Etrafa korku ve tedirginlik salmak…


target

Ne olursa olsun amaca ulaşmak!

Bazılarının imaj kaygısı hiç yoktur. Beğenilmek veya beğenilmemek umurlarında değildir. Kafalarına koydukları hedefe varmaya odaklanmış robottan farkları yoktur. Bu hedef mutlaka iktidara ulaşmak veya mutlaka iktidarda kalmak ta olabilir. Yahut daha yükseklere erişebilmek… ‘Ya hep ya hiç’ felsefesiyle hareket ederler. Bu amaca ulaşmak için bir şok tedavisi yöntemi bile hazırlayabilirler. Bu oyunda her yol serbest. Belki de Tarih ile randevuyu kaçırmak istemiyorlar. Onlar için ilkeler ve ayrıntılar pek önemli değildir. Ya belirledikleri hedef, ya da belirledikleri hedef!

***

ALDATANLAR VE ALDATILANLAR…

yakup_yurt

©Yakup Yurt – Bazılarının imaj kaygısı hiç yoktur.
Beğenilmek veya beğenilmemek umurlarında değildir. Kafalarına koydukları hedefe varmaya odaklanmış robottan farkları yoktur. Bu hedef Flamanya’nın hedefi de olabilir, mutlaka iktidara ulaşmak ta, mutlaka iktidarda kalmak ta…

Son 13 Haziran seçimlerinden Flamanya’nın en büyük partisi olarak çıkan N-VA’nın başkanı Bart De Wever yedi parti halinde yürütülen müzakerelere son noktayı koydu. Dört aydan bu yana süren müzakerelerden bıktı, usandı! Bıktım patinaj yapmaktan, silelim yapılanları, sıfırdan yeniden başlayalım isterseniz melodisini mırıldanmaya başladı… Hem de havasını da ataraktan!

Biz N-VA olarak krizden korkmayız, yeni muhataplarla daha hızlı bir tempoda ilerlemek istiyoruz gibi birşeyler fısıldadı. Hem de kendi söylediğine kendisi inanan bir insan edasıyla! Ötekiler müstehzi bir edayla dinlediler melodiyi…

N-VA Belçika seçmen kitlesinin oylarının % 18 ine sahip. Fakat bütün koalisyon formüllerinde kaçınılmaz olduğu için ondan kaçış yok. Frankofonlar açısından yaptığı bir nevi güç istismarı. Fakat bu değerlendirme onun umurunda bile değil. O Frankofon PS-Ecolo-CDH üçlüsünü suçluyor.

Tam bir sağırlar diyaloğu, maskaralık…

Tam bir aldatan-aldatılan oyunu !

Frankofonların yaptığı 15 milyar avroluk jesti kendi partisinin beklediği 120 milyar avro karşısında ‘devede kulak’ olarak görüyor. ‘Ya hep ya hiç’ felsefesiyle hareket ediyor.

Bu arada Belçika’nın durumunun biraz daha kötüye gidiyor olması da umurunda değil. Uzun vadedeki gerçek niyeti zaten üniter ulus-devlet Belçika ülkesinin yerini Flamanya’ya bırakması… Bu amaca ulaşmak için bizlere bir şok tedavi yöntemi hazırlamışa benziyor. Maharetli bir şekilde su ile ateşi bir arada tutarak Frankofonların buharda görmesini engelliyor.
Bu oyunda her yol serbest. Belki de Tarih ile randevusunu kaçırmak istemiyor. Onun için ilkeler ve ayrıntılar pek önemli değil. Ne onun ne de dava arkadaşlarının makam ile koltuk ile işi var. Ne de Başbakanlık koltuğunda. Onun yegâne derdi, Flamanya’nın bağımsızlığı.

.

Peki bu zat-ı muhterem şeytan mı?

Değil, ama yeterince tanınmama avantajını kullanıyor. Rakipleri kendisini özelliklerini çözebilmiş değiller. O, kendisine ideolojik olarak daha yakın gördüğü liberalleri, yani MR ve Open VLD’yi, istiyor. Onlarla daha rahat hareket edebileceğini zannediyor.

Peki bu adamı yavaşlatacak veya durduracak kimse yok mu? Muhakkak vardır. Belki birkaç ay sonra Belçika ile tekrar ilgilenmeye başlayacak mali piyasalar veya borsalar duruma el koyarlar. Zira ülke ekonomisi sürekli kırılganlaşıyor. Flamanya da dahil tüm ülke bundan zarar görecek! Peki Flamanya’ya zararı olan şeyin Bart De Wever’e faydası mı olacak? Öyle zannediyorsa gerçekten yanılıyor. Çünkü para Flaman, Valon tanımaz; herkese haddini bildirir…

Belçika’da emeklilikte üst yaş sınırı 65. Cinsiyet ayrımı yok. Son edindiğim bilgilere göre, emekliliğe kabul edilmiş olup ta ek gelir elde etme amacıyla çalışmaya devam edenlerin sayısı 90.000’i aşmış durumda. Zira emekli maaşları düşük ve yaşam pahalı…

Maliyetleri azaltma kaygısıyla her alanda bilişim ve elektronik teknolojileri uygulanıyor. Yakın bir gelecekte robotlar tarafından yönetileceğiz, insanlıktan ve insaniyetten, dolayısıyla insani çözümlerden uzaklaşacağız.
Yere düşeceğiz, çömlek patlayacak, ama son pişmanlık fayda etmeyecek!

Bu yazının yazıldığı tarihe göre değişen ve eklenecek iki husus var.

Birincisi aktif sendikaların ve uluslararası terör korkusunun gerginleştirdiği sosyal ortam. Onun dışında herşey aynı şekilde devam ediyor. Sistemin oburluğundan kaynaklanan ekonomik ve sosyal sorunlar çözülemiyor.
Etrafta korku ve tedirginlik hâkim… İnsanlar 1960-1989 arası süren eski günleri, sosyal demokrasiyi yine bekliyorlar…

Yani umut dünyası…
Sanki gelecekmiş gibi…
Brüksel, 08/10/2010 – Umurbey-Gemlik, 18-07-2015 (son paragraf)

Not : Bu makale için Le Vif-L’Express dergisinin 3092 sayılı başmakalesinden uyarlama yaptım. [Le Vif]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: