Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.


 

Günâhları ve Sevapları ile II.Abdülhamit!

ii_abdulhamit

Bir insanın bakışları çok şey anlatır yaşamda. Anne sevgisinden mahrum kılındığını; babasının ilgisizliği; çevresinin kendisine kayıtsızlığını okursunuz o bakışlarda. Çekingen, kuşkucu, içine kapanık bir mizaca sahip oluşunu da yansıtır derinliklerinde… Sevecenlik göremezsiniz. Oysa bütün bunlar demek değildir ki; kişi insan varlığının ciddi meseleleri üzerinde düşünmüyor. Düşünmesi bile insanı sevdiğinin bir göstergesi kabul edilemez mi? Hele o kişi bir girdap, iğneli fıçı, cellâtların kol gezdiği, bin türlü iç ve dış entrikaların döndürüldüğü devletin en tepesinde ise, bir Padişahsa. Hayatta kalabilmek için hileye karşı hile yaparak kendini korumaya mecbursa. Sivil ve askerî vesayetin, din tacirlerinin temsilciliğini yapan Ulema zümresinin ruhunu okumuş, «marifetleri»ni çözebilmişse… II.Abdülhamit’in yaşamına güvenilir, sağlam bilgilerden ve belgelerden yola çıkan, Münir Kebir’in bakış açısından göz atmaya ne dersiniz?

***

II.Abdülhamit ve dönemi (Başlangıcından Cumhuriyet dönemine kadar)

munir_kebir2

© Münir Kebir

II.Abdülhamit ismi İstibdat (Tek kişinin yönetimi) kelimelerinden biri söylendiği zaman diğeri hatırlanır.

Gerçekte ise o, istibdat devrinin ilk kurucusu değildir. Sultan Abdülaziz‘in (II.Abdülhamitin amcası) 1870’den sonraki devri de bir istibdat devriydi. Ve II Abdülhamit, Osmanlı tarihinde I. Meşrutiyet in ve kısa sure sonra ardından gelen II.Meşrutiyetin de İLK Padişahıdır.

Hal bu iken, I.Meşrutiyeti Sadrazam Mithat Paşa’ya, II Meşrutiyeti, İttihat ve Terakki Cemiyetine ve yalnız İstibdatı II.Abdülhamit’e mal etmek âdet olmuştur.

II.Abdülhamit 21 Eylül 1842‘de İstanbul’da Çırağan sarayında dünyaya geldi.Babası Sultan Abdülmecit, Annesi ise Çerkez asıllı Tirimüjgan adında Sultandır. Annesi hakkında Ermenidir sözü tamamiyle bir iftiradır. II.Abdülhamit 7-8 yaşlarında iken annesi verem Hastalığından kurtulamayıp vefat edince, Sultan Abdülmecit’in çocuk doğuramayan eşi Presto Sultan Hanıma verildi.

Sultan II Abdülhamit eğitimden ziyade marangozluk mesleğine düşkündü. Yazısı ve imlâsı da bozuktu. Okuduğu bir kitabı lügat yardımıyla anlayabiliyordu. Hata yapmaktan son derece korktuğu için konuşmazdı. Zeki ve Çalışkanlığı yanında çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Bu müsbet vasıflarının yanında II.Abdülhamit’in istibdatçı oluşunu şu etkenler de kolaylaştırmıştır:

• Anne sevgisinden mahrum oluşu,

• Babasının kendisine karşı soğuk davranması ve taht için uzak bir namzet bulunması hesabıyla, saray muhitinin de kayıtsızlığına mevzu oluşu onu çocukluğundan itibaren çekingen ve yalnızlığa mahkum etmişti.

Nitekim, Maslak çiftliğinde toprak işleriyle meşgul olmanın yanında, koyun beslemiş, üstübeç madenleri işletmiş bu çalışmasıyla tek başına para kazanmış ve kazandığı paranın bir kısmını Borsa oyunlarına diğerini de Marangozluk mesleki ile ilgili alet ve edavat edinmeye harcamıştır. Geceleri uyumadan önce müsahiplerine cinayet romanları okutturarak uyumayı tercih etmiştir.

Bir sarayın içinde bile bu kadar çekingen ve kuşkulu yaşaması hakkında yapılmış olan tenkitlere karşı şu şekilde kendini savunmuştur:

“Her insan hayat istikameti yönünden, olayların ve en çok eğitimin mahsulüdür. Benim hangi şartlar içinde yetiştiğim unutuluyor. Kardeşlerim ve kız kardeşlerim şımartılmış idiler. – bilmediğim sebeplerden dolayı – babamdan ekseriya fena muamele görüyordum. Çocukluğumdan beri karakterim vekarlıdır; oyunları az sever, insan varlığının ciddi meseleleri üzerine düşünürdüm. Etrafımdakilerin beni anlamadıklarını görmekle içime kapandım. Ağabeyimden (V.Murat) sonra tahta çıktığımda etrafımı, dolap çevirenler ve beni esir etmek isteyen insanlarla çevrili buldum. Bunun üzerine hayatımı ve tahtımı muhafaza etmek için hileye karşı hile ile karşı koymam gerekti.”

Bu ifadenin, bihassa son satırlarından onun istibdatçı davranışının bir manası çıkmaktadır. II.Abdülhamit hayatını ve tahtını tehlikelerle çevrili görüyor, kendisini korumak için de hileye karşı hile kullanmayı meşru bir usul olarak kabul ediyor. Dolayısıyla da, kimseye itimat etmeyerek herkese karşı kuruntulu davranıyor.

II Abdülhamit’in kuruntulu olmasına sebep olan yalnız çekingen oluşu da değildir. Buna Osmanlı Tarihinin Padişahlar için iğneli fıçı, bir giyotin durumuna gelmiş olmasının tesirini de eklemek gerekir. Bu tahta XIX. Asrın başında Padişah olduğu tarihe kadar, şu trajedilerin oynanmış olduğunu da görüyordu: III.Selim, devleti kurtarmak hususunda ıslâhat yaptığı için katledilmişti. II.Mahmut, katledilmek üzere iken dama çıkmak suretiyle ve Alemdar‘ın müdahalesiyle ölümden kurtulmuştu. IV.Mustafa deli olmasına rağmen, padişah yapılmak istendiği için katledilmişti. Babası Sultan Abdülmecit, Kuleli vakasında, katledilmekten güç bela kurtulmuştu. Babasının yerine geçen amcası Sultan Abdülaziz, Ağabeyi V.Murad’la birlilkte sarayda üçlü bir sohbet sırasındayken aniden baskına uğrayarak kendisi ve ağabeyinin gözleri önünde kılıç darbeleriyle parça parça edilerek katledilmişti. Onun yerine tahta geçen Ağabeyi V.Murat bu olay nedeniyle çıldırmış ve ancak 5 ay tahta kaldıktan sonra, II.Abdülhamit tahta çıkarılmıştı.

Bu trajik olayların sebep ve gayesi ne olursa olsun, onları hazırlayanlar da, Seyfiye ( Devleti’nde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümre) ile Ulema (Din tacirleri) sınıfı temsilcileri idi…

Devam edecek …

Bu yazının hazırlanışı esnasında; Ord.Prof.Dr.Enver Ziya Karal’ın Büyük Osmanlı Tarihi [5 Cilt] isimli kitaplarından yararlanılmıştır!

10 Responses

  1. […] Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I. […]

  2. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  3. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  4. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  5. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  6. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  7. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  8. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  9. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

  10. […] § [Melek mi; Kızıl Şeytan mı; Ulu Hakan mı? – I.] […]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: