Yalnızlık…


 

Korkulu bir rüya mı?

solitude

YaInızIığın en kötüsü seni anIamayanIarın arasında kaImaktır – Yalnızlık adam olmayanların vereceği saygıdan, sevgiden yeğdir – Mevlâna; YaInız oImak yanIış bir kaIpte oImaktan iyidir – Charles Bukowski; Tek başına mutsuz oImak, birisiyIe beraberken mutsuz oImaktan iyidir – MariIyn Monroe; Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine; ama bu taş dibe inecek olursa, kim çıkarabilir ki? – Kimine göre yaInızIık, sadece hasta kişinin kaçışı değil, hasta ruhlu kişiIerden de kaçıştır – Friedrich Nietzsche; YaInızIık, insanın çevresinde insan oImaması demek değiIdir. İnsan, kendisinin önemsediği şeyIeri başkaIarına uIaştıramadığı ya da başkaIarının oIanaksız buIduğu bazı görüşIere sahip oIduğu zaman, kendisini yaInız hisseder. CarI Gustav Jung; Değeri biImeden yaInızIığından kurtuImak istiyorsan; kurtuIsan da yaInızsın – Aziz Nesin; YaşIandıkça, yaInızIıkIa daha iyi anIaşıyorum – Sienna MiIIer; YaInızIık, bütün büyük ruhIarın kaderidir – Hiçbir insan asIa yaInız değiIdir. Çünkü arkasında fark etmeden bıraktığı izIeri muhakkak biri fark etmiştir – Arthur Schopenhauer; Bir akıI ne kadar güçIü ve orijinaIse, o öIçüde yaInızIığın mezhebine doğru kayar – AIdous HuxIey; Büyük bir yaInızIık oImadan, ciddi bir eser veriIemez – Picasso; Sakin bir hayatın tekdüzeIiği ve yaInızIığı, yaratıcı akIı harekete geçirir – AIbert Einstein…

 

***

14 Şubat ve Yalnızlık…

yakup_yurt

©Yakup Yurt

14 Şubat’a günler kala sevgilisi olanlar hediye alma ve o günü özgün bir şekilde kutlama telaşına girdiler.
Ne de olsa aşk denilen duygu iki özgün insanı sıradışı bir ilişkide birleştirmez mi?
Yalnızlıktan kurtulamamış olanların hüznü ise içler acısıdır.
Kısmetini beklemek yıpratır insanı…
Fark edilmeme, beğeniye muhatap olamama duygusu insanın içini acıtır…
Onda niye var, bende niye yok sorusu çıkmaz akıllardan…

***

Öyle ya, yalnızlık her insanın korkulu rüyasıdır.
Tabii ki yalnızlık duygusuna bakış açısı ve başa çıkma yöntemleri kişiden kişiye değişir.
Kimileri bunu sosyalleşerek aşmaya çalışır, kimileri de daha çok içe kapanır…
Aşkı bir tünelden çıkışın aydınlığında bulanlar da vardır, bir tünelin karanlığında kaybedenler de…

***

Yalnızlığı terk edilmişlik gibi algılayanlar vardır.
Halbuki yalnızlığın sübjektif ve objektif tanımları yapılabilir…
Zira yalnızlık olgusu karmaşık bir konudur.
Arzulanan yalnızlık vardır, istenilmeyen yalnızlık vardır.
Birinde siz uzaklaşırsınız, diğerinde sizden uzaklaşırlar…
Kişiyi üzen olaylar genellikle onun iradesi dışında gelişen ve onun etkileme gücüne sahip olmadığı süreçlerdir…
Ayrıca insan bazen yalnız olurken, bazen de çokluktan sıkılabilir…
Psikolojik problem yaratan kronik yalnızlıktır…
Diğer yandan yalnızlık faydalı da olabilir.
İnsanın kendini ve dünyayı anlaması, tanıması, başkalarını tanıması için bir zemin oluşturabilir.
Doğu toplumlarında yalnızlık acı, terkedilmişlik, kimsesizlik ve mutsuzluğu çağrıştırır.
Halbuki Batı toplumlarında bireyselliği çağrıştırabilir.
Yalnızlık sosyal ilişkilerdeki tecrübesizlik ve başarısızlık sonucu beklentilerin gerçekleşmemesi ve duygusal bir boşluk oluşması şeklinde de yorumlanabilir.

***

Demekki önemli olan sizin yalnızlığa yüklediğiniz anlamdır…
Arzulanan ihtiyaç duyulan ve sevilen kişi veya kişilerle birlikte olmaktır.
O nedenledir ki sevmedikleriniz gidince rahatlar, sevdikleriniz gidince üzülürsünüz.
Doğduğu andan itibaren insan çevresi ile ilişki kurar.
Bebek olarak anne ve babası ile yakın ilişkide olur.
Ergenlikte arkadaşlar ve sevdacıklar ortaya çıkar.
Yetişkinlikte sevgi ile derin ve anlamlı bir ilişki kurmaya çalışır insanoğlu…
Yaş, cinsiyet, cinsel yönelim, dini inanç ve etnik grup fark etmez, herkes aşık olur…
Bu nedenle aşk şarkıları, şiirleri, filmleri evrenseldir.
Aşk bir yaşantıdır ve bu yaşantıya verilen anlam kişiye göre değişir.
Kimi karşı karşıya oturup ötekinin gözlerinin içine bakar…
Kimileri de yanyana oturup aynı yöne aynı niyetle bakarlar…
Saint-Exupéry’nin dediği gibi…

***

14 Şubat günü kutlanan Sevgililer Günü aklı başındaki insanları mutlu etmeye yeter mi?
Unutmayalım ki bir yıda 365 gün vardır ve ‘yalnızlık ömür boyu’ sürer…
Bu nedenle Sevgililer Günü’nde yalnız olmak önemli değildir.
Önemli olan diğer zamanlarda etrafınızla kurduğunuz ilişkinin niteliğidir.
İlişkiler yatırım gerektirir, canlıdır, doğar, büyür, gelişir, sizden beslenir ve sizi besler.
Önemsemediğiniz ve geliştirmediğiniz bir ilişki canlı kalamaz.
Sevgiliniz veya eşiniz olsa da, olmasa da…
Eşiniz sevgilinizse ne mutlu size…
Hiç yaşlanmazsınız, ihtiyarlamazsınız…
Bunun için reçete çok basit : Seni seviyorum, özür dilerim, affedersin kelimeleri yeterli…
Samimiyetle söylenmişlerse…
Umarım gün gelir, sevgi ikliminin sıcaklığında ömür boyu tatil yaparsınız…
Umarım, kokladığınız çiçekler kadar koklanırsınız.
Brüksel, 11 Şubat 2017

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: