Asya’nın «Yükselen» Yıldızı!»


Çin Halk Cumhuriyeti…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Çin’in uluslararası politikadaki öne çıkışı, başlangıçta münhasıran ekonomik bir mahiyet arz ediyordu. Hiç şüphesiz bu ekonomik öne çıkış, politik ve askeri/güvenlik boyutlarını da içeriyordu. Ancak bu dolaylı içerik başlangıçta fazla dikkati çekmiyorchina-vector-rising-star-51560 ve konuşulmuyordu. Bugün ise, doğrudan Çin’in askeri ve politik gücüne işaret eden somut gelişmeler ile karşılaşılıyor. Üstelik geçen her gün bu gelişmelerin sayısının arttığı görülüyor. Uluslararası ilişkilerde gücün ölçüsü, çok genel olarak, başkalarına onların normalde yapmak istemeyecekleri bir şeyi yaptırmaktır. Bu, daha önce atılmasından kaçınılan adımların atılması olarak alınabileceği gibi, belli politikaları ve yaklaşımları ile bilinen aktörlerin değişikliğe giderek tam tersi politikaları/yaklaşımları benimsemeleri olarak da görülebilir. Peki Pekin’den bakıldığında, neler olabilir bunlar?

© photocredit

***

ÇİN ARTIK GÜCÜNÜ DAHA ÇOK DIŞA VURUYOR

Çin’in uluslararası politikadaki öne çıkışı, başlangıçta münhasıran ekonomik bir mahiyet arz ediyordu. Hiç şüphesiz bu ekonomik öne çıkış, politik ve askeri/güvenlik boyutlarını da içeriyordu. Ancak bu dolaylı içerik başlangıçta fazla dikkati çekmiyor ve konuşulmuyordu. Bugün ise, doğrudan Çin’in askeri ve politik gücüne işaret eden somut gelişmeler ile karşılaşılıyor. Üstelik geçen her gün bu gelişmelerin sayısının arttığı görülüyor.

Uluslararası ilişkilerde gücün ölçüsü, çok genel olarak, başkalarına onların normalde yapmak istemeyecekleri bir şeyi yaptırmaktır. Bu, daha önce atılmasından kaçınılan adımların atılması olarak alınabileceği gibi, belli politikaları/yaklaşımları ile bilinen aktörlerin değişikliğe giderek tam tersi politikaları/yaklaşımları benimsemeleri olarak da görülebilir. Güce ilişkin bu genel bakış açısından yol çıkılarak bakıldığında, Çin’in güç olarak geldiği noktaya işaret eden çok sayıda gelişmeden söz edilebilir.

İçeride, Çin Komünist Partisi’nin son kongresi, yolsuzluk ve rüşvetle mücadele, Mao’nun yeni bir heyecanla sahiplenilmesi, literatürde devlet kapitalizmi olarak kendisine yer bulan ekonomik kalkınma modelinin sürdürülmesi, etnik ve dinsel çeşitliliğin risklerini aşağıya çeken politikalar üretilmesi, Batının “çekici” ancak kendisi tarafından “istismar edilen” evrensel değerlerine alternatif evrensel değerler üretilmeye çalışılması hemen akla gelen hususlardır.

“Yeni İpek Yolu Projesi” ya da “Bir Kuşak Bir Yol Projesi”, sadece içeride, ekonomik kalkınmayı besleme, milli geliri artırma ve bölgelerarasındaki ekonomik kalkınma farklılıklarını giderme amacını karşılamamakta; aynı zamanda, Çin’e pazar yaratma, Çin’in yeni pazarlara ulaşmasını sağlama, mevcut pazarlarını güçlendirme ve el tutma, ihracatı artırma amaçlarına da hizmet etmektedir. Eğer Çin ekonomisinin ihracata dayalı olduğu ve ekonominin politik ve askeri işlevi/boyutu dikkate alınırsa, söz konusu projenin Çin için ifade ettiği anlam daha iyi anlaşılacaktır. Bu proje, Çin için, izlemekte olduğu ekonomik, politik ve askeri politikaların sürdürülebilirliği açısından son derece önemlidir. İçeride üç buçuk milyarın üzerindeki nüfusun beklentilerinin karşılanması, dışarıda ise sayısı giderek artan ciddi sorunların yol açtığı güç bölünmesinin bir zafiyete (dolayısıyla hak ve menfaat) kaybına yol açmaması son derece önemlidir. Geldiği nokta, Çin’in bu yolda başarı ile ilerlediğine işaret etmektedir.

Çin’in uluslararası politikada geldiği nokta, ABD’yi, Çin’in önünü kesmeye ve bu amaçla Çin’i çevreleme (kuşatıp kontrol altında tutma) politikası izlemeye itmiştir. ABD, bu kapsamda, fiziki olarak Çin’e komşu ülkelere yanaşmaya, bu ülkelerde özellikle askeri açıdan kendisine yer bulmaya, Asya’da Çin ile bağlantılı sorunlarda Çin’in karşısındaki aktörlere destek vermeye, Asya’nın bu bölgesindeki askeri varlığını güçlendirmeye yönelmiştir. Bunlar, ABD’nin Çin’i çevreleme politikasının maliyetinin oldukça yüksek olacağına işaret eder ki; ABD ekonomisinin bu maliyeti karşılayıp karşılamayacağı tartışmaya açıktır. Çin’in yükselişini sürdürmesi, ABD’nin bu maliyeti dost ve müttefikler ile paylaşmasını da zora sokmaktadır. Bunda, geçmiş yılların ABD ile ilişkilerde neden olduğu yorgunluğun ve ortaya çıkardığı güven bunalımının payı olduğu da ileri sürülebilir. Oysa Çin için, bugün itibarıyla, böyle bir yorgunluk ve bunalım söz konusu değildir.

ABD için birer olumsuzluk olarak görülen bu hususlar, Çin’in gücünü dışa vurumu bağlamında anlamlıdır. Güncel birkaç örnek, belirtilenlerin daha anlaşılır olmasını sağlayacaktır.

Geçtiğimiz Eylül (2016) ayının son haftasında, Çin Hava Kuvvetleri, Batı Pasifik’te, 40 bombardıman uçağı ile diğer destek uçaklarının yer aldığı, geniş katılımlı bir tatbikat icra etmiştir. Tatbikatın, Çin’in egemenliğini koruma ve ulusal güvenliğini sağalama amacıyla icra edildiği açıklanmıştır. [China air force holds drills in Western Pacific for second time this month] Tatbikat, Çin’in Hainan Adası ile Japonya’ya ait adalar arasında kalan bölgede icra edilmiş ve tatbikat sırasında Japonya’nın Miyako ve Okinawa adaları arasında kalan Miyako Boğazı da kullanılmıştır. Bu tatbikat, sıradan bir tatbikat gibi görülebilir. Ancak eğilindiğinde öyle olmadığı görülmektedir. [i] Tatbikat, her şeyden önce, bombardıman uçakları, havadan erken uyarı uçakları, tanker uçakları ve diğer unsurları ile Çin Hava Kuvvetlerinin nicelik ve nitelik olarak geldiği noktaya işaret eder. [ii] Tatbikatın icra edildiği hava sahası, birden fazla özelliği içermektedir. Doğu Çin Denizi üzerindedir ki; bu denizde, Çin ile Japonya, Senkaku/Diaoyu Adalarının aidiyeti konusunda ciddi bir anlaşmazlık içindedirler. Tatbikat sahası, Japonya’nın ülkesine bitişik (uluslararası kullanıma açık) bir coğrafyadır; keza tatbikat sahası, Tayvan’ı da dikkate almaktadır. Tatbikat sahası, Okinawa Adası yakınlarındadır ve bu ada, ABD’nin Futenma Üssünün bulunduğu adadır. Adanın 1/5’ni kapsayan bu üste, 25 binden fazla ABD askeri bulunmaktadır. Yine tatbikat sahası, Çin’in Kasım 2013’te ilan ettiği, “Hava Savunma ve Tanımlama Bölgesi (ADIZ)” ni içermektedir. Çin tarafından notamlanan bu bölge, Güney Kore, Japonya ve Tayvan’ın hava savunma bölgeleri ile çakışmaktadır, yani bu ülkeler ile Çin arasında sorunludur. Ve tatbikat sahası, Çin’in Pasifik Okyanusu’na açılma yolu üzerindedir. [iii] Çin’in, belirtilen hava gücü ile, belirtilen bölgede tatbikat yapması demek, diplomaside, muhataplarına mesaj anlamını taşır. Çin; bu tatbikat ile, Güney Kore’ye, Japonya’ya, Tayvan’a güç gösteri yapmış, adeta meydan okumuştur. Ancak Okinawa Adasındaki (genel olarak bölgedeki) askeri varlığı ve söz konusu üç ülkenin müttefiki olması nedeniyle, asıl mesaj ABD’yedir, ABD’ye güç gösterisi yapmış ve adeta meydan okumuştur.

Çin, yine Eylül (2016) ayının ilk haftasında, Hainan Adasının batısından başlayıp, Filipinler ile Tayvan arasında kalan Bashi Kanalı üzerinden Pasifik Okyanus’a açılımı kapsayan, bir başka hava tatbikatını gerçekleştirmiştir ki; bu tatbikatı da, bir önceki paragrafta belirtilen değerlendirme ile karşılamak mümkündür. Devlet Başkanı her ne kadar son haftalarda Başkan Obama’yı ve ABD’yi hedef alan açıklamalar yapsa da, Filipinler ABD’nin bölgedeki müttefiklerindendir ve bölgede Amerikan askerinin bulunduğu ülkelerden biridir. Tayvan’ın ise, Çin karşısında ABD’den himaye gördüğü bilinen bir husustur. Dolayısıyla, bu tatbikatın da, “mesaj” işlevi ve mesajın muhatapları oldukça açıktır.

Çin’in Güney Çin Denizi Anlaşmazlığında bu denize kıyıdaş ülkeler ile karşı karşıya bulunduğu, Hindistan ile olan sorunlarının devam ettiği bilinmektedir. Ayrıca, Tibet, Sincan-Uygur Özerk Bölgesi, İç Moğolistan ve “şimdilik” biraz (çok az) Keşmir sorunlarını yaşadığı, keza bilinen hususlardır.

Bu sorunlar ve angajmanlar, Çin’i askeri gücünü geliştirmeye itmiştir. Gösterdiği dikkat çekici ekonomik büyüme ve eriştiği büyük ekonomik kaynak, bununu kolaylaştırmıştır. Çin, Hava Kuvvetlerini ve Deniz Kuvvetlerini hızlı bir şekilde güçlendirmiş; bu iki kuvvet, ana karadan oldukça uzak, denizaşırı, görevler icara edilecek bir konuma kavuşturulmuştur. Hâlihazırda bir uçak gemisine sahip Çin, yenilerinin inşasına yönelmiştir. Çin Donanmasına bağlı unsurlar, geçtiğimiz yıl içinde Doğu Akdeniz’de ve Karadeniz’de bayrak göstermişlerdir. Çin denizaltılarının Afrika’nın doğu kıyılarında devriye görevi icra edebilmeleri ve Sri Lanka’da liman kolaylıklarından yararlanabilmeleri dikkat çekici bir gelişmelerdir. Arktik Okyanusuna kıyısı olmadığı halde, Arktika’da (araştırma için) ciddi bir varlık bulundurması ve burada Dünyanın en büyük buz kırıcısına sahip olması, dikkati çeken diğer hususlardır. Çin’in uzaya olan ilgisi de yine herkesçe bilinmektedir. Çin, geçtiğimiz haftalarda, uzayda yaşamı araştırmak üzere, Dünyanın en büyük radyo teleskopunu devreye sokmuştur. [Çin dünyanın en büyük radyo teleskobunu faaliyete geçirdi] Ve 2022 yılına kadar, ABD’den ve Rusya’dan sonra, yörüngede kalıcı uzay istasyonuna sahip üçüncü ülke çabası içindedir.

Bunlar, Çin’in ekonomik, askeri ve politik gücüne işaret eden somut gelişmelerdir. Çin, gerçekleştirdiği ve halen sürdürmekte olduğu ekonomik büyüme sayesinde, askeri açıdan giderek daha çok (ve eş zamanlı olarak) soruna angaje olabilecek bir düzeye gelmiştir. Angaje olduğu sorunlarda duruşu açık ve nettir, kararlılık içindedir. Bunun en somut örneği, Güney Çin Denizi Anlaşmazlığıdır. Anlaşmazlık konusu olan oldukça küçük adalarda, bütün itirazlara rağmen, yapay alanlar oluşturarak, bunların üzerinde bir havaalanını da içeren, devriye görevlerine oldukça elverişli, küçük bir üs inşa etmiştir. Filipinler’in Lahey’deki Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne [Güney Çin Denizi Anlaşmazlığı: La Haye Tahkim Mahkemesi Kararı…] taşıdığı anlaşmazlık konusunda, geçtiğimiz yaz aylarında çıkan Filipinler lehine kararı tanımamış, dikkate almamıştır. Bunlar, Çin’in, bir bütün halinde (ekonomik, askeri ve politik) güç olarak geldiği noktaya işaret eden hususlardır.

Ekonomik gücün askeri gücü beslemesi, bir adım sonrasında, Çin’in belirgin bir politik güce sahip olmasına da hizmet etmiştir. Bunun en güncel ve somut işareti, Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin son haftalarda izlemekte olduğu siyasettir. Yukarıda da değinildiği üzere, Filipinler, ABD’nin bölgedeki müttefiklerindendir ve ABD askeri varlığının bulunduğu bir bölge ülkesidir. İki ülke, daha yeni ortak askeri tatbikat yapmıştır. Yine Filipinler, Güney Çin Denizi anlaşmazlığında Çin ile karşı karşıyadır, Çin karşısında ABD’nin desteğine sahip olmuştur ve Çin’in aleyhine olarak Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne gitmiştir. Yakın zamana kadar durum böyle olmasına rağmen, bugün Filipinler sırtını ABD’ye, yüzünü Çin’e dönmüş gözükmektedir. Filipinler ile Çin arasında bir yakınlaşma gözlemlenmektedir. [South China Sea fishing rights at top of Philippine president Duterte’s agenda in Beijing] + [Philippines’ Duterte wants to ‘open alliances’ with Russia, China] Filipinler kadar radikal bir çıkışı/dönüşü yansıtmasa da, Türkiye’nin Çin ile yakınlaşma sinyalleri vermesi de bu bağlamda hatırlanabilir. Bu bağlamda dikkat çekici bir başka gelişme de, Pakistan’ın Çin’e yaklaşma hızının artmış olmasıdır. Nedeni konusunda birçok husus ileri sürülebilirse de, 1991 öncesinde ABD’nin bölgedeki en ciddi müttefiki olduğu Pakistan’ın bugün Çin’in en ciddi müttefiklerinden bir olma yolunda hızla ilerlediği bir vakıadır. Bunlar da, hem Çin’in gücünün geldiği noktaya işaret eder, hem de gücünün siyasal yansımaları olarak görülebilecek hususlardır.

Öyle anlaşılmaktadır ki; ABD, Sovyetlerin dağılmasından (1991’den) sonra bir rehavete (gevşekliğe, tembelliğe) kapılmış, adeta uykuya dalmış iken; Çin, ekonomiden başlayarak ciddi bir kalkınma ve ilerleme çabası içine girmiş; başlangıçta ekonomik bir mahiyet arz eden bu hamle, giderek askeri ve politik bir görünüm de kazanmıştır. Çin’in bugün geldiği noktayı, aradan geçen 25 yılda yaptığı yatırımların karşılığı olarak görmek mümkündür. Çin, geçen süreyi, biri birleriyle uyumlulaştırılmış bir politika, strateji ve taktik izleyerek geçirmiştir. Sağlam bir siyasetin ve güvenliğin yolunun sağlam/güvenilir bir ekonomiden geçtiğinin bilincinde olarak, önce ekonomiye odaklanmıştır. Şimdi bu odaklanmanın askeri ve politik meyvelerini toplamaktadır.
10 Ekim 2016.

*

ascmer

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: