Council of Europe : No to open the urgent monitoring procedure for Turkey…


Better to carry on bilateral dialogue

pace

In the light of current developments, it necessary that the Assembly decides to re-open the monitoring procedure for Turkey, currently subject to a post-monitoring dialogue.But, challenging the credentials of the Turkish parliamentary delegation would not only be erroneous but also counterproductive. It would target majority and opposition members from the Turkish parliament alike, harm the dialogue that has been engaged and could lead to distancing the country from the Organisation. We should count on the continuing and full co-operation with the Turkish parliamentary delegation.

***

Following an exchange of views today, on the situation in Turkey, with representatives of both majority and opposition political forces from Turkey, the Political Affairs Committee recalls the concerns expressed in the report published by its ad hoc Sub-Committee which visited Ankara in November 2016, as regards: [Full Report.]

• the disproportionality of the government response to the failed coup of 15 July 2016 which was strongly condemned by the Committee and the Council of Europe as a whole; this concerns in particular the dismissals of hundreds of thousands of persons, closure of associations, detention of tens of thousands of persons, etc.;

• freedom of the media and the chilling effect of measures such as detention of journalists and closure of media outlets;

• lifting of the immunity of some 154 MPs and detention of a dozen of MPs, including the co-chairs of the second opposition party, HDP; the Committee regrets that neither its ad hoc Sub-Committee nor the Monitoring Committee rapporteurs or the Presidential Committee were allowed to meet the co-chairs of the HDP;

• ongoing constitutional reform and the need to ensure checks and balances, as well as a wide public consultation.

The Committee takes note with satisfaction of measures taken on the eve of the opening of the Assembly’s January part-session, providing for:

• the setting up of an administrative commission to review all cases of dismissals, closure of associations, institutions, trade unions and media outlets, whose decisions can be appealed before the Turkish courts;

• the reduction of the police custody from 30 to 7 days, which may be prolonged for 7 more days in exceptional circumstances;

• the abolition of the limitation of access to a lawyer for 5 days.

The Committee notes that these measures seem to be in line with recommendations by the Secretary General of the Organisation, which were backed by the ad hoc sub-committee, and could be considered as a step in the right direction provided that the decisions by the new administrative commission are taken rapidly, independently and transparently.

However, much remains to be done to ensure that the Turkish Government’s response to the coup attempt fully complies with Council of Europe standards. We encourage the Turkish government to continue to work with the Council of Europe in designing constitutional and legislative changes to ensure such compliance.

***

AKPM Kararı Türkiye için olumlu bir gelişme!

ayhan_zeytinoglu

Ayhan Zeytinoğlu

23 Ocak tarihinde kabul edilen Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) [Resmi Gazete]kapsamında olağanüstü hal (OHAL) koşullarını iyileştirmeye yönelik düzenlemeleri olumlu ve bu Türkiye’de iş yapma ortamına da katkı sağlayacak. Bilindiği üzere 15 Temmuz gecesi Türk demokrasisine karşı gerçekleştirilen hain darbe teşebbüsü toplumun bütün kesimleri tarafından büyük bir demokrasi mücadelesi verilerek püskürtülmüştü. Devamındaki restorasyon sürecinde 21 Temmuz’da 3 ay süreyle OHAL ilan edilmiş ardından OHAL süresi 3 ay daha uzatılmıştı.

OHAL’ler Avrupa sahnesinde yeni bir fenomen değil. Fransa’da 13 Kasım 2015’te gerçekleşen terör saldırılarının ardından ilan edilen OHAL 5’inci kez uzatıldı. Hatırlanacağı üzere Brüksel’de yaşanan terör saldırısı sebebiyle Belçika’da sokağa çıkma yasağına varan OHAL uygulamaları gerçekleşmişti. Pek çok AB ülkesinde ulusal güvenlik ve terörle mücadeleye ilişkin uygulamalarda dikkate değer bir sertleşme eğilimi göze çarpıyor. Bu eğilimin sebebini küresel boyutlara ulaşan terör, çözülemeyen bölgesel istikrarsızlıklar ve devasa kitlesel göç hareketleriyle açıklamak mümkün. Türkiye’deki uygulama da benzer dinamiklere dayanıyor. Türkiye’deki OHAL uygulamasının batılı bir demokrasiye yakışır şekilde orantılı, geçici ve hukukun üstünlüğüne dayalı olması gerekiyor. Dolayısıyla 23 Ocak tarihinde yayımlanan KHK’ların OHAL koşullarını iyileştirmeye yönelik hükümlerini AB standartlarına uyum açısından olumlu buluyoruz.

Resmi Gazete’de yayımlandığı şekliyle son KHK’lar, OHAL uygulamasına ilişkin şu değişiklikleri öngörüyor:

• Gözaltı süresinin 30 günden, yakalama anından itibaren 7 güne indirilmesi; savcı, kararıyla bu sürenin, delilleri toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu hallerinde 7 gün daha uzatılabilmesi;

• Terörle Mücadele Kanunu’na giren suçlarda gözaltındaki şüphelinin savcı kararıyla, müdafii ile görüşme hakkını 5 gün süreyle kısıtlayan hükmün kaldırılması;

• OHAL KHK’larının öngördüğü uygulamalara ilişkin itirazların Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna taşınabilmesi.

Avrupa Konseyinin Türkiye’yi Denetim Sürecine Almaması Memnuniyet Verici

Türkiye’deki OHAL süreci Avrupa tarafından da yakından takip ediliyor. Türkiye’deki demokratik kurumların işleyişi 23 Ocak tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) tarafından da gündeme alınmıştı.

AKPM tarafından, konunun acil gündem maddesi olarak tartışılmasına yönelik teklif, AKPM Genel Kurulunda 3’te 2 çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle reddedildi. Bu, şüphesiz Türkiye için olumlu bir gelişmedir. Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınması noktasında AB kurumlarının ve Türkiye’nin parçası olduğu diğer uluslararası işbirliklerinin uyarılarının dikkate alınmasının, Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi, yatırım yapılabilir bir ülke olarak konumu ve Türk vatandaşlarının refahı açısından da kritik önem taşıdığını görüyoruz. Bu açıdan Avrupa Komisyonu tarafından 9 Kasım’da yayımlanan 2016 İlerleme Raporu’nda OHAL uygulamalarına ilişkin geniş yer bulan değerlendirmeler dikkate alınmalı.

Sağlıklı Bir Gümrük Birliği Modernizasyon Süreci İçin Kopenhag Kriterleri Önemli

23 Ocak tarihinde kabul edilen KHK’lar, Avrupa’nın uyarılarının karşılanmasına yönelik olumlu gelişmeler. AB’nin, dünya tarihinin en başarılı ekonomik entegrasyon projesi olması aslında temel hak ve özgürlükler ile iyi yönetişime verdiği öneme dayanıyor.

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre 2016 yılı Ocak- Kasım döneminde Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımın yüzde 54’ü AB ülkelerinden gerçekleşti. Türkiye’ye en fazla oranda yatırımı yapabilecek gelişmişlik düzeyindeki 3 AB ülkesi Almanya, Hollanda ve Birleşik Krallık’ın aynı zamanda 2016 Hukukun Üstünlüğü Endeksinde 113 ülke arasında ilk 10’da yer alması rastlantı değil. Dünyanın en gelişmiş 20 ekonomisi kabul edilen G20’nin üyesi olan Türkiye’de uluslararası yatırımların artması, iş yapma ortamının iyileşmesi ve sağlıklı bir Gümrük Birliği modernizasyon müzakere sürecinin gerçekleşmesi için Kopenhag kriterlerine uyum da büyük önem taşıyor.

Konuya ilişkin: [Dışlanmanın riskleri ve tehlikesi büyüktür]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: