Cumhurbaşkanı’nın Samimiyeti!


Tarih, önemli olaylarda nicelik değişimle tekerrür ediyor!

münir_kebir

© Münir Kebir

1998 yılında dönemin Başbakanı Merhum Necmettin Erbakan, Fethullah Gülen’in “Dinler arası diyalog” girişiminde, gülen” Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız var” sözleri üzerine bunun İslam’a küfre yol açtığı, zira İslamın amentüsünün esasının “Tevhid”, Hiristiyanlığın amentüsünün “Teslis” olduğunu, Tevhid ve Teslis farklılığında asla ittifak olunamayacağına dair Reddiye yazdı. AKP’nin tüm iradesinin RTE’nin şahsında toplandığına herkes istisnasız şahittir. Şimdi; “İyiniyetimizin kurbanı olduk”, ”Aldatıldık”, ”Yanılmışız, Allah Af etsin” türünden beyanları oldukça düşündürücüdür!…Zira Hukukta iyiniyetin korunduğu hallerin yanında, iyiniyetin korunmadığı haller de vardır. Erdoğan’ın, rahley-i tedrisinden geçtiği Necmettin Erbakan’ın reddiyesinden haberi olmadığını iddia etmek iyiniyetin korunmadığını kanıtlamaktadır. Gerçekler ortaya çıkmasın diye, AKP İktidarı Fethullah Gülen’in iadesini yokuşa sürdürücü kuşkusu yaratan; İdam Cezası, Darbe teşebbüsünü organize ettiğine dair ABD’ye belge üzerine belge yollaması ne kadar samimidir?

***

Romantik Yandaşlığın Çalkalandığı Türkiye….

Çoğu zaman ülkemizin durumu ve geleceği hakkında acizane düşünce ve değerlendirmelerimi yazıya dökerek sosyal medyada halkımızla paylaşmak istediğimde, yazımın giriş, gelişme ve sonuç safhalarını bir kompozisyon türünde yazma alışkanlığımı bir yana bırakarak yazma isteğim önüme geçiyor.

Çünkü kompozisyon kuralı içinde yazmaktan oldukça korkuyorum.

Çünkü, ülkemizde seçmenlik, seçime katılan partilerin romantik yandaşlığıyla kendini ortaya koyuyor. Hal böyle olunca, yazının henüz giriş bölümündeyken hemen etiketleneceğim korkusu beni sarıyor. Bu durum, Türkiye’de seçmenliğin; Prof.Dr.İlber Ortaylı’nın bir makalesinde, 19.yy da hilafetin Osmanlıda kalmasını, Şii olmasına karşın İranlılar ve hatta İsmailiye gibi bir mezhep müntesiplerinin desteklemesiyle örtüştüğü şeklinde görüyorum.

Makaledeki konumuzla ilgili bölümünü aşağıya da alıntıladım:

( ..).. daha ilk İslami asırda hilafet müessesesi çatışma ve fraksiyon doğuran bir kurumken ve Endülüs Emevilerinden beri giderek 15-16.yy’da birden çok İslam Hükümdarı hilafet iddiasında iken; şimdi 19.yy’da hilafetin artık bir tek devlette, Osmanlı’da olduğu daha yaygın biçimde kabul görüyordu. İran Şiileri Osmanlı hilafetini kabul etmese de, artık eskisi gibi şiddetli bir karşı propaganda yoktu. Hatta [İsmailiyye] gibi müfrid karşı grupların bile Osmanlı hilafeti karşısında hayırhah bir suskunluk gösterdiği görülmektedir. Bu romantizm nedeniyle Arap Dünyasında hilafetin Kureyş ve Arap soyuna ait olmasını savunan bazı yeni görüşler aynı çevrelerde şiddetli bir muhalefetle karşılanmaktaydı. Ama diğer yandan hilafet kurumunu modern dünyanın siyasi yapılanmaları, modernist görüşleri de ortaya çıkarıyordu. Buna örnek olarak Senusileri [Seyid Mehmet el-Mehdi] veya [Cemaleddin Afgani] gibilerini görmek gerekir. İşte 19.yy’da Osmanlı Sultanlarının, ama özellikle II.Abdulhamit, bütün farklı yorumların bazısı ile mücadele ederek bazılarını da destekleyerek, kendine göre yönlendirme gayreti içerisine girmiştir.. (…)…”

Tarih, önemli olaylarda nicelik değişimle tekerrür ediyor demekten kendimi alamıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti, Sevr’i yıkarak Kurtuluş Mücadelesiyle Monarşiden, Demokratik Cumhuriyete geçmiş daha doğrusu geçebilmiş Dünya üzerindeki tek devlettir. Demokratik Cumhuriyet, Emperyalist ABD ve AB ülkeleri endüstrileşme döneminde, coğrafyalarının ham madde kaynaklarına dar gelmesi sonucu, 600 yıllık bir imparatorluğu bölerek ortadan kaldırmasının sonucunda, hem Emperyalizme ve hem de Monarşik yapıya karşı verilerek kurulduğu için dünyada tek devlettir.

Demokratik Cumhuriyet te, Din ortadan kalkmamış, din kimliği birey bazında korunmuştur. Adına Laiklik denmiştir. Ne var ki, Kurucu irade sahipleri (yöneten ve yönetilenler), birbir hakkın rahmetine yolculandıkça, Endüstrileşen dünyaya ; bir yandan ayak uydurma zorunluluğu, diğer yandan halkın alışık olduğu Monarşik yapıdan Demokratik Cumhuriyete sosyolojik açıdan uyum sağlanmasının zorluğu, ülkemizde bu alışkanlığın vazgeçilmez ögesi “Müslüman Kimliği”ni adeta Panteist [ayrıntı] bir kimliğe dönüştürdü. Bunda en çok, sivil ve asker bürokratik kastın Laikliği İslam karşıtı bir hüviyet içerisine sokmaları etkili oldu.

Her etki beraberinde bir tepki getirdiği için, önce Said-i Nursi sanki Türkiye’de hiçbir İslam alimi yok, sadece ve sadece kendisi İslam konusunda tek kişiymiş gibi, sinsi aksiyonerlikle topluma kabul ettirildi. Hiç unutmam 1967 ve ileriki yıllarda Diyarbakır’da Nebi Camisi adeta bir asker toplama merkezi gibi seçilmişti. O yıllarda genç nüfus henüz tüketim toplumu değildi, samimi olarak camiye giden gençler tek tek avluda grup oluşturan bir avuç Nurcu tarafından cami çıkışında, nazik bir yaklaşım ve namaz kıldığı için tebrik eden kişilerce adeta kibarca tutsak edilerek Risale-yi Nur toplantılarına götürüyorlardı……

1970’li yıllara gelindiğinde bu gençlerden, etki altına girenler, Batman’da TPAO’da sendika kanalıyla işe alınıyorlardı. Daha sonraki yıllarda FETO’cu cemaat oluşturuldu.

1980’lerden sonra,zaman zaman uyku moduna giren bu cemaatin artık tek lideri olarak görülen Fethullah Gülen, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bir toplantısında, Süleyman Demirel kendisini kürsüye davet ettiğinde, kürsüye yaklaştıktan sonra başını öne eğerek kürsüye çıkmadı. Demirel yanına gelmesini bir kez daha isteyince; ”Efendim Sultanın yanında gedaya konuşmak düşmez” diyerek tam bir alçak gönüllülük gösterisi sergileyerek ister istemez ; Bu adam olsa olsa Müslüman bir vaazdır algısını tüm Türkiye’de ustaca yerleştirdi.1998 yılında dönemin Başbakanı Merhum Necmettin Erbakan, Fethullah Gülen’in “Dinler arası diyalog” girişiminde [ayrıntı] Hiristiyanlığı öne çıkararak kaleme aldığı ; [” Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız var”] başlıklı yazısının küfre yol açtığı, zira islamın amentüsünün esasının “Tevhid”, Hiristiyanlığın amentüsünün “Teslis” olduğunu, Tevhid ve Teslis farklılığında asla ittifak olunamayacağı hususunda Reddiye yazınca, FG Türkiye’den ayrıldı ve Erbakan’ın defin merasimi tüm TV’lerde canlı yayınlanmasına karşın Samanyolu TV’de merasim yerine 2 saati aşkın bir süre reklam yayınına yer verdi.

Bugün geldiğimiz noktada AKP’nin tüm iradesinin RTE’nin şahsında toplandığına herkes istisnasız şahittir. 17-25 vakasından hemen sonra RTE’nin “ne istediniz de vermedik” sözü [ayrıntı] yanında bugün –ve daha önce birkaç kez- ; “İyiniyetimizin kurbanı olduk”, ”Aldatıldık”, ”Yanılmışız, Allah Af etsin” [ayrıntı] türünden beyanları oldukça düşündürücüdür!…Zira Hukukta iyiniyetin korunduğu hallerin yanında, iyiniyetin korunmadığı haller de vardır. Bir bankacı ben para saymayı bilmediğim için… diyerek iyiniyeti öne süremez. 1998 yılında RTE’nin rahley-i tedrisinden geçtiği Necmettin Erbakan’ın reddiyesinden haberi olmadığını iddia etmek iyiniyetin korunmadığı hallerdendir. Bunu geçiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik Sosyal HUKUK devletidir. Cumhurbaşkanı da, Başbakan da ülkeyi hukuk kuralları içinde kalarak yönetmeleri tevkifidir (zorunludur) .

Verilenler nelerdir?

Bilmiyoruz….

ABD ile uluslar arası antlaşmalar, hukuk hiyerarşisi içinde anayasadan sonra gelen ve dolaysıyla kanunların önündedir. Öyleyse, ”Millet Meclisi İdam kararını çıkarırsa bunu derhal onaylarım” demek, [Tam metin] hukuk devleti gerekleri içinde FG’nin iadesini imkansız kılan bir beyandır. Sayın Cumhurbaşkanı RTE, ne verdiklerini kendisi açıklamıyorsa, FG Türkiye’ye iade edildiğinde ne aldığını söyleyerek hasmını suçlayacaktır. Bu açık… İnsanın aklına, acaba FG’nin iadesi konusunda ABD’ye müsbit evraklar gönderilmesi ve ısrarcı konuşmalar yapılması konuyla ilgili bir samimiyet gösterisi midir, şüphesi düşüyor. FG’ni bir zamanlar TV ekranlarında göklere çıkaran Yiğit Bulut’un Ali Babacan yerine hâlâ sarayda ekonomi uzmanı olarak devam etmesi, ”inlerine gireceğiz” iddiasının neresinde duruyor, benim şahsen aklım almıyor.

Eleştiri değil, Hüsn-ü Takrirde bulundum.

Saygılarımla,

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: