Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2016 Küresel Yolsuzluk Barometresi.


…ve Türkiye!

map_corruption_2015

© photocredit

 

Son 12 ayda, yurttaşların %20’si yargı süreçlerinde rüşvet ve usulsüz ödeme yoluna başvurduğunu belirtmektedir. Son 12 ayda, yurttaşların %11’i trafik polisleriyle ilişkilerinde rüşvet ve usulsüz ödeme yoluna başvurduğunu belirtmektedir. Türkiye’den katılanların %45’i yolsuzluğun, dört yıl öncesine göre daha yaygın olduğunu düşünmektedir. Yurttaşların %62’si, yürütme erki temsilcilerinin yolsuzluğa karıştığını düşünmektedir.

Türkiye’deki bulgular da dünyadaki yolsuzluk portresiyle benzerlik göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre %45’lik bir kesim yolsuzluğun, dört yıl öncesine göre daha yaygın olduğunu, katılımcıların sadece %29’u ise yolsuzluk konusunda bir iyileşme olduğunu düşünmektedir. Bir diğer temel bulgu da siyasal kutuplaşmanın yolsuzluğa dair algılarda önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Toplumun %41’i hükümeti yolsuzlukla mücadele konusunda başarılı bulurken, yine %41’lik bir kesim başarısız olduğunu düşünmektedir.

 

***

 

Europe has seen a surge in recent years of support for populist and nationalist movements – from Spain to the UK to Turkey. The reasons are manifold and complex, but are driven to a large degree by the belief that traditional democratic institutions – governments, political parties – are failing to deliver on promises of prosperity and equal opportunity and that they cannot be trusted. Corruption is central to this story – both the failure of governments to properly address corruption and their complicity in corrupt or clientelist schemes. It has become impossible to ignore systemic corruption in the way business influences politics, as shown by the on-going trial of 37 executives and politicians in Spain who are alleged to have been involved in a “kickbacks-for-contracts” scheme for nearly a decade.ii Examples such as this can give ordinary citizens the impression that public spending and public policy is distorted to favour the few over the many.

[Documents!]

 

***

 

Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2016 Küresel Yolsuzluk Barometresi

16 Kasım 2016 – Avrupa ve Orta Asya’daki 42 ülkede gerçekleştirilen araştırma, dünya çapında yolsuzluğun çok ciddi boyutlarda olduğuna işaret etmektedir. Yolsuzluk en büyük üç sorundan biri olarak belirlenmiştir ve araştırmaya katılanlardan %53’ü hükümetlerin yolsuzlukla mücadelede başarılı olmadığını belirlemektedir. Dünyada yolsuzluğa en çok karışan gruplar, milletvekilleri ve kamu görevlileri olarak belirlenmiştir.

Türkiye’deki bulgular da dünyadaki yolsuzluk portresiyle benzerlik göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre %45’lik bir kesim yolsuzluğun dört yıl öncesine göre daha yaygın olduğunu, katılımcıların sadece %29’u ise yolsuzluk konusunda bir iyileşme olduğunu düşünmektedir. Bir diğer temel bulgu da siyasal kutuplaşmanın yolsuzluğa dair algılarda önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Toplumun %41’i hükümeti yolsuzlukla mücadele konusunda başarılı bulurken, yine %41’lik bir kesim başarısız olduğunu düşünmektedir.

Katılımcıların %62’si (%23 tümü, %24 kısmen ve %15’i çoğunlukla olmak üzere), yürütme erkini oluşturan Bakanlar, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı kurumu temsilcilerinin yolsuzluğa karıştığını düşünmektedir. Bu kurum ve temsilcilerin yolsuzluğa karışmadığını düşünen %19’luk, fikir beyan etmek istemeyen ise %20’lik bir kesim bulunmaktadır. Milletvekilleri %67, hükümet yetkilileri %66 ve yerel yönetim temsilcileri %66 oranında yolsuz olarak bulunmaktadır. Toplum, yargı erkini temsil eden yetkililere de %64 oranında güven duymamakta ve yargının yolsuzluğa karıştığını düşünmektedir. Ne yazık ki toplumun %58’i, din görevlilerinin de yolsuzluğa karıştığını düşünmektedir.

Yolsuzluğun en yoğun olduğu kurumlar sorulduğunda katılımcıların; %41’i hükümet yetkililerine, %40’ı Meclis’e, %39’u vergi dairelerinde çalışan kamu görevlilerine, %38 yerel yönetim temsilcilerine, %38 Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a, %36 yargı erki temsilcilerine, %35 özel sektör yöneticilerine, %33 dini liderlere, %32 ise polise işaret etmektedir.

Sosyal hizmetlere erişimi sırasında, en temel sosyal hakların kullanımında yolsuzluğun önemli bir sorun ve engel olduğu görülmektedir. Araştırmaya göre, son 12 ayda kamu hizmet ve işlemleri sırasında yurttaşların %23’ü işsizlik güvencelerinden yararlanmak isterken, %20’si yargı süreçlerinde, %18’i devlet okullarında, %17’si diğer okullarda, %16’sı sosyal güvenlik sistemine dair haklarını kullanmak isterken, %12’si kamusal sağlık hizmetlerinde, %12’si iş ve işlemlerine ilişkin resmi belge talebi sırasında ve %11’i trafik polisleriyle ilişkilerinde rüşvet ve usulsüz ödeme yoluna başvurduğunu belirtmektedir. Yukarıda sayılan hizmetlerin en azından birine erişirken rüşvet verenler %18’lik bir dilimi oluşturmaktadır. Bu oran kurumsallaşmış demokrasilerle karşılaştırıldığında çok yüksektir.

Yolsuzluğun ihbarına dair düşünceleri sorulduğunda da toplumun büyük bir güvensizlik ve umutsuzluk içinde olduğu görülmektedir. Toplumun %57’lik bir kısmı, kendisi için olumsuz sonuçlarından çekinmesi, kanıtlanamayacağını düşünmesi ya da ihbarın yapılacağı kurumların da yolsuzluğun bir parçası olduğunu düşünmesi gibi nedenlerle ihbarda bulunmayacağını belirtmektedir.

iToplumun %50’lik bir dilimi, zenginlerin hükümet politikalarının belirlenmesinde etkili olmasını bir sorun olarak görmekte iken, %27’lik dilim bunun bir sorun olmadığını ifade etmiştir. Toplumun %41’i şirketlerin partilere ve adaylara bağışlarının sınırlandırılmaması gerektiğini, %36’sı sınırlandırılması ya da tamamen yasaklanması gerektiğini düşünmektedir, bu durum da siyasetinin finansmanı konusunda toplumsal farkındalığın artması gerektiğine işaret etmektedir.

Umut verici tek sonuç ise toplumun %60’ının sade vatandaşların yolsuzlukla mücadelede bir fark yaratabileceğini düşünmesidir. Benzer bir biçimde %64’lük bir kesim toplumun yolsuzluğu ihbar edenleri olumlu karşıladığını, %61’lik bir kesim yolsuzluğa tanık olması durumunda ihbar edeceğini, %62’lik bir kesim de mahkemede bir gün geçirmek zorunda kalsa da ihbar edeceğini ifade etmiştir.

Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı E. Oya Özarslan, yolsuzluğun ekonomiyi yavaşlatan, hukukun güvenirliliğini azaltan, kısıtlı kaynakların kötü kullanımına ve adaletsizliğe yol açan bir sorun olduğuna dikkat çekerek bu sorunun giderilmesi için toplumdaki tüm kesimlerine çağrıda bulundu.

[2016 Küresel Yolsuzluk Barometresi raporu]

[Yolsuzlukla Mücadele Eylem Planları Değerlendirmesi]

[Yolsuzlukla Mücadele Mevzuatı ve Uluslararası Müktesebat Kitabı]

 

***

Avrupa ve Orta Asya’daki 42 ülkede gerçekleştirilen araştırma, dünya çapında yolsuzluğun çok ciddi boyutlarda olduğuna işaret etmektedir. Yolsuzluk en büyük üç sorundan biri olarak belirlenmiştir ve araştırmaya katılanlardan %53’ü hükümetlerin yolsuzlukla mücadelede başarılı olmadığını belirlemektedir. Dünyada yolsuzluğa en çok karışan gruplar, milletvekilleri ve kamu görevlileri olarak belirlenmiştir.

Türkiye’deki bulgular da dünyadaki yolsuzluk portresiyle benzerlik göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre %45’lik bir kesim yolsuzluğun, dört yıl öncesine göre daha yaygın olduğunu, katılımcıların sadece %29’u ise yolsuzluk konusunda bir iyileşme olduğunu düşünmektedir. Bir diğer temel bulgu da siyasal kutuplaşmanın yolsuzluğa dair algılarda önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Toplumun %41’i hükümeti yolsuzlukla mücadele konusunda başarılı bulurken, yine %41’lik bir kesim başarısız olduğunu düşünmektedir.

Katılımcıların %62’si (%23 tümü, %24 kısmen ve %15’i çoğunlukla olmak üzere), yürütme erkini oluşturan Bakanlar, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı kurumu temsilcilerinin yolsuzluğa karıştığını düşünmektedir. Bu kurum ve temsilcilerin yolsuzluğa karışmadığını düşünen %19’luk, fikir beyan etmek istemeyen ise %20’lik bir kesim bulunmaktadır. Milletvekilleri %67, hükümet yetkilileri %66 ve yerel yönetim temsilcileri %66 oranında yolsuz olarak bulunmaktadır. Toplum, yargı erkini temsil eden yetkililere de %64 oranında güven duymamakta ve yargının yolsuzluğa karıştığını düşünmektedir. Ne yazık ki toplumun %58’i, din görevlilerinin de yolsuzluğa karıştığını düşünmektedir.

Yolsuzluğun en yoğun olduğu kurumlar sorulduğunda katılımcıların; %41’i hükümet yetkililerine, %40’ı Meclis’e, %39’u vergi dairelerinde çalışan kamu görevlilerine, %38 yerel yönetim temsilcilerine, %38 Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a, %36 yargı erki temsilcilerine, %35 özel sektör yöneticilerine, %33 dini liderlere, %32 ise polise işaret etmektedir.

Sosyal hizmetlere erişimi sırasında, en temel sosyal hakların kullanımında yolsuzluğun önemli bir sorun ve engel olduğu görülmektedir. Araştırmaya göre, son 12 ayda kamu hizmet ve işlemleri sırasında yurttaşların %23’ü işsizlik güvencelerinden yararlanmak isterken, %20’si yargı süreçlerinde, %18’i devlet okullarında, %17’si diğer okullarda, %16’sı sosyal güvenlik sistemine dair haklarını kullanmak isterken, %12’si kamusal sağlık hizmetlerinde, %12’si iş ve işlemlerine ilişkin resmi belge talebi sırasında ve %11’i trafik polisleriyle ilişkilerinde rüşvet ve usulsüz ödeme yoluna başvurduğunu belirtmektedir. Yukarıda sayılan hizmetlerin en azından birine erişirken rüşvet verenler %18’lik bir dilimi oluşturmaktadır. Bu oran kurumsallaşmış demokrasilerle karşılaştırıldığında çok yüksektir.

Yolsuzluğun ihbarına dair düşünceleri sorulduğunda da toplumun büyük bir güvensizlik ve umutsuzluk içinde olduğu görülmektedir. Toplumun %57’lik bir kısmı, kendisi için olumsuz sonuçlarından çekinmesi, kanıtlanamayacağını düşünmesi ya da ihbarın yapılacağı kurumların da yolsuzluğun bir parçası olduğunu düşünmesi gibi nedenlerle ihbarda bulunmayacağını belirtmektedir.

Toplumun %50’lik bir dilimi, zenginlerin hükümet politikalarının belirlenmesinde etkili olmasını bir sorun olarak görmekte iken, %27’lik dilim bunun bir sorun olmadığını ifade etmiştir. Toplumun %41’i şirketlerin partilere ve adaylara bağışlarının sınırlandırılmaması gerektiğini, %36’sı sınırlandırılması ya da tamamen yasaklanması gerektiğini düşünmektedir, bu durum da siyasetinin finansmanı konusunda toplumsal farkındalığın artması gerektiğine işaret etmektedir.

Umut verici tek sonuç ise toplumun %60’ının sade vatandaşların yolsuzlukla mücadelede bir fark yaratabileceğini düşünmesidir. Benzer bir biçimde %64’lük bir kesim toplumun yolsuzluğu ihbar edenleri olumlu karşıladığını, %61’lik bir kesim yolsuzluğa tanık olması durumunda ihbar edeceğini, %62’lik bir kesim de mahkemede bir gün geçirmek zorunda kalsa da ihbar edeceğini ifade etmiştir.

Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı E. Oya Özarslan, yolsuzluğun ekonomiyi yavaşlatan, hukukun güvenirliliğini azaltan, kısıtlı kaynakların kötü kullanımına ve adaletsizliğe yol açan bir sorun olduğuna dikkat çekerek bu sorunun giderilmesi için toplumdaki tüm kesimlerine çağrıda bulundu. [Kaynak.]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: