Sivil Darbe!


Muhalefetin gözleri önünde OHAL’in «İğfali…»

Şu vakiten sonra hükumetin nefs-i müdafaa yaptığını ve iyi niyetli davrandığını düşünmek yersiz. sergii_fedko1Hükümet OHAL kanunlarını güçlü bir manevila olarak kullanarak sivil darbe yapmıştır. Müdahale edilmezse, AKP başarılı bir darbe yapmış olacaktır. Şu ana kadar yapılanlar savaş hukuku, intikam hukuku, güç hukuku, terörize etme anlayışı kapsamına giriyor. Bu bir tür irticai rövanş ve bir hınç alma halidir. Aynı zamanda, darbe girşimini bahane ederek insanlık tarihinin görebileceği en büyük arazi yağmasına hazırlandıkları anlaşılıyor.

© photocredit

***

Kabul etmek gerekir ki, hükumet OHAL kanunun verdiği yetkileri suistimal etmiştir.

OHAL kanunları anayasal düzeni toptan değiştirecek bir imkan tanımaz. Bu şekilde kullanmak üzere de tanzim edilmemiştir. Mevcut devlet nizamını bu derece değiştirecek kadar büyük bir yetki vermez.

OHAL Kanunlarını bu kadar geniş çapta ve devlet nizamına kökten tesir edecek şekilde kullanmak art niyet işaretidir.

Şu vakiten sonra hükumetin nefs-i müdafaa yaptığını düşünmekten vaz geçtim, hükumetin iyi niyetli olduğunu artık düşünmüyorum.

Hükümet OHAL kanunlarını güçlü bir manevila olarak kullanarak sivil darbe yapmıştır.

Halka artık bunu açıklamak lazım.

Bir askeri darbe girişimi bastırılmıştır.

Ancak, bunu takiben ülkemiz başarılı bir sivil darbe yaşamıştır.

Eğer birileri itiraz etmezse AKP hükumetinin sivil darbesi başarılı bir darbe olacaktır.

Sivil Darbe devamında ne getirir, ne götürür

Türkçe konuşabilen Anadolu ve Trakya Türk halkları yaşayıp görecek elbette.

Yapılan totaliter, partizan, faşizan, temel hukuk kurallarını tamamıyla ayaklar altına alan uygulamalara bakarak hiç de umutlu değilim.

Konuşulanlar, yapılanlar savaş hukuku, intikam hukuku, güç hukuku, terörize etme anlayışı çerçevesindedir.

AKP üst yönetimine, liderliğine yönelik daha akılı, sağduyulu, daha fazla idrak ve muhakeme sahibi olmalarına yönelik çağrılar boşa çıkmıştır.

Bir çocuğun oyuncakla oynamasına benzer bir sorumsuzluk hali içerisinde devlet aygıtıyla oynamakta çok rahat davrandıklarını izliyoruz.

Asla birleştirici, kucaklayıcı olmadıkları gibi, hala daha cepheleşme siyasetini açıkça devam ettirdikleri çok açıktır.

Bu haliyle ülkemiz daha fahiş siyasi uygulamaların sergilendiği bir şiddet arenasına dönüşecektir.

Fitnebaz Çetenin devlet aygıtından sökülüp atılmasıyla yaşadığım umut hissini günden güne yitirmekteyim. Ancak, şu ana kadar yapılanlar sadece Fitnebaz Çetenin tasfiyesinden ibaret değildir. Bir irticai rövanş, bir hınç alma halidir.

Aynı zamanda, darbe girşimini bahane ederek insanlık tarihinin göreceği en büyük arazi yağmasına hazırlandıklarını seziyorum.

Çok fütursuz, çok cesurlar.

Uzun yıllardır mürtecilerin ajandalarında yer alan rejim değişikliklerini de darbeyi bastırma programına eklemlendirilmiştir. Bu haliyle, ülkemiz çok daha büyük sıkıntılara doğru yol almaktadır.

TSK’nın, yapılan son düzenlemelerden sonra;

* geniş tenkisatlar sonrasında boşalan kadroların yerini doldurmakta yaşanacak gecikmeler,

* Genel Kurmay, Kuvvet komutanlıkları ile Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, MS. Bakanlığına dağıtılmış bağlantı şeması nedeniyle çok başlılık,

* seferberlik hazırlıklarında savsaklama,

* tepe komuta yönetiminde kopukluklar nedeniyle stratejik ve taktik yönetim zafiyeti,

* farklı kuvvetlerin, farklı birliklerin eşgüdümünde, lojistik yönetiminde, organizasyon yönetiminde yönetsel zafiyet,

* her düzeyde komuta heyetinde son on yılda yaşananlar sebebiyle komutanların inisiyatif almaktan, karar vermekten korkması, geri durması, maslahatçılık yapacak karakterde tekamül etmesi, sorumluluktan almaktan kaçınması, zayıf karakterde komutanların çoğalması,

* komutanların tayin, terfi, ve benzeri işlerde gündelik siyasetin tesir alanı içine dahil olması, siyasileşme ve kendi içinde cepheleşme,

gibi sorunlarla ciddi şekilde caydırıcılık kaybedeceğini, caydırıcılık kaybettiği için ülkemizin çok daha sık ve kolay şekilde aktif çatışmalara taraf olacağını, hasımlarımızın çok daha kolay şekilde ülkemize bulaşacağını, bu çatışmalarda başarısızlık ve gerilemeler sergileneceğini düşünerek büyük endişe yaşamaktayım.

Türkçe konuşabilen Anadolu ve Trakya Türk halkları bir an önce partizan sarhoşluktan, din afyonunu aklına verdiği zihin bulanıklığından, her türlü kafa karışıklığından kendini kurtarmalı. Aksi halde göz göre göre mahfa sürükleneceğiz.

BÜYÜK BALKAN FACİASI öncesindekine benzer bir durumda olduğumuzu hissediyorum.

Henüz ortada bir Atatürk ya da benzeri bir etkileyici kişilik de yoktur.

Bir subay mezbahası olan günümüz siyasi ortamında böylesi bir şahsiyetin ortaya çıkacağını da hiç zannetmiyorum.

Saygılar.
Oraj Poyraz.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: