ÖPÜŞ, DÜŞÜN ve ACI ÇEK


KRÖLLER MÜLLER MÜZESİ ve AUGUSTE RODIN

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar

Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz,
İlk aşk gecesinin masum yeminleri,
Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz?
Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.
Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
Balkonundan gül atan cömert sevgili!
Aşkınla deli divane olduğumuz,
Sarmaşığa tırmandığımızdan belli.

***

Ortaokul öğrencisiydim, buluğ dönemlerinin o kendine özgü anlaşılmazlıkları, yanıt bulunamayan soruları, hep yarınlara ertelenmiş duyguları ile doluydum.

İçimde büyük bir öğrenmek okumak ateşi vardı.

Derken yaz tatili başladı, heyecanla beklediğim ve benden onbeş yaş daha büyük olan ağabeyim geldi İstanbul’dan. Kısa bir süre kaldı, giderken buradayken okuyup bitirdiği bir antoloji kitabını da bana armağan etti. O kitaptan anımsadıklarım, çoğu anlayamadığım şiirlerdi, bazıları daha duru yazılmışlardı sanki.

Kitaptaki diğer çok çarpıcı bir özellikse her şiirin yanında bir resmin yer alışıydı. Sayfalar arasında bazen hızla, sıklıkla tekrar okuyup anlamaya çalışarak uzun ama etkileyici, duygularımı kamçılayan bir gezintiye başlamıştım.

Ziya_Osman_Saba

Ziya Osman Saba şiirinde neden gözyaşlarımı tutamadığımı bilmiyorum, o şiiri de şu an hatırlayamıyorum. Bir çeşmeden mi sebilden mi ne söz ediliyordu…

Çevirdim sayfayı. Bir heykel fotoğrafı, birbirine sarılmış bir kadınla erkek heykeliydi sayfayı tümüyle dolduran. Altında yontunun adı:
ÖPÜŞ
Heykeltraş: AUGUSTE RODIN.

kiss2

O denli etkilenmiş, soluksuz kalmıştım ki… yuvasından çıkacakmışçasına çarpan kalbimin çırpınışlarıyla tüm bedenim sarsılıyordu. Rodin’in bu muhteşem eseri beni ömrüm boyunca sürecek bir esarete alıyordu. Belki de o an damarlarımda kan yerine mermer parçacıkları dolanıyorlardı…

Neden sonra yandaki sayfadaki CAHİT SITKI TARANCI şiirini puslu bir sabahın alacasında okudum:

cahit_sitki_taranci

İLK AŞK

Felek ne kadar kahretse kalbimize,
Zaman zaman hatırladığımız olur,
Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize;
Bir bahtiyarla yaşadığımız olur.

Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
Balkonundan gül atan cömert sevgili!
Aşkınla deli divane olduğumuz,
Sarmaşığa tırmandığımızdan belli.

Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz,
İlk aşk gecesinin masum yeminleri,
Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz?
Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.

Rodin o muhteşem eserini bu şiir için yapmış olmalıydı; yok yok, Tarancı bu şiiri Rodin’in yontusuna adamış olmalıydı…
Bu düşsel gelgitten hiç kurtulamadım ama sonuçta bu şiirle bu yontunun birbirini tamamladığına inanmam, sanatsal ve estetik duygularımın Nirvana’ya çıkışıydı.

Aradan artık ne kadar olduğunu bilemediğim onca bahar ve sonbahar geçti… ne Tarancı ne de Rodin unutuldu.

***

Hollanda’da ender görülen güzellikte ılık ve bol ışıklı bir günün sabahı ani bir kararla bir kez daha Kröller Müller Müzesi‘ne gitme isteğimle mutlandım.

Burası iki ayrı sanatseverin paha biçilemez eserlerle oluşturduğu çok ünlü bir müze. Van Gogh tablolarının çoğu salonların duvarlarında asılı. Renoir, Picasso, daha nice birbirinden etkileyici yapıtlar, yontular, modern sanat örnekleri…
İçeride her ulustan ziyaretçi var.

Kröller Müller Müzesi’nin bir diğer çok önemli özelliği ise VELUWE Milli Parkı içinde yer alması… Onlarca kilometrelik yürüyüş yollarında da yüzlerce yontunun bulunması. Müzenin içi gibi, üzerinde oturduğu alan da bir açıkhava müzesi.

Yine bilmem kaçıncı kez gerek van Gogh tablolarını gerekse bahçedeki heykellerin fotoğraflarını çektim. Her seferinde başka bir açı, başka bir ışık tonu, belki daha da önemlisi, o güne has başka bir ruh haliyle çektiğim fotoğraflar bence bu özellikleri de içeriyorlar.

comelmis_kadin

Müzenin bahçe içindeki heykellerin yerlerini belirttiği haritada 37 numarada çömelmiş, acı çektiği yüzünden ve beden dilinden belli olan bronzdan yapılmış bir kadın heykeli var.

Aslında bu, çok büyük bir projenin sadece küçücük bir parçasıymış. O projede Rodin, DANTE‘nin DIVINA COMEDIA adlı eserindeki INFERNO (=cehennem) kapısında değişik ruh halleri içerisinde bekleşenleri betimliyormuş. (İlahî Komedya’nın tamamı.)

Proje ilerlemiş bir aşamasında iptal olunca Rodin orada tamamlanmış yontuları ayırmış.
Bunlar neler miymiş?
DÜŞÜNEN ADAM,
ÖPÜŞ,
ACI İÇİNDE ÇÖMELMİŞ KADIN…

37

Kröller Müller Müzesi açıkhava sergisinin 37 numarasında işte bu çömelmiş kadın hala acı içinde kıvranıyor bence.

Öpüş yontusu benim için hala en güzel heykel.

Düşünen Adam konusunda ise çok düşünüp çok yazı yazmak hala olası…

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: