Bir Devin İki Gözü…


Moskova – St.Petersburg

Bir eski Acem şairi:
«Ölüm âdildir» — diyor, —
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
Boşuna hiddet ediyorsunuz.
Biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz…
Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü? …
Nazım Hikmet
Ölüme Dair
[Tamamı.]

© photocredit

***

moskova

Moskova’ya iner inmez tüm gezginlerin ilk merak ettiği ve gitmek için can attığı yer; tarihi Kızıl Meydan. Her 1 mayısta dev Sovyet gücünün dosta düşmana gösterildiği törenlerin düzenlendiği meydan, şimdi cebi dolar ve avro dolu turistlerin gezindiği mekan haline gelmiş. Yine de eski ihtişamını St. Vasilis Katedrali (fotoğrafta görülen) ve Lenin’in mozolesi sayesinde sürdürüyor.

4

Kremlin sarayının yakınlarındaki Alexandra bahçeleri. Putin’in evine 1 dakika.

5

II. Dünya Savaşında Alman faşizmine karşı savaşmış askerlerin anısına yapılan Meçhul Asker Anıtı önünde 24 saat sönmeyen ateş ve sürekli bekleyen nöbetçiler bulunmakta. Nöbet değişim ânı.

Dünya şiirinin büyük Ustası Nâzım Hikmet’in “Novodevichy Monastyr” (genç kızlar manastırı) arkasında bulunan mezarı. 16-17. yüzyıl mimarisini olduğu gibi koruyan bu mezarlıkta ustaya Rusya tarihinin en önemli yazar, şair ve politikacıları komşuluk yapıyor. Mezarlık kapanmadan 10 dakika önce yetişebiliyoruz. Herhangi bir kroki ya da harita bulamayınca önce kendimiz arıyoruz Nâzım’ı. Ama ne mümkün. O kadar büyük bir yer ki. Binlerce anıt mezar var. Görevli bekçiye panik halde “Nâzım Hikmet- Turkish Poet” der demez “da, Nazim” diyerek bizi ustanın yanına götürüyor. Mezarın hemen önünde Anadolu’dan getirilmiş topraktan oluşmuş tümsek mevcut.

st_petersburg

Ve çarlık Rusyasının sular üzerine kurulu masalsı şehri: Eski Leningrad, 1990’ların başında referandumla ilk adı olan Petrograd’a yakın bir şekilde St. Petersburg olarak isim değiştirmiş. Baltık’tan gelen tehditleri savuşturmak amacıyla kurulan şehrin planı Amsterdam’dan esinlenilerek hazırlanmış. Kışın dahi sivrisinek sorunu olan şehirde musluk suları da tuzlu aktığından içilmiyor. Ama bunların yanında Kuzeyin Venedik’i yakıştırmasını hak edecek kadar da romantik bir şehir.

9

St. Petersburg’un merkezinde devasa bir yapı: St. Isaac Katedrali. Kubbesi altından yapılma ihtişamlı yapı nereden bakılırsa bakılsın, şehrin siluetinde kendine yer buluyor.

10

Hermitage meydanı. Çarlık zamanı emperyal törenlerin düzenlendiği geniş meydanı Hermitage Sarayı çevreliyor. Bu saray, sergilenen 3 milyon objesiyle dünyanın en büyük ilk 3 müzesi içinde yer almakta.

Kazıyınca Boyası Çıkan Kapitalizmin Son Alamet-i Farikası

1a

Şehrin dışındaki eski rejimden kalma, köhnemiş beton yığınlarının arasında tek göz bir apartman katında oturan bu yaşlı kadın devletten aldığı 30 dolarlık emekli aylık yetmediği için sağdan soldan bulduğu boş nescafe kavanozlarını satıyor. Evdeki 20 yıllık tavası da satılık nesneler arasındaydı. Orada durup fotoğraf çektiğim yarım saat içinde bırakın satışı, hiç soran bile olmadı. Moskova’nın hızlı gece hayatı akıp giderken restoran ve barlarda 300 dolar bahşiş bırakan yeni zengin kesim bu teyze ve amca gibi insanlarla iç içe, ama onları görmeksizin yaşıyor.

e

1b

Mc Donald’s, Nike gibi tüketim toplumunun ucube sembolleri köşe başlarında yerini tutmuş. Tüm caddelerde orta sınıf otomobil görmek zor, ya en pahalısından 4 çeker görgüsüz cipler ya da 20-30 yıllık emektar Lada’lar…

1c

Yapımına geçen yüzyılın başlarında başlanmış olan metro, her bir istasyonu ile ayrı müze görünümünde. Bu yüzden Moskovalılar hangi durağa geldiklerini istasyon ismini okumadan kolayca anlayabiliyorlar. (Latin Alfabesinde tabela bulunmadığından turistlerin işi zor!) Stalin’in başlattığı kampanyada üniversite öğrencileri günde 24 saat vardiyalarla çalışarak yukarıdaki “Devrim İstasyonu”nu inşa etmişler. Metronun her yerinde ayrı tarzda yapılmış heykeller, tavanda işlemeler var. Devrimin ilk yıllarında halk el ele vererek alt yapıyı öyle sağlam oluşturmuş ki, İkinci Dünya Savaşında metro şehir halkı için güvenli sığınak olarak kullanılmış.

1d

Bir zamanlar bakanlık ya da hükümet ofisleri olarak kullanılan ihtişamlı binalar şimdi ülkeye gelen turistlerin konakladığı dev otellere ve çılgın alışveriş merkezlerine dönüştürülmüş.


Erkan Aktaş
[Bu Röportaj 10 yıl öncesine aittir!]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: