Bir «Kur Hikâyesi» : AKP + FETO Koalisyonu’ndan…


Ekonominin iflas ettiği günlere nasıl gelindi?

14 yıllık AKP hükümetinin icraatları sayesinde, Türkiye; Siyasi ve Hukuki iflasın ardından şimdi de «haysiyetli» ekonomik iflas sürecine girmiş bulunuyor. Nasıl mı?! Hayret ki hayret… my_lordSiz bu ülkenin insanları değil misiniz yoksa? Hani geçen yıl bu sıralar davul zurna ile zaferini kutlayanlara, «huzur ve istikrar» tesis etsinler diye oy verenler de sizler değildiniz mutlaka! Stockholm sendromu var ya hani, aynen onun gibi; Yaşasın Cumhurbaşkanımız, vardır bir kerameti…. diyen de her seferinde uzaylılardı galiba! Ya Rabbi… Senin gazabından senin merhametine sığınıyoruz. 17 Aralık 2013 Türkiye Siyasi Tarihinde eşi menendi görülmemiş bir fitne tarihidir. Fitne her zaman vardır. Bunu gidermenin tek yolu vardı. O da, Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede aklanmaktı. Ama… Barış Manço ne diyordu? Oku bakiiimmmm… Okuyun da bugünlere seyrede seyrede nasıl gelmişsiniz belki anlarsınız. Kurgu değil canım, gerçekler…

***

Allahım,Milletimizi DİRAYETLİ kıl…

münir_kebir

© Münir Kebir

Yeni bir yılın arefesindeyiz. Her sene Aralık ayı geldi mi, yeni yılda neyi ne kadara alacağımızın kaygısıyla yaşıyorduk. Bu yıl ise daha yeni yıl gelmeden, piyasa öfkesini gösterdi.

Peki ne oldu?….

Tulumbada su bitti….

Nasıl?…

14 yıllık AKP hükümetinin icraatları sayesinde, Ülke, Siyasi ve Hukuki iflasın ardından ekonomik iflasa girdi de ondan…

Nasıl yani?…

Hayret!… sanki bu ülkenin insanı değilmiş gibi, hâlâ insanlar “Nasıl yani?..” diyor!

Hükümet 2002 yılından itibaren, reel sektör dediğimiz sanayi sektörünün tüm lokomotif kuruluşlarını sattı. Bir kaçını hatırlatayım. Telekom, Seka, Petkim, İsdemir, Erdemir, Sümerbank, Tümosan, Tedaş, Tekel, Limanlar… saymakla bitmiyor. Diğerlerini de siz görün . [AKP İktidarında satılan kurum ve kuruluşlar listesi]

**********

E, Hükümet niye sattı?….

Çünkü, Hükümet görünürde Adalet ve Kalkınma Partisi olarak iktidara geldi, ama gerçekte; AKP+ FETÖ koalisyonuydu.

Bu koalisyon; İslam vizyonuyla önceki dönemlerde, gardropçu Atatürkçülerin, Sivil+Asker yüksek bürokratların vesayetinde oligarşi tesis etmişlerdi. Bu oligarşik yapılanma; Laiklik ilkesini öne sürerek sözde Avrupa düzeyinde kalkınmamızda,halkın İslam inancını hafife aldılar.

Öyle ki, PKK terör örgütüyle mücadele görevi verilen askerlerimizden şehit olanlar arasında, başı örtülü anne oğlunun cenaze merasimine alınmıyordu. Hava, Kara, Deniz Harbiye’sinden mezun olan genç teğmenlerin anneleri de zinhar mezuniyet törenine alınmıyordu. Bu durum öyle bir noktaya geldi ki, dönemin Cumhurbaşkanı, çarşıyı, pazarı, caddeyi, kaldırımı “Kamusal alan” ilan ederek, başı kapalı olanların bu alanda gezmeye hakkı olmadığını ilan etmişti.

Tabi Allah ta vuracak ya,

Ve… vurdu. Ama gel gelelim, koalisyon ortağı FETÖ, Vatikan’ın gizli 20 kardinalinden biriydi. Güya, ”Biz de Avrupalı olmayı istiyoruz, işte bunun ispatı bakın Papa’yı ziyaret ediyoruz” mizanseniyle,bu gizli kardinal kimliği, ustaca saklandı.

Diğer ortak AKP bu kimliği biliyordu. Çünkü, geldikleri yer Refah Partisiydi. Parti Başkanı Necmettin Erbakan, FETÖ hakkında reddiye yazmış ve ne yazık ki FETÖ’nün gazabına uğramıştı. Ama, vesayet sistemi ne olursa olsun ortadan kalkmalıydı ve kalktı.

Tabi bu arada FETÖ ülkemizde ; İdareyi, Mülkiyeyi, Adliyeyi ve de Askeriyeyi ele geçirmeyi başarmış, sıra MİT’e gelmişti. İşte bu noktada koalisyon, 17 Aralık 2013 tarihinde yıkıldı.

Anlaşılan odur ki; Allah şehid annesinin de, mezun olmuş öğrencinin de inancına zulm edenlere gazaba gelmenin yanında, tevhid inancını yıkana da (FETO’ya da) gazaba gelmiş ki; Bunun müsebbibini ”Hocaefendi” olmaktan çıkarıp,kırmızı bültenle aranan “Terörist başı” na çevirmişti. Ya hafezenallah!….

**********

Ya Rabbi… Senin gazabından senin merhametine sığınıyoruz.

**********

17 Aralık 2013 Türkiye Siyasi Tarihinde eşi menendi görülmemiş bir fitne tarihidir. Fitne her zaman vardır. Bunu gidermenin tek yolu vardır. O da, Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede aklanmaktır.

Ama Heyhaaat…….

Bu yapılmadı. Çünkü, en başta Adliye, münafık FETO çetesi tarafından müsadere edilmişti.

İşte, o günden itibaren RTE ne yazık ki, –üzülerek söylüyorum– dizine vurmaya başladı. Allah kimseyi ayıp kusur sahibi yapmasın. Çok zordur….

Ülkede, siyaset tamamiyle yandaşlığa dönüştü. Kimine ihale, kimine devlet kefaleti, kimine memuriyet, kimine odun, kömür, buzdolabı, çamaşır makinası…. aldı başını gitti. Siyaset ve Hukuk dumura uğradı.

**********

Bugün geldiğimiz nokta ise Ekonominin iflas ettiği gündür. Bunu yazın bir kenara lütfen..

**********

2001 yılını hatırlayın. Döviz çıpası dediıstık gibi kleri, yabancı paranın fiyatının (kurun) TCMB tarafından ayarlanması iflas etti yerini arz ve talebe bıraktı. Piyasa olarak ta Tahtakale baz alındı. Faiz düşürüldü ve yepyeni bir kapitalizm formatı atıldı.

Yeni Hükümet, anası leyle-yi kadir gecesi doğurmuş olmalı ki, hazıra kondu.Yabancı Sermayeye ceket iliklendi Paranın dini imanı yoktur denilerek,Yabancı sermayeye karşı albenilik en önemli ekonomi stratejisi kabul edildi.

IMF’ye olan borç kapatıldı. Biz IMF’ye borç veririz kabadaylığı her yerde tuttu. Ama yabancı sermaye portföy gelirlerinden oluşuyordu. Kimse Portföy Gelirini bilmediği için Ülkemiz fabrikalardan geçilemez sandı. Oysaki, yabancı sermaye yüksek kurdan dolarını bozuyor yüksek faize yatırıyor, kur düşünce yüksek faizden nemalanan ana parasını bu sefer düşük kurdan dolara, buradan da canı sıkıldı mı parasını memleketine götürüyordu. İşte portföy geliri buydu.

Gün geldi çattı…

Milli gelir, yıl içerisinde katma değer (üretim artışı) üzerinden değil de, düşük faizli tüketici kredilerden sağlanan borçlarla tüketim toplumunun harcamaları gelir kabul edilerek artış sağladığı AKP tarafından övünçle halka anlatıldı. Millet şaşkına dönmüştü. Çünkü hane geliri artmak bir yana habire alım gücü düşüyordu. Bu nasıl bir artıştı?… Stockholm sendromu derler ya.. Aynen onun gibi Yaşasın Cumhurbaşkanımız, vardır bir kerameti….

**********

Dolar aldı başını gitti… ABD 2008 yılında Mortgage (Konut Kredileriyle)parasal genişleme sağlamış ama ters tepmişti. FED (ABD Merkez Bankası) faizi yükselterek piyasadan dolarını ucun ucun çekti. Biz de şapa oturduk.Çünkü lhracatımızın %45’i ithal mallarından oluşuyor.

Beri yanda tüketim toplumu olmuştuk. Portföydeki dolarlar boşaldı. Şimdi Paranın dini imanı yoktur [Babalar Gibi Satıyoruz. Çünkü; in God we Trust!] diyen saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Hz.Muhammed’i (SAV), kendine rol model seçerek, yastık altındaki dolarlarınızı bozun, zarar etseniz bile TL’sına çevirdiğiniz parada bereket vardır dedi. Ama aynı anda, Tunus’un devrik lideri Bin Ali’nin (Zine el-Abidine) krallara lâyık uçağına yaklaşık 80 milyon dolar ödedi.(!) Başbakanımız Binali Yıldırım’ın sevgili oğlunun yurt dışında habire kumarda dolar kaybettiği basında yer almıştı [Oğlunun kumar fotoğrafı] ama helal olsun milletimize daha doğrusu Müslüman kimlikli yandaşlara kimse bunu irdelemedi. Başbakanımız da tekzip etmedi. Ettiyse de ben duymadım.

**********

Ne diyim?…Yazı uzayınca sitem işitiyorum.

YA RABBİİİ… SEN BU MİLLETİMİZE DİRAYET NASİP EYLE. AHMAKLIĞI ÜZERİNDEN KALDIR.

Saygılarımla,

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: