Kerimov sonrası ve bekleyen sorunlar…


Peki yeni Cumhurbaşkanı kim olabilir?

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, Türkiye’ye genelde mesafeli bir duruş içinde idi. Bunun da nedeni; Türkiye’nin “ağabeylik” rolünden duyduğu rahatsızlıktı. Bir diğeri de; 1999 yılında İslam Kerimov’u hedef alan suikast girişiminde girişimcilerden birinin Türk vatandaşı olmasıydı.tr_ozbekistan İslam Kerimov’un vefatı ile Özbekistan’ın potansiyel istikrarsızlık durumunun, -şimdilik ve mevcut koşullar ile sınırlı olarak- biraz daha ağırlaştıracağı varsayılabilir. Anayasa’ya göre; Cumhurbaşkanlığı makamının vefat nedeniyle boşalması halinde, üç ay içinde yapılacak bir seçimle doldurulması gerekiyor. Adayların; İslam Kerimov çizgisinin korunmasında ittifak etme ihtimalinin oldukça yüksek olduğu öngörülebilir.

***

ÖZBEKİSTAN, İSLAM KERİMOV VE SONRASI

ozbekistan

I. İşbu yazı, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un 02 Eylül 2016 tarihinde bu Dünyadan göçmesi üzerine kaleme alınmıştır.

uzbek3

Cumhurbaşkanı olduğu Mart 1990’dan vefat ettiği 02 Eylül 2016 tarihine kadar olan süre içerisinde, ülkesini nasıl idare ettiği ve siyasal muhaliflerine nasıl yaklaştığı konularında çok şey yazıldı ve söylendi. Türkiye’ye genelde mesafeli bir duruş içinde idi. [TÜRKİYE-ÖZBEKİSTAN] Ülkesinin güncel jeopolitiğinin kendisinin siyaset/yönetim anlayışını ne oranda etkilediği tartışmaya açık olmakla beraber, Mayıs 2005’deki Andican olayları ve bu olayı anma etkinliklerinde yaşananlar bir kenara bırakılırsa Özbekistan’ın komşuları Afganistan’da ve Tacikistan’da yaşananlara benzer acıları/iç savaşı yaşamadığı bir gerçektir. Akademik çalışma alanımda adeta “gözüme batan” güncel jeopolitiği ve başında bulunduğum araştırma merkezinin münhasıran Asya’ya odaklanması nedenleriyle 2014 yılı Ağustos ayında gittiğim bu ülkede Taşkent dışında Semerkant, Buhara ve çok konuşulan Fergana bölgesindeki Namangan şehirlerine ziyaret etmiş, ülkeden olumlu izlenimlerle ayrılmıştım. Halkın, bazı kısıtlamalara rağmen, dini vecibelerini yerine getirebildiklerini ve çarşıda-pazarda, parkta gülen yüzlerini görmüştüm. Ve bunları Asya Çalışmaları Merkezi (ASCMER)’nin web sayfasında yazıya dökmüştüm. [i] [ÖZBEKİSTAN İZLENİMLERİ] Vefatı ile bu satırların ve çalışmanın yazılmasına vesile olan İslam Kerimov’a Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve Özbekistan halkına başsağlığı diliyorum. Temennim, Özbekistan halkının; Kerimov dönemini aramaması, temel hak ve özgürlüklerin daha az sorun olduğu, daha güzel günleri yaşamasıdır.

II. Özbekistan, Orta Asya ülkelerinin hepsi ile komşu olan bir kara ülkesidir. Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Türkmenistan ile çevrilidir; sorunların genelde eksik olmadığı Fergana Vadisinde, Tacikistan ve Kırgızistan ile iç içe geçmiş topraklara sahiptir. Özbekistan; Afganistan hariç, komşularının hepsinden daha kalabalık bir nüfusa (29.2 milyon) sahiptir. Nüfusu, etnik olarak Özbek ağırlıklı (% 80) ve dinsel olarak da çoğunluğu Sünni olan Müslüman ağırlıklıdır (% 88). Özbekler, sadece Özbekistan’da yaşamamaktadırlar. Komşularının hepsi değişen oranlarda Özbek nüfusa sahiptir ve komşu ülkelerdeki Özbek nüfusun toplamı yaklaşık 5,5 milyondur. En çok Özbek nüfusa sahip komşu ülkeler, Afganistan (yaklaşık 3 milyon) ve Tacikistan (yaklaşık 1 milyon)’dır. Bölgedeki Özbek nüfusa bakarken, komşu ülkelerdeki Özbeklerin genellikle Özbekistan sınırına mücavir bölgelerde yoğunlaşmış olduklarına da dikkat etmek gerekir. Afganistan ve Tacikistan ile Fergana Vadisinin içinde bulunduğu durum, bu yerlerde yaşayan Özbeklerin Özbekistan’a (ve içlerine) geçiş trafiğini beslemiştir ki; bu, uygulamada, Özbekistan’ı militan İslami aşırıcılık tehdidi ile karşı karşıya bırakmış ve bitişik-komşu coğrafyaları Özbek siyasal muhaliflerin barınma ve “beslenme” yerine dönüştürmüştür. Onun içindir ki, Özbekistan, bu geçişlerden hep tedirgin olmuş, bunu tehdit olarak algılamıştır. Bu durum, doğal olarak, Özbekistan’ın komşuları ile olan ilişkilerini de olumsuz etkilemiştir.

Özbekistan’ın nasıl bir ülke olduğunu biraz daha anlayabilmek için, Sovyetlerin dağılma sürecinde, Orta Asya’nın yeni bağımsız devletlerinin sınırları çizilirken yapılanlara (ve yaşananlara) da eğilmek uygun olacaktır. Bugün Özbekistan’a başkentlik yapan Taşkent, o süreçte, yine başkent yapılmak için Kazakistan tarafından istenmiştir. Kırgızistan, o süreçte Andican’ı istemiş, fakat Andican Özbekistan’da bırakılmıştır. Yine o süreçte, Tacik nüfusun da yaşadığı Semerkant ve Buhara, Tacikistan tarafından istenmiş, fakat bu yerler Özbekistan’a bırakılmıştır. Fergana Vadisinde daha vahim bir bu tablo vardır. Kırgızistan’ın istediği Andican Özbekistan’a bırakılmakla kalmamış; Özbek nüfusun yaşadığı (Andican’a komşu) Oş bölgesi Özbekistan istemesine rağmen Kırgızistan’a bırakılmıştır. Daha önemlisi, Fergana Vadisinde, iç içe geçmiş topraklarda, komşu ülkeye bağlı küçük yerleşim yerleri (enclaves) ortaya çıkarılmıştır. Tamamen Özbekistan’ın ülkesinde, Kırgızistan’a bağlı; tamamen Tacikistan’ın ülkesinde, Özbekistan’a ve Kırgızistan’a bağlı; tamamen Kırgızistan’ın ülkesinde de, Özbekistan’a bağlı küçük yerleşim yerleri bırakılmıştır. Fergana Vadisinde bu şekilde 10’a yakın küçük yerleşim yeri vardır. Belirtilen bu tablo, çok sayıda potansiyel sorun demektir. Ve bu sorunların, hem bölge içinden, hem de bölge dışından istismara açık oldukları izahtan varestedir.

Bunlardan ayrı olarak, Özbekistan; Hazar Bölgesi ve Orta Asya enerji kaynaklarına ulaşım ve bu iki merkeze bağlı taşıma yolları bakımından oldukça önemli bir ülkedir. Çin’in Batıya açılma yolu [“Yeni İpek Yolu” ya da “Bir Kuşak Bir Yol Projesi”] üzerindedir. Uluslararası politikada yeni bir kutup olarak kendisini belli etmesinden sonra baş gösteren Çin ile ABD arasındaki rekabette; Çin’i batıdan çevreleyen Kırgızistan’ın ve Tacikistan’ın kontrol edilmesi ve Çin’in bu ülkeyi çifte kıskaç altına alabilmesi açısından Özbekistan önemlidir. ABD açısından bakıldığında ise; Özbekistan, sadece Çin’i kontrol açısından değil, konumu nedeniyle bütün Orta Asya ülkelerini kontrol açısından da önemlidir. Güneyde, Termiz kentinin bulunduğu Özbekistan’ın Surkhandarya bölgesi; batıdan Tacikistan’ı, kuzeyden de Afganistan’ı kontrol açısından son derece önemlidir. Özbekistan’ın bu bölgesi; özellikle militan İslami aşırıcılığın önünün kesilmesi açısından Rusya için, Afganistan’daki Amerikan ve çok uluslu gücün askeri varlığının takviyesi ve tahliyesi açısından da ABD için son derece önemlidir. ABD’nin Pakistan ile olan ilişkileri ne kadar çok bozulursa ve Afganistan ne kadar çok Taliban’ın kontrolüne girerse, bunlar o oranda ABD’nin gözünde Özbekistan’ın değerini artıracaktır.

Yukarıda belirtilenlerin hepsi, birlikte, potansiyel olarak, Özbekistan’a ve Özbekistan üzerinden bölgeye müdahale etme imkânı ve fırsatı sunar. Bu da, Özbekistan’ı “hassas bir ülke” ve “hassas bir bölgenin” parçası yapmaktadır.

İslam Kerimov Yönetimine bakarken, yukarıda arz ve izah edilen tabloyu görmezden gelmemek gerekir.

III. İslam Kerimov, küresel ve bölgesel dengeleri yakından takip eden, buna bağlı olarak ülkenin güncel jeopolitiğini iyi değerlendiren ve bunun bir sonucu olarak konjonktürel yaklaşımlar sergileyebilen bir lider olarak gözükmüştür. O’nun bu yaklaşımının, 1991’i izleyen ilk 10-15 yıl içinde Rusya ve ABD ile olan ilişkilerinde, günümüze doğru da Çin ile olan ilişkilerde ifadesini bulduğunu söylemek mümkündür.

İslam Kerimov’un Rusya’nın Özbekistan ve bölge üzerindeki nüfuzundan fazla hoşlanmayan bir lider olduğu ileri sürülmektedir. O’nun Sovyetlerin hemen dağılmasından sonra Türkiye için dillendirilen “ağabeylik” rolünden rahatsızlık duyduğu da bilinmektedir. Bu iki husus İslam Kerimov’un siyaset/yönetim anlayışı konusunda bir fikir verse de; Sovyet ardılı bir ülke ve lider olmanın etkisinde, Özbekistan’ın (ve kendisinin) sıkıntıya düştüğü hemen her durumda Moskova’ya ihtiyaç duyduğu ve Moskova’nın desteğini aradığı da bir vakıadır. Ülkeyi yönettiği 26 yılın genel görünümü Rusya bağlamında budur. Cenaze törenine Rusya Başbakanı Medvedev’in katılması ve Putin’in de G-20 Zirvesinden hemen sonra Özbekistan’a gidip İslam Kerimov’un mezarını ziyaret etmesi ve ailesine taziyelerini sunması, Rusya ile Özbekistan arasındaki ilişkilerin söz konusu niteliğine işaret eder.

ABD, başlangıçta (1991’de Sovyetlerin dağılmasından hemen sonra), Türkiye üzerinden Orta Asya’ya (bu meyanda Özbekistan’a) yönelmiş, ancak [Türkiye-Özbekistan ilişkileri] ABD’ye bu imkânı vermemiştir. 1999 yılında İslam Kerimov’u hedef alan suikast girişiminde girişimcilerden birinin Türk vatandaşı olması, Türkiye-Özbekistan ilişkilerini özellikle olumsuz etkilemiş ve Özbekistan bağlamında dolaylı olarak ABD de bundan aynı şekilde etkilenmiştir. Ancak 2001 yılında ABD’de gerçekleşen terörist saldırılar ve ABD’nin bu olay sonrasında başlattığı uluslararası terörizmle mücadele, ABD’nin Özbekistan ile yakınlaşmasına hizmet etmiştir. Özbekistan, 2001 yılında ülkesini ABD’ye açmış ve Fergana Bölgesinde, Kırgızistan sınırına yakın bir yerde bulunan Hanabad (Khanabad) Hava Üssünü ABD’ye açmıştır. ppp Fakat Mayıs 2005’de Andican’da yaşanan kanlı olaylar [Andican Olayları] için ABD’nin Özbekistan’ı halka karşı orantısız güç kullanmakla suçlaması ve konunun BM’de ele alınmasının önünü açması, Özbekistan’ın ABD unsurlarını ülkeden çıkarmasına yol açmıştır. Özbekistan’ın ABD’yi ülkesinden çıkarma kararı almasının arkasında, 2003’de Gürcistan’daki [“Gül Devrimi”]’nin 2004’de Ukrayna’daki [“Turuncu Devrim”]’in ve 2005’de Kırgızistan’daki [“Lale Devrimi”]’ninde payı olmuştur. Çünkü bu renkli devrimlerin Sovyetler ardılı yeni bağımsız ülkelerde kendisini göstermesi ve arkasında örtülü olarak ABD’nin yer aldığının konuşulması, Özbekistan’ı ABD konusunda endişeye sevk etmiştir. Ancak çok değil 4-5 yıl sonra, Afganistan’daki ABD birliklerinin ve çok uluslu gücün lojistik desteğinin sağlanması ciddi bir sorun olmaya başlayınca ABD Özbekistan’ın kapısını çalmış, Özbekistan-ABD ilişkileri yeniden olumlu bir mecrada kendisini göstermiş ve Özbekistan bu kez güneydeki Termiz kentinin ABD tarafından kullanılmasına izin vermiştir.

Özbekistan’ın Çin ile ilişkilerine bakıldığında, Çin’in ekonomik büyümesine bağlı olarak, ilişkilerin istikrarlı bir şekilde geliştiği görülmektedir. Önceki Devlet Başkanı Hu Jintao döneminde, 2011 yılında, Çin’i ziyaret eden İslam Kerimov, çeşitli anlaşmalara imza atmıştır. O tarihte Özbekistan’da faaliyet gösteren Çinli firma sayısı 100’ün biraz üzerinde iken bugün bu sayı 500’e çok yaklaşmıştır. Bunda, Kasım 2012’de Devlet Başkanı koltuğuna oturan Xi Jinping’in, Eylül 2013’te Özbekistan’ı ziyaret etmesinin ve bu ziyaret sırasında 30’un üzerinde projeyi içeren toplam 15 milyar dolar tutarındaki anlaşmaların imzalanmasının payı büyük olmuştur. İslam Kerimov’un Ağustos 2014’de Çin’i ziyaret etmesi, ilişkileri daha geliştirmiş ve taraflarca daha önce ilan edilmiş “Stratejik Ortaklık Bildirisi”ne biraz daha değer katmıştır. Bugün Çin’in Özbekistan’daki yatırımlarının toplam değerinin 8 milyar dolar ve iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin de 5 milyar dolar seviyesine ulaştığı kabul edilmektedir. Eğer bugün itibarıyla, Özbekistan’ın toplam dış ticaretinin (ithalat+ihracat) 25 milyar dolar seviyesinde olduğu, Çin’in Özbekistan’ın ihracatında ikinci (% 17) ve ithalatında ilk (% 20) sırada olduğu dikkate alınırsa, son 7-8 yıl içinde Özbekistan-Çin ilişkilerinin hızlı ve istikrarlı büyüme göstermiş olduğu, iki ülke arasındaki yakın ilişkiler, daha iyi anlaşılacaktır.

IV. Özbekistan, bağımsızlık sonrasında, potansiyel olarak, istikrarsızlığa açık bir ülke olmuştur. Yukarıda belirtilenlerden de çıkarılabileceği üzere, burada, İslam Kerimov’un vefatı ile ortaya çıkmış/çıkacak bir istikrarsızlıktan söz edilmemektedir. Bununla beraber, İslam Kerimov’un vefatının, esasen mevcut olan potansiyel istikrarsızlık durumunu (şimdilik ve mevcut koşullar ile sınırlı olarak) biraz daha ağırlaştıracağı değerlendirmesinde bulunmak mümkündür. Yukarıda belirtilenlere ilave olarak bu değerlendirmeyi besleyen başka hususlar da vardır. Öncelikle, İslam Kerimov’un baskıcı/otoriter yönetiminin aşırıcılığı beslediğini görmek ve bu yönetim nedeniyle Özbekistan dışına çıkmak zorunda kalmış olanların, Özbekistan’a yönelik hedef ve beklentilerini sorgulamak gerekir. İslam Kerimov’un vefatı, bunlar lehine bir kırılma noktasıdır ve muhalifler, Özbekistan’a dönmek, kaldıkları yerden faaliyetlerini sürdürmek ve ülke yönetimini ele geçirmek isteyebileceklerdir. Bu bağlamda, çeşitli beklentiler ile ülkelerini muhaliflere açmış bölge içi ve dışı aktörlerin, onların bu isteklerini tahrik edip destekleyecekleri de düşünülebilir.

Gerçekçi bir bakış açısı ile yaklaşıldığında, komşu ülkeler için, ülkelerindeki Özbek nüfusu bir zayıflık, risk ve tehdit unsurudur. Özbekistan’ın güçlü olması, Taşkent’i komşu ülkelerdeki Özbeklerin gözünde çekici kılacak ve bu çekicilik de o ülkelerce zayıflık, risk ve tehdit olarak algılanacaktır. Ciddi miktarda Özbek nüfusa sahip olan, üstelik Özbek muhaliflere ev sahipliği yapan komşu ülkelerin, güçlü bir Özbekistan’dan rahatsızlık duyacakları açıktır. Bu ülkelerin Özbek muhaliflere ev sahipliği yapmaları, biraz da bu açıdan görülebilir, bu endişeden ileri gelir. Bu belirilenlerden hareketle, İslam Kerimov’un vefatı ile birlikte, komşu ülkelerin; ev sahipliği yaptıkları muhalifleri Özbekistan’a yönlendirmeleri, onları Özbekistan’ın yönetiminde pay ve söz sahibi olmaya isteklendirmeleri ve bu yönde onları desteklemeleri beklenecektir.

İslam Kerimov sonrası döneme ilişkin bu bölümde belirtilenlere, yukarıda Rusya, ABD ve Çin ile ilgili olarak belirtilenlerden çıkarılabilecek hususlar da eklenmelidir. Bu üç büyük gücün, Özbekistan’ın geleceği konusunda şu veya bu şekilde inisiyatif almaları eşyanın tabiatından olacaktır.

Özbekistan’ın yürürlükteki Anayasasına göre, Cumhurbaşkanlığı makamının vefat nedeniyle boşalması halinde, boşalmayı izleyen üç ay içinde yapılacak bir seçimle bu makamın doldurulması gerekmektedir. İslam Kerimov’un boşalttığı makam için, “ülke içinden” çok sayıda kişinin ismi geçmektedir. nigmatilla_yoldasev Bunlardan biri, Anayasa gereği hâlihazırda Cumhurbaşkanlığına vekâlet eden, “Özbekistan Meclisi Başkanı” [Nigmatilla Yoldaşev]’dir. 1962 yılında doğmuş olan Yoldaşev, daha önce Adalet Bakanlığı yapmıştır. Genç yaşına rağmen siyasetteki performansı dikkat çekicidir.

sevket_mirziyoyev

Diğer bir aday, hâlihazırda Başbakan olan 1957 doğumlu. [ Şevkat Mirziyoyev]’dir. Mirziyoyev, 2003 yılından beri (13 yıldır) Başbakan olarak görev yapmaktadır ve bu da, sağlığında İslam Kerimov’un tam desteğine (güvenine) sahip olduğu, aday olup seçildiği takdirde İslam Kerimov’un yönetim anlayışını sürdüreceği değerlendirmesine yol açmaktadır.

rustem_inoyatov

Kendisinin isimi de geçmesine rağmen Özbekistan istihbaratının başında bulunan, 1944 doğumlu [Rüstem İnoyatov]’un da Mirziyoyev’i destekleyeceği yorumlarının yapılması Mirziyoyev ile ilgili değerlendirmeyi beslemekte, şansını artırmaktadır.

rustem_azimov

İslam Kerimov’un yeri için ismi geçen bir başkası da, daha önce Maliye Bakanlığı yapmış, halihazırda Başbakan Yardımcısı olan, 1958 doğumlu [Rüstem Azimov]’dur.

muhammad_salih

“Ülke dışından” ilk akla gelen isim ise, “rejim muhaliflerinin lideri” [Muhammed Salih]’tir. Daha çok ERK Demokratik Partisi olarak anılan Erk Partis’inin kurucularından olan 1949 doğumlu Muhammed Salih, Parlamento üyeliği yapmış ve 1991’de yapılan ilk Cumhurbaşkanı seçiminde, geçerli oyların % 12,7’sini almıştır. Bu sonucun, “oynanmış” bir sonuç olduğu; Muhammed Salih’in gerçekte % 33 ile %50 arasında bir oy aldığı hep ileri sürüle gelmiştir. 1988 yılında, Moskova’nın Komünist Partisi üyeliğine ilişkin davetini geri çevirmiş bir isim olan Muhammed Salih’in, ABD’de ve Avrupa’da değişik seviyelerde kabul gördüğü ve 2003 yılından bu yana yaşamını Özbekistan dışında sürdürmek zorunda bırakılmış bir isim olduğu bilinmektedir.

Özbekistan’ın mevcut durumu ve Cumhurbaşkanlığı için “ülke içinde” öne çıkan isimler, İslam Kerimov sonrası için farklı bir çağrışıma yol açmamaktadır. Ülkenin esasen -yukarıda ifade edildiği üzere- istikrarsızlığa açık bir ülke olması ve muhtemel bir istikrarsızlığın Özbekistan ile sınırlı kalmayıp bölgeye sirayet etme potansiyelinin yüksek bulunması, İslam Kerimov çizgisinin korunmasında ittifak edilme ihtimalinin oldukça yüksek olduğu değerlendirmesine yol açmaktadır.

*

ascmer

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: