‘1 Eylül Dünya Barış Günü’ Mesajları – 2016


peace_day

Dinleyin ağalar dinleyin beyler, Toplum barış ister fert barış ister. Nasır tutar gönül, kinden nefretten, Hüzün barış ister dert barış ister. Dinsin anaların akan göz yaşı, Yok olsun şu ölüm-kalım savaşı, Başlasın bu çağda dostluk yarışı. Yabana atılır doğru sözümüz, Çok değer yitirdi inan özümüz, Açmış kucağını her bir düzümüz. Doğsun yeni ufuklar, Gülsün yüzümüze serin şafaklar, Paslansın, çürüsün toplar tüfekler. Dünya barış ister yurt barış ister.
Sadık Turan

***

EMEĞİN BARIŞA, BARIŞIN EMEĞE İHTİYACI VAR!

1 Eylül Dünya Barış Günü savaşlara ve savaşların yol açtığı acılara karşı barış talebinin ve umudunun dillendirildiği gündür.

Nazi Almanya’sının 1939 yılında Polonya’ya saldırdığı ve emperyalistler arası yeni bir paylaşım savaşı başlattığı tarih olan 1 Eylül, Türkiye’de de emek, demokrasi ve barış güçlerinin takviminde özel bir yer taşımaktadır.

Yaşadığımız bölgede yıllardır süren savaşlar, milyonlarca insanı yoksullaştırmış, yüz binlerce insana tarifsiz acılar yaşamış, sayısız insan Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de katledilmiş, geriye evladını yitiren binlerce anne baba ve öksüz kalan yüzbinlerce çocuk bırakmıştır. Milyonlarca insan topraklarından göçe zorlanmış, yine milyonlarcası kimliğinden, dilinden, milliyetinden, mezhebinden ve düşüncesinden dolayı baskı görmüştür.

Etnik ve dini farklılıklar körüklenerek halklar birbirine düşman edilmekte, insanların gelecekleri ve bir arada yaşama umutları yok edilmektedir.

Silahlar konuştukça kadınlar, gençler, çocuklar, yoksullar ve emekçiler başta olmak üzere bütün insanlık ağır bir sarsıntı yaşamakta, işsizlik, yoksulluk, açlık, acı ve gözyaşı artmaktadır…

Milyarlarca insan temel haklarından mahrumken, temiz içme suyu bulamazken, milyarlarca insan doktor ve öğretmen, hastane ve okul bulamazken, hükümetler ve uluslararası kurumlar savaşları devam ettirmeyi, emekçilerin maaşlarında kesinti yapmayı, sosyal hakları törpülemeyi tercih etmekte ve baskı koşullarını durdurmak yerine onlardan nasıl kâr edebileceklerini düşünmektedir.

Neoliberal kapitalist düzen ve onun destekçisi emperyalist güçler için savaş, halkları/işçi sınıfını birbirine düşürerek bölüp parçalamanın, demokratik hakları askıya almanın, sermayeye kaynak aktarmanın, kısacası bu düzeni devam ettirmenin, bir yolu olarak değerlendirilmektedir. Sömürü ve baskı düzeni ancak savaşlar ile sürdürülebilmektedir. Savaş yaşamımızın kalıcı bir parçası haline gelmiştir.

Düzeni “savaş” ile sürdürülebilir hale getirmek, insanlığa karşı işlemiş en büyük suçlardandır ve maalesef ülkemizde de bu yönde politikalarla karşılaşmaktayız.

Emperyalist güçler tarafından kışkırtılan Suriye’deki etnik-mezhepsel ayrımlara dayanan iç savaşa Türkiye’yi yönetenlerin taraf olması maalesef ateşi ülkemize taşımıştır. “Ortadoğu iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla kaosa sürüklenirken, Türkiye bu kaosun parçası olmasın” diyenlere kulak verilmemiştir. Yıllardır tüm uyarılara rağmen hatada ısrar edilmiş, Suriye politikasını eleştirenler “hain” ilan edilmiştir. Türkiye’nin toplumsal barışını tehdit eden bu tehlikeli macera sürdürülmektedir.

Ülkemizde Kürt sorunu da dahil tüm sorunların, şiddetle, terörle, çatışmayla çözülemeyeceği son 30 yıllık yakın tarihimize bakılarak dahi görülmektedir. Özlemle beklediğimiz, kalıcı bir toplumsal barış ve kardeşlik, bir arada insanca yaşayacağımız bir ülke, kanın ve şiddetin olduğu yerde sağlanamamaktadır. Türkiye’de bir iç savaş ortamına sürükleme tehlikesi taşıyan provokasyonlar, kimden gelirse gelsin, sadece acıyı, kanı ve gözyaşını artırmaktadır.

Ülkemizde benimsenmesi gereken politika, “yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış” politikasıdır. Bunun dışındaki tüm maceralarla ve savaş politikalarıyla, iktidarlar güçlenebilir, koltuklar korunabilir, servetler korunabilir, sermaye büyüyebilir ama ülkemiz kaybeder.

Bir kez daha tekrarlıyoruz:

* Savaş, ölüm, acı, gözyaşı ve yıkım demektir!

* Savaş, cinayet demektir!

* Savaş, baskı, şiddet ve sömürünün katmerlenerek artması demektir!

* Savaş, ekmeğimizin küçülürken zenginlerin kasalarının dolması demektir!

* Savaş, emeğin haklarının tamamen ortadan kaldırılması demektir!

* Savaş, demokrasi ve özgürlüklerin bitirilmesi demektir!

* Savaş, insan haklarının, hukuk ve adaletin hiçe sayılmasıdır!

* Savaş, çevrenin, doğanın tahrip edilmesi demektir!

* Savaş, savaş kararı alanların çocuklarının değil, emekçi halk çocuklarının gönderildiği bir cehennem demektir!

İşçi sınıfı olarak özlemimiz, kimliği, kültürü, dili, dini, mezhebi, görüşü ne olursa olsun, üzerinde eşit haklara sahip yurttaşlar olarak barış içinde yaşayacağımız, demokratik bir Türkiye özlemidir. Çünkü bizler bilmekteyiz ki, işçilerin göz renkleri ne olursa olsun gözyaşları aynıdır.

Barış emekle gelecek, barış işçilerin birliğiyle gelecek.

Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın halkların kardeşliği!

Yaşasın 1 Eylül Dünya Barış Günü!

DİSK Genel Başkanı Kani Beko

*

TERÖR VE SAVAŞLAR SON BULSUN, BARIŞ HAKİM OLSUN

Tarihinde büyük kanlı çatışmalara sahne olan dünyamız, yaşadığı iki büyük savaşın ardından 1 Eylül’ü ‘Dünya Barış Günü’ ilan etmiştir. Ancak ne var ki; barış, gün ilanı ile mümkün olmamaktadır. Dünyamızın yaşadığı acı savaş tecrübelerine rağmen bugün hala çeşitli bölgelerde kanlı çatışmalar devam etmekte, her gün yüzlerce insan savaş, terör, şiddet eylemleri nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Son dönemde özellikle 15 Temmuz Türkiye’yi işgal girişimi başta olmak üzere, Diyarbakır; Van, Bitlis, Elazığ, Gaziantep ve Cizre’de yaşanan olaylar ihanet şebekelerinin işbaşında olduğunu gösteriyor. Tüm bu terörist saldırıların hedefi ülkemizdir, 79 milyonun kardeşliğidir. Ülkemizin huzurunu ve istikrarını bozmak isteyenlere, toplumda bir gerilim ve kutuplaşma yaratmak isteyenlere karşı milli birlik ve dayanışma ruhu ile milletimiz gereken karşılığı vermektedir. Türkiye halkı, birlik ve bütünlük içinde barış ve huzurun sağlanması, demokrasi ve özgürlük ortamının gelişmesi için çalışmaya devam edecektir.

Barış çığlıklarının atıldığı bugün, dünyanın pek çok bölgesinde bombalar patlamakta, sivil halk ve çocuklar can vermekte, doğdukları toprakları terk etmeye zorlanmakta, insanlar kaçırılmakta, masum insanlar sorumlu olmadıkları çatışmaların bedelini ağır bir şekilde ödemektedirler.

Barışın ortadan kaldırılarak silahların kullanılması ve savaşın yapılması, ağır ekonomik ve sosyal faturalar ödenmesine yol açmaktadır. Bölgemizin ve dünyanın barışa her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Barışın hem ülkemizde hem de tüm dünyada egemen kılınması, demokratikleşme ile insan hak ve özgürlüklerinin mikro düzeyden makro düzeye kadar insanların ve toplumların hayatlarına hakim kılınması ve herkes için ekonomik açıdan asgari yaşam standardının garanti edilmesiyle sağlanabilecektir.

Hain terör saldırılarında ve ülkemizin varlığı ve bütünlüğü için can veren 15 Temmuz şehitlerimize ve tüm aziz şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyor, ¬ülkemizde ve dünyada terörün ve savaşların biran önce son bulmasını, barışın egemen olmasını diliyoruz. Silah seslerinin yeryüzünden ebediyen silinmesi dileklerimizle Dünya Barış Günü’nü kutluyoruz.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut ARSLAN

Faşizme, Darbelere, Savaşa Karşı Demokrasi Ve Barış İstiyoruz!

1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başlayan, İkinci Büyük Emperyalist Savaşı ardında milyonlarca ölü, milyonlarca yaralı, harabeye dönmüş kentler ile büyük bir acı ve gözyaşı bıraktı.

İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının
başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

Ancak geçmişten bu yana emekçiler ve ezilen halklar savaşa karşı barışı savunurken, dünyayı yöneten güçler hala savaştan, kan dökmekten, barbarlıktan vazgeçmedi!

Küresel emperyalist güçlerin isteği ve yönlendirmesiyle, uzun süredir Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor.

AKP iktidarı öteden beri yanlış olan Suriye politikasındaki ısrarını Cerablus’a yönelik saldırgan girişimini derinleştirerek sürdürüyor.

Hala kadınlar, çocuklar, gençler ölüyor, sakat kalıyor, salgın hastalıklar, evsizler, sığınmacılar çoğalıyor. Çağdışı cihatçı IŞİD vb. örgütler en çok kadınların hayatını cehenneme çeviriyor, Ortadoğu halklarına dünyayı dar ediyor.

Milyonlarca savaş mağduru insanlık dışı koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor, binlercesi, göç yollarında can veriyor. AKP Hükümeti ve Avrupa devletleri mültecilik üzerinden insanlık değerlerini pazarlıyor, ayaklar altına alıyorlar.

1 Eylül’ün Dünya Barış Günü olarak ilan edilmesi üzerinden tam 77 yıl geçmesine rağmen hala ülkemizde “kutlu olsun” diyemiyoruz!

Ülkemiz yangın yeri… Çatışma, gözyaşı ve acı dört bir yanımızı sardı.

15 Temmuz’da kanlı darbe girişimi ile AKP’nin iktidar ortağı olan Cemaat ülkenin geleceğine el koymak istedi. Cemaatin kanlı planlarının boşa çıkarılması, darbe girişiminin bastırılmış olması Türkiye’nin içine sürüklendiği karanlığı ortadan kaldırmadı. OHAL uygulamalarını “milli mutabakat” ile maskelemeye çalışan AKP, darbe girişiminin oluşturduğu atmosferi faşizan, sömürücü ve savaş yanlısı dikta rejimini derinleştirmek için fırsata dönüştürdü.

Askeri darbe girişiminde ölen yüzlerce insanımız, demokrasiyi askıya alan sivil darbeler, OHAL ilanı, kitlesel gözaltılar ve tutuklamalar, işten çıkarmalar, iş güvencesinin ortadan kaldırılması, kadına yönelik ayrımcı politikalar ve şiddet, homofobiden beslenen şiddet ve cinayetler, Alevilere yönelik mezhepçi dayatmalar, laiklik karşıtı gerici politikalarda kaygı verici artış, çocuk istismarı, doğamızın talan edilmesi, iş cinayetleri ve daha nice insanlık onuruyla bağdaşmayan politika ve uygulamalar…

“Ya biz ya kaos” denilerek Haziran 2015’ten beri ülkemizin içine sokulduğu bu tabloda, bitmek bilmeyen çatışmalar, ölümler, bombalı katliamlar, sivillerin yakıldığı bodrumlar, yakılan/yıkılan/yok edilen kentler/ilçeler/kasabalar eksik olmuyor.

Hemen her gün ülkenin dört bir yanında patlayan bombalarla onlarca insanımız hayatını kaybediyor, yüzlerce insanımız yaralanıyor.

Daha bir hafta önce Gaziantep’te insanların en mutlu gününe, düğüne yapılan alçakça saldırı sonucu çoğu çocuk en az 54 insanımız yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı.

En son Artvin’de ana muhalefet partisi konvoyunu hedef alan saldırı ise savaş ve kaosun derinleştirildiği bu ortamda hiç birimizin can güvenliğinin olmadığını, demokrasiyi ve barışı savunmada daha ısrarcı bir tutum alınması gerektiğini gözler önüne sermiştir.

Her yer yanıyor, yüreklerimiz de!

Çatışmalar artarak devam ediyor, gençlerimiz, çocuklarımız birer birer toprağa düşüyor.

Böylesi bir ortamda giriyoruzDünya “Barış” Günü’ne…

Bu savaş bizim savaşımız değil! Savaşa mecbur olan halklarımız ve emekçiler değil, iktidarını savaşa, gerilime ve kaosa bağlayan AKP’dir. AKP hükümetinin hem içerde hem dışarda emekçileri ve halkları kutuplaştırmak üzerine kurulu bir siyaset izlemesi savaş ve şiddet ortamını sürekli canlı tutmaktadır.

Bu çılgınlıkta ısrar etmek ülkemizi çıkmaz bir felakete sürükleyecektir.

Ülkemizdeki darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini halkımız ve emekçiler ödemektedir. Savaş naraları atanların çocukları değil, yoksul halkımızın çocuklarının kanı akıtılmaktadır.

O yüzden barışa dair tüm çabalar, eylemler yaşamsaldır.

Bizler, bir canımız daha yitmesin, salgın hastalıklar, sakatlıklar toplu ölümler olmasın, insanlar evlerini terk etmesin, doğaya kıyılmasın diye bu çılgınlığı durdurmak istiyoruz.

Bizler, Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikaların derhal terkedilmesini, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların acilen atılmasını istiyoruz.

Bu yıl 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde alanlara çıkmak, ses çıkartmak, halka gerçekleri anlatmak her zamankinden daha önemli ve anlamlıdır.

Bunun için ülkenin dört bir yanında Emek Ve Demokrasi İçin Güç Birliği olarak; “FAŞİZME, DARBELERE VE SAVAŞA KARŞI DEMOKRASİ VE BARIŞ İSTİYORUZ!” şiarıyla barışı sahiplenecek ve barışa ses vereceğiz.

Ülkemizin geleceğine sahip çıkmak, demokrasiyi, laikliği, bağımsızlığı, barışı, eşitliği, özgürlüğü, adaleti savunmak ve gerçek kılmak için 1 Eylül’de alanlarda olacağız.

1 Eylül’de ülkemizin dört bir yanında darbeleri ve savaşı durdurmak, OHAL’i kaldırmak için sesimizi daha çok yükselteceğiz.

Tüm yurttaşlarımızı barış için ses vermeye, bulundukları illerde gerçekleşecek ortak barış eylem ve etkinliklerine katılmaya çağırıyoruz.

Kirli hesaplara kurban edilecek bir tek canımız bile yok.

Barışın iyileştirici gücüne hepimizin ihtiyacı var.

Haydi, hep birlikte 1 Eylül’de barış için sesimizi yükseltmeye…

KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse

*

Faşizme, Darbelere, Savaşa Karşı Demokrasi Ve Barış İstiyoruz!
ÜLKEDE BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ

Ülkemiz son bir yıldır art arda patlayan bombalar, içeride ve dışarıda körüklenen şiddet, emperyalist güçlerin ülkemiz ve bölge üzerine projeleriyle savaşın gölgesinde yaşar hale geldi.

İçeride, Kürt sorununda baskı, şiddet ve terör her iki tarafta da derin acılara yol açmakta, milliyetçilik ve militarizm körüklenerek halklar birbirine düşman edilmeye çalışılmaktadır. Biz, bir arada, kardeşçe, eşit, özgür bir ülkede tüm farklılarımızla birlikte yaşamak istiyoruz.

Suriye’de yaşananlara karşı yıllarca emperyalist müdahalenin yanında yer alıp bu ülkenin yıkımında rol üstlenenler, şimdi IŞİD ve YPG/PYD’ye müdahale gerekçesiyle Suriye’ye müdahalede bulunmaktadır.

Her gün yeni bir acıya, patlamaya, terör saldırısına uyanıyoruz ve artık “yeter” diyoruz.

Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara karşı, ülkemizin Suriye’nin bir benzeri haline getirilmek istenmesine karşı tüm demokratik güçleri, siyasi partileri seslerini barıştan yana yükseltmeye çağırıyoruz.

TMMOB, bölgemizde ve ülkemizde yaratılmak istenen kaos ortamına, savaş dayatmalarına, yeni dünya düzeni teorilerine karşı daima barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yanadır.

TMMOB, emperyalizme, faşizme, gericiliğe, halkların birbirine kırdırılmasına karşı çıkmaya; eşit, özgür, laik, demokratik ve bir arada yaşamın hâkim kılınacağı demokratik bir Türkiye mücadelesine devam edecektir ve daima savaş çığlıklarına karşı barışın yanında yer alacaktır.

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla bir kez daha “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” diyoruz ve “Ülkede, bölgede, dünyada barış” istiyoruz.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: