Zihinsel esaret çarkı…


…ve Çağdaş Kölelik Dişlileri!

İnsanlar yaşadıkları ortama göre farklı düşünce, anlayış ve beklenti ile hareket ederler. carkKendilerine biçtikleri veya başkalarınca belirlenen oyunu oynarlar. Bir tür maskeli balodur bu… Her insanın yaşamında üstlendiği bir rol vardır. Başrol, ikinci derecede oyuncu veya figüran… General, komutan, yaver, emireri gibi… Güç ve paraya ulaşmak için her yolu mübah kılan bu rollerle esir alınanlara , bir de bulaşıcı «mikrop» zerkedilir. Topluma yayarak ahlaki, insani değerleri çökertsinler diye… Bu «mikrop»un ismi yolsuzluktur! Mikrop bir kere bulaştıktan sonra toplum âdeta salgın hastalık üreten bataklığa dönüşür. Bireylerin yaşam tarzları altüst olur. Ruhsal ve sosyal hastalıklar kıvrandırır insanları… Peki bu kan emici «sivrisinekler»i yok etmenin, bataklığı kurutmanı yol ve yöntemi nedir?

***

SENARİSTLER VE SEYİRCİLER
22 Ağustos 2016-ANKARA

©Prof.Dr.Nurullah Aydın – İnsan yaşadığı ortama göre farklı düşünce, anlayış, beklenti ile hareket eder. Kendine göre belirlediği veya kendisi için tasarlanan oyunu oynar. O nedenle de çoğu insan maskelidir. Yani insanın beynine yapılan düşünce- inanç şırıngası insanı tercihe yönlendirir.

Kendisinde bir takım özellikler olduğunu düşünen her insan yaşamında bir rol oynar. Roller de; ya başrol, ya oyuncu, ya da figüranlıktır. Kimi efendi kimi emireri. Kimi bey hanım, kimi hizmetli, hizmetçi. Kimi mutlu, kimi mutsuz. Kimi bu dünya, kimi öte dünya umudunda.

Gerçek hayattan rol modeli olarak zihinlere yansıyan; güç ve paranın değerleri ezerek yerine geçmesi, toplumun yaşam tarzını kemiren başka bir salgın hastalığa daha yol açıyor.

Bu tehlikeli salgın yolsuzluktur. Güç ve paraya ulaşmak için her yolu mübah kılan bu virüs, esir aldığı toplumu çökertir, yaşam tarzını hastalık üreten bataklığa çevirir. Çünkü tüm kaynaklar yolsuzluğa kurban gittiği için, ruhsal ve sosyal hastalıklar içinde kıvranan toplum yeni kurban olacaktır.

Önlenemeyen sosyal hastalıklar, zincirleme yolla ve çığ etkisiyle yaşam tarzımızı işte böyle kirletiyor.

Zihinsel işgale uğrayan toplumlar; beyinleri sığlaştığı için soygunun boyutunu kavrayamaz, neden ve nasıl gittiğini anlayamaz, önlem alamaz. Alık alık seyreder. Kaybettiğinin binde birini bile tekrar alabilmek için, kedinin kendi kuyruğuyla oynadığı gibi sürekli dolanır durur. Sürekli sahte şifreleri çözmekle oyalanır. Halbuki, asıl şifresi; kendi hayatının ve sağlığının kilitlendiği bu şifredir, bilemez ve çözemez!

İşte bu zihinsel işgal ve esaret; içinde yaşadığımız akvaryumu kirleten, zihinleri kilitleyen ve toplumları acınacak hale getiren böylesine acımasız bir akıl oyunudur.

Zihinsel esarete uğrayan toplumlar, içine düştükleri hastalık üreten bataklığı idrak edecek ve kurutacak zihinsel yetenek ve derinliği de kaybederler. Onların yapabileceği tek şey; bu bataklığın sürekli ürettiği sivrisinek ordusuyla savaşmak ve kıt kaynaklarını ahmakça harcamaktan ibarettir. Ama bu sivrisinek bulutları hiç bitmeyecektir.

Toplumu beyinsiz hâle getirecek her işlem; zihinsel köleliği sağlamanın en kısa yoludur. Bunun üzerine algı yönetimi de eklenirse, bir tek kurşun bile atmadan bilinçaltı kurgulama ile toplumlar kolayca yönetilir. Bilim ve akıl gücünü koruyamayan devletler, yöneten aklı kaybettiği için yönetilen duruma düşerler. Çağdaş kölelik işte böyle oluşuyor.

Bu akıl oyununda, sağlıktan ekonomiye her alanda devam eden küresel savaşın değişik şekillerini bilmeyen toplumların yaşama şansı yok.

Herkes bir tuhaf durumda. Şaşkın şaşkın bakıyor. Anlamıyor, anlamış görünüyor veya anlamaya çalışıyor. Günümüz karmaşasında dikkatlerimiz çok farklı düzlemde seyrediyor.

İnsanlar nelerle meşgul?
Söz ve yazı şarlatanlarını görmemek, bunları tartışmamak ne kadar doğrudur?

İster buna ırkçı ister dinci emperyalizm denilsin nihayetinde insanlar kuşatılmış bulunuyor. Umutları daha küçük parçalara bölüyor, tamamen kendi kontrolüne alıyor. İnsan ölümleri, kültür tarihinin tahribi, psikolojik travmalar çok daha etkili ve tehlikeli durumda.

Bunları görmemek, bunların üzerinde durmamak gaflet değil midir? Bütün bu tehlikeler göz ardı edilerek salt geçmişte de böyleydi bahanesiyle zihinlerin, yaşamın işgaline göz yummak ne kadar sağlıklı bir bakıştır?

Güç odakları medyayı çok güçlü olarak kullanıyor. Ne yazık ki bunun içinde farkında olunarak ve olmayarak iblisin yolunda olanlara hizmet konumuna düşülüyor.

Neden evrensel boyutta değil de yerel düzlemde olaylara bakıyoruz?

Neden evrensel insani değerler açısından değil de şarlatanların rahat yaşaması için gerçekleri görmemeye direniyoruz. Zihinlerimize, enerjimize, zaman israfımıza yazık oluyor.

Günün Sözü: Kin nefret ve öfke içinde olanlar, kendi oyunları içinde kalırlar.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: