Koyunlar, davarlar, çobanlar…


…ve Köpekleri!

münir_kebir

© Münir Kebir

Çoban, koyun ve davar gütme mesleğidir.Bu mesleğin de kendi içinde özellik arz eden bir yönetim şekli vardır. Koyun ve Davarlar kışın ağılda, yazın ise yaylalarda beslenir ve piyasada mal haline gelirler. Çobanların yardımcıları köpekler dir. Köpekler, çobanların emrine teslim olmuş yegane yardımcılarıdır. Ama konuşmayı bilmezler çobanın emrine itaat etmekle geçimini sağlarlar. Çoban; yardımcıları köpeklerden oluşan “ mal” yöneticisidir. Sahibi değil… chobanSayın Cumhurbaşkanı ne dediler : Çobanlığın felsefesini anlamayan, psikolojisini anlamayan insan yönetemez! Şahsen mal yerine konulmayı asla kabul etmiyor, reddediyor ve saygı duymuyorum. Kendilerine de Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetinde Hukukun üstünlüğünün anayasada yer aldığı bu ülkemizde; çobanlığı asla reva görmem. Şayet, peygamber de böyle demişti de o yüzden söyledim derse, o zaman kendisine bir çift sözüm olur. Ne mi?

***

ÇOBAN VE KOYUNLAR….

Türkiye Gerçeği: Neredeyse PKK terörüyle kırk yıldır yaşam sürdüren Türkiye’de ,terör; halk nezdinde günlük hayatın olağan akışı olarak kabul görmüş bir yaşam modeli haline gelmiştir.

1980 ve sonrasında dünyaya gelen insanlarımız, nüfusun % 60’ını oluşturduğu için,35 ve daha küçük yaşta olanlar,sosyal hayatın vazgeçilmezi olan; “Huzur” kavramının bilincinde değildir . Bu gruptaki insanlara “huzur nedir?” diye sorun.Verecekleri cevap; “Bizde olmayan” diyeceklerdir.

Nüfusun geriye kalan kısmı ise bölünmüştür. Bir bölümü; ”Söz konusu vatansa gerisi teferruattır “ diyerek, on tane de oğlum olsa vatana feda olsun paradigmasında kümelenmiştir.Bir diğer bölümü ; “Baştakilerin de çocukları askere alınsın, şehit askerlerimiz hep yoksul ailelerinin çocuklarıdır” diyerek üzüntü ambalajında isyanlarını dile getirmektedir. Bir diğer bölümü de; demokrasi,insan hakları,çağdaş hukuk savunuculuğuyla; ülkenin bölünmezliği ilkesini sahiplenerek, sınırsız özgürlük idealini ön plana çıkarıyorlar. Bunlar zengin değil ama yoksul da değil.. sıcak bi çorbaları, kışın soğuğuna karşı savunmayı sağlamış, çocuklarının tahsili konusunda, biri biriyle rekabet etmeyi kendileri için sosyal statü gören insanlardır. Konuşur geçer giderler. Bir de, sesini hiç çıkaramayanlar var. Onlar da; kader böyleymiş diyerek felaketi normal hayatın olağan sonucu sayıyorlar.

18 yaşını dolduran nüfus şaşkın… ayırtım gücü var ama, belli derinliğe kadar inebiliyorlar. 18-35 yaş arası olanların kahır ekseriyeti işsiz ve karın tokluğu derdinde. Hele evli olanları, gecekondu da olsa ev kirasını, yarı ac yarı tok günü geçirmenin telaşı içerisinde kendilerini bulurken, beri tarafta göz bebekleri iki ya da üç çocuğunun sağlık sorunlarını halletmenin derdinde. Bu gruptaki insanlarımız, kış geldi mi, kim ne derse, hepsine haklısın demenin kazasız belasız nasıl atlatacağının hesap kitabının peşinde…

Çoban- Koyun ikilisi: C.Başkanı RTE, “Milli Tarım Projesi” denilen Tarım sektöründe 2017 yılında sözde hayata geçirileceği projede, her konuda olduğu gibi bu proje konusunda da, bilimsel veri sunumuyla hazırlanmış bir plan ve projenin açıklanması yerine, halkın rağbet gösterdiği popülist söyleme yer vererek kendisini Çoban ilan etti. [Çobanlığın felsefesini anlamayan, psikolojisini anlamayan insan yönetemez]

.

Tabi çoban, koyun ve davar gütme mesleğidir.Bu mesleğin de kendi içinde özellik arz eden bir yönetim şekli vardır. Bi kere, Koyun ve Davarlar kışın ağılda, yazın ise yaylalarda beslenir ve bu şartlarda piyasa konusu mal haline gelirler.

Siz, köydeki bir çobana güttüğü sürü için, Koyun ve Davar diyemezsiniz. Derseniz, sizin şehirli olduğunuzu hemen anlar ve hemen sürüyle ilgilenmeye başlar. Bu durumda; sürüyü bir arada toplama görevi yanında, kurtlara ve tanımadıkları yabancılara karşı koruma görevi formatıyla donanımlı köpeklerle karşı karşıya kalırsınız.

Çobanların yardımcıları köpekler dir. Köpekler,çobanların emrine teslim olmuş yegane yardımcılarıdır. Ama konuşmayı bilmezler çobanın emrine itaat i bilirler o kadar.

Bu yüzden siz siz olun, Çobanla konuşurken sürüsüne Mal deyin.Tehlikeden uzak durun.

Demek oluyor ki, Çoban; yardımcıları köpeklerden oluşan “ mal” yöneticisidir.Çoban mal sahibi zannedilir ama değildir.Bundan dolayıdır ki, ”benim köpeğim”,”benim kuzum”,”benim davarım” demezler.

***

Cumhurbaşkanı RTE, kendini bu anlamda Çoban kastetmemiştir!… Peygamberimiz Hz.Muhammed (SAV)’in bir hadisinde; ”Hiçbir peygamber yoktur ki,çobanlık yapmadan kendisine nübüvvet verilmiş olsun” demiştir.Bu doğru.

İşin düşündürücü yanı, Hz.Peygamber’in kendisinden sonra Nübüvvet ve Risalet makamlarının artık kapanmış olduğu ilahi hükmünü vermesi ve bunun üzerinden 1430 senenin geride kalmış olmasıdır.

Demek oluyor ki,peygamberler döneminde yöneticilik ne Siyasal Bilimler Fakültesi, Ne Hukuk fakültesi, Ne endüstriyel , Ne mekanik Ne elektronik..vd. yöneticiliği öğreten bir vesile vardı. Bu yokluk karşısında, yönetici acemiliği ve tecrübesinde peygamberlerin tek alternatifi, çobanlıkla iştigal ederek, insanlık alemine ilahi bildirileri sunma becerisi geliştirebilmişlerdir.

1789 Fransız ihtilaline gelene kadar Avrupa’da ne Almanya vardı ne de Avusturya ve İtalya vd…360 tane sınırları belirsiz devletçikler vardı. Ve Devletçikler her birisi sürü halinde yönetidiği gerçeği de göz önüne alınırsa, Peygamberimizin bu teşbihinde ne kadar haklı olduğu tas tamam ortaya çıkar. Zira,çobanlık mesleğinde gece uyuma yoktur. (Örnek olarak bunu güvenlik kapsamında nöbet beklemeyle özdeşleştirebiliriz) Malları gece yaylalarda doyurmak zorundadır çoban. Gecenin üçte ikisinden sonra, mallar ağıla getirilir. Çoban iki saatlik bir uykudan sonra, tekrar malları otlatmaya çıkarır ve bunu yaparken, zamanı çok dikkatli değerlendirmek zorundadır. Eğer güneş doğduktan en fazla üç saat içerisinde, malları tekrar ağıla getiremezse, mallar ya telef olur ya da hastalanır. Çünkü mallar yayladayken,güneş sıcaklığını gösterirse, artık o malları hiç kimse ayağa kaldırıp yürütemez. Oldukları yerde çöker bir daha da asla yerlerinden kalkmazlar. Bu durum, yazın yaklaşık saat 17:00 ye kadar devam eder. Bu zaman diliminde hayvanlar, pardon mallar ya gölgelik çadırlarda ya da ağılda geviş getirir ve bizler farkına varmadığımız biçimde,onlar et–süt üretirler yağlanırlar.

Görülüyor ki, 1430 sene önce peygamberimiz insan yönetiminde dikkat edilmesi gereken bazı hususların tecrübesinde, Çobanlığın günün şartları açısından bir deneyim içerdiğini belirtmiş olmaktadır o kadar..

Sayın Cumhurbaşkanımız ; “Türkiyede yönetim sistemi değişmiştir,mevcut fiili duruma göre çerçeve hazırlansın” dedikten sonra, Anayasa Mahkemesinin kararına karşı; ” tanımıyorum ve saygı duymuyorum” demişti.

Yardımcısı Bülent Arınç; “Kardeşim Hocaefendi ne diyorsa doğrudur” [Konuşma]demişti.Başbakan Binali Yıldırım; “Kardeşim anayasa ne derse desin,başkanlık olacak” demişlerdi .Bunlar benim sıradan vatandaş olarak TV’dan şahit olduğum beyanatlar.

Sözü fazla uzatmayacağım.

Ben şahsen mal yerine konulmayı asla kabul etmiyor red ediyor ve saygı duymuyorum. Kendilerine de Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetinde Hukukun üstünlüğünün anayasada yer aldığı bu ülkemizde; çobanlığı asla reva görmem. Şayet, peygamber de böyle demişti de o yüzden söyledim derse, o zaman kendisine bir çift sözüm olur.

Peygamberler, ilahi kanunları insanlara öğretirken, bu kuralları yerine getirmede onlar öncülük vazifesi ile kendilerine Çobanlık teşbihinde bulunmuşlardır. Öyle ki, Peygamberimiz; ”Hırsızlık yapan kızım Fatıma dahi olsa elini keserim” diyerek herkesin anlayacağı dilde hukukun üstünlüğünü açıkça ortaya koymuştur. Buradan da anlıyoruz ki, Peygamber sürü /mal çobanlığını değil, Hukukun üstünlüğünü, adaleti, halkın refahını öne alan öncülük anlamında Çoban teşbihinde bulunmuştur.

İkinci olarak, bu akşam TV’larda “One Minute” çıkışınızın halkımızı heyecanlandırdığını, ancak hükümetin İsrail lobilerine AKP’ye destek vermeleri için 67 Milyon dolar rüşvet verdiğinizi,TBMM’de CHP sözcüsü Aykut ERDOĞAN iddia etti.

Eğer bu iddia doğruysa, size acizane tavsiyem; Değerli fıkıh alimi ve müfessir Konyalı Mehmed Vehbi efendi nin kaleme aldığı “Ahkam-ı Kuraniye”ye başvurunuz. Bir ülkede 3 suç vardır ki, bu suçların cezası sadece faille sınırlı olmayıp, “Ceza-yı Amme”ye müstelzimdir der.Zina, Rüşvet ve Terazide eğrilik… Rüşvetin cezası, o beldede (ülkede) hayat pahallığı ve kıtlık şeklinde zuhur eder demektedir.

Bu yazım kimin eline geçiyor ve Cumhurbaşkanımıza iletme konusunda muktedir olup iletmezse Cenab-ı Hakkın la’netine düçar olsun.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: