yıktırtır.Artık, sömürgenlerin ellerine muhtaç olmaktan, onlara biat etmekten kurtaramaz insan kendisini .

Oysa, insan nereye giderse gitsin, umudunu da, hayallerini de beraberinde götürür. Bunların bittiği yerde de zaten can da biter.

Bu yüzden, gerçek düşmanlarımızı tanımadan, onlardan kurtulamayız! Çünkü; atılımlarımıza engel olan her güç ve etken, bağımsızlaşmamızın düşmanı, köleleşmemizin efendisi olmuştur tarih boyunca, bugün dahi olmaktadır.

***

maa2

©Mustafa Aslan AKSUNGUR

Tarih bize diyor ki:

“Dört bin yıldır odun yığınlarının üstünde salt BİLİM Adamları yakılır. ”

Şaşılıp, yanılıp ta bir de Kral yakılmak istendiği zaman, kralın astığı astık, kestiği kestik günlerindeki Bilgelerin söylediği bir akıl sözü, Kralı ateşten kurtarır.

Nedir o akıllı sözü:

“Solooon..! Ah Solon. Sen ne yüce bir Bilge insan imişsin de, biz bilememişiz.” Sözüdür.

Acılar içinde bu sözü durmaksızın yineleyip duran Kral Krezüs’ü, (Karun’u) [Croesus]odun yığınları üzerinde yanmaktan, işte yine Solon kurtarır…

“Bu kral ne demek istiyor? İndirin şu Kralı bu odun yığınının üstünden de, bir soralım kendisine!” denir, indirilir Kral.

Krezüs bir kraldır. Krallar odun yığınları üstünde yakılırken de Kral kalmasını bilmelidir..!

İndirilir Krezüs odun yığınlarının üstünden.

“- Ey Krezüs! Ateşin üstünde can alıp, can verirken SOLON da nereden aklına düştü şimdiii?” Derler.

Krezüs:

“Zenginliğimle övünür, mutluluğumla kıvranırken Solon bir gün bana:
– “Sonunun nasıl olacağını görmeden kimse bana MUTLUYUM demesin!”
demişti. Gülüp geçmiştim o gün ben bu söze ve O Bilgeye. Şimdi bugün sonumu görünce, Solon’un ne denli haklı olduğunu gördüm de, bu sonu Solon da görsün diye Solon’u çağırdım ODUN YIĞINININ üstünde..!” der.

Bu akıl sözü, Kurus’u da çarpar. [Cyrus the Great] Krezüs’ü salt ateşten kurtarmakla kalmaz, ona özgürlüğünü de, krallık tahtını da geri bağışlar.

Krallar yakılmaz! Odun yığınlarının üstünde yakılmak, yalnızca Halk Önderlerinin ve Bilgelerin: Şeyh Bedredtinler’in payına düşen alın-yazılarıdır. Ne diyelim? Bu alın yazısı değiştirilmedikçe sonuçlarını yaşamak ta, sonuçlarına katlanmak ta yine o Halk Önderlerinin ve Bilgelerinin alın yazısı olmaktan kurtarılamazlar…

Hayal, Umut, Bilgi ve Atılım birbirlerini tamamladıkları vakit, başarıların kapalı ve sürgülü kapıları, önümüzde kendiliklerinden şangır, şungur ardına dek açılacaktır; açılır..!

İlkel insanların sonsuz özgürlüklerini sınırlayan güç, belki de kendi kurdukları hayalleri olmuştur. Hayal, sanırım “Düşünceyi, düşünmeye” açan ilk kapı olmalıdır. Zira, “Özgürlüğün hem sınırı, hem sınırsızlığı kurduğumuz hayallerle çizilir.” Dersek, yanlış söylemiş olmayız.

“-Uygarlık, bugünkü ulaştığı düzeyini, insanların hayal kurma yetilerine borçludur!” diyorum ben. Hayal kurmadan, hayat kurulamaz! İnsanlar, Tanrıyı bulmak, Allah’a ulaşmak için bile, nice hayaller kurmuş, nice gerçeklere ulaşmışlardır. Hayal: Ellerimiz, ayaklarımız gibi, insan oluşumuzun bir başka parçasıdır. Yaratıcı bir elemanıdır.

Hayal şudur, hayal budur… Hayal yaşamın katı işkencelerinin, mengenelerin den kurtulup bağımsızlaştıkça, gökyüzüne kanatlanır. Gökyüzünün sonsuz maviliklerinde, özgürce keyif sürmek, onun işidir. Kısacası hayal, insan olmanın ayrılamaz bir parçasıdır.

İnsandan başka Canlar da, hayal kurarlar mı acaba? İncelenip bulunması gereken bir başka sorun da budur Dostlar bence…

Umut, bunalımları elinin tersiyle iteleyip, öteleyen bir Prensestir. Aynı zamanda güçsüzlüğümüzün hem kanıtı, hem yaratıcısıdır da. İyimser insan, onu hep yanı başında görür. Başı dara geldikçe, kızıl saçlarından tutar, başını sağ yanına yatırıp, lale kırmızısı dudaklarından öperek, efkarını dağıtır. Ne yazık ki öptüğü, o lale kırmızısı dudaklar, çoğu kez, boşluğun duyarsız, sağır, batıcı ve dikenli budakları olur.

Gel bil ki, ne olursa olsun, Ozanın dediği gibi, insanoğlu: “Ümit ettiği sürece yaşar…!”

İnsan zulmü, hemen, her yere ulaşır da, tek, bir tek, insan denilen yaratıkların hayallerine ve umutlarına ulaşamaz!

Zulüm: Tarih boyu hep, yalnızca bu iki erdemin eşiğinden içeriye girememiştir hiçbir zaman. Düşünceyi bile susturan zulüm, Umut ile Hayali susturmaya güç yetirememiştir. Güçsüz insanların en büyük, en vefalı sırdaşı: UMUTLARIYLA, HAYALLERİ olmuştur. her insan nereye giderse gitsin, umudunu da, hayallerini de beraberinde götürmüştür, götürür. Bunların bittiği yerde, CAN da biter…

“ATILIM”a gelince:

İç ve dış baskıların, sansürlerin en çok musallat olduğu, kösteklediği erdemimiz, hep atılım gücümüz olmuştur. Uzaklara gitmeyelim: Başta öz kendi Gücümüz olmak üzere, bütün güçler, “Atılımların” Baş-düşmanı olmuştur…

Neden?

Nedeni çok basit: Çünkü atılım, Kölelikler-den, bağımlılıklardan kurtulmanın Atomcul gücüdür de ondan..!

Atılım: Girişkenlik denilen Tanrı gücünün davranışa geçirilişi demektir. Daha bizler bunun bilincine varmadan, Düzen denilen köleleştirici güç, bu erdemli davranışı, daha yatağında iken boğmak için, elinden geleni yanına da koymaz, yarına da koymaz! Önce koşullandırarak, öz-güvenimizi bize kendi ellerimizle yıktırtır. Özümüze olan güvenimizi de yitirdik mi biyol, Atılım gücümüzün işi bitiktir artık. Girişkenliklerimizi, sömürgenlerin el-muhtacı olmaktan, giderek kölesi olmaktan artık kendimiz de kurtaramaz oluruz..!

Düzen, salt kendimize olan öz-güvenimizi yıkmakla kalmaz; birbirlerimize olan güvencelerimizi de yıkar.Yerle bir eder. Bir başa, dokuz yumruk birden indirerek, başlarını doğrultamaz hale getirir Kahramanlarını…

Düşmanımızı tanımadan, düşmandan kurtulamayız!

İçli-dışlı atılımlarımıza engel olan her Etken, bağımsızlaşma-mızın Düşmanı, köleleşmemizin Efendisi olmuştur tarih boyunca, her zaman… Yine, bugün de olmaktadır. Önce düşmanı tanı ki, ondan kurtulmanın yolunu bulabilesin! Onu yere serebilesin..!

Kişicil düşmanımız yoktur bizim. Olamaz da..! İnsanların ve insanlığın düşmanıdır, düşmanlarımız bizim. Hayalin, Umudun, Bilginin, Atılımın, Güç’ün, Güç-Birliğiyle ve Yaptırımlarıyla yeneceğiz ol insanlık düşmanı Etkinliklerin tümünü..!

Unutma! Yol bizim, Hamle bizim..!

***

aksungur_kitaplar

Kitap Temini: Mustafa Aslan AKSUNGUR
Memurevler Mh. Tonguç Cad.205 Sok.2/44
Tel: 0535 445 55 11
E Posta
ANTALYA

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: