Şiir Pazarı: Günsonunda Gölgeler…


 

Nerelerdesiniz? Ünlemsizsiniz! Oysa ünlem sizlersiniz!

p_3059_o

kaç defa başlayabilir insan yeni başlangıçlara,
ve kaç defa hiç başlamadan bitebilir
bu başlanan başlangıçlar…
kaç defa bildiği halde bilmezlikten gelebilir insan,
ve kaç defa bu bilip de bilmezlikten geldikleri bitirebilir bu başlanan başlangıçları daha başlamadan…
ve kaç defa başlayabilir insan
bu bitebilen başlangıçlara yeniden,
bıkmadan,
biteceğini bile bile
daha başlamadan…
ben hiç başlayamadım bu bahsedilen başlangıçlara!
bile bile…

Nergis Melis DURCAN

 

***

p_3054_o

Ortalık darma duman, göz gözü görmüyor.
Kan çekilmiş damarlardan,
Kirpikler, tir tir titrek,
eller eller içinde, tutuk.
Ayaklar ürkek yürüyüşlerde,
yaşam yaşanamamazlıklarda.
Sallanmıyor omuzlarda kollar,
Kol geziyor ortalıklarda, korkuluklardaki korkular. Dudaklar gözaltında, dilim, dilim dilim,
gömülmüş geleceksizliğe.
Yüklemler anlamsız,
tınılar yoksunluklarda,
tümceler devşirilmiş, kuytularda söylemsiz.
Sözcükler unutulmuş,
özne, düşmüş düşlere,
soru sorgusuz, ünlemler ünsüz, imler anlamsız.
dudaklar sıkkın, diller tutuk,
Türkçem suskun,
Türkçem sessiz, ünlemsiz, dirimsiz…
sessiziz, ünlemsiziz, ünlemsizsiniz,
oysa alanlarda ünlenen birlikteliklerdiniz,
ünlü ünlemlerdiniz.
Nerelerdesiniz?
Ünlemsizsiniz!
Ünlem sizsiniz!

Akın ÖNEN

*

eskitmediği sevda kaldı mı bilmem veryansın ediyorum arsız gecelere
esrik vakitlere lânetler okuyorum!
bin bir türlü acıları çekti yüreğim
çarmıha gerilmiş duygularım sancır
niçin kan revandır çağın elleri?
yalancı gebeliktir bütün yaşananlar
kentin varoşlarına gömülür ümitlerim
neden yaralı sinelere siniverir ayrılık?
pervasızca mutluluktan bahseden kim
irem bağlarında yaşasak ne çıkar ki
yitirdikten sonra içimizdeki baharı!
iç huzura ermek artık imkânsız
dünyanın çivisi çıktı çıkacak
ardımızda yaşamın izmaritleri kalır!

İrfan ÖNDER

*

dünyanın iki kutbuna da uzak kalmış -kadınlar-
iki dudaktır altı üstü kırmızı
veya pembe
arzu ve nefret taşıyan bir hamal yorgunluğu
yakın ve uzak olan keşfedilmemiş bir kara parçası
her şeyin zıttını bir bedende barındıran
adem’in aforoz edilişinin sebebi
kırmızı yanaklı elması iki dudaktadır
suç ve masumluk
öpebildiğin kadar yumuşak ıslak ve sahiplenilen bir suç konuştuğu kadar noktasız cümleler,
bağlacı bol anılar
susması için dua edilen bir masumluk
kadınlar doğum lekelerini en ücra köşelerine saklamışlar yağmura karşı saçak altında rujlarını tazelemişler kısmetlerini düğümleyip cennete yakınlaşmışlar
arzulu gülüşlerle uzaklaşmışlar
elmayı kesip yemişler
kırılan parlak dudaklarıyla mı
rimeli dağılmış mızrak kirpikleriyle mi kesmişler? kadınlar yasak,
biraz da uzak
kırmızı veya pembe
iki masum dudak kadınlar…

Tevfik Hatipoğlu

*

Beyazı karda
Pembeyi gülde
Maviyi gölde
Meyveyi dalda severim
Yeşili doğada
Rüzgârı dağda
Bulutu havada
Tohumu toprakta severim
Üzümü bağda
Elmayı dalda
Kekiği dağda
Buğdayı ovada
Dostluğu yolda severim
Seni bende
Beni sende Sevdayı düşte
Aşkı gülüşte severim
Türküyü sazın telinde
Yürek sesini güftede
Kokusunu bestede severim
Sevmeyi sevmede
Sevilmeyi sevilmede
Gerçeği gerçekte
Yaşamı yaşamda severim.

Yıldız TÜMERDEM

*

Seninle ayrıldığım zaman
Saklamak istemiyorum ben
Seni çok sevmiştim o zaman
Ne kadar sevebildiysem ben.
Fakat ilk buluşmamıza sevinmiyorum
İnatla ve ısrarla susuyorum
Senin derin ve üzgün bakışlarını
Asla anlamak istemiyorum.
Sen sürekli yorumluyordun canım,
Bizim o güzel yönlerimizi
Ama saadet, ah Tanrım!
Bana o kadar yabancı şimdi.
İnan ki, senden ayrıldığımdan beri,
Ben neler görüp geçirdim neler…
Unuttum ben birçok sevinçleri
Ve senin için gözümden dökülenleri.

İvan S. TURGENEV 1843
Rusçadan çeviren: Mehmet İMİR

*

Çöker bahçeye bir sessizlik, ilkbaharın sisli gecesinde, Öter bir garip yavru bülbül beyaz gülün üstünde,
Lakin bunu narin gül ne duyar, ne de anlar,
Ancak aşk türküsü içinde uyur gül, yaprağını sallar,
Ne ötersin sen garip bülbül bu duygusuz güzele?
Kendine gel, sen şairsin!
Neye heveslenirsin öyle?
Şair nedir bilmez o, seni asla anlayıp dinlemez,
Bir baksana-çiçek açmış, ötersin de cevap vermez.

Aleksandr Sergeyeviç PUŞKİN 1827
Rusçadan çeviren: Mehmet İMİR

*

Nedendir bilmem böyle dalıp dalıp gitmelerim,
Böyle körkütük küfelik oluşum geceleri…
Uluyan bir köpek gibi rüzgâr ense kökümde
Mavi ve yeşil birer hayalettir gözümde.
Olsada baharı müjdelermi sence…
Cemre düşecekmiş düşsün düşsün de,
Kırar mı zincirlerimi bilmem.
Ben yine beklerim erik çiçeklerini, gece kuşlarını,
Düz asfalta iz bırakan ayaklarımı…
Alsın götürsün beni gayrı buradan,
Türkü yakayım bir kamyonun kasasından
Öyle bir duman çıkmalı ki topraktan ciğerlerimi yakmalı Gözlerim kamaşmalı buğudan ve
ben böyle bir günde gitmeliyim
Buradan, bu şehirden, bu diyardan…

Barbaros AKAY

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: