«Vatan Haini» mi dediniz?


Alın size «Dik Âlâsı!»

© photocredit

AKP, 2002 yılında bu inkarcı kâfir ve onun peşine takılan rantçı, rejim düşmanı cemaatiyle, sözde İslami vizyonu öne çıkararak, bu kişi ve cemaatini kendine gizli şerik kabul ederek, el ele koalisyon kurmuştur. penguen RTE, gizli ortağının İslamı yıkıcı faaliyetini önemsememiştir. Sıra dünyevi menfaate gelince dur demiştir. Öyleyse, bu hükümetin İslamı savunması bir yana asıl itibariyel İslamı, kendi ikbali için kullandığı izahtan varestedir. Buna sandığa giderek bu iktidarı devam ettirmenin hem uhrevi ve hem de dünyevi sorumluluğu azıcık zeka sahibi müslümanın malumudur. Cumhur sorumluluğunu bilmelidir. Allah, merhametiyle terbiye ettiği gibi aklını kullanmayanları musibetle de terbiye eder. İlmihal bilgilerine vakıf olmak farzdır. Öyleyse, ”İdam gelsin,Başkanlık gelsin, AB’den bize ne, bla…bla…bla” konuşmadan önce Siyaseti de, Hukuku da, Ekonomiyi de ve Sosyolojiyi de bize yetecek kadar bilgili olmak Vatandaşlık hakkının zorunlu gereğidir. Buna vakıf olmadan ahkam kesmek, Vatan hainliğinin ta kendisidir.

***

Alavere-Dalavere, Türkiye gidiyor güme…

münir_kebir

©Münir Kebir

1923 te Cumhuriyete kavuşan Türkiye, 609 yıllık Osmanlı İmparatorluğunun bakiyesi olarak bugünlere gelmiştir. Tam 93 yıl…

Cumhuriyet; bir ülkede, ülkeyi kimlerin yönetmesini belirleme hakkının halka ait olduğu bir düzenin adıdır. Kısaca Cumhuriyet; Halkın iradesiyle ülke yöneticilerini bir ekip şeklinde belirlemek hakkıdır. Bu ekip, ülkede Parti olarak kendini gösterir.

Cumhuriyet te halk, 7’den 70’e herkes değildir. Çünkü, Halkın içinde akıllısı var delisi var, tahsillisi var tahsil görmemişi var, kadını var erkeği var, çocuk var yetişkin var. Silah altına alınmış emir altında olanı var sivili var, mahkum olup, hürriyeti kısıtlanmış tevkif edileni var özgür olanı var. Varda var….

İşte tam bu noktada, halk arasından kimlerin yönetimi belirlemesi gerekir sorusu ortaya çıkmaktadır. Bu soruya Türk ulusu olarak bizler, Atatürk sayesinde Demokrasinin kriterlerini kendimize uygun görmüşüz.

Öyleyse Demokrasi nedir?… Bunu bilmemiz gerekecek. Demokrasi 7’den 70’e olan halk arasından Cumhuru belirleyen bir düzendir. Yani,kimlerin oy sandığına gitme hakkına sahip olduğunu, biz demokrasi sayesinde belirleriz.

Cumhur, oy kullanma hakkı olan halk demektir. Demokrasi, gerçek halk iradesinin; eğer akli melekesinde tıbben bir hastalık hali yoksa, 18 yaşını bitirmiş insanların artık iyiyi kötüden ayırabilecek yaş olduğunu belirterek, bu yaşın üstünde, kadın-erkek, Dindar-Dinsiz, Kürt-Türk ya da Laz, Boşnak, Çerkez, Gürcü her kimse, yeter ki vatandaşlık bağına sahip olsun, birini diğerinden ayırd etmeksizin, herkesin “Cumhur” olduğunu ilan eden bir düzendir.

Bu açıklamalardan anlıyoruz ki, Cumhuriyet önce baş aşağıdır, Demokrasi ise onu ayakları üzerine kaldırarak tutan bir düzendir. Yani açıkçası, Demokrasi olmadan cumhurun kimler olacağı bilinemez. Bu yüzden Cumhuriyet bitkisel hayat süren bir hasta konumuna düşer.

*****

İşte, yanıbaşımızda komşumuz İran var. Orada da Cumhuriyet var ama,adı “İslam Cumhuriyeti”…….. Biz de % 95 itibariyle Müslüman Cumhuruz. Neden biz İslam Cumhuriyeti değil de, Demokratik Cumhuriyetiz? Biz de ”İslam Türkiye Cumhuriyeti” olamaz mıyız?

Bu sorunun cevabı; Hayır olamayız…

Sebebine gelince; Ülke yönetimi, Dünyevi bir hadisedir. Bu yüzden, İslam dininin bu konuya bakış açısına ilişkin kısa bir açıklama ile sorunun “Hayır” yanıtının nedenini bilmemiz gerekecek.

İslam dini; iki temel üzerine oturmuş en son kitabî bir dindir. Bu iki temelden biri, ”Usul-ü Din” temeli diğeri ise “Für-û Din” temelidir. Birincisinin adı, Akaid ya da Amentüdür. İkincisinin adı ise Fıkıh yani Ameli kurallardır.

İslam; Amentüyü, Tevhid (tek tanrı) inancı üzerine kurmuştur. Buna göre, hiçbir dönemde, yani hiçbir peygamber, risalet misyonunu bu inanc temeli dışına çıkarmamış ve kıyamete kadar da değişemeyeceğini ilan etmiştir.

*****

Usul-ü Din konusu kapsamına giren hükümlerde (Amentüde) Yaratıcı, bu nedenle, hiçbir değişiklik yapılamayacağını kat’i olarak hükme bağlamıştır.

Bunun ardından gelen ikinci temel, Für’û Din konusu olan ameli hükümlerdir. Bu hükümler dünyevi meselelere ilişkin hükümleri içeren kanunların tamamıdır.

Ameli hükümlerin en başında gelen hüküm (ahkâm) şudur; “Zamanın değişimine göre Ahkam da değişir” Ayrıca,Ahkâmın günün koşullarına göre değişmesinde,Hz.Muhammed (SAV)’in, Hadisi ise şöyledir; “Bir şey akla uygun ise onu alınız, biliniz ki o İslamiyet’tendir. Eğer akla uygun değilse biliniz ki, o islamiyetten değildir”

Bu açıklamadan sonra pratiğe dönersek; İran İslam Cumhuriyeti “Cumhur”un belirlenmesinde kadını devre dışı bırakmaktadır. Oysaki, zamanımıza göre, kadın artık bir akademisyen, bir hâkim, bir avukat, bir tüccar, bir esnaf, bir memur, bir öğretmen ve daha nice mesleklerde ve üretim faaliyetinde bulunmakla; hüviyet, yetenek ve becerileriyle hükmen erkek olabilmiş bir statüdedir. Öyleyse, İran “Zamanın değişimine göre ahkâm da değişir” kuralı yanında yukarıda belirttiğim hadisi de, devre dışı bırakmaktadır.

Demokrasi ise, hem ahkâmla hem de hadisle örtüşmektedir. Öyleyse; İran İslam Cumhuriyeti, İslamın değil, onun milli kimliği olan “Şia” akidesiyle örtüşen bir cumhuriyettir. İslamla Değil!….

*****

Şimdi gelelim esasa;

Her ülkenin yönetimi bir rejim çerçevesinde kendini gösterir. Rejim, ülkenin yönetim şeklini, siyasi ve idari yapılanmayı belirleyen düzeni bize ve tüm dünyaya ilan eden yasal ve işlevsel bir belgedir. Bu Belge, genellikle Anayasa olarak kendini gösterir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasal bir devlettir.

*****

Ülkemizin bir kaos içerisine düştüğünü bir önceki yazımda belirtmiştim. [Allahım ne olur aklımı koru!….] + [Kaosla yaşamak!!] Bu Kaos içerisindeyken, bugün geldiğimiz Başkanlık sevdasının, ülkemiz için olup olmadığını aşağıdaki açıklamayla sızlere/siz Cumhura bırakıyorum.

14 yıldan beri Cumhurun, ülke yönetimine muktedir kıldığı Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve onun partisinin Siyaset, Hukuk, Ekonomi ve Sosyolojik uygulamalarına sadece göz atalım.

SİYASET; 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ terör örgütünün, ele başı Fethullah GÜLEN, ”Ilımlı İslam Projesi” adı altında, başlığı kulağa hoş gelen Vatikan-Papa ilişkisi sürecinde; 1998 yılında yayınladığı bir makalede, şu beyanata yer vermişti. (Aynen aktarıyorum)

* ..(..) Zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki, ehl-i kitapla (Vatikan’ı/Katolikleri kastediyor.M.Kebir) temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır. Çünkü, Allah’ın gönderdiği kitapların hemen hepsinde tekrarlanan amentüdür; Allah birdir, Peygamberler haktır, Melekler vardır, Kitaplar gönderilmiştir, Ahiret vardır, Ölen insanlar bir gün dirilecek, yaptıkları iyiliklerin mükafatını, kötülüklerin de mücazatını göreceklerdir.

* Bu temel noktalar bir amentüden başkası değildir ve biz ehl-i kitapla bu amentüde müttefikiz. Garip olan şudur ki, ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyoruz da, teferruatı ileri sürüp mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz.. (..)

Bu ifadede, Allah’ın gönderdiği kitapların hepsinde tekrarlanan amentü (İslam inancına göre); Hiristiyanlığın Teslisini DEĞİL!… Tevhidi esas almıştır.BU bir…

İkincisi;

İslamın amentüsünde; Hak peygamberler arasında en son peygamber Hz.Muhammed’e (SAV) ve Kitaplar arasında Kur’an-ı Kerime iman etmek olmazsa olmazdır…Hiristiyanlık alemi, Hz.Muhammed’in(SAV) Peygamberliği ile birlikte Kur’an-ı Kerimi ve vahyi red etmektedir. Bunları, bir müslümanın teferruat sayması, onun Müslüman olamadığının/asla olamayacağının yegane kanıtıdır.

AKP, 2002 yılında bu inkarcı kâfir ve onun peşine takılan rantçı, rejim düşmanı cemaatiyle, sözde İslami vizyonu öne çıkararak, bu kişi ve cemaatini kendine gizli şerik (ortak) kabul ederek, el ele koalisyon kurmuştur.

Bu, vatan, millet ve İslam düşmanı cemaate, ülkemizin, İdare, Mülkiye, Adliye ve Askeriyesini teslim etmiştir. Sıra sadece MİT’e geldiğinde araları bozulmuş ve bu bozulma ülkeyi 15 Temmuz 2016 darbe girişimine maruz bırakarak At izi ile İt izinin karıştığı bir ülkeye bizi maruz bırakmıştır. Buradan şunu rahatlıkla çıkarıyoruz ki: RTE, gizli ortağının İslamı yıkıcı faaliyetini önemsememiştir. Sıra dünyevi menfaate gelince dur demiştir. Öyleyse, bu hükümetin İslamı savunması bir yana asıl itibariyel İslamı, kendi ikbali için kullandığı izahtan varestedir. Buna sandığa giderek bu iktidarı devam ettirmenin hem uhrevi ve hem de dünyevi sorumluluğu azıcık zeka sahibi müslümanın malumudur.

EKONOMİ: Bu yazıyı okuyan, yazan kadar bilgi sahibidir. Ülkenin Cumhurbaşkanı, başbakanı ve her şeyi olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan; ”Tulumbada su bitmiştir” dedikten sonra, bu ülkede yaşadığımıza göre… Geçiyorum…..

HUKUK: Bu konuda sadece, bugünkü basında yer alan, Yargıtay onursal Başkanı olarak hepimizin yakinen tanıdığı Prof.Dr.Sami SELÇUK’un, Basın Konseyinin AB ile ortaklaşa düzenlediği; “Medya ve Etik Konferansı”nda yaptığı konuşmadan sadece bir cümle ilave edeceğim.

* “Günümüzde,artık yargı bağımsızlığının çiğnendiğinden söz etmenin zamanı geçmiştir…(..)..resmi dille konuşanların da itiraf ettikleri üzere, artık Hukuka güven kalmamıştır. Bu nedenle kahraman yargıçlara gereksinmemiz var.”

Bunu da bu kadarlıkla yetinerek geçiyorum.

SOSYOLOJİ (TOPLUMSAL DÜZEY); Yazıyı uzat-ma-mak için devam etmiyorum. Çünkü TV haberleri,- Basın kuruluşları çoğunluk itibariyle yandaş medyaya dönüşmesine karşı, dinlediğimiz haberler– yine de normal akıl ve zeka sahibini yeterince aydınlatıyor. Ben ne anlatayım ki!..,

Son Söz; Cumhur sorumluluğunu bilmelidir. Allah, merhametiyle terbiye ettiği gibi aklını kullanmayanları musibetle de terbiye eder.Tercih kişiseldir. Nüfusumuzun mademki % 95’i müslümandır. O halde şunu da söylemem zorunludur. İslam dininde, Kur’anın ve Hadislerin tamamını bilmek zorunlu değildir. Ama İlmihal bilgilerine vakıf olmak farzdır. Öyleyse, ”İdam gelsin,Başkanlık gelsin, AB’den bize ne, bla…bla…bla” konuşmadan önce Siyaseti de, Hukuku da, Ekonomiyi de ve Sosyolojiyi de bize yetecek kadar bilgili olmak Vatandaşlık hakkının zorunlu gereğidir. Buna vakıf olmadan ahkam kesmek, Vatan hainliğinin ta kendisidir.

Saygılarımla,

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: