YETKİ VE SORUMLULUK…


…mu dediniz?!

ahali

***

YETKİ VE SORUMLULUK ÜSTÜNE

maa2

©Mustafa Aslan AKSUNGUR

Kamu Görevlileri, verdikleri kararlardan ve sonuçlarından yetkileri ölçüsünde, orantılıca “SORUMLU” durlar. Bu sorumlulukları, kağıt üzerinde, yanlarına kâr bırkılacak şekilde geçiştirilmemelidir. Gerekiyorsa, yani hak etmişseler, ta “Cezaevi Koğuşlarına” kadar da sürülüp götürülmelidir…

400 Aslandan kurulan Osmanlı Beyliği’nin, 623 yıl yaşayarak görkemli bir İMPARATORLUK katına yükselebilmesinde iki önemli ve temelli etken vardır:

Birincisi, Osman Bey’den Fatih Mehmet’e kadar olan Yöneticilerin, Halkın içinden gelen, Halkıyla birlikte yaşayan, Halkından kopmamış, HALK-ADAMI olma niteliklerini yitirmemiş olmalarıdır. Bunda, Büyük ve Dürüst Bilgin Şeyh Edeb-Ali’nin, Padişah OSMAN Beye yaptığı önderlikleri, önerileri ve öğütleri, bugün dahi o sıcak, gerçekçi ve insancıl yüceliklerinden hiç bir şey yitirmiş değildirler…

Büyük Şeyh, Osman Bey’e:

“Ey Oğul…!

Beysin:

Bundan sonra, öfke bize; uysallık sana…

Güceniklik bize; gönül almak sana…

Suçlamak bize; katlanmak sana…

Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana…

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana…

Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana…

Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana…

Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…!”

Sözleriyle koşullandırarak onaylamıştı Osman Bey’in beyliğini…

Giderek Halk Adamlığı sıfatı ve HALK çokluğu küçük görülmeye, azametli padişahlık postu, padişahlık hırkası, padişahlık makamı konuklarını Halktan kopmaya götürdüğü için, Kanuni Süleyman’ın “Sultanlık” dönemi ne dek çıkılan yükseliş zirvesinden, yine aynı dönemde tepesi aşağı düşülmeye başladı…

Mehmet’in Fatih olmasıyla birlikte, Şeyh Edeb-Ali’nin öğütleri Tersine çevrildi: Halk ile padişah arasına perdeler, duvarlar çekildi. Çıkarılan Fatih Kanunlarıyla: “EMRİMDİR…!” diye başlayarak:

“Ey Ahali…!

EMRİMDİR…!

Bundan böyle Öfke bizdeeen; uysallık sizden…!

Kızmak bizden, yamyassı yasılıp öfkemizi yatıştırmak sizden…!

Suçlamak bizdeen, katlanmak sizden…!

Acizlik, yanılma, yanlışlıklar bizden; “Böyyüklerimiz” ne yaparlarsa doğrusunuı yaparlar inancı ve dalkavuklukları sizden…!

Taht kavgaları, kardeş boğuşmaları, boğazlaşmaları, Halk sürülerini ezip pestillerini çıkarma, kanlarını sömürme bizden; susma, kabuğunuza çekilip katlanma, her yapılan yanlışlığı, avuçlarınızı patlatıncaya dek alkışlama alçalışı sizden…!

Halk çocuklarını Yemenler’de, Galiçyalar’da, Çanakkaleler’de bire dek kırdırmak bizdeen; susmalar, katlanmalar, yaltaklanmalar sizden…!

Bundan sonra bölmek, parçalamak bizdeen; ölmek, gebermek sizdeeen…!

Diyen emirler uygulandı 560 yıldır, bugüne değin… Bir İnsanlık çıkmazı ki, “i” nin noktası kadarcık bile ilgisi yok gerçek insenlık ile…

Şu 2017’de olsun, artık İNSAN olduğumuzun bilincine varalım; İNSANLAŞALIM

***

UTANILASI BİR TÜRKİYE GERÇEKLİĞİMİZ

Bugün 6 Ağustos 2013.

Bugün Tarihteki en kara ve en karanlık günlerinden birisini daha yaşıyor güzel Türkiyemiz ve yüce Milletimiz…

Günümüzde, İngiliz-Amerikan Siyonizmi’nin politikalarına piyonluk yapan yöneticilerimiz, Halkımızı da, Ülkemizi de bugün, korkunç bir “Emir-Kulluğu” na kapılandırmak üzere taa adliye koridorlarına dek sürükledi. Yöneticilerimiz, KULLUĞU içeri sokacağız diye kapıları omuz-omuza zorlamaktadırlar… Heyhaaat! Girdiler bile içeriye…

Şu akıl almaz, astrolojik falcılığa bile pabuç bırakmayacak büyüklükte “Cezalar” yıl olarak değil de, saat olarak bile herhangi bir demokratik ülkede verilseydi eğer, yer yerinden oynardı Âlim-Allah (Allah Bilicidir)! Yapılan bu kasıtlı-kasıtsız, utanılacak hüküm, hükümsüz sayılırdı…

Ne garip yönetimler gördü şu Cumhuriyet Türkiye’miz, şu son yarım yüzyıl içinde…

Bir 12 Mart 1971 yaşandı: Binlerce, hatta on binlerce genç aydınımız, en kanlı işkencelerden geçirilerek, sorgusuz, sualsiz askeri cezaevlerine kapatıldı. Soluk alışverişlerimiz bile dinlenerek, haksız yere 7,5 yıldan başlayan ve ömür boyu hapis ve idam cezalarına dek yükseltilen cezalara çarptırıldık. Kimselerin gıkı çıkmadı… Ödüllendirilmeler, başıdışarı.

Savundukları kendi çıkar davaları değildi bu yiğit İNSANLARIN. Halkımızın cahillikten, kölelikten, emir kulluğundan kurtarılması davaları idi… İnsanlarımızın, İNSAN olma davası idi…

Şu, bir dürümlük kuru ekmeğe muhtaç Köylülerimizin, işçilerimizin, işsizlerimizin emekleri, aç kursaklarından kesilerek muhtıracılara ve onların yardakçılarına yem yapıldı. Keşaneler kurdular keyfi yönetimlerle. Aradan on yıl bile geçmeden, hemen ardından onun yerini: “Ağırlaştırılmış” 12 Eylül 1981 faşizmi aldı.

En yetkili ağızlardan, açık açık:

“Asmayalım da besleyelim mi…?” Diyecek ölçülerde Halk Düşmanlığı yapıldı. Bu utanılası sözün sahibini, “Cezalandırılmak” şöyle dursun, Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere, bugüne değin millet onurunun en yüce makamlarına dek buyur edilip, oturtuldular. O kutsal makam yıpratıldı; kirletildi.

O “Asma sözcüğü”, köpeğin Çingene yakıştığı gibi, yakışıyordu kahramanının ağzına. Bugüne değin, sorumlu-sorumsuz, ilgili-ilgisiz, görevli-görevsiz tek bir Allahın kulu çıkıp ta:

“Kim, kimi asacak beyaaahuu! Ne hakla asacak!? Bu 21.nci yüzyılda Asma sözcüğü de ne demekmiş..?!”

Demeyi, kimsecikler ağızlarına bile almadılar, alamadılar… İnsanlığa aykırı düşen o ayıplı sözün ve ondan kat kat daha ağır, daha ayıplı olan idam cezalarıyla boyunları vurulan suçsuz, kahraman gençlerimizin hesabı, bugüne değin sorulmadı, sorulamadı… Bu gidişle daha siddin sene (siddin, altmış demektir. ) sorulacağı da yok..!

Gelelim bugünkü “Balyoz” davasına, “Ergenekon” davasına:

Ne oluyoruz Allah aşkına..!?

Yok, teşebbüs etmiş de… Yok, darbe yapacakmış ta… Uydurmacalarıyla, iki kere ağırlaştırılmış, on iki kere ağırlaştırılmış hapis cezaları verilebiliyor…

İkimiz birden, şu sorgulama odasının kapısından içeri girelim de birlikte bir göz atalım isterseniz bu Özlü deyişin ne demek istediğine:

“İktidar sahiplerinin yanlışları, hataları, hatta hatta hırsızlıkları bile bağışlana-bilir. Gel bil ki iktidar sahiplerine kapı köpekliği yapan amir, memur, hakim, savcı, asker general, kumandan, polis, eğitimci, yazar, çizer, gazeteci, ve devamı… ve devamı… ve devamı… asla ve kat’a bağışlanamaz..!

İktidar sahiplerini hırsızlığa, rüşvete, kanunsuzluğa, keyfi davranışlara, ve devamı… ve devamı… ve devamı…. İşledikleri kirli eylemlere cür’et ve sevk ettirenler, 77 milyon insanımızı çıkmazlara sokanlar, iktidar sahipleri değildirler aslında. Onlara körü-körüne emir kulluğu yapan, yukarıda saydığımız boyunları tasmalı kapı köpeklerinin Korkaklıkları + dır..! Çıkar Hırsları dır…

Halkımızın, ilk işi, bu köpekleri ve köpeklikleri ortadan kaldırmak olmalıdır…!”

Böyle, bir başına öksüz bırakmayalım bu “Özlü deyişimizi” de, konuyla dolaylı ilgileri bakımından, diğer özdeyişlerimizi de sunarak konuyu kardeşlendirelim isterseniz. Ne dersiniz?

Kişi, kendini değiştirebildiği gün, evreni değiştire-bilecek güce erişmiş demektir..!

Bildiğini söyleyemeyenler, bilmediğini söyleyenlerden çok daha kişiliksiz, çok daha korkaktırlar! İnsanlığın görünmeyen eteklerindeki bohçalanmış pisliklerdirler böyleleri…

Yaptıklarımın hesabını alnımın akıyla verebilirim; vermeye hazırım. Tanrı beni, yapamadıklarımdan ötürü sorguya çekmesin yeter..!

Sayın Okurlarım. Bu yazımızı, bizi bizden çok çok daha iyi bilen “İngiliz-Amerikan Siyonizm’inin TİMES Gazetesi” nden alınan bir alıntıcık ile bitirmeye ne dersiniz…?

“ -Türk arkadaşlarım, Erdoğan’ın bu İslami faşizmine Batılı hükumetlerin sessiz kalmasından rahatsızlar. Türkiye, parçalanan ülkelerle dolu bir bölgede önemli bir müttefik. AKP hükumeti, bu işbirliğinin bozulması için bir tehdit değil, ancak Erdoğan’ın diktatörlüğü bu ilişkiyi yerle bir edecektir. Bu haftaki yargı rezaleti, bu olasılığın rahatsız edici şekilde gerçeğe dönüşebileceğini gösterdi.”

Neredeler şu bizim Yurtsever geçinen Aydınlarımız acaba…!? Ağızlarına kavut mu bastılar; yoksa yürekler mi Selanik…!?

***

Kitap Temini:
maa_koroglu2
Mustafa Aslan AKSUNGUR
Memurevler Mh. Tonguç Cad.205 Sok.2/44
Tel: 0535 445 55 11
E Posta
ANTALYA

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: