Suriye Krizi ve Türk-Amerikan İlişkileri


Geçmişten ders çıkarmak!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

us_tr

ABD’nin müttefiki olmak büyük bir nehrin kenarında yaşamaya benziyor. Topraklar çok verimli, ama nehir dört ya da sekiz yılda bir yatağını değiştiriyor ve o zaman insanlar kendilerini birden çölde buluveriyorlar. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güncel durumuna bakınca, bu söz oldukça anlamlı değil mi? Unutmamak gerekir ki, koşullardaki değişimi dikkate almayan dünün düşünce kalıpları ile yapılacak çıkarsamalar bir işe yaramayacaktır. Tabiatıyla, başarısızlık ve çok yönlü maliyet artışı da kaçınılmaz olacaktır. Bu, sadece ABD için değil, sıkça ABD ile karşı karşıya gelmeye başlayan Türkiye için de geçerlidir.

© photocredit

***

BİR KİTAP VE BAKIN O KİTAPTA ZİYA ÜL HAK ABD İÇİN NE DEMİŞ…

hayalet_savaslari

I. Elimde, Washington Post Gazetesi Editörlerinden Steve Coll’ın, Türkçe’ye “Hayalet Savaşları”olarak çevrilmiş “Ghost Wars” isimli kitabı var. Okuyorum… Kitap, 2004 yılında, Penguin Press tarafından New York’da yayınlanmış. Türkçe’ye ilk çevirisini, Kasım 2005’de, Truva Yayınları yapmış; Ağustos 2011’de kitap ikinci kez basılmış; kitap, sonundaki haritalar hariç 652 sayfa. Steve Coll, yazar kimliğinin dışında, akademisyen ve gazeteci kimliklerine de sahip. Söz konusu kitabı yazdığında Washington Post Gazetesi’nde çalışıyor; 2005 yılında sonra ise, The New Yorker Dergisi’nin çalışanı… “Hayalet Savaşları” kitabı, 2005 yılında, “Kurgusal Olmayan Genel Eser” kategorisinde Pulitzer Ödülü’ne layık görülüyor. Yazar, 1990 yılında da, “Açıklayıcı Habercilik” kategorisinde aynı ödülü almış…

“Hayalet Savaşları” kitabında, CIA’nin gizli tarihi ve Afganistan’ın Sovyet işgali altında olduğu yıllarda ABD’nin yaptıkları iç içe geçmiş olarak işleniyor; dipnotlu olarak… Kitapta, CIA’nin Sovyet işgali altında bulunan Afganistan’daki gizli rolü, ABD’nin Afganistan’daki faaliyetleri, Sovyet işgal güçlerine karşı direnişçilerle birlikte verilen açık/örtülü mücadele işleniyor. ABD’nin “Afganistan’ın karanlıklarında nasıl kaybolduğu” anlatılıyor. Ve bazı soru işaretlerinin cevabı aranıyor.

II. Kitapta, işlenen konuların bir gereği olarak, sıkça Pakistan da ele alınmış… Afganistan’ın Sovyet işgali altında olduğu yılların (1979-1989) neredeyse tamamı, Pakistan’da Ziya ül Hak’ın Cumhurbaşkanı olduğu yıllar (1978-1988)…

pakistan_cia

Ziya ül Hak; 1976 yılında Pakistan Genelkurmay Başkanı olmuş, 1977 seçimleri sonunda ülkenin bir iç savaşa sürüklenme tehlikesinin baş göstermesi üzerine kansız bir darbeyle Temmuz 1977’de yönetime el koymuş, politik aktiviteleri yasaklamış ve ülkede sıkıyönetim ilan etmişti. 1978 yılında ise, mevcut Cumhurbaşkanı Fazal Elahi Çaudhri’yi istifaya zorlayarak, yerini almış; Eylül 1978’den, “şüpheli” bir uçak kazası sonucu hayatını kaybettiği 17 Ağustos 1988 tarihine kadar ülkeyi Cumhurbaşkanı olarak yönetmişti.

1981-1987 yılları arasında, CIA’nin başında ise William Caseyvardır. Görev yıllarındaki örtüşme, zaman zaman Ziya ül Hak ile William Casey’i bir araya getirmiş ve bu durum kitaba da yansımıştır.

III. Kitaptan; Sovyetlerin Afganistan’ı işgalinin ABD ile Pakistan’ı biri bilerine daha çok yaklaştırdığı, Pakistan’ın bu yakınlaşmadan Hindistan için ayrıca yararlanmak istediği ve Hindistan ile ilgili endişelerini ABD ile paylaştığı anlaşılmaktadır.

Bu yazının başlığına konu ifade, bu atmosferin söz konusu olduğu anlaşılan Ziya ül Hak ile William Casey arasındaki bir görüşmede geçiyor; aşağıda tırnak içinde verilen bu görüşme kitabın 117. sayfasındadır.

“… Casey Hindistan konusunda Ziya’ya sürekli bilgi veriyordu. Ziya ise Hindistan’ın bölgede tehlikeli bir devlet olduğunu söylüyordu hep. Amerikalılar komünizme karşı güvenilir müttefiklerdi ama Hindistan-Pakistan anlaşmazlığında kararsız kalmışlardı. Ziya’nın Casey’e söylediğine göre, ABD’nin müttefiki olmak büyük bir nehrin kenarında yaşamaya benziyordu. Ziya, ‘Topraklar çok verimli’ dedi, ‘ama nehir dört ya da sekiz yılda bir yatağını değiştiriyor ve o zaman insanlar kendilerini birden çölde buluyorlar.’…”

IV. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güncel durumuna bakınca, Ziya ül Hak’ın yukarıda belirtilen sözü oldukça anlamlı bulunmaktadır.

Keza kitap, Suriye krizi bağlamında da anlamlıdır. Suriye krizi için, çok daha gerilere gidilip Tibet sorunundan çıkarılacak derslerden söz edilmesi yerine, daha tazeliğini koruyan Sovyet işgal yıllarındaki Afganistan’a eğilinmesi gerekirken Afganistan’ın ihmal edilmesi anlaşılır gelmemektedir. Belki, her iki konunun Suriye krizi için birlikte mütalaa edilmesi en doğrusu olacaktır. Bu belirtilenler, sadece ABD için değil, sıkça ABD ile karşı karşıya gelen Türkiye için de geçerlidir.

Unutmamak gerekir ki, koşullardaki değişimi dikkate almayacak (dünün düşünce kalıpları ile yapılacak) çıkarsamalar bir işe yaramayacaktır. Tabiatıyla, başarısızlık ve çok yönlü (mali, ekonomik, politik ve askeri) maliyet artışı kaçınılmaz olacaktır.

*

ascmer

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: