Yaşama dair: Yalnızlık sevilir mi?


 

«Adam»ına bağlı!

yalnizlik

Hayat hızlı akan bir nehirdir. Altın gibi, parıltıları akıp gider, sonunda bize sadece kumu kalır – George Elliot; Hep korkarız yalnızlıktan ama bil ki yalnızsan eğer; yalancı arkadaşların, riyakâr dostların ve her an çekip gidecek bir sevgilin olmaz – Necip Fazıl Kısakürek; Hayat iki dipsiz karanlık ortasında bir kibrit alevidir – İsmail Habip Sevük; Ben ağlarken yanımda değilsen eğer, güldüğümde gölge etme başka ihsan istemem – Milan Kundera; Sakin ve mutlu bir hayat mı arıyorsunuz; fazilet yoluna sapın, varacaksınız hiç endişeniz olmasın – Jurvenal; Maddi hayat dengeye, manevi hayat doğruluğa dayanır – Victor Hugo; Belki sıkıca sarılabileceğimiz bir sevgilimiz olmadı, belki yalnızız, ama bilinsin ki, adam gibi sevdiğimizdendir yalnızlığımız – Aziz Nesin; Hayatın varlığını duyabilmek, hayatın devamını sağlar – Henry Baston; Ey yalnızlık! Herkesin koynuna girip çıkarsın da, bir tek benimle mi düzenli bir ilişkin var? – Ece Ayhan; Ben sedefe benzerim; beni kırdıkları zaman gülümserim. Bir rahatlığa, bir üstünlüğe ulaşınca gülmek, ham kişilerin işidir! İnsan olan; kırılıp ezildiği zaman gülümseyebilendir – Anonim; Eğer hâlâ kendini yalnız hissediyorsan, bil ki bu sana Tanrı’nın bir lütfudur – Anonim;

***

Yaşamın Anlamı.

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar

Diyorlar ki, bazıları yalnızlığı sever. Olur ya… ben de hiç yakınmam yalnızlıktan. Daha doğru söylemem gerekirse, sıkça özlerim bir başıma olmayı. Şimdi sorgulamak istediğim de aslında işte bu birbaşınalık.

Yüzeyel bakmamam gerek yalnız olmaya, “Ne kadar yalnızım?” diye sormam yalnış olmayacak. Konuyu değerlendirmemde yarar var. Keşke elime yapışan bir ölçüt olsa, daha gerçekçi, anlamlı ve doğru düşünebilsem ama ne yazık ki böylesi akışkan bir özelliğin bilimsel, herkes tarafından kabul görmüş bir derecelendirmesi yapılamıyor.

Yine de, mutlak yalnızlık denen, skalanın en son noktası filozofları yüzyıllardır düşünmeye, tartışmaya zorluyor. Benim derdim böylesi zorlu bir düşün alanına girerek çıkmaza saplanmak değil. Oysa ne?

Elimdeki, içeriğiyle bütünleştiğim kitabımın sayfalarının arasından soluk alıp verirken çevremde kimseler olsun istemem. Yoksa tılsım bozulacak gibi gelir bana. Güzel bir melodiye kendimi kaptırıp düşlerle el ele tutuştuğumda da kendimle olmayı yeğlerim. Müzikle arama bir şeyin girmesini hoş karşılayamam.

Sonra, bahçemde açan gülleri öper koklarken; ayaklarıma sürünen bir kediciği okşarken bile bu davranışlarımın bana özel kalmasını yeğlerim. Bir ölçüde, kendimle birbaşına olmayı istemek yani… Bu tür duygularımı paylaşmaya nedense sıcak bakamam.

Şimdi, bunlardan hiçbir şeyi paylaşmak istemediğim gibi yanlış bir sonuç çıkarılmamalı. Güzel bulduğum bir fotoğrafı, ara sıra ortaya çıkan yazın denemelerimi; ne bileyim daha başka şeyleri, bir bardak şarabı, bir tabak yemeği, bir yol arkadaşlığını paylaştığıma dostlarım tanıktırlar. Burada benim için en önemli soru, kiminle neyi, hangi ortak paydada bölüştüğümdür. Bilirim ki onlar da bana böyle davranır, örneğin bazen bir somun ekmeği ikiye bölüp en güzel sohbetle birlikte sunarlar. Her etkileşimde bir çoğalma, duygusal bir bütünleşme, sanatsal bir yücelme bulurum. Yoksa kendimi onca kalabalığın arasında yapa yalnız hissederim.

Sözcüklere döküp özetlediğim yaşam ve düşün gerçeğim, bana hiç de yalnız olmadığımı ama üretebilmek için kendi kendime, birbaşına olmam gerektiğini söylüyor.

Değer verdiğim dostlarımla, ya da adını dahi bilemeyeceğim birileriyle bir şeyleri paylaştıkça mutlanıyorum. Geri dönüşlü etkileşim bana bir boyutta yaşamın anlamı olarak görünüyor.
Rotterdam, 19 Şubat 2017

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: