INFOSFER (*) HASTALIKLARI BAŞLADI…


İyi de nasıl korunacağız?!

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar

Alınan her bilgi sağlıklı mı, doğru mu? Infosphere Bilebilene aşk olsun! Kontrol mekanizması var mı? Yok. Şansına… yersen arkadaş. Enformasyon versus dezenformasyon. Bir de buna psikolojik harekât yöntemlerini ekle; bedensel-ruhsal-sosyal değişimleri beraberinde getiren ve madde bağımlılığının da ötesinde kişiyi zombileştiren sanal dünyanın «mikrop veya virüs»lerine bedenini teslim et. Peki niçin, içinden kaçma şansımızın olmadığı bu infosfer yalnızca bilgilendirmeyi amaçlayan verileri değil de, yanıltmayı hedefleyen dezenformasyonu içeriyor sadece? İyi de bu hastalığa karşı hiç mi bir antidot veya antibiyotik yok?!

© photocredit

***

(*) [Infosphäre] [Infosphere] [Infosphère]

Son zamanlarda telefonlarımızdan, televizyon kanallarından ve internetteki çok sayıdaki kaynaktan gelen bilgi bombardımanıyla serseme dönmüş durumdayız. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkesin kendine özel, sözüm ona, biri diğerinden daha önemli, daha ağırlıklı ve kesinlikle inanılması gerekli görüşleri, bilgileri var. Her konuda… 3. Dünya Savaşındayız ve bunun en önemli göstergesi her yönden gelen 7/24 bilgi bombardımanı.

Her kim diyorsa ki beni çok da ilgilendirmiyor; buna şaşmamak olası değil. Öyle ya da böyle, az ya da çok, ilgimizi çekiyor ve bir boyutta yaşamımızı etkiliyor da bu enformasyon bombardımanı… Hani canlılar küresi anlamına biyosfer diyoruz ya… ondan esinlenerek bilgi küresi anlamında infosfer demekte sakınca yok. Çevremizde, beş duyumuzu da kapsayan, kapatan, körelten, hatta tümden tutsak almış bir infosfer var. Gönüllü savaş esiri yiz, haberimiz yok!

Alınan her bilgi sağlıklı mı, doğru mu?
Bilebilene aşk olsun!
Kontrol mekanizması var mı?
Yok.
Şansına… yersen arkadaş.
Enformasyon versus dezenformasyon. Şu günlerde bu dezenformasyon sözcüğü bayağı tuttu; demek ki artık yalnızca enformasyon değil, kaçınılmaz bir dezenformasyon çağı ndayız da.

İşte bu noktada oturup düşünüyor az sayıdaki insan:
Neden içinden kaçma şansımızın olmadığı şu infosfer yalnızca bilgilendirmeyi amaçlayan verileri değil, yanıltmayı hedefleyen dezenformasyonu da içeriyor?

Samimi kanım odur ki, pekçoğumuz farkına bile varmadan enformasyon ya da infosfer hastalıklarına tutulduk. Hastalık etkenleri öyle gizli saklı da değil, her tür enformasyon bu hastalıkların mikrobu, diyelim. O halde antidot ya da antibiyotik de olması gerek bu mikroplara – hastalıklara karşı.
Olmaz olur mu?
Eskiden, o masaların üstünü dolduran, sonra giderek küçülerek kucağa sığan, ufala ufala cebe sığacak boyutlara varan o infoelektroniklerin sesini kısacağız, fişini çekeceğiz.
Yoksa…
Bu infosfer bedensel-ruhsal-sosyal öylesine değişimleri beraberinde getiriyor ki örneğin madde bağımlılığının da ötesinde zombileşiyoruz. Bu böyle gidemez, gitmemeli; kendimiz olmaktan çıkmamalıyız.

Herkes Tanrı vergisi olan aklını kullanarak en kısa zamanda şu Infosfer Hastalıkları ndan korunmanın en uygun olan yolunu, yöntemini bulmalı.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: