Reality: Friend or Foe!


Gerçek: Dost mu, Düşman mı!

dus_gercek_zaman2

Çamurlu bir yolda ilerlemeye çabalarken, zihnini bulandırma, etraftaki işaretlere bak. Düşüncelerini gömme. Öngörüde bulun ve gerçeğe dönüştürmeye bak – Bob Marley; Gerçeği, insanların ölçüleri ile değil; insanları, gerçeğin ölçüsü ile tanı – Hz. Ali; Arkanı güneşe çevirme, gölgen önüne düşer, gerçek de böyledir – Rabindranath Tagore; Gerçekleri güneşe benzetirler doğrudur, gözlerimizi yakarlar korkusu ile çok defa bakamayız – Cenap Şehabeddin; Gerçeği arayanlar, bütün insanlığın malı olur – Voltaire; Gerçeği yer altına gömseniz bile, o yine büyüyerek patlayacak ve her şeyi yok edecektir – Emile Zola; Gerçeğe ancak tek yoldan gidilir; ama ondan uzaklaştıran binlerce yol vardır – Jean de La Bruyere; Gerçekler çoğu zaman yaşamımızı zehirler. Ancak, korkup kaçmak değil, panzehirini bulmak gerekir – nö; Yalanın faydası bir kere içindir, gerçeğin ise sonsuz – Denis Diderot; Yalanın dostu, gerçeğin de düşmanı çoktur – Emile de Girardin; Zaman değerlidir; ama gerçek, zamandan daha değerlidir – Benjamin Disraeli; Gerçeğin en büyük dostu zaman, en büyük düşmanı tarafgirliktir – Charles Caleb Colton; Gerçekleri öğrenin, analizini yapın, sonra da doğru hissettiğinizi yapın – Robert H. Waterman; İnsanın yalnızca gerçeğin ne olduğunu bilmesi yeterli değil; doğruyu istemesi ve yapması da gereklidir – Wolfgang Van Goethe…

© photocredit

 

***

Continue reading

Türkiye – AB İlişkileri’ndeki Zor Dönem…


…ve ivedilikle aşılması için yeni bir ivme ile siyasî irade arayışı!

AP Kararı, ilişkilerin sağlığı açısından soru işaretleri doğmasına neden oldu.. Bu kötüye gidişin geri çevrilmesi gerekiyor. Türkiye’nin AB perspektifini kaybetmesi ne Türkiye ne de AB’ye yarar sağlar ve buna izin verilmemesi gerekiyor.. Bu bağlamda, iletişim ve müzakere kanalları açık tutulmalı ve Türkiye-AB katılım sürecini tıkanıklıktan çıkaracak yeni bir ivme öncelik verilmeli. Peki neler yapılmalıdır?

Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Perspektifler – Türkiye-AB İlişkileri ve Ekonomi

***

Continue reading

OECD: Economic Survey of Turkey 2016


Turkey 2016: Ekonomik yapıda dayanıklılığın ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi şart!

GDP growth is estimated to have slowed to under 3% in 2016, but is projected to pick up gradually to around 3¾ per cent by 2018. The Turkish economy continues to face geopolitical headwinds and unsettled political conditions, after having weathered a coup attempt in July and engaged in military operations in Syria. Uncertainties are high but fiscal, prudential and monetary policies are supportive andturkey should spur household consumption from late 2016 onwards. New and generous incentives have been introduced to stimulate business investment, which, however, has stayed subdued so far. For private investment to pick up, it is important to durably restore confidence by implementing high-priority structural and institutional reforms. The hard-won fiscal room gained through prudent budget policy enabled the authorities to phase in several counter-cyclical measures. The Medium-Term Economic Programme 2017-2019 published in early October announced further, and welcome, infrastructure investment. A transparent and integrated framework for the planning, procurement and fiscal management of large infrastructure projects, including those undertaken through public-private partnerships, would reduce their costs and create room for other growth-friendly spending, such as on education. [Full Turkey Report]

© photocredit

Growth has been robust despite adverse circumstances but must be rebalanced

***

Continue reading

Bir Devin İki Gözü…


Moskova – St.Petersburg

Bir eski Acem şairi:
«Ölüm âdildir» — diyor, —
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
Boşuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz…
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü? …
Nazım Hikmet
Ölüme Dair
[Tamamı.]

© photocredit

***

Continue reading

Cumhurbaşkanı «K O R K A K» mı?


Aynasının karşısına geçip yanıtını aramalıdır!

Her can korkar. Ama korkunun, insanoğlunda, öteki canlardan apayrı ayrıcalıkları var. Kişi hırsı; Diktatör hırsı ekseriyetle zamanı gelince örtülü korku dürtüsünü tetikler. Çünkü iktidardan düşme korkusurte basar, hastalıklı sıkıntıların emareleri fışkırmaya başlar. Davranışlar normali aşar; irade dışı, akıl dışı, düzgüsüz, dengesiz, korkunun dayattığı bir telâşa dönüşür. Devlet, Toplumun Devletidir. Ne Başbakanın, ne Cumhurbaşkanının ve ne de Bakanların, Meclisin Devletidir. Toplumun çektiği sıkıntılar «diktatör taslakları»ndan değil, emir kulluğu yapanlardan kaynaklanır. Gelir, yasal davranışlar dışına çıkar kişi tapıncı ve makam hesabı, çıkar çirkefi gibi insanoğlunun zaaflarına hükmetmeye başlar ve onu, gerçek insanlık çizgisinden çıkarır. Korku aynı zamanda, kişinin kendine olan güvensizliğinin dışavurumudur, «özgüveni»ni yitirişidir! Kişilik, kişinin kendi yapısını en gerçekçi biçimde tanımasıyla oluşur. Ne horozlanmalarla ne de horozlandıklarını tavukluk yapma zorlamakla gerçek kişiliğe ulaşılabilir. Peki çözüm mü?

***

Continue reading

Sıfır Soruna Sıfır elde var Sıfır…


Burnumuzun dibine «Kürt F-16 Filosu…»

Türk Dış Politikasında işler iyi gitmiyor. Kararsız, güven vermeyen Türkiye imajı, uluslararası ilişkilerinde ve diplomaside Ankara’nın hareket alanını daraltmakla meşgul. Türkiye’nin ABD ile ilişkileri oldukça kritik bir dönemeçten geçiyor; bakalım, nasıl, ne zaman ve nerede “patlayacak” soruları soruluyor. rte_foreign_policyOysa, Ankara’nın elinde Rusya Kozu var. Rusya’nın bölgede İran, Rum Yönetimi ve Yunanistan gibi ülkelerden tam destek alırken, Türkiye’nin seyirci kalması ve Rusya’ya bazı hava alanlarını açıp, kolaylıklar tanımamakta ısrar etmesi anlaşılamıyor. düşünmüyor? Üstelik Ankara’nın elinde, Parlamento’nun bu iş için kendisine verdiği bir yetki de var. Böyle bir tabloda, hem Batının, hem de Rusya’nın Ankara’ya şüphe ile bakmasından daha doğal bir şey olabilir mi? Öte yandan; Bağdat Yönetimi ABD’den dört adet F-16 savaş uçağı satılıyor. Böylece sayı 14’e olaşıyor. ABD’nin Irak’a verdiği F-16 savaş uçakları, aynı zamanda İran’a da verilmiş sayılabilecek. Ancak, Irak Genelkurmay Başkanlığı’nın Kürtlere verildiği hatırlandığında ise, bu uçakların Kürtlerin eline geçmesi ihtimali öne çıkıyor. İran’ın veya Peşmergenin kullanımına geçmesi, Türkiye için artan risk ve tehdit niteliği taşıyor. Türk Hava Kuvvetlerinin içine düşürüldüğü durum hatırlandığında da, bu risk ve tehdit daha fazla ciddiyet kazanıyor.

***

Continue reading

Ballama ve Aba altından Sopa gösterme…


Zamanı yine geldi ve çattı!

© photocredit

Türk’ün, sosyolojik ve psikolojik hali darma duman. Bölünmenin bir adım ötesine geçildi, parçalanma aşamasına sürükleniyor ülke… Strateji yine aynı; uyuyan Türk’ü uyandırmamak; uyumaya meyilli olanları da horoz düdüğü, elma şekeri ve balla uyutmak. bal_aba_sopa_saksi Atatürk ne diyor? ‘Onlardan ayrı ve yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Kuvvetimizin zaafa uğradığı anda bizi tahkir ettiler, aşağıladılar, horgördüler. Anladık ki; kabahatimiz kendimizi unutmaklığımızmış!’ Çok yakın tarihte, 36 etnik parçadan biri gösterdikleri Türk’ü iğdiş etmeye kalkanlar şimdilerde «Milliyetçi» postuna büründüler! Niçin? Yeni anayasa ve devlet başkanlığı dayatması var. Birileri çıkıp ne diyor? 1923 Doğumlu Cumhuriyet’in bekası tehlikede! Eğer fiili durumu hukukileştiremezsek felakete sürükleniyoruz. Kuşkuculara da dönüp ekliyor; ‘bakma sen söylenenlere, yeni anayasa buram buram Türk Milliyetçiliği kokacak! Geçmişimizden ders çıkaranlar ne diyorlar? Gidişat kötü! Nüfusun ekseriyetini oluşturan Türk’ün sırtını yine oy için sıvazlayanlar aslında mayın döşemekle meşguller! Peki hangi taraf doğru konuşuyor acaba?

***

Continue reading

%d bloggers like this: