Mevcut koşullarda yatırımcı mı gelir?


Türkiye’de İş Yapma Ortamı Kötüleşiyor!

 

doing_business

AB’ye aday bir ülke olarak Türkiye’deki iş yapma ortamı koşullarını AB’nin çok gerisinde kaldığı ve geçen seneye göre daha karamsar bir tablonun ortaya çıktığı inkâr edilemez. Türkiye’deki şirketlerin iş kurmalarını ve iş yapmalarını kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesine ihtiyaç duyulmakta.

Türkiye’deki hukukun üstünlüğünün de güçlendirilmesi şart. Oysa, Dünya Adalet Projesi’nin 2016 Küresel Hukukun Üstünlüğü Endeksi verilerine göre, Türkiye 113 ülke içinde 99’ncu sırada yer almakta. Türkiye’, Çin (80’inci), İran (86) ve Rusya (92) gibi ülkelerin arkasında yer alıyor.

Türkiye’nin iş ortamını iyileştirebilmesi ve bu bağlamda hem yabancı yatırımları daha fazla çekebilmesi hem de rekabet gücünü artırabilmesi için şirketlere ve yatırımcılara öngörülebilir ve güvenilir bir hukuk sistemi de sunması büyük önem taşıyor.

 

© photocredit

***

selen_akses

Selen Akses

 

Türkiye’de İş Ortamı AB Perspektifinde Nasıl Değerlendiriliyor?

Genel Tespitler:

Türkiye “İş Yapma” endeks sıralamasında gerileme yaşamıştır. Türkiye’nin bu yıl “İş Yapma” endeks sıralamasında, altı basamak gerileyerek 69’uncu sıraya düşmesi, ülkedeki iş ortamının kötüleştiğinin işaretidir.

Bu yılki İş Yapma Kolaylığı Raporu’na göre, [Doing Business 2017: Equal Opportunity for All, ]Türkiye’nin, bu yıl sadece “İşe Başlama Kolaylığı” alanında ilerleme (11 basamak) kaydettiği gözlemlenmektedir.

Türkiye, “Elektrik Bağlatma” (22 basamak), “Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması” (4), “Kredi Alma” (4), “İflasın Çözümü” (2), “Sözleşmelerin Uygulanması” (1) ve “İnşaat İzinlerinin Alınması” (1) alanlarındaki sıralamada gerileme göstermiştir.

Rapora göre, [Turkey – Doing Business 2017]Türkiye’nin en iyi performans sergilediği alan ”Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması” olmaya devam ederken, bu yıl Türkiye “İflasın Çözümü” kategorisine ek olarak “Vergilerin Ödenmesi” alanında da çok kötü bir performans kaydetmiştir.

Türkiye’deki iş yapma ortamı koşullarının Malta dışında diğer tüm AB üyesi ülkenin gerisinde kaldığı gözlemlenmektedir. Diğer aday ve potansiyel aday ülkelerinin sıralaması ile kıyaslandığında, Türkiye’nin bu alandaki sıralamada sadece Bosna
Hersek’in önüne geçmeyi başardığı dikkat çekmektedir.

Türkiye’nin iş yapma ortamını iyileştirecek yapısal reformları daha fazla geciktirmeden hayata geçirmesi büyük önem arz etmektedir.

Şirketlerin iş yapabilmelerini sağlamak açısından Türkiye’de hukukun üstünlüğü olgusunun da ayrıca güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Avrupa Komisyonunun Kasım ayında yayımladığı 2016 Türkiye İlerleme Raporu’nda Türkiye işleyen bir piyasa ekonomisi olarak nitelendirilmektedir. Ancak ekonomik kriterlere ilişkin yapılan değerlendirmede, Türkiye’deki bazı ekonomik dengesizliklerin devam ettiğine dikkat çekilmekte; bu dengesizlikler kapsamında özellikle cari açık, enflasyon ve işsizlik oranlarına işaret edilmektedir. Raporda ayrıca, Türkiye’de malların, hizmetlerin ve işgücü piyasalarının işleyişinin iyileştirilmesine yönelik hayata geçirilmesi beklenen yapısal reformların durması sonucunda Türkiye’nin ekonomi alanında gerileme gösterdiği kaydedilmektedir.

Söz konusu raporda, bunlara ek olarak, Türkiye’de iş yapma ortamının kötüleştiğine de dikkat çekilmektedir. Ekim ayında Dünya Bankası’nın yayımladığı son İş Yapma Kolaylığı Raporu’nda1 da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Dünya Bankası’nın açıkladığı bu yılki endekste, 190 ülke arasında, Türkiye geçen seneye göre altı basamak gerileyerek 69’uncu sıraya düştü.

Dünya Bankası’nın hazırladığı “İş Yapma 2017: Herkes için Fırsat Eşitliği” Raporu’nda, Avrupa ve Orta Asya ülkeleri kategorisinde yer alan Türkiye, yüksek orta gelir düzeyine sahip ülkeler düzeyinde değerlendirilmektedir. Buna göre, bu yılki endekste, 190 ülke arasında, Türkiye 69’uncu sırada yer almaktadır. Geçtiğimiz yıl, Türkiye 55’inci sıra yer almıştır. Ancak bu gerileme büyük ölçüde Dünya Bankası’nın iş yapma endeksinde kullandığı metodolojiye getirdiği değişiklerden kaynaklanmaktadır. Şöyle ki, bu yılki raporda yapılan veri revizyonu ve göstergelerin hesaplanmasında kullanılan metodolojin değişmesi sonucunda geçtiğimiz yıl Türkiye’nin iş yapma endeksinde 55’inci sırada değil 63’üncü sırada yer almıştır. Bu yeni metodolojiye göre de, bu yıl altı basamak gerileyerek 69’uncu sıraya düşüşü Türkiye’deki iş ortamının kötüleştiğini göstermektedir.

2003 yılından beri her yıl hazırlanan söz konusu “İş Yapma” (Doing Business) raporlarında ülkelerdeki yerel şirketlerin iş kurmalarını ve iş yapmalarını etkileyen bir dizi düzenleme mercek altına alınmaktadır.

Değerlendirme 10 gösterge (“İşe Başlama Kolaylığı”, “İnşaat İzinlerinin Alınması”, “Elektrik Bağlatma”, “Tapu Siciline Kayıt”, “Kredi Alma”, “Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması”, “Vergilerin Ödenmesi”, “Sınır Ötesi Ticaret”, “Sözleşmelerin Uygulanması” ve “İflasın Çözümü”) kapsamında yapılmıştır.

İş yapma endeks hesaplanmasında kullanılan metodolojinin değişmesi üzerine, Türkiye’de şirketlerin iş kurmaları ve iş yapmalarını etkileyen düzenlemeleri (ve göstergeleri) geçtiğimiz yılla göre daha kolay kıyaslayabilmek için, aşağıdaki tablolarda yeni yayımlanan rapordaki veriler baz alınmıştır. Türkiye’nin performansını göstergeler bazında daha detaylı olarak incelediğimizde ise şöyle bir tablo karşımıza çıkmaktadır:

“İşe Başlama Kolaylığı”

1

“İşe Başlama Kolaylığı” endeksi ile iş kurmak isteyen bir girişimcinin yapması gereken tüm işlemler tespit edilerek bu prosedürlerin tamamlanması için harcanan zaman ve maliyetler ölçülmektedir. Dünya Bankası bu yılki raporda, iş başlama kolaylığına ilişkin endekste ilk defa cinsiyet boyutunu da ekleyerek, ülkelerde iş kurma sürecinde cinsiyete göre ayrımcı engellerin uygulanıp uygulanmadığı ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

“İşe Başlama Kolaylığı” endeksinde, Türkiye geçen seneye göre 11 sıra yükselerek bu yıl 79’uncu sırada yer almaktadır. Türkiye’de bir iş yerinin açılması için 7 işlemden geçilmesi gerekmekte ve bu işlemlerin yapılması 6,5 gün sürmektedir. 2004 yılında yapılması gereken işlem sayısının 13 olduğu ve bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için toplam 38 gün gerektiği göz önünde tutulduğunda, Türkiye’de iş kurma prosedürünün kolaylaştırılması konusunda geçtiğimiz on yıl içinde önemli adımlar atıldığı
anlaşılmaktadır. Nitekim, geçtiğimiz bir yıl içinde de, bir şirketin kaydına ilişkin gerekli zamanın azaltılması için iş başlatma sürecine kolaylık getirilmiştir. Ancak tüm bu iyileşmelere rağmen, Türkiye’nin bu alandaki performansı AB ortalamasının altında kalmaya devam etmektedir.

Öte yandan, bu yılki raporda işe başlama kolaylığına ilişkin endekse cinsiyet boyutunun da eklenmesiyle, Türkiye’de iş kurma sürecinde cinsiyet ayırımcılığına yönelik engellerin bulunulmadığı ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de bir şirketin kurulması için tabi tutulan işlem sayısı, bu işlemlerin tamamlanması için gereken süre ve maliyet erkek ve kadınlar için aynıdır.

Türkiye’de iş kurma için istenilen asgari sermayenin, kişi başına gelirin yüzde 10,2’i olması gerekmektedir. Bu alanda Türkiye’de iş kurma maliyeti, kişi başına düşen milli gelirin yüzde 16,4’üne tekabül etmektedir. Geçtiğimiz yıllarda, Türkiye’de kuruluş sözleşmesi ve diğer belgeler için alınan noter harçlarında indirimin sağlanmasıyla iş kurma daha az maliyetli hale getirilerek şirketlerin tescil süreci hızlandırılmıştır.

Ancak 2013 yılında Türkiye’nin asgari sermaye gerekliliklerini arttırması ve daha sonra da şirketlerin kuruluş kayıt ve noter ücretlerini yeniden yükseltmesiyle birlikte şirketlerin kurulmasındaki engeller çoğaltılmıştır. Ne yazık ki bu olumsuz gelişmeler sonucunda, Türkiye’nin bu alandaki maliyet konusunda AB ortalamasından çok uzak olduğu ve hatta AB’de bu alanda en zayıf performansı sergileyen İtalya’nın bile gerisinde kalmaya devam ettiği gözlemlenmektedir.

Avrupa Komisyonunun Türkiye için hazırladığı 2016 İlerleme Raporu’nda Türkiye’de iş kurmanın maliyetine ve külfetine dikkat çekilmektedir. Söz konusu raporda, önümüzdeki yıllar içerisinde, Türkiye’nin hukukun üstünlüğünü güçlendirerek iş ortamını iyileştirmesi ve bu kapsamında iş kurmayı kolaylaştırması ve rekabeti güçlendirmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır.

“İnşaat İzinlerinin Alınması”

2

“İnşaat İzinlerinin Alınması” endeksi ile ülkenin en büyük ticari şehrinde basit bir ticaret malı deposunun inşa edilmesi için yapılması gereken işlemler ve bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için harcanan gün ve maliyetler göz önünde tutulmaktadır. Ayrıca kalite kontrol oluşturma endeksi ile bina yapım kuralları, kontrol ve güvenlik mekanizmaları değerlendirilmektedir.

Türkiye, bu endekste 1 basamak geri giderek bu yıl 102’nci sırada yer almaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, Türkiye bu alanda düşük bir performans sergilemeye devam etmektedir. Türkiye’de inşaat izninin alınması için 18 farklı işlemden geçilmesi ve bu işlemlerin tamamlanması için de toplam 103 gün gerekmektedir. İnşaat izinlerinin alınması için yapılması gereken işlem sayısı açısından Türkiye, AB ortalamanın gerisinde kalmaktadır. Ancak bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için harcanan süre göz önüne alındığında, Türkiye’nin bu alanda AB ortalamasın üstünde bir performans sergilediği dikkat çekmektedir.

Birkaç yıl evvel, Türkiye’de parsel planının teslim edilmesi için tanınan sürenin sınırlandırılması ve iskân izni için gerekli belge sayısının azaltılması, inşaat izni alınması için gereken sürenin indirilmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca iki yıl önce, Türkiye’de itfaiyeden alınan izin için gerekli sürecin hızlandırılmasına yönelik de önemler alınmıştır. Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, Türkiye’nin bu alandaki performansının AB ortalamasının çok altında kaldığı gözlemlenmektedir. Avrupa Komisyonunun 2016 İlerleme Raporu’nda, Türkiye’de inşaat izinlerini alma sürecinin hızlandığı ancak bu sürecin halen çok külfetli olduğu belirtilmektedir.

Elektrik Bağlatma

3

“Elektrik Bağlatma” endeksi ile yerel bir işletmenin elektrik bağlantısını kurmak için aşması gereken işlemler ve ayrıca bu işlemlerin tamamlanması için gereken süre ve harcanan maliyet hesaplanmaktadır.

“Elektrik Bağlatma” kategorisi kapsamında tedarik güvenliğini ve tarifelerin şeffaflığını ölçen bir endeks de bulunmaktadır.

“Elektrik Bağlatma” endeksine göre, Türkiye geçen seneye göre 22 sıra gerileyerek bu yıl 58’inci sıraya düşmüştür. “Elektrik Bağlatma” kategorisinin Türkiye’nin en iyi performans gösterdiği alanlardan biri olduğunu hatırlamak gerek. Türkiye’nin bu sıralamadaki düşüşü büyük bir olasılıkla diğer ülkelerin bu alanda önemli reformlar gerçekleştirmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu gelişmeler çerçevesinde, geçen yıl
AB ortalamasından daha üstün bir performans sergileyen Türkiye’nin bu alanda AB ortalamasının gerisine düştüğü gözlemlenmektedir.

Türkiye’de yerel bir işletmenin elektrik bağlantısını kurmak için 4 işlemden geçmesi gerekmektedir. Türkiye’de şirketler tesislerine toplam 63 günde elektrik bağlatabilmektedirler. Türkiye’nin, özellikle bir işletmenin elektrik bağlantısını kurmak için aşması gereken işlem sayısı ve bu işlemlerin tamamlanması için gereken süreyi azaltmak konusunda AB geneline göre daha başarılı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, geçtiğimiz yıllarda, Türkiye’de dış denetimi kaldırılarak ve ayrıca bazı idari masraflar düşürülerek şirketlerin elektrik bağlatma süreci kolaylaştırılmıştır.

Ancak Türkiye’de bir işletmenin elektrik bağlantısı kurması çok maliyetli olmaya devam etmektedir. Maliyet konusunda Türkiye, AB ortalamanın çok gerisinde kalmakla beraber, AB’de bu alanda en düşük performans içinde bulunan Romanya’nın da altında bir performans sergilemektedir. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin şirketler için elektrik bağlatma maliyetini düşürmeye yönelik adımlar atması zorunlu görülmektedir.

Tapu Siciline Kayıt

4

“Tapu Siciline Kayıt” endeksi ile bir şirketin başka bir şirketin mülkiyetini alması ve mülkiyeti kendi üzerine geçirmesi için gereken tüm işlemler değerlendirilmektedir. Bu endeks kapsamında ayrıca arazi idare sisteminin kalitesi değerlendirilmektedir.

Türkiye’de bir mülkün tescil edilmesi için toplam 7 işlem gerekmekte ve bu işlemlerin tamamlanması 7 gün sürmektedir. Türkiye’de bir şirketin mülk edinmesi ve mülkiyeti kendi üzerine geçirmesi için öngörülen işlem sayısı AB ortalamasına göre daha fazla ancak, bu sürecin AB geneline göre çok daha kısa sürdüğü ve maliyetin de daha az olduğu dikkat çekmektedir. Her ne kadar, geçtiğimiz yıllarda, Türkiye’de tescil ve birçok başka harçların arttırılması sonucunda gayrimenkul transferleri daha maliyetli hale getirilmiş olsa da, maliyet açısından AB ortalamasına kıyasla biraz daha iyi bir performans sergilediği bir gerçektedir.

Kredi Alma

5

“Kredi Alma” endeksi ile borç alanların ve borç verenlerin kredi bilgi paylaşımları ve onların yasal hakları değerlendirilmektedir.

Geçen seneye göre, Türkiye 4 basamak düşerek bu endekste 82’nci sırada yer almaktadır. Ayrıca, bu alanda Türkiye, AB ortalamasının altında bir performans sergilemektedir. 2004 yılından bu yana, Türkiye’de yasal haklar endeksindeki gücü ve kredi bilgi derinlik endekslerinde önemli bir ilerleme kaydedilmediği gözlemlenmektedir. Türkiye’de, özellikle, borç alanlar ve verenlerin yasal haklarının iyileştirmesi yönünde adımlar atılması gerekmektedir. Geçtiğimiz on yıl içinde borç verme kararlarını kolaylaştırmak amacıyla kredi bilgilerine erişim imkânlarının yaygınlaştırılması için yeni önlemlerin alınmadığı görülmektedir. Buna rağmen, Türkiye’de kredi bilgi paylaşımını ölçen endeks, yasal haklar endeksine göre daha yüksek düzeyde olmakla beraber, AB ortalamasının da üstünde seyretmektedir. Kredi bilgilerinin paylaşılması özellikle küçük şirketlerin krediye erişme şansını yükseltmek açısından önem taşımaktadır.

Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması

6

“Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması” endeksi ile yöneticilerin kendi çıkarları için şirketi kullanmalarına karşı azınlık hissedarlarının korunma gücü değerlendirilmektedir.

“Azınlık Pay Sahibi Yatırımcıların Korunması” başlıklı endekste 4 basamak düşerek 22’nci sırada yer almasına rağmen, bu, Türkiye’nin en iyi performans sergilediği alan olmaya devam etmektedir. Türkiye’de 2012 yılında yürürlüğe giren yeni ticaret kanunu ile yatırımcıların korunmasına ilişkin önemli önlemler alınmıştır. Söz konusu kanun sayesinde yöneticilere yönelik olarak, ilgili tarafların şirket kârlarını boşaltmalarıyla ilgili suiistimal içeren işlemlerinden sorumlu tutulmalarını sağlayan düzenleme ve hissedarların iddia konusu zararı doğuracak çıkar çatışmalarını araştırmak üzere bir müfettiş görevlendirilmelerini talep etme imkânı tanınmıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda, Türkiye, bir yıl zarfında, “Yatırımcıların Korunması” endeksinde 33 basamak yükselmeyi başarmıştır. Bu yeni kanun, Türkiye’nin bu alandaki performansını önemli ölçüde güçlendirmiştir.

Kuşkusuz bu atılan olumlu adımlar sonucunda, Türkiye bu endekste AB ortalamasının üstünde bir konuma girmektedir. Ayrıca bu endeksin hesaplanmasında dikkate alınan üç göstergede Türkiye’de AB geneline göre yöneticilerin kendi çıkarları için şirketi kullanmalarına karşı azınlık pay sahibi yatırımcılarının korunmasının daha etkin bir şekilde sağlandığı ortaya çıkmaktadır. Yatırımcıların iyi korunması keyfiyeti Türkiye’de büyümek isteyen şirketlerin ihtiyaç duydukları sermayeyi geliştirmeleri ve çeşitlendirmeleri açısından büyük önem taşımaktadır.

Vergilerin Ödenmesi

7

“Vergilerin Ödenmesi” endeksi ile orta boy işletmelerin belli bir sürede ödemeleri gerektiği vergileri ve ödenen vergilerinin şirket için getirdiği idari külfet dikkate alınmaktadır. Bu yılkı raporda, vergi mükellefiyetinin yerine getirilmesinden sonra, KDV iadesi, vergi denetimleri ve idari vergi itirazları gibi beyanname sonrası şirkette yaşanan süreçleri de dikkate alan bir kriter eklenmiştir.

“Vergilerin Ödenmesi” endeksinde, Türkiye geçtiğimiz yılın sıralamasındaki 128’inciliğini korumaktadır. Ancak, bu yılki raporda yaşanan en büyük sürpriz Dünya Bankası’nın uyguladığı yeni hesaplama metodolojisi sonucunda Türkiye’nin bu endekste gösterdiği performansında çok önemli bir düşüş yaşanmasıdır. Geçtiğimiz yıl bu endekste 61’inci sırada yer alan Türkiye, bu yeni hesaplama doğrultusunda 128’inci sırada yer almaktadır. Bu önemli düşüş sonucunda, “Vergilerin Ödenmesi” Türkiye’nin en kötü performans gösterdiği alan olarak ortaya çıkıyor.

“Vergilerin Ödenmesi” endeksine yukarıda belirtilen yeni bir kriterin eklenmesi sonucunda, Türkiye’nin bu alanda kaydettiği performansta önemli bir düşüş yaşandı. Türkiye, 190 ülke arasından Güneydoğu Asya’da bulunan Doğu Timor’dan sonra bu alanda en kötü performansı gösteren ikinci ülke konumundadır.

Bu yılki raporda eklenen yeni kriter dışında diğer kriterlere bakıldığında, geçtiğimiz yıl olduğu gibi, Türkiye’de işletmelerin ödemeleri gereken ortalama vergi sayısı bu yıl içerisinde yine 11 olarak kalmaktadır. Şirketlerin bu vergileri ödemek için ise yılda 216,5 saat ayırdıkları tespit edilmiştir. Geçtiğimiz yılla kıyaslandığında, vergilerin ödenmesi için ayrılan sürede kısmen bir iyileştirilme sağlandığı gözlemleniyor.

Türkiye’deki şirketler toplam kârın yüzde 41,1’ini vergiye yatırmaktadır. 2006 yılında, Türkiye’de toplam vergi oranının, kârın yüzde 53’ünü oluşturduğu göz önünde tutulduğunda, bu alanda önemli ilerleme kaydedildiği ortaya çıkmaktadır. Bir kaç yıl evvel, Türkiye’de şirketlere yüzde 5 avantaj getiren sosyal güvenlik primi indiriminin sağlanması, olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak iki yıl önce işverenler için sosyal güvenlik katkı oranının şirketler açısından yükseltilmesi, vergilerde artışa neden olmuştur.

Bu yılki raporda, Türkiye’de elektronik fatura ve defter kaydı uygulamaları hayata geçirilerek, vergilerin ödenmesinin kolaylaştırıldığı belirtilmektedir. Ancak raporda ayrıca, Türkiye’de çek üzerine uygulanan gelir vergisi oranının artırıldığına da dikkat çekilmektedir.

Şirketlerin vergi ödenmesine ilişkin endekste uygulanan yeni metodoloji sonucunda, Türkiye’nin bu alandaki performansının AB ortalamasının altına düştüğü gözlemlenmektedir. Türkiye’nin önümüzdeki dönemlerde, özellikle vergi ödeme süresini iyileştirmeye yönelik adımlar atması şart.

Sınır Ötesi Ticaret

8

“Sınır Ötesi Ticaret” endeksi ile malların deniz yoluyla ihraç veya ithal edilmesi için gerekli belgelerin yanı sıra tüm bu sevkiyat işleminin süresi ve maliyeti göz önünde tutulmaktadır.

Türkiye bu endekste 70’inci sırada yer almaktadır. Türkiye’nin bu alanda AB’nin performansının çok gerisinde kaldığı gözlemlenmektedir. Nitekim bu alanda en kötü performans gösteren İrlanda’nın altında da bir performans sergilediği dikkat çekmektedir.

Türkiye’de sevkiyat işlemlerinin AB’ye göre çok daha maliyetli olduğu gözlemlenmektedir. Ayrıca, Türkiye’de ticaret belgelerinin (özellikle ithalat için gerekli belgeler) hazırlık süreçlerinin de AB’ye göre çok daha uzun olduğu saptanmış bulunulmaktadır. Bu bağlamda, ticaret belgelerinin hazırlanması için gerekli sürenin azaltılmasıyla ve maliyetinin düşürülmesiyle, Türkiye’de ithalat ve ihracat işlemlerinin önemli derecede kolaylaştırılabileceği kaydedilmektedir.

Sözleşmelerin Uygulanması

9

“Sözleşmelerin Uygulanması” endeksi ile yerel mahkemelerde, adli sistemin, bir ticaret davasını çözmesi konusunda ne kadar etkili olduğu değerlendirilmektedir.

“Sözleşmelerin Uygulanması” endeksi, Türkiye’nin “Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması” endeksinden sonra en iyi performans sergilediği ikinci alanı teşkil etmektedir. “Sözleşmelerin Uygulanması” endeksinde, 33’üncü sırada yer alarak Türkiye, bu alanda AB ortalamasından daha üstün bir performans sergilemektedir.

Son birkaç yıl içerisinde, yeni bir Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kabul edilmesi ve mahkeme hizmetlerinden faydalanmak için elektronik kayıt sisteminin oluşturulması ile sözleşmelerin uygulanmasında önemli kolaylıklar sağlanmış ve bu husus Türkiye’nin endeks sıralamasına olumlu olarak yansımıştır. Nitekim Avrupa Komisyonunun bu yılki İlerleme Raporu’nda, bu elektronik başvuru sisteminin oluşturulmasıyla sözleşmelerin uygulamaya geçirilmesinin kolaylaştırıldığının altı çizilmektedir.

Ancak aynı raporda, Türkiye’de ticari sözleşmelerin uygulamaya geçirilebilmesinin halen uzun bir süre aldığına da dikkat çekilmektedir. Her ne kadar bu alanda Türkiye, AB geneline göre daha iyi bir performans sergilese de, bir ticari sözleşmenin uygulanabilmesi yolunda yapılan işlemlerin tamamlanması için toplam 580 gün harcanmaya devam edildiği saptanmaktadır. Sözleşmenin uygulama maliyeti talebin yüzde 24,9’unu oluşturmaktadır. Bu maliyet oranı da AB ortalamasının üstündedir.

İflasın Çözümü

10

“İflasın Çözümü” endeksi ile iç varlıklara ilişkin tasfiye süresi ve maliyeti değerlendirilmektedir. Ayrıca mevcut yasal çerçevenin bütünlüğü ve yeterliliğinin iflas çerçeve endeksi gücü ile tasfiye ve yeniden organizasyona olan uygulanabilirliği dikkate alınmaktadır.

“İflasın Çözümü” endeksinde, Türkiye, geçtiğimiz yıla göre 2 basamak gerileyerek 126’ncı sıraya düşmüştür. Türkiye bu alanda çok düşük bir performans sergilemenin yanında AB’nin çok gerisinde kalmaya devam etmektedir. Nitekim bu alanda en kötü performans gösteren Malta’nın altında bir performans sergilediği dikkat çekmektedir.

Türkiye’de bir şirketin tasfiye prosedürleri ortalama 4,5 yıl sürmektedir. Türkiye’de alacakların geri dönüş oranının ise yüzde 18,7’e gerilediği gözlemlenmektedir. Avrupa Komisyonunun yayımladığı son İlerleme Raporu’nda, Türkiye’deki tasfiye süreci “ağır” ve “verimsiz” olarak nitelendirilmektedir. Raporda, Türkiye’de şirket tasfiyesinin maliyetli olmaya devam ettiğine ve daha uzun zaman alan bir süreç olduğuna vurgu yapılmaktadır. Bu tablo sonucunda, geçtiğimiz yıl, kapanan veya tasfiye edilen işletme sayısında 2014 yılına göre yüzde 13,4 oranında azalma kaydettiğine dikkat çekilmektedir.

Türkiye’de iş ortamına yönelik reform süreci hız kaybetti

11

Tüm bunların yanı sıra, Türkiye’nin “İş Yapma” endeks sıralamasında geçen seneye göre altı basamak gerileyerek 69’uncu sıraya düştüğü de unutulmamalıdır. Türkiye’nin “İş Yapma” endeksindeki düşüşüne ilişkin olarak, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Johannes Zutt, bu gerilemenin diğer ülkelerin Türkiye’ye kıyasla daha hızlı ve daha fazla reform yapmalarına da dayalı olabileceğine dikkat çekmiştir.

Kuşkusuz bu sıralamada, diğer ülkelerin gösterdiği performans da önem taşımaktadır. Ancak Avrupa Komisyonunun yayımladığı son İlerleme Raporu’nda işaret edildiği üzere, Türkiye’de yapısal reformların hayata geçirilmesi konusunda bir yavaşlama yaşandığı da inkâr edilmez.

Bu yılki İş Yapma Raporu’nda işaret edildiği üzere, Türkiye’de şirketlerin iş kurmaları ve iş yapmaları için bazı önemli reformların gerçekleştirildiği de bir gerçektir. Örneğin Türkiye’de şirket kaydına ilişkin gerekli zamanın azaltılarak iş başlatma süreci kolaylaştırmıştır. Bu gelişmeler Türkiye’nin “İşe Başlama Kolaylığı” endeks sıralamasında yükselmesini sağlamıştır. Buna ek olarak, vergilerin ödenmesi alanında, bir yandan Türkiye’de elektronik fatura ve defter kaydı uygulamalarını hayata geçirerek vergilerin ödenmesi kolaylaştırılırken, öte yandan çek üzerine uygulanan gelir vergisi oranının artırılması olumsuz bir gelişme niteliğindedir.

Bu yılki sıralamada, Türkiye’nin sadece “İşe Başlama Kolaylığı” alanında bir yükselme kaydettiği gözlemlenmektedir. Öte yandan, “Tapu Siciline Kayıt”, “Vergilerin Ödenmesi” ve “Sınır Ötesi Ticaret” kategorilerinde Türkiye’nin geçen yılkı konumunu korumayı başarırken, geriye kalan diğer alanlarda ise sıralamalarda gerilediği tespit edilmiştir. Bu gerilemenin özellikle “Elektrik Bağlatma” alanında daha belirgin olduğu dikkat çekmektedir.

Tüm bunların yanı sıra, Türkiye’nin en iyi performans gösterdiği alanın “Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması” olmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Buna karşın, Türkiye’nin en kötü performans sergilediği alan olan “İflasın Çözümü” kategorisine bu yıl “Vergilerin Ödenmesi” de eklenmektedir.

Türkiye’deki iş yapma ortamı koşulları AB’nin çok gerisinde kalıyor

12

Türkiye’nin AB üyesi olabilmek için yerine getirmesi gereken kriterler arasında iyi işleyen bir pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesine sahip olması gerektiği göz önünde tutulursa, Türkiye’deki iş yapma ortamının, diğer AB Üye Devletleri’nin yanı sıra aday ve potansiyel aday ülkeler ile bir kıyaslamasının yapılması faydalı olacaktır.

Mart 2015’te AB üyelik başvurusunu geri çekmesine rağmen, bu kıyaslamada İzlanda da yer almaktadır.

AB Üye Devletleri’nin sıralamasına dayanılarak kıyaslama yapıldığında, Türkiye’deki iş yapma ortamı koşullarının AB’nin biri dışında tüm üye ülkelerinin gerisinde kaldığı gözlemlenmektedir. Sıralamada, Türkiye, sadece Malta’dan daha iyi bir performans sergilemektedir. Geçtiğimiz yılki sıralamada, Yunanistan ve Lüksemburg’un da önündeyken, bu yıl bu iki ülke de Türkiye’yi geçmiş bulunmaktadırlar.

Türkiye ile beraber katılım müzakerelerine başlayan ve 1 Temmuz 2013 tarihinde AB’ye katılan Hırvatistan’daki iş yapma koşulları önceki iki yıla kadar Türkiye’nin gerisindeyken, geçtiğimiz sene itibarıyla sıralamadaki yeri Türkiye’nin önündedir.

Diğer yandan, kıyaslamaya aday ve potansiyel aday ülkelerin sıralamasına göre bakıldığında, aday ülkelerden Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk ve Kosova’daki iş yapma ortamı koşullarının Türkiye’den daha iyi olduğu gözlemlenmektedir. Geçtiğimiz bir yıl zarfında, özellikle Arnavutluk’un sıralamada önemli derece yükseldiği dikkat çekmektedir. Öte yandan, Mart 2015’te AB üyelik başvurusunu geri çeken İzlanda da Türkiye’den daha iyi bir performans sergilemektedir.

Sıralamada, Türkiye, sadece Bosna Hersek’in önünde bulunmaktadır. Oysa geçtiğimiz yıl Türkiye sadece Bosna Hersek’in değil Sırbistan, Kosova ve Arnavutluk’un da önünde yer almaktaydı.

13

Göstergeler bazında incelendiğinde ise, Türkiye, “İşe Başlama Kolaylığı”, “İnşaat İzinlerinin Alınması”, “Elektrik Bağlama”, “Tapu Siciline Kayıt”, “Vergilerin Ödenmesi”, “Sınır Ötesi Ticaret” ve “İflasın Çözümü” alanlarında AB performansının gerisinde kalmaktadır. Bu fark, “İflasın Çözümü” ve “Vergilerin Ödenmesi” alanlarında daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Buna karşın ,“Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması” ve “Sözleşmelerin Uygulanması” alanlarında ise Türkiye, AB’ye kıyasla daha iyi bir performans sergilemektedir. Bu öne çıkmanın en belirgin olduğu alan ise kuşkusuz “Azınlık Pay Sahibi Yatırımcılarının Korunması”dır.

Tüm bu tespitlerin ışığında, AB’ye aday bir ülke olarak Türkiye’deki iş yapma ortamı koşullarını AB’nin çok gerisinde kaldığı ve geçen seneye göre daha karamsar bir tablonun ortaya çıktığı inkâr edilemez. Her ne kadar uzun yıllardır, Türkiye, Birlik içindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleri ile baş edebilme kapasitesine sahip olduğunu göstermiş olsa da, Türkiye’deki şirketlerin iş kurmalarını ve iş yapmalarını kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda, sadece şirketlerin pazara girişleri ve çıkışlarını kolaylaştırıcı önlemlerin alınması yeterli olmayacaktır. Tüm bu düzenlemelerin yanı sıra, Nisan 2016’ta düzenlenen Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısında da vurgulandığı gibi, Türkiye’deki hukukun üstünlüğünün de güçlendirilmesi şarttır. Oysa, Dünya Adalet Projesi’nin 2016 Küresel Hukukun Üstünlüğü Endeksi verilerine göre, Türkiye 113 ülke içinde 99’ncu sırada yer almaktadır. Bu sıralamada Türkiye’nin, örneğin Çin (80’inci), İran (86) ve Rusya (92) gibi ülkelerin arkasında yer aldığı da dikkat çekmektedir.

Türkiye’nin iş ortamını iyileştirebilmesi ve bu bağlamda hem yabancı yatırımları daha fazla çekebilmesi hem de rekabet gücünü artırabilmesi için şirketlere ve yatırımcılara öngörülebilir ve güvenilir bir hukuk sistemi de sunması büyük önem taşımaktadır.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: