«Genel İrâde» mi dediniz?


Hadi canım siz de!

Toplum, tek tek insanların toplanıp bir arada yaşamalarından oluşur. Ama hiçbir zaman tek tek insanların toplamı demek değildir. genel_iradeTek tek insanların toplamı ile Toplum benzerlik bile yoktur. Toplumun yaptığı, yarattığı, yaşattığı yasalar, tek tek özgür insanların ellerini, kollarını, dillerini, akıllarını, eylemlerini, düşüncelerini, hatta hatta özgürce düşünme yetilerini bile sınırlar, daraltır, kısıtlar, işine geldiğinde genişletir… ”Azınlığın çoğunluğa hükmetmesi!”dir, bu… Bunun adına da: “Demokrasi” deniyor… ”Özgür Seçimler!” Deniyor… ”Genel İrade!” deniyor… Yerseniz!

***

maa2

©Mustafa Aslan AKSUNGUR

TOPLUM ve DEMOKRASİ

Toplum, tek tek insanların toplanıp bir arada yaşamalarından oluşur. Ama hiçbir zaman tek tek insanların toplamı demek değildir. Tek tek insanların toplamı ile Toplum benzerlik bile yoktur. Toplumun yaptığı, yarattığı, yaşattığı yasalar, tek tek özgür insanların ellerini, kollarını, dillerini, akıllarını, eylemlerini, düşüncelerini, hatta hatta özgürce düşünme yetilerini bile sınırlar, daraltır, kısıtlar, genişletir…

J. J. Rousseau, “Toplum Anlaşması” yapıtında bu durumu: “İnsan hür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur!” Diyerek, “Toplumun vurduğu zincirleri” kısacık tek bir cümle ile eksiksizce anlatıverir. Bak. [MEB Yayınları, Vedat Günyol çevirisi 1989.]

Hemen her Toplum, kendi içindeki yönetici denilen “Çıkarcı Çetelerin” kanunlu, kanunsuz koydukları kurallarla yönetilir. Bu ilke, günümüzdeki dünya ülkelerinin hemen hemen tümünü kapsar, tümü için geçerlidir. Ne var ki, Gelişmiş Ülkeler ile Az Gelişmiş Ülkeler arasında, gelişim ölçülerine orantılıca değişiklikler gösterir. Bu kural, “Az Gelişmiş Ülkeler”de daha sivri, daha keskin, daha batıcı ve daha acımasızca işletilip yürütülürken, gelişmiş ülkelerde işlevlerini daha ılımlı, daha yumuşakça, daha ölçülüce sürdürmek zorundadır. Bu zorunluluk, eşyanın tabiatında vardır; gelişim kültüründen gelir…

Şu veya bu yolla ele geçirilmiş her hak, bir başkalarının haklarından koparılıp alınmış, ya da çalınmış bir parça değil midir? Bir başkasının eli-ermezliğinden, gücü yetmezliğinden yararlanılarak var-edilen her varlık, yığılan her zenginlik, çalıntı birer hırsızlık ürünü değil midir?!

Ellerine geçirdikleri yetkileri ve para gücünü kullanarak toplanılan servetlerle, DEVLET gücünü kullanarak edinilen servetler arasında hiçbir ayrım yoktur. Her ikisi de son duruşmada “som birer hırsızlık” yapılaşmasının türettiği somut ve Haram Servetlerdirler…

Demokratik denilen Kapitalist Toplumlardaki yapılan seçimler, özünde, birer aldatmacadan başka şey değildir. Bu konuyu biraz daha somutlaştırmak için kendi ülkemizdeki partilere, seçimlere, seçim sonuçlarındaki oluşumlara şöyle, kabaca bir bakalım:

Kıl payı, en büyük oyu alan en paralı parti, aldığı yüzde 30, yüzde 35 oy ile geçer başa; iktidar koltuğuna oturur. Bu ne demektir? Bu, apaçık yüzde 35’lerin, adını “Genel İrade” koyarak, yüzde 65’lere “Hükmetmesi” değil midir?

Kim ne derse desin, bal gibi: ”Azınlığın çoğunluğa hükmetmesi!”dir, bu… Üstelik Bunun adına da: “Demokrasi” deniyor… ”Özgür Seçimler!” Deniyor… ”Genel İrade!” Deniyor…

Genel İrade değildir bu! Olsa olsa, özel bir “GASP” tır! Bir zoralımdır bu eylemin adı.

Peki, bu çoğunluğa hükmeden azınlıktaki hâkim varlığı, hangi güç, hangi araç, hangi davranış kalıpları doğruya, haklıya ve Halkından yana yöneltebilir?

Hangi yaptırımlar onu, Kendi Özçıkarları için Halkını ezmekten, yetkilerini kötüye kullanmaktan, çalıntı servetine servetler katmaktan alıkoyabilir?

Basın mı?

Özerk TRT. Mi?

Bağımsız Bilimler (üniversiteler) mi?

Tarafsız Adaletin Özel mahkemeleri mi?

Partili Cumhurbaşkanları mı?

Anayasa Mahkemeleri mi?

Muhalefet Partileri mi..?

Mi.? Mi..? Mi…? Canlarınızın istediği denli çoğaltabilirsiniz bu “Mi?” lerimizi…

Yüzde otuz beş “Oyyy” ile, yüzde yüz yetki alan bu hakim varlık, canlı camızdan çarıklık gön çıkarır gibi, Halkımızın derisini canlı canlı yüzüp soyarak, kanırta kanırta çıkartacaktır İsviçre bankalarına yatırdıkları milyar milyar DOLARLARI. Ve de görüyoruz işte, gözümüz baka baka çıkarıyor hoyufsuzca…

Bu “Hakim Varlık,” anasının haram sütü kadar helal saydığı o akıl almaz dalavereleriyle, “Hain Varlık” a dönüşüverir hemencecik. Eee, bu “Hain Varlıklar” kendilerinden gayrı kimleri düşünürler gayrı ya? Kimler için çalışırlar…?

Onlar, kendilerine oy vermeyen Halklarının büyük çoğunluğuyla birlikte, kendilerine oy veren o küçük taraftarlarının da “Ekmeğini, aşını, işini, özgürlüğünü, insanca yaşama haklarını çalan ve kendilerine ‘Milli İrade’ dedirten “Zor-alımcılar, Baş Hırsızlar” değiller midir..?!

Bu acı olgu da, Halkın kendi oylarıyla, (oy verenlerin de vermeyenlerin de oylarıyla) kendi öz yaşamlarını, özgür yaşamlarını yok ediş eylemlerinin, bir tür onaylı diploması sayılmaz mı gayrı ya..?

Durum bu…

Peki, bu yüzde otuz BEŞ azınlığın verdiği yetki ne zaman geri alınabilecektir? Seçim dönemi denilen dört yıl sonra mı..? Bu dört yıl sonraki sağ kalan Halkımız da, artık ölümlerden ölüm beğensin kendisine:

Karunlaşmış Hırsızları mı seçecek, yoksa karınlarını doyuramayan Karunlaşmaya aday AÇ HIRSIZLARI mı..?

Bu düzeni değiştirmeden, bir üçüncü seçeneği varsa “Halkımız”ın, gönüllerimizi de, beyinlerimizi de, gövdelerimizi de basalım Halkımızdan yana…

***

aksungur_kitaplar

Kitap Temini: Mustafa Aslan AKSUNGUR
Memurevler Mh. Tonguç Cad.205 Sok.2/44
Tel: 0535 445 55 11
E Posta
ANTALYA

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: